Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    atatürk mareşallik rütbesi ve gazilik unvanı verilen savaş

    1 ziyaretçi

    atatürk mareşallik rütbesi ve gazilik unvanı verilen savaş bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Atatürk'e Gazilik Unvanı ve Mareşallik Rütbesinin Verilmesi - Atatürk Ansiklopedisi

    Büyük Millet Meclisi tarafından Atatürk’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesinin verilmesi, Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında gerçekleşmiştir. Başkomutan Atatürk, cepheye gitmeden önce attan düşerek yaralanmışsa da bu onu 12 Ağustos’ta cephede olmaktan alıkoyamamıştır. 13 Ağustos 1921’de yürüyüşe geçen Yunan Ordusu ilk defa 17-18 Ağustos’ta Türk Ordusu ile karşılaşmıştır. Ancak taktik gereği Türk kuvvetleri oyalama muharebeleri yapmış, ilerlemeyi geciktirmiştir. Bu durum Yunanlılar Sakarya kıyısına gelene kadar devam etmiştir. Yunan Ordusu, Türk kuvvetlerinin sol kanadını kuşatarak bu kısmını yok etmek ve Ankara’ya ulaşmak amacıyla 23 Ağustos’ta 100 km’lik cephede savaşı bütün şiddeti ile başlatmıştır. “Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz. Onun için küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana cephe kurup savaşa devam eder. Yanınızdaki birliğin çekilmeye mecbur olduğunu gören birlikler ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar dayanmaya ve karşı koymaya mecburdur.”İşte o zamana kadar bilinen tüm askerî stratejileri alt üst eden bu taktik sayesinde; silah, personel ve top sayısı açısından üstün olan düşman yıpratılmış, şaşkına çevrilmiş ve yapılması planlanan manevralarda kararsızlığa sevk edilmesi sağlanmıştır. Muharebenin her safhasında uygulanan bu taktiğin en güzel örneği Çal Dağı’nda yaşanmıştır. Harita üzerinde kritik bir arazi kesimi olarak görülen Çal Dağı’nın kaybedilmesi, askerî stratejiler açısından muharebenin kaybedilmesi anlamına gelebilirdi. Ancak Atatürk’ün, “Bir asker her yerde muharebe eder. Tepenin üstünde, tepenin altında, derenin içinde de muharebe eder.” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, o an için Çal Dağı’nın düşman eline geçmesinin muharebenin tümünü etkilemesine izin verilmemiştir. 6 Eylül günü cephe gelişmelerini ve bazı emareleri değerlendiren Atatürk, düşman taarruzunun doruk noktasına ulaştığını görerek, karşı taarruzu başlatmış ve düşmanı 13 Eylül’de Sakarya Nehri batısına atmıştır. Aynı gün düşman ordusunun mağlup edildiği bir telgrafla Meclis’e bildirilmiş, “En son Yunanlıyı yok etmek için genel seferberlik ilânı” konulu ayrı bir telgraf da tüm bakanlıklar ile ast birliklere tebliğ edilmiştir. Savaş ve muharebe demek; yalnız iki ordunun değil, iki milletin bütün varlıklarıyla, bütün maddi ve manevi kuvvetleriyle, birbirleriyle karşı karşıya gelmesi ve birbirleriyle vuruşması demektir. Bu nedenle, Türk Milleti cephede bulunan ordu kadar duygