Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    avrupa insan hakları mahkemesine kimler başvurabilir

    1 ziyaretçi

    avrupa insan hakları mahkemesine kimler başvurabilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Başvuru

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Başvuru

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Nedir?

    Av. Mehmet Erbil1

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), bazı temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir yargı kurumudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), mahkemenin yargı yetkisi ile koruma altına alınan hak ve özgürlükleri düzenlemektedir. AİHS, hem bireysel başvuru hakkının hem de AİHM’in yargı yetkisinin sınırlarını belirleyen en temel insan hakları belgesidir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulabilmesi için olağan tüm iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekir. Başvuru sırasında tüm iç hukuk yolları tüketilmemiş olsa bile, AİHM’in bireysel başvuru hakkında karar verdiği tarihe kadar iç hukuk yollarının başvuru yapıldıktan sonra tüketilmiş olması halinde de başvuru incelenir.

    AİHM başvurusu, AİHM Bireysel Başvuru Formu kullanılarak yapılır. Başvuru formunun usulüne uygun doldurulması gerekir, aksi takdirde başvurunun usulden reddedilmesi sonucu ile karşılaşılabilir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Kimler Başvurabilir?

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine göre AİHM’e bireysel başvuru yapma hakkına sahip gerçek veya tüzel kişiler ile topluluklar şunlardır:

    Hayatta olmayan biri adına AİHM’e bireysel başvuru yapılamaz. Hayatta olmayan kişinin ölümü nedeniyle mirasçıları, uğradıkları haksızlığın giderilmesi için iç hukuk yolları tüketildikten sonra ya da etkili bir iç hukuk yolu olmadığı düşünülüyorsa doğrudan mahkemeye başvuru yapabilirler.

    Bireysel başvuru sahibi başvuru sürecinde ölürse, mirasçıları, mirasçılık belgesini sunmak suretiyle başvuruyu devam ettirebilirler.

    Başvurunun bir avukat tarafından yapılması zorunlu değildir. Ancak mahkeme, kabul edilebilirlik kararı verilmesinden sonra başvurunun bir avukat aracılığı ile yürütülmesini istemektedir. Bu nedenle ortaya çıkabilecek sorunların yaşanmaması ve sırf şekli bir nedenden dolayı başvurunun reddedilmesinin önüne geçilmesi için başvurunun en başından itibaren bir avukat tarafından yapılması ve yürütülmesinde fayda vardır.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Başvuru Süresi ve Yöntemi

    AİHM’e başvuru süresi, iç hukuk yollarının tüketildiği veya hak ihlalinin ortaya çıktığı tarihten itibaren 6 (ALTI) aydır. Ancak, 01.02.2022 tarihinden itibaren AİHM’e başvuru süresi 4 ay olacaktır.

    AİHM’in kullandığı resmi dilller Fransızca veya İngilizcedir. Ancak, ilk başvuru sözleşmeci devletin resmi dili kullanılarak da yapılabilir. Örneğin, Türkiye’de yaşayan bir vatandaş bireysel başvuru formunu Türkçe doldurabilecektir. Eklenecek belgelerin tercümesinin yapılması şart değildir.

    Bireysel başvuru ile ilgili kabul edilebilirlik kararı verildikten sonra, başvuru görüşünü bildirmek üzere aleyhine başvuru yapılan devletin hükümetine iletilir. Başvurunun hükümete bildirilmesinden sonra kural olarak yazışmaların İngilizce veya Fransızca yapılması gerekir. Ancak, bu aşamada da mahkeme başkanından izin alındıktan sonra, başvurucu sözleşmeci devletin resmi dili ile yazışma yapmaya devam edebilir. Fakat başvurucuya mahkeme tarafından gönderilen mektup ve kararlar İngilizce veya Fransızca olacaktır.

    AİHM’e başvuru yapabilmek için; mahkeme tarafından formatı hazırlanan, başvuru formunun doldurulması ve imzalanması, başvuru temsilci vasıtasıyla yapılıyorsa yine mahkeme tarafından formatı hazırlanan yetki belgesinin başvurucu ve temsilcisi tarafından imzalanması, eklenecek belgelerin ve mahkeme kararlarının tarih sıralamasına uygun bir şekilde sıra numarası verilmek suretiyle forma eklenmesi gerekir. Başvuruya başvurucunun nüfus cüzdan fotokopisinin eklenmesi de istenmektedir. Başvuru formu ve diğer belgeler zımbalanmadan ve delgeçle delinmeden, dosya veya klasöre takılmadan, zarfa konulmalıdır. Bireysel başvuru ve ekleri, AİHM’in aşağıdaki adresine posta yoluyla iadeli ve taahhütlü gönderilmelidir:

    AİHM’e Bireysel Başvuru İçin İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Gerekir

    AİHM’e başvuru yapabilmek için kural olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. Ancak, etkili bir iç hukuk yolu olmadığı düşünülüyorsa doğrudan başvuru yapılabilir.

    Birden çok iç hukuk yolu mevcut ise, kural olarak bu hukuki yollardan herhangi birinin tüketilmiş olması yeterlidir. Sözleşmenin ihlali nedeniyle açılmış bir dava varsa ya da yapılan bir yargılama sırasında sözleşmede düzenlenen bir hakkın ihlal edildiği düşünülüyorsa, kural olarak ilk derece mahkemesinin karar vermesinden sonra, süresi içinde istinaf ve varsa Yargıtay yoluna müracaat edilmesi, son olarak da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun tüketilmesi gerekir.

    İstinaf ve temyiz yolu kapalı olan mahkeme kararlarına karşı, kararın verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine Bireysel başvuru yapılmalı, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar başvurucuyu tatmin etmiyorsa 6 ay içinde AİHM’e başvuru yapılması gerekir. Örneğin, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına karşı yapılan itiraz üzerine verilen itirazın reddi kararları; şikayet veya suç duyurusu üzerine savcılık tarafından verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının tebliği üzerine itiraz merci olan Sulh Ceza hakimliğinin verdiği İtirazın Reddi Kararları aleyhine öncelikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmalı, başvuru sonucu Anayasa Mahkemesinin verdiği karar başvurucuyu tatmin etmezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir.

    Yargılamanın makul süreyi aşması halinde, mahkemenin karar vermesi ve sonuçlanması beklenmeden, Anayasanın 36. maddesinin ve sözleşmenin 6/1. maddesinin ihlali nedeniyle öncelikle Anayasa Mahkemesine, olumlu sonuç alınamaz ise AİHM’e başvuru yapılabilir.

    Tutuklama, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının en çok ihlal edildiği ceza muhakemesi tedbiridir. Tutukluluk süresinin makul süreyi aşması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için AİHM’e başvuru yapılması düşünülüyor ise; tutukluluğun devamına dair karara itiraz edilmeli, itirazın da reddedilmesi halinde bir üst mahkemeye itiraz edildikten sonra bu talepte reddedilirse üç ay içinde CMK 141 ve 142 maddeler uyarınca ilgilinin ikametgah adresinin bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açılmalıdır.

    AİHM iki kararında (Şefik DEMİR/Türkiye ve Fuat BALCA/Türkiye Kararları) ; iç hukukta yargılamanın kesin bir kararla sonuçlanması, diğer bir deyişle ilk derece mahkemesinin verdiği kararın bir üst mahkemece onanması ve kesinleşmesi durumlarında, tutuklulukta geçen sürenin makul süreyi aşması nedeniyle ortaya çıkan zararın giderilmesi için, öncelikle CMK 141 ve 142 maddelerinde yer alan düzenlemeler ışığında iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

    Anayasa mahkemesi bir bireysel başvuru kararında (Hamit Kaya Kararı); AİHM’in Şefik DEMİR kararına atıfla, yargılaması sonlanan; yani üst mahkemenin denetiminde geçerek kesinleşen dosyalarda tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için, CMK 141 ve devamı maddelerince dava açılıp sonuçlandırılmadan gelen, diğer bir deyişle olağan yargı yolları tüketilmeden gelen bireysel başvuruda kabul edilemezlik kararı vermiştir.

    Anayasa Mahkemesi, daha önceki kararlarında ceza yargılaması devam ederken, tutukluluk süresinin makul süreyi aşması nedeniyle kişinin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi için yapılan bireysel başvurularda, CMK 142. maddesinin 1. Fıkrasında yer alan “karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihlerini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” şeklindeki düzenlemeyi dikkate alarak, AİHM’in bu yöndeki kararlarına da dikkat çekmek suretiyle, CMK 141-142 maddelerinde yer alan düzenlemenin etkili bir yol sunmadığından bahisle CMK 142-142. maddelerine göre ilgili Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmasının ve sonuçlandırılmasının gerekmediği yönünde kararlar veriyordu.

    AYM yukarıda açıkladığımız içtihadından 2014/6500 bireysel başvuru nolu İRFAN GERÇEK Kararı ile dönmüştür. AYM, İrfan GERÇEK kararında; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle uğranılan zararların karşılanması için, kişinin yargılandığı ceza mahkemesindeki yargılama dosyasının sonlanması veya kararın kesinleşmesi beklenmeden, CMK 141-142 maddeleri uyarınca Ağır Ceza Mahkemelerinde dava açıldığında başarı şansı olduğunu, bu yönde verilmiş birçok mahkeme kararı olduğunu, bu nedenle öncelikle ilgili Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılması gerektiğini, aksi halde olağan kanun yolu tüketilmeden yapılan başvurunun reddedileceği yönünde görüş belirterek önceki içtihadından dönmüştür. Bu nedenle, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle uğranılan zararların giderimi için artık her halükarda, öncelikle CMK 142-142 maddeleri uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılması ve sonucuna göre Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekecektir. Aksi halde Anayasa Mahkemesi, olağan kanun yolları tüketilmediğinden bahisle bireysel başvuruyu reddedecektir.

    Buna göre; tutuklu yargılama devam ederken, tutukluluğun makul süreyi aştığı düşünülüyorsa, gerekli itiraz yolları tüketildikten sonra, üç ay içinde uğranıldığı düşünülen maddi ve manevi zararın tazmini için CMK 141-142’ye göre dava açılmalıdır. Tutuklu sanığın tahliye edildiği tarihten veya ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararıyla birlikte tutukluluğun devamına karar verilmişse, tutukluluk halinin devamına dair verilen karara karşı bir üst mahkemeye itiraz edildikten sonra, sonucuna göre en geç üç ay içinde CMK 141-142 maddeleri uyarınca tazminat davası açılmalıdır.

    Tutuklu yargılama devam ederken, tutukluluğun hukuka aykırı bir şekilde sürdürüldüğü düşünülüyorsa, gerekli itiraz yolları tüketildikten sonra, tutukluluğun hukuka aykırı olduğu, tutuklu yargılamayı gerektirecek bir durumun olmadığı düşünülüyorsa, tutukluluğun sona erdirilmesinin sağlanması için, öncelikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilmeli, olumlu bir karar alınamaz ise AİHM’ ne başvuru yapılmalıdır.

    Anayasa Mahkemesi, 2015/18567 bireysel başvuru nolu Erdem GÜL/Can DÜNDAR Kararı ile; tutukluluğun koşullarını incelemiş ve bireysel başvuruya konu edilen dosyadaki mevcut olguları dikkate alarak, tutukluluğun sürdürülmesinin, Anayasanın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu kararın açıklanmasından hemen sonra gazeteciler Erdem GÜL ve Can DÜNDAR yerel mahkemece tahliye edildiler.

    AİHM’in Başvuruyu İncelemesi ve Karar Süreci

    Bireysel başvuru, AİHM’e ulaştıktan sonra, başvurucuya, başvurunun alınıp kaydedildiğine dair bir mektup gelecektir. Bu mektupta başvuruda bir eksik varsa, o eksikliğin tamamlanması da istenebilir.

    AİHM, ilk incelemede, bireysel başvuruyu; süre yönünden, iç hukuk yollarının tüketilmemesi, başvurunun konusunun önemsiz olması, dayanaktan yoksun olması nedeniyle, mahkemenin saptadığı başkaca herhangi bir gerekçe nedeniyle başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verebilir. AİHM tarafından verilen kabul edilemezlik kararları kesindir. Bu ilk inceleme sonucunda verilen kabul edilemezlik kararlarında, genellikle sözleşmenin 34 ve 35. maddelerine atıfta bulunulmak suretiyle yetinildiği ve kabul edilemezlik nedeni hakkında ayrıca bir gerekçe belirtilmediği için, çoğu zaman, başvurunun neden kabul edilmediği hususu anlaşılamamaktadır.

    Başvurunun ilk incelemesinden sonra kabul edilemezlik kararı verilmediği takdirde, dosyanın konusuna ve önemine göre çoğu zaman her iki tarafa yani hem başvurucuya hem de sözleşmeci devletin hükümetine birer DECLARATİON gönderilmek suretiyle, dostane çözüm yoluyla davanın sonuçlandırılması konusunda tarafların görüşleri sorulmaktadır. Taraflar, gönderilen deklarasyonu kabul ettiklerini belirten bir mektupla birlikte, imzaladıkları deklarasyonu mahkemeye göndermeleri halinde, mahkeme deklarasyonda belirtilen tazminat miktarının sözleşmeci devlet tarafından başvurucuya ödenmesine karar vermek suretiyle başvuruyu sonuçlandırmaktadır. Taraflar deklarasyonu kabul etmiyorlarsa bunun nedenini de belirterek, deklarasyonu kabul etmediklerine dair bir mektubu mahkemeye göndermeleri gerekir.

    AİHM’e gönderilen mektuplara başvuru adı ve numarası yazılmalı ve mektupların kaybolma ihtimaline binaen, mutlaka iadeli taahhütlü olarak gönderilmelidir. AİHM’e gönderilen mektup ve belgelerin birer örneği başvurucunun kendi dosyasında kalmalıdır.

    Dostane çözümle dosyanın çözümlenmesi mümkün olmaz ise, AİHM, kabul edilebilirlik kararında; başvurunun içeriğine göre, sözleşmenin hangi maddelerinin ihlalinin söz konusu olabileceğini belirterek, başvuruyu ilgili hükümete bildirmekte ve bu konuda sözleşmeci hükümetin cevaplarını istemektedir.

    AİHM, hükümetin cevaplarını aldıktan sonra, bu cevapları bir mektup ekinde başvurucuya göndermekte ve en geç mektupta belirtilen tarihte; hükümetin cevaplarına karşı başvurucunun vereceği cevapları, tazminata yönelik taleplerini, başvuru için yapılan masrafları, talep edecekleri avukatlık ücretini bildirilmesi istenmektedir. Talep edilen tazminat, masraf ve avukatlık ücretine dair belgelerin de gönderilmesi gerekir. AİHM avukatlık ücreti isteniyorsa mutlaka serbest meslek makbuzunun fotokopisinin gönderilmesini istemektedir. Aksi halde avukatlık ücreti vermemekte ya da kendilerinin uygun göreceği genellikle düşük bir miktar belirlemektedir. Gönderilecek belgelerin fotokopisinin gönderilmesi yeterlidir.

    AİHM başvurularında sıkça yapılan hatalardan birisi şudur;

    Başvurucu, başvuru formunda isteyeceği tazminat miktarını yazmakta, nasıl olsa başvuru formunda yazdım diyerek daha sonra, yani hükümetin cevapları geldikten sonra gönderilmesi gereken cevap dilekçesinde bu konuda yeniden bir talepte bulunmamaktadır. AİHM, başvuru formunda tazminat miktarlarının yazılmış olmasını dikkate almamaktadır. Hükümetin cevaplarına karşı verilen cevap dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat miktarlarının yeniden yazılmasını istemektedir. Bu nedenle, başvuru formunda istenilen tazminat miktarı yazılmış olsa bile, hükümetin cevaplarının geldiği ve adil tazmine ilişkin taleplerin yapılmasının istendiği aşamada, istenilen maddi ve manevi tazminat miktarı mutlaka yeniden yazılmalı, avukatlık ücreti ve masraflarla ilgili belgeler gönderilmelidir. Aksi halde mahkemece ihlal kararı verilse bile tazminata karar verilmeyecektir. Esasen başvuru formunun talep kısmına; başvuru formunda belirtilen ihlallerin tespiti ile ihlal sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesinin istenmesi yeterlidir.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) Acil Başvuru ve Tedbir İstemi

    Yaşam hakkının ve işkence yasağının ihlali ya da başvurucunun sınır dışı edilmesi halinde gönderileceği ülkede başvurucunun yaşam hakkı ve işkence yasağı hakkının ihlal edilmesi ihtimali varsa, acil başvuru yapılıp tedbir talebinde bulunmak mümkündür. Bu durumda mahkeme en kısa zamanda başvuruyu hükümete bildirmek suretiyle bilgi talep eder. AİHM, gerekli görürse ihlalin önlenmesi için geçici tedbir kararı alarak, ilgili hükümetten alınan tedbirlerin uygulanmasını isteyebilir.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Korunan Haklar

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin düzenlediği haklar sözleşmenin 2 ila 14. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

    AİHS ek protokollerle koruma altına alınan haklar şunlardır:

    1 Numaralı Protokolle;

    4 Numaralı Protokolle;

    6 Numaralı Protokolle;

    7 Numaralı Protokolle;

    12 Numaralı Protokolle;

    Ek protokollerle getirilen haklar, protokolleri imzalayan ve onaylayan devletlere karşı ileri sürülebilir.

    AİHM Kararlarının Hukuki Niteliği ve Yerine Getirilmesi

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ulusal mahkemelerin üstünde, yani kanun yolu başvurusu yapılan bir mahkeme değildir. Diğer bir deyişle; ulusal hukukta mahkemelerce verilen kararların temyiz yeri değildir. Kural olarak, AİHM, ulusal mahkeme kararlarını bozamaz veya düzeltemez. AİHM’in başvurucu lehine verdiği kararlarda, kararın gereğinin yerine getirilmesi için sözleşmeci devlet nezdinde doğrudan bir müdahalede bulunma yetkisi de yoktur. Öte yandan, hem Anayasanın 90. maddesi hem de sözleşmeci devletlerin üzerlerine aldığı yükümlülükler dikkate alındığında AİHM kararlarının yerine getirilmemesi mümkün değildir.

    AİHM kararlarında belirtilen ihlaller doğrultusunda, ihlalin meydana geldiği sözleşmeci devletin hükümeti, sorun yasal mevzuatta kaynaklanıyorsa, mevzuatta gerekli değişiklikleri yapmak, uygulamada kaynaklanıyorsa (örneğin işkence ve kötü muamelede olduğu gibi) bu uygulamanın sonlandırılması için gerekli önlemleri almak zorundadır. Zira AİHM kararlarını uygulamayan sözleşmeci devlet, hem Avrupa Konseyi nezdinde hem de uluslararası platformlarda diplomatik olarak oldukça zor duruma düşecektir. AİHM kararlarını uygulamayan sözleşmeci ülkelerin Avrupa konseyi üyeliğinin sona erdirilmesi de mümkündür.

    Türkiye, 9 Ekim 2007 tarihli ve 1448/04 başvuru numaralı Hasan ve Eylem Zengin - Türkiye kararında; zorunlu din dersi ve Alevilik inancının müfredatta yeterince yer almaması nedeniyle, Ek 1. nolu protokolün 2. Maddesinde düzenlenen eğitim hakkının ihlal edilmesi ile ilgili verdiği kararın gereğini yerine getirmemesine rağmen, Bakanlar komitesinin ve Avrupa Konseyi gerekli prosedürü işletmek konusunda oldukça isteksiz davranmıştır.

    Ağırlaştırılmış müebbet Hapis cezası ile ilgili olarak AİHM’in 15 Eylül 2015 tarihli ve 27422/05 KAYTAN/Türkiye ve 15 Aralık 2015 tarihli ve 4947/04 GURBAN/Türkiye kararlarında; Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ölünceye kadar devam ettirilmesi yönündeki yasal düzenlemenin ve infazının, işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen sözleşmenin 3. maddesinin ihlalini oluşturduğunu, ölünceye kadar devam edecek şekilde bir ceza olamayacağını, bu konuda gerekli adli ve idari değişikliğin yerine getirilmesi gerektiğini belirtmiş olmasına rağmen, Türk hükümeti sözü edilen kararlar gereğince, sözleşmenin ihlalini sona erdirmek üzere yasal ve idari olarak bu güne kadar herhangi bir girişimde bulunmamıştır.

    AİHM’in Hükmettiği Tazminatların Ödenmesi

    AİHM kararlarında belirlenen tazminatlar, kararlar kesinleştikten sonra, Adalet Bakanlığına bağlı İnsan Hakları Daire Başkanlığı kurumuna gönderilecek bir dilekçe ile talep edilmelidir. Talep edilmes halinde hükemedilen tazminatlar, üç ay içinde başvurucunun dilekçesinde belirttiği banka hesabına yatırılmaktadır.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir insan hakları koruma mekanizması olduğundan, AİHM’e yapılan başvurunun, hakkın etkin bir şekilde kullanımının sağlanması için bir avukat aracılığıyla yapılmasında yarar vardır.

    Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

    Yazı kaynağı : barandogan.av.tr

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nedir, nereye bağlıdır, kimler nasıl başvurabilir?

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nedir, nereye bağlıdır, kimler nasıl başvurabilir?

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye'nin atamak istediği yargıçları üçüncü kez reddetmesinin ardından AİHM'de yaşanan süreçler ve kurumun işleyişi hakkında sorular arttı.

    Aldığı kararlar üye ülkeler için bağlayıcı olması sebebiyle son derece önemli bir mahkeme olan AİHM her yıl on binlerce başvuru alıyor. Peki AİHM tam olarak nedir, nereye bağlıdır ve kimler nasıl başvurabilir?

    Kısa özgeçmişi

    AİHM Strazburg'daki Avrupa Koneyi'nin en önemli parçalarından biridir. Bu konsey Avrupa Birliği'nin (AB) konseyi ile karıştırılmamalıdır. Türkiye bu konseyin, daha bilinen ve kullanılan adıyla Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin (AKPM) 47 üyesinden biridir. Ancak hem AKPM'yi hem de AİHM'i içine alan yapının adı 'Avrupa Konseyi'dir

    Günümüz AB'sini oluşturan temel metinler, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) 1957'deki kuruluşundan önce Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanmıştır.

    Bu metinlerin de başında bugünkü Kopenhag siyasi kriterlerinin olmazsa olmazı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) geliyor. İşte AİHM de AİHS temelinde oluşturulmuş bir yargı sistemidir.

    AİHM'in fikir babalarından Pierre-Henri Teitgen Avrupa'da ikinci dünya savaşının yaraları henüz sarılmaya devam ederken 1949 yılında AKPM'de yaptığı ünlü konuşmasında şu sözleri sarf etmişti:

    "Hiç kimse yıllar sonrasının geleceğine bakıp kendi medeniyetinin totaliterizm ve diktatörlüğe dönüşmeyeceğini ve ülkesinin böyle risklerden azade olduğunu iddia edemez. Bu nedenledir ki bizler önce davranıp, zamanı geldiğinde alarm çanlarını çalacak bir bilinci ve vicdanı yaratmalıyız. Bu özel vicdan da ancak özel bir Avrupa yüksek mahkesi yoluyla oluşturulabilir."

    İşte bu konuşmadan 10 yıl sonra nihayet 1959'da AİHM kuruldu ve çalışmaya başladı. Üye ülkelerden bu mahkemeye seçilen yargıçların görevi aldıkları içtihat kararları ile Teitgen'in bahsettiği bu özel vicdanı oluşturmak ve gerektiğinde çok geç olmadan alarm çanlarını çalabilmektir. Bu nedenle yargıçların seçimi ve kabulü özel ve katı esaslara dayanmaktadır.

    Nasıl bir yapı?

    Her üye ülke AİHM heyetine bir yargıç verir. Bu tek yargıç o ülkenin önerdiği yargıçlar listesinin içinden AKPM oyu ile seçilir. AKPM seçimi öncesi adaylar alt komitelerin gerçekleştirdiği sıkı bir mülakat evresinden geçerler.

    9 yıllık bir görev süresine sahip olan yargıçlar yalnızca bir dönem görev yapabilirler ve görev süreleri boyunca tam bağımsızlık ile hareket etme yetkisine ve sorumluluğuna sahiptirler. Kendi ülkelerini temsil etmez veya çıkarlarını kollamazlar.

    Her yargıcın tüm üye ülkelerden karışık şekilde oluşan çalışma takımları bulunur. Bu takımlarda alanlarında uzman hukukçular, danışmanlar ve asistanlar olur.

    Yargıçlar, yerlerine başkası seçilinceye kadar görevlerini sürdürürler. Buna karşılık, daha evvel katılmış oldukları davalara, görevleri sona erdikten sonra da bakmaya devam ederler. 70 yaşına gelen bir yargıcın görev süresi otomatik olarak sona erer.

    Bir yargıç ancak diğer yargıçlar tarafından görevden alınabilir. Bunun için diğer yargıçların üçte iki çoğunluğu grekmektedir. Bunun dışında bir yargıcı görevinden alabilecek bir başka üst otorite yoktur.

    Neden ve nasıl başvurulur?

    AİHM ile özel ve tüzel kişiler iç hukuk yoluyla hesap vermeyi reddeden ve/veya adaleti sağlayamadığını düşündükleri devletlerini hesap vermeye zorlarlar ve alınan kararlar neticede diğer tüm bireylerin de hayatlarını etkiler.

    AİHM'e her gün yüzlerce mektup ve telefon gelir. Sorulan sorular ve yapılan başvurular içeriğine göre ayrılarak daha sonra yargıçların takımlarına aktarılmak üzere özel dosyalara dönüştürülecekleri bir departmana gider. Başvuruların büyük çoğunluğu bu aşamada elenir. Elenmenin en büyük nedeni başvuru krtierlerinin yerine gelmemiş olmasıdır.

    Başvurularda en çok yapılan hata iç hukuk yıllarının tüketilmemiş olmasıdır. Başvuru için diğer şartlar şöyledir:

    Bu şartlar oluştuğunda başvuru için AİHM sitesinde yer alan başvuru formunu indirmek, doldurmak ve göndermek yeterlidir. Herhangi bir alanı eksik kalmış veya anlaşılamaz şekilde doldurulmuş form hemen elenir.

    AİHM'e başvurmak için bir avukat tarafından temsil ediliyor olmak şart değildir ancak süreç içerisinde faydalıdır. Başvuru formunda ayrıca üç sayfayı geçemeyecek şekilde yaşanan olayın ve mağduriyetin bir özeti yazılır. Burada kullanılan dilin profesyonelce olmasına ve olayların tarih sırasına göre düzgün bir kronoliji ile açıklanmasına dikkat edilmeli.

    Tek bir başvuruda AİHS'e taraf olan birden fazla sayıda devletten de şikayetçi olabilirsiniz. Bu noktada ihlal edildiğini düşündüğünüz AİHS maddelerini belirtmek ve bu maddelerin nasıl ihlal edildiğini kısaca anlatmak önemlidir. Bir başka önemli nokta da ihlal edildiğini ileri sürdüğünüz her madde için hali hazırda yapmış olduğunuz girişimleri doğru şekilde aktarmanızdır. Bunun için konuya bahis kararların ve tebligatların tarihleri belirtilmelidir.

    Son olarak kendi şikayetinizi destekleyecek emsal kararların örneklerini tarihlerine göre numaralandırarak başvurunuza eklemelisiniz. Tamamlamış olduğunuz bu başvuru formuna belgelerin asıllarını koymayın çünkü bunlar bir daha başvuru sahibine geri verilmez.

    Tarih atıp imzaladığınız dosyayı şu adrese posta ile yollamanız yeterli:

    The Registrar, European Court of Human Rights

    Council of Europe

    67075 Strasbourg cedex

    France

    Mahkeme hangi hakların ihlaline bakar?

    AİHS çerçevesinde belirtilen hakların en başında 'yaşam hakkı' gelir ve bu nedenle hiçbir üye devlette idam cezası olamaz. İdam cezasını geri getirecek olan ülkelerin üyelikleri hızlı bir süreç ile son bulur.

    Bir diğer önemli hak ihlali de işkence ve insanlık dışı muamelelerdir. Bununla birlikte düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ile ifade özgürlüğü de sıklıkla mahkemenin önüne gelen ihlal iddiaları arasındadır. Diğer tüm maddelere buradan ulaşabilirsiniz.

    Mahkemenin önüne gelen en yoğun başvuru çeşidi ise 'adil yargılanma', 'yargılamaların süresi' ve 'ulusal mahkemelerce alınan kararların uygulanması' konularında yaşanan hak ihlallerine ilişkin olmaktadır.

    Kürtaj, ötenazi, dini semboller, eşcinsel evliliklerde evlat edinme, başörtüsü, ayrımcılık, yeni teknolojiler, çevre ve daha birçok tartışmalı ve hassas konu AİHS içerisinde genel olarak belirtilmiş ve yorumu içinde bulunan çağın toplumuna ve normlarına göre o günün yargıçlarına bırakılmıştır.

    Süreç nasıl işler?

    Süreçler sonunda kabul gören başvurular için farklı sayıda yargıçtan oluşan mahkemeler kurulur.

    Bir meseleye ya 1 yargıçlı mahkeme ya 3 yargıçlı komite ya 7 yargıçlı loca ya da 17 yargıçlı büyük loca bakar. Mahkemenin kaç yargıçla konuyu ele alacağı konunun ağırlığına, önemine ve sonucunun etki alanı genişliğine göre değişir.

    Nadir de olsa bazı vakalarda mahkeme yargılamayı halka açık olarak yapmayı seçer. Bu durumlarda tüm yargılama süreci kaydedilir ve canlı yayınlanır.

    AİHM'in kapsama alanı nedir?

    AİHM kararlarının kapsama alanı oldukça geniştir. Sözleşmeye taraf olan ülkeler toplamda 820 milyon kişilik bir nüfusa sahiptir. Bu nüfusa üye devletlerde bulunan ancak üye devlet vatandaşı olmayan mülteciler de eklendiğinde sayı daha da artar çünkü onlar da AİHS'in dolayısıyla AİHM'in koruyucu şemsiyesi altındadır.

    Bu şemsiye AİHS'e taraf olan ülkelerin vatandaşlarının, askerlerinin veya şirketlerinin AİHS'e taraf olmayan ülkelerdeki faaliyetlerini de kapsar. Buna bir örnek askerleri ile Irak'ta bulunan İngiltere'nin buradaki sivil ölümlere ilişkin gerekli soruşturmayı yapmaması sonucu yargılanarak mahkum edilmesiyydi.

    Bunun da ötesinde eğer AİHS'e taraf bir ülke AİHS'e taraf olmayan bir ülkenin kendi topraklarında insan haklarını ihlal edici faaliyetlerine göz yumuyorsa yine AİHM'de yargılanabilir. Bunun bir örneği de CIA'in Makedonya'da terörist oldukları gerekçesiyle birçok kişiye uyguladığı işkencelerin sonucu Makedonya devletinin AİHM'de tazminata mahkum edilmesiydi.

    Dava hakkında karar alan mahkemenin kararı üye devlet için bağlayıcıdır. Davacı haklı bulunmuşsa mahkemenin belirlediği türde ve miktarda tazminat ödenmek zorundadır.

    AİHM hukuku ulusal hukukun üzerindedir ve gerektiğinde ulusal hukuk AİHM'deki içtihatlara göre değiştirilir.

    Mahkemenin kararına uymayan üye devletlere ne olur?

    AİHM kararlarının uygulanmasını sağlamak ve bunu takip etmek Avrupa Konsey'inin yürütme kolu olan Bakanlar Komitesi'nin görevidir. Bu komite üye ülkelerin dışişleri bakanlarından ve onların daimi temsilcilerinden oluşur.

    Bu komite düzenli olarak verilen kararların uygulandığını teyit etmek için toplanır. Kararlar tatmin edici şekilde uygulanana kadar da komite konuyu gündeminde tutar ve sürekli olarak mahkum edilen ülkenin önüne koyar.

    Karara veya kararlara uymamakta ısrar eden üye ülke bir süre sonra konseydeki haklarının askıya alınması durumu ile karşı karşıya kalır ve o ülke karar mekanizmalarında etkili olamaz. Bu süreç üyeliğin askıya alınmasına kadar gidebilir.

    Türkiye'nin AİHM'deki yeri

    Pek bilinmese de Türkiye herhangi bir üye değil, bugünkü Avrupa Birliği fikrinin temel ilkelerini ve ruhunu oluşturan Avrupa Konseyi'nin kuruluşunda birinci derecede rol oynamış 12 ülkeden biridir.

    Türk parlamenterler ve diplomatları, bu yapının 1949'daki kuruluşundan itibaren Avrupa'nın geleceği hakkında -o tarihlerde Avrupalılara dahi hayalci gelen- bugün AB düzeyinde hayata geçmiş önerilerde bulundular.

    Daha sonra AB'nin temelini oluşturacak olan bazı metinler bu konseyde Türkiye'nin de katılımı ve hatta önayak olmasıyla hazırlandı. Gerek AİHS gerekse Avrupa'da vizesiz seyahatin temelini oluşturan metin ve anlaşmalar da Türkiye'nin katkıları ile 1950li yıllarda Avrupa Konseyi'nde oluşturuldu. Türkiye'nin AİHM sistemine katılımı ise 1987 itibarı ile gerçekleşti.

    Durum iç açıcı değil

    Türkiye ne yazık ki giriş yaptığı 1987'den 2017 sonuna kadar hakkında en çok karar çıkan ülke oldu. Toplam 3 bin 386 karardan 2 bin 988'inde en az bir AİHS maddesinin ihlal edildiğine hüküm verilirken yalnızca 77 karar Türk devleti lehine sonuçlandı. Birçok davada birden fazla AİHS maddesini ihlal eden Türkiye toplamda 4 bin 640 ihlal gerçekleştirdiği kayıt altına alındı.

    Türkiye'nin en çok mahkum edildiği ihlal maddesi ise 'adil yargılanma' oldu. İkinci sırada tutuklama esaslarına dair 'özgürlük ve güvenlik hakkı', üçüncü sırada 'mülkiyetin korunması hakkı' ve dördüncü sırada da soruşturma ve yargılamaların uzun sürmesi' bulunuyor.

    Türkiye'nin mahkumiyet birinciliğinden inmesinin tek nedeni 1998 yılında Rusya'nın AİHM sistemine girmesi oldu. 2012'ye kadar ihlal konusunda daima zirvede bulunan Türkiye bu pozisyonu Rusya'ya bıraktı. Üçüncülük ise İtalya'da bulunuyor.

    Türk yargıç listesi neden reddediliyor?

    AİHM'de son olarak Türk yargıç Işıl Karakaş yer alıyordu. Görev süresi dolan Karakaş'ın yerine üçerli gruplar halinde önerilen toplam 9 isim Avrupa Konseyi tarafından reddedildi. Bu nedenle yargıç Karakaş görevini sürdürmeye 1,5 yıldır devam ediyor.

    Daha önce verilen üçlü listelerdeki adaylar yetersiz bulunarak reddedilmişti. Türkiye son olarak Prof. Necati Polat, Prof. Selami Kuran ve Prof. Esra Gül Dardağan Kibar'ın isimlerini bildirdi ancak bu adaylar da sunulan kişilerde birbilerine yakın yeterlilikte olma koşulu yerine gelmediği için reddedildi.

    Zedelenen Türkiye imajı

    Türkiye iki yıldır AKPM alt komitesi tarafından yapılan mülakatları aşabilmiş değil. AKPM genel kurulunda seçim yapılması için önce bu alt komitenin onayı gerekiyor. Türkiye'nin bu komiteden onay alamadığı her sefer uluslararası imajı zedeleniyor.

    Türkiye şimdi dördüncü kez AİHM'e yargıç adayları sunacak.

    Bu mülakatlarda AKPM’deki beş siyasi grup tarafından belirlenen 20 üyeli alt komite adayların evrensel hukuk bilgilerini, geçmiş çalışmalarını, deneyimlerini ve özgeçmişlerinin detaylarını inceliyor.

    Adayların ayrıca çok iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmesi ve yüksek ahlaki kriterlere sahip olması isteniyor. Sadece yargıç değil akademisyen ve avukatlıktan gelen adaylar da bu sürece girebiliyor. Gösterilen adaylardan mutlaka birinin kadın olması gerekiyor. Tek bir aday dahi yetersiz bulunursa listenin tümü reddediliyor.

    Bu haberler de ilginizi çekebilir

    İstanbul'da kaybolan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı kimdir? Neden hedef oldu?

    Cemal Kaşıkçı: Suudi Arabistan'dan gelen 15 kişilik heyetin görüntüsü ortaya çıktı

    Yazı kaynağı : tr.euronews.com

    Avrupa İnsan Hakları Hakları Mahkemesi'ne (AİHM Başvuru)

    Avrupa İnsan Hakları Hakları Mahkemesi'ne (AİHM Başvuru)

    Kişilerin temel hak ve hürriyetleri çeşitli şekillerde yargısal olarak korunmaktadır. AİHM başvuru, bu koruma yolları arasında önemli bir yere sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılacak bir başvuru ile kişiler temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesine karşı etkin şekilde şikayette bulunabilir. 

    Bu nedenle AİHM’ye bireysel başvuru usulü, sıkça başvurulan bir yoldur. Ancak belirtmemiz gerekir ki ciddi bir prosedürü vardır ve hukuki zeminde etkin olarak bu prosedürün işletilmemesi durumunda başvuru başarısız sonuçlanır ve zamansal ve parasal kayıp doğar.

    Yazımızda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru (AİHM başvuru) prosedürünün nasıl işlediğine, dikkat edilmesi gereken sürelere, AİHM başvuru şartlarına, yapılacak olan masraflara ve konunun diğer önemli noktalarına değindik Bu başvuruyu yapacak olan kişinin deneyimli bir avukattan hukuki yardım alması kadar sürece ilişkin bilgi sahibi olması da önemlidir. Dolayısıyla yazımızın dikkatlice okunmasında yarar vardır.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Nedir?

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, kişilere birçok hak ve özgürlük tanımıştır. Üye devletlerden birisi herhangi bir kişiye karşı bu haklarını ihlal eden bir muamelede bulunursa bu kişinin izlemesi gereken prosedür AİHM başvuru prosedürüdür.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine iki tür başvuru yapılabilir. Bunlar devlet başvurusu ve bireysel başvuru olmak üzere iki farklı şekildedir. Devlet başvurusu bir devletin başka bir devleti hak ihlali iddiasıyla AİHM’ye şikayet etmesidir. Biz yazımızda devlet başvurusunu değil, AİHM’ye bireysel başvuruyu anlatacağız.

    Bireysel başvuru, yukarıda da değindiğimiz üzere üye devletlerden birisinin bir kişinin haklarını ihlal ettiği durumlarda söz konusu olur. Mahkemenin vereceği kararlar üye devletler için bağlayıcıdır ve kimi durumda çok ciddi tazminat ödemeleri söz konusu olur.

    Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine üye Devletler arasında yer alır.  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının AİHM başvurusu yapma hakları vardır. Bu başvuru Türkiye Devletine karşı olmak zorunda değildir. Bu mahkemeye, herhangi bir devletin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak ve özgürlükleri ihlal ettiğinden bahisle başvuruda bulunulabilir.

    AİHM Başvurusu Nasıl Yapılır?

    Aşağıda bahsettiğimiz AİHM başvuru şartları sağlandıktan sonra başvuru yapılacaktır. Bu başvuru Strasbourg yani Fransa’da bulunan mahkemeye direkt olarak yapılır. AİHM başvuru aşamasında mahkemenin özel olarak hazırladığı bir form doldurulacaktır.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde yargılama ve diğer temel prosedürler İngilizce ve Fransızca olarak gerçekleştirilir. Ancak başvuru formunun üye devletlerden birinin dili ile örneğin Türkçe olarak doldurulması mümkündür.

    AİHM başvurularını gönderdiğimiz mahkeme adresi →  Monsieur le Greffier de la Cour europeeenne des droits de l’homme, Conseil de l’Europe, FR67075 Strasbourg, France.

    AİHM Başvuru Formu

    AİHM bireysel başvurusu yapmak, AİHM tarafından hazırlanan formu doldurarak mümkündür. Bu form doldurulmadan harici bir dilekçe ile başvuru yapmak mümkün değildir. Bu form gerçek kişiler ile tüzel kişiler için farklılık arz eder.

    Ancak genel olarak kişiler için; ad, soyad, adres, doğum yeri gibi temel bilgiler, tüzel kişiler için de; adres, ad, sicil veya buna benzer numarası, faaliyet alanları ve iletişim bilgileri bu formda yer alır. Başvurucu eğer çocuk veya başka bir şekilde kısıtlı ise onu temsilen başvuru yapan kişiye ilişkin bilgiler yahut avukat ile birlikte yapılan başvurularda avukata ilişkin bilgiler gene bu formda yer alır.

    Aleyhine AİHM başvuru yapılan devlet hangisi ise formda bu belirtilir ve hak ihlaline neden olan olaylar; kısa, öz ve açık şekilde ilgili kısma aktarılır. Bu olaylar içerisinde sözleşmede yer alan haklardan hangisinin ne şekilde ihlal edildiği ayrı bir kısımda açıklanır.

    Başvurucunun uygulayıp da sonuç alamadığı iç hukuk yolları belirtilir. Eğer gereksiz olacağını düşünerek başvurmadığı bir iç hukuk yolu varsa bunlara da yer verilir. Bu forma ek olarak bazı belgeler sunulmalıdır. Tüketilen iç hukuk yollarının resmi dökümleri, hak ihlalini ispatlayıcı hukuka uygun deliller vs. başvuru ile birlikte sunulursa başvurunun başarılı olma ihtimali artar.

    AİHM başvuru formunda yapılan bazı hatalar, başvurunun daha henüz esasa geçilmeden usülden reddine neden olabilmektedir. Usulüne uygun şekilde doldurulmuş bazı formlarda ise gerekli ve yeterli içeriğin hukuki zeminde verilmemiş olması gene ret kararına neden olur. Dolayısıyla bu form doldurulurken muhakkak bir avukat yardımı almak gerekir. 

    AİHM başvuru formunu görmek için →   http://www.inhak.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/28112019154212basvuruformu.pdf

    Kimler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuruda Bulunabilir?

    AİHM başvurusu ile ilgili kurallar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerde yer almıştır. Bu düzenlemelere göre, sözleşmede tanımlanan hakları ihlal eden üye devlete karşı herkesin bireysel başvuruda bulunma hakkı vardır. AİHM başvurusu yapabilmek için gerçek kişi olmak şart değildir.

    Tüzel kişiler de (dernek, vakıf, sendika, şirket vs. kuruluşlar) bireysel başvuruda bulunma hakkına sahiptir. Hatta başvuru hakkı o kadar geniş tutulmuştur ki hukuken tüzel kişiliği olmayan topluluklara bile başvuru hakkı tanınmıştır.

    Bireysel başvuruda bulunacak olan kişinin, şikayet ettiği devlet vatandaşı olması gerekmemektedir. Hatta başvuracak olan kişinin, üye devletlerden birisinin vatandaşı olması da gerekmez. Sözleşmeye taraf olmayan bir devlet vatandaşı, sözleşmeye taraf bir devleti şikayet edebilir. Dahası, herhangi bir vatandaşlığı bulunmayan kişiler yani vatansızlar bile AİHM başvurusu yapma hakkını haizdir.

    Ölen kişi için AİHM başvurusu   Ölmüş kişiler için AİHM başvurusu yapmak kural olarak mümkün değildir. Ancak bazı durumlarda mirasçıların uğradıkları zararları gidermek için AİHM’ye yaptıkları başvuruların kabul edildiği görülmektedir. Ölen kişi eğer bireysel başvuru sürecini ölmeden önce başlatmış ve sonuçlanmadan ölmüşse bu sefer mirasçılar davaya devam etme hakkına sahiptir.

    Başvurunun bir avukat ile yapılması AİHM başvurusunun başlangıçta bir avukat desteği ile yapılması bir zorunluluk değildir. Ancak kabul edilebilirlik işlemlerinin ardından başvurunun bir avukat ile birlikte sürdürülmesi zorunluluğu söz konusudur. Bu nedenle her ne kadar zorunlu bir durum olmasa da sürecin başlangıçtan itibaren tecrübeli bir avukat ile birlikte sürdürülmesi kişinin lehine bir durumdur.

    AİHM Başvuru Ücreti ve Süresi

    Esasen AİHM başvuru ücreti adı altında alınan bir ücret söz konusu değildir. Ancak AİHM’ye gönderilecek olan AİHM başvuru formun iletilmesi için gerekli olan posta masrafları başvurucu tarafından karşılanacaktır. Yani başvuracak kişinin çok fazla bir masrafı olmaz.

    AİHM başvurusu avukat ile birlikte yapılacaksa başvurucunun bir masraf kalemi de avukat ücreti olur. Her avukat müvekkil ile arasında ücretin miktarını serbestçe belirleyebilir. Bu konuda pek bir kısıtlama yoktur.

    Yalnızca Baro kuruluşları avukatlar tarafından hukuki meselelerde alınacak olan asgari tutarı belirler. Bu miktarın altında olmamak kaydıyla avukat ile müvekkil ücrete ilişkin kendi aralarında serbestçe bir belirleme yapabilir.

    AİHM avukat yardımı yapar mı? → Bazı başvurucuların başvuru ile birlikte adli yardım talebinde bulunduğu görülmektedir. Ancak bu çok istisnai durumlarda söz konusu olur. Türkiye’de adli yardım kapsamında baroların avukat atama imkanından bile daha kısıtlı bir alanda bu söz konusu olur. AİHM’nin vereceği adli yardım kararı, makul derecede avukatlık ücreti ve diğer masrafları ve yolculuk giderlerini kapsar.

    Avrupa İnsan Hakları mahkemesine bireysel başvuru süresi 6 aydır. Bu 6 aylık hak düşürücü süre, hak ihlali ile ilgili olarak iç hukukta yer alan başvuru yollarının tüketilmesinden itibaren başlar. Eğer hak ihlali ile ilgili olarak iç hukuk yolu mevcut değilse yahut iç hukuk yollarının etkisiz olduğu ortada ise bu 6 aylık süre hak ihlalinin ortaya çıkması ile başlar.

    AİHM Başvuru Şartları

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yapabilmek için bir takım şartların sağlanması gerekir. Bu şartlar sağlanmadan yapılan başvurular henüz kabul edilebilirlik aşamasında iken reddedilir. Bu şartları şu şekilde sıralayabiliriz:

    İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Şartı →  İlk olarak AİHM başvurusu yapmadan önce mevcut iç hukuk yollarını tüketmek şarttır. Bu şu demektir: bir kişi kendisine yönelik gerçekleştirilen hak ihlaline karşı önce diğer hukuki yollara başvurmalıdır. İç hukukta bu ihlal için öngörülen hukuki çarelere başvurmak ve buradan sonuç alamamak şarttır. Bunlar; hak ihlalini çözebilecek idari ve yargısal başvuru yollarıdır. Yani mesela o ihlal ile ilgili idari bir komisyon veya mahkeme yolu varsa bunlar izlenmelidir. Türkiye’de Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru da AİHM bakımından bir iç hukuk yoludur. Hatırlanacağı üzere AYM’ye başvurabilmek için de diğer iç hukuk yolları tüketilmeliydi. AYM’ye yapılan bu başvurunun ayrıntıları için ‘Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru’ başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

    AİHM Başvuru Süresi Şartı → AİHM başvuru süresi yukarıda da belirttiğimiz üzere 6 aydır. Bu 6 aylık süre iç hukuk yollarında verilen kararın kesinleşmesinden itibaren başlar.

    Başvuran Kişiye İlişkin Şart → Yukarıda bahsettiğimiz üzere AİHM başvurusu yapma hakkı çok geniş bir şekilde herkese verilmiştir. Ancak bu başvuruda kişinin kim olduğu çok açık ve net bir şekilde belirtilmiş olmalıdır. Anonim veya kim olduğu tespit edilemeyen başvurular reddedilir.

    Başvurunun İlk Olması → Aynı olayla ilgili ikinci bir başvuru yapılırsa bu başvuru reddedilir. Ancak aynı olayla ilgili ilk başvuru reddedilmiş ve sonradan o olayla ilgili kararı değiştirebilecek nitelikte deliller ortaya çıkarsa ikinci başvuru değerlendirmeye alınır.

    Yalnızca AİHM’ye Başvurma Şartı → Aynı olay ile ilgili olarak aynı anda başka uluslararası hukuki çözüm merciilerine başvuru yapılmışsa AİHM bu başvuruyu değerlendirmeye almaz.

    Bireysel Başvurunun Hakkın Kötüye Kullanımı Teşkil Etmesi → Eğer bir AİHM başvurusu açıkça hakkın kötüye kullanılması teşkil ediyorsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu başvuruyu henüz kabul edilebilirlik aşamasında reddeder. Hiçbir hukuk düzeni, hakkın kötüye kullanılmasını korunamaz. Hakkın kötüye kullanılması, değerlendirme bakımından subjektif bir durumdur. Bir başvurunun AİHM tarafından bu şekilde algılanmaması adına bu konuda tecrübeli ve AİHM kararlarını takip eden avukatlarla çalışmak önem arz eder.

    Başvurunun AİHS ve Protokollerine Uygun Yapılması Şartı → Bireysel başvuru ile ilgili önemli ayrıntılar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek protokollerde yer almıştır. Bir başvuru burada yer alan usul kuralları ve genel ilkelere aykırı şekilde hazırlanmışsa kabul edilebilirlik aşamasını geçemez.

    Başvurunun Temellendirilmesi Şartı → Kabul edilebilir bir AİHM başvurusu, temellendirilmiş olmalıdır. Olaylar gelişigüzel ispattan yoksun sadece münferit isnatlardan oluşuyorsa AİHM bunu reddeder. AİHM kararlarında bu başvurunun temellendirilmesi meselesi ‘açıkça dayanaksızdır (manifestly ill-founded)’ şeklinde yer almıştır. Dolayısıyla mahkemenin önem verdiği ve dayanak teşkil edecek bazı ifadeler başvuruda bulunmalıdır.

    Başvuran Kişinin Önemli Bir Zarara Uğraması Şartı → Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuran kişinin bir hakkı ihlal edilmiş olabilir ancak bu ihlal başvurucuyu önemli bir zarara uğratmamışsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu başvuruyu reddedebilir. Burada başvurucunun önemli bir zarara uğradığını ispat etmesi gerekir.  

    AİHM Davası ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

    Mahkemenin Başvuruları İnceleme Usulü

    AİHM’ye yapılan bir bireysel başvuru iki aşamada incelenir. Bunlar ‘kabul edilebilirlik incelemesi’ adındaki bir ön inceleme ve ‘esas incelemesi’ adı verilen olayların değerlendirildiği asıl incelemedir.

    AİHM başvuru kabul edilebilirlik aşaması → Kabul edilebilirlik aşamasında yukarıda bahsettiğimiz AİHM başvuru şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir. Bu şartlar sağlanmamışsa (inadmissibility decision) daha esasa geçmeden başvuru reddedilebilir. Başvurucunun zarar uğraması, hakkın kötüye kullanılmaması ve başvurunun temellendirilmesi şartları kabul edilebilirlik aşamasına yüzeysel olarak incelenir. Ayrıntılı bir değerlendirme esas incelemesine gireceği için bu şartların yüzeysel olarak sağlanması aranır.

    Bir başvuru için kabul edilebilirlik (admissibility decision) onayı verilmesi, başvuru hakkında karar verildiği anlamına gelmez. Burada esas incelemesine değer bir başvuru olduğu sonucuna ulaşılır ve hak ihlalinin tespitine yönelik esas incelemesine geçilir.

    Esas inceleme aşaması → Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi esas incelemesini iki kısımda gerçekleştirir ancak bu iki kısımlık süreç aynı anda işler. Bunlar esasa ilişkin olayların değerlendirilmesi ve uzlaştırma şeklinde dostane bir çözüm üretme yollarıdır. Mahkeme dostane çözüm üretme kapsamında tarafları görüştürür. Burada hak ihlali yapan devletin temsilcisi ile başvurucu görüştürülür. Taraflar uzlaşırsa ‘başvurunun kayıttan düşmesine’ (strike out of the list) karar verilir.

    AİHM’de Duruşma Yapılması → Bahsettiğimiz uzlaşma görüşmeleri başarılı olmaz yani dostane çözüm üretilemezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olayların esasını incelemeye devam eder. Mahkeme bu aşamada gerekli görürse duruşma yapabilir. Duruşmaya başvurucu veya temsilcisi ile davalı devletin temsilcisi katılır.

    AİHM’de Keşif, Bilirkişi ve Tanık İşlemler →  Bu işlemler Türk yargılamasının temel meselelerindendir. AİHM’de yapılan yargılamada da gerekli görüldüğü takdirde keşif yapılabilir, bilirkişilere inceleme yaptırılabilir yahut tarafların gösterdikleri tanıklar dinletilebilir. Bu işlemler, davalı devletin yardımı ile gerçekleşir. Üye devlet sözleşme gereğince bu işlemlere yardımcı olmak zorundadır.

    Mahkemenin Verebileceği Kararlar

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi duruşma ve diğer incelemelerini bitirdikten sonra olaya ilişkin bir hüküm (judgment) tesis edecektir. Bu hükümler şunlar olabilir:

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararına İtiraz

    Yukarıda bahsettiğimiz esas incelemesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi daireleri yapar. Dairelerin esasa ilişkin verdikleri bu kararlar karar tarihi itibariyle kesinleşmez. Yukarıda bahsettiğimiz kararlara 3 ay içinde hem ilgili devletin hem de başvurucunun itiraz hakkı vardır. Bu itiraz, ilgili davanın büyük dairece (referral to the Grand Chamber) incelenmesi talebiyle yapılır.

    Taraflar itiraz ederse önce bu itirazı Büyük Daire’nin 5 hakimden oluşan bir kurulu değerlendirir. Bu değerlendirme davanın görülmesinde AİHS ve ek protokollerinin yorumlanması ve uygulanması bakımından ciddi bir problem olup olmadığına ilişkindir.

    Eğer kurul ciddi bir problem olmadığına kanaat getirirse dava Büyük Daire tarafından incelenmeden kesinleşir. Ancak kurul bir problemin varlığına kanaat getirirse bu sefer dava Büyük Daire’ce tekrar incelenir.

    Ardından Büyük Daire başvuruyu yeniden inceler ve yeniden bir hüküm verir. Büyük Dairenin verdiği bu hüküm artık kesin (final) niteliktedir. AİHM kararlarına itiraz bu şekildedir. Bu prosedürü hem davalı devlet hem de başvurucu işletebilir.

    AİHM Davası Ne Kadar Sürer?

    Başvurunun ne kadar süreceğine ilişkin net bir şey söylemek çok zordur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru formu ve ekli olarak ilgili belgeler gönderildikten sonra mahkeme bu postanın kendine ulaştığına dair bir bilgilendirme postasını başvurucuya gönderir.

    Bunun üzerinde inceleme süreci başlar. Kabul edilebilirlik şartlarını sağlayan başvuru için ikinci bir posta daha başvurucuya gönderilir ve esasa ilişkin değerlendirmeye geçildiği belirtilir. Bu işlemler haliyle vakit alan işlemlerdir.

    Bununla birlikte AİHS’ye üye olan devlet sayısı oldukça fazladır. Buna bağlı olarak başvuru sayısı da çok fazladır. Bu nedenle AİHM’de biraz yoğunluk vardır. Bu yoğunluk sonucunda başvurular olması gerekenin üzerinde bir sürede sonuçlanır.

    Ancak belirtmemiz gerekir ki ne kadar uzun sürse de AİHM başvuruları sonuçlanmakta ve başvurucular haklı bir pozisyonda oldukları sürece ciddi tazminat hakkı kazanmaktadır.

    Karardan Önce Davalı Devletin Tek Taraflı Deklarasyonu

    Devletler, kendileri hakkında ihlal kararı çıkacağını düşündüğü zaman karar verilmeden veya kararın kesinleşmesinden önce tek taraflı deklarasyonda bulunarak ihlali kabul edebilir. Devlet tek taraflı deklarasyonda bulunarak belirli bir tazminat ödemeyi kabul etmiş olur.

    Bu deklarasyonu AİHM makul bulursa onaylar. Başvurucunun bu deklarasyonu kabul etmeme imkanı yoktur. Tek taraflı deklarasyonun AİHM tarafından geçerli kabul edilmesinin ardından başvuru kayıttan düşer.

    AİHM Kararlarının Uygulanması ve Bunun Denetimi

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46. madde hükmü uyarınca AİHM kararları bağlayıcıdır ve üye devletler bu karara uymak zorundadır. Bu karara uyma temelde iki şekilde mümkün olur:

    İlgili karara uyulup uyulmadığına yönelik denetim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yapılır. Bu konsey hem tazminatın ödenmesini denetler hem de ilgili ihlal sonrasında alınması gereken bireysel ve genel tedbirleri denetler.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde Yer Alan Hak ve Özgürlükler

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, tıpkı Anayasa gibi temel hak ve özgürlüklere yönelik düzenlemeler getirmiştir. AİHM bireysel başvurusu zaten bu hakların ihlal edildiğinden bahisle yapılabilir.

    AİHS’de kişilere tanınan hak ve özgürlükleri şu şekilde sıralamamız mümkündür:

    Bunlar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Protokol metinlerinde yer alan hak ve özgürlükler ile bir takım yasaklardır. Bunlar dışında bir konu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak mümkün değildir.

    Ancak yaşanılan bir olayın bu hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediği iyi tespit edilmelidir. Bunun için tecrübeli bir avukattan yararlanmakta fayda vardır. 

    AİHM Başvuru İşlemlerinde Avukat Desteği

    Yukarıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru prosedürü ile ilgili bilinmesi gereken önemli ayrıntılardan bahsettik. AİHM bireysel başvurusu her ne kadar biraz karmaşık bir süreçmiş gibi görünse de hukuki zeminde hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilebilir. Ayrıca başvuruyu yaptıktan sonra bunun takibinin de iyi yapılması gerekir.

    Hak ve özgürlükler, özellikle Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan hak ve özgürlükler, çok temel insani gereksinimler gözetilerek düzenlenmiştir. Bu hakları ihlal edilen kişiler durumu küçümsememeli ve hakkını aramalıdır.

    Bu hak arama öncelikle ülke için hukuki yollardır. Buralardan sonuç alınamaması durumunda başvuru mercii AİHM’dir. Belirtmemiz gerekir ki AİHM başvurularından hiç beklenmeyen ciddi tazminatlar doğabilmektedir.

    Bu hak ve özgürlükler ne kadar önemliyse AİHM başvuru sürecini hukuki yardım alarak takip etmek de aynı derecede önemlidir. Aksi halde kişi haklı iken haksız konuma düşebilir.

    Hukuki merciilere yapılan başvurular idari mercilere sunulan dilekçelerden farklıdır. Bir dilekçede yer alan savunmalar lafzen haklılık gösteriyor olabilir ama kanunun veya diğer mevzuatın aradığı şartları ve kabul edilebilirlik durumlarını içermiyorsa reddedilir. Bu nedenle sürecin tecrübeli bir avukatla çalışarak sürdürülmesi önem taşır. Bu konuda yazımızda bulamadığınız hususları avukata sor sayfamızdan bize sorabilirsiniz.

    Yazı kaynağı : mihci.av.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap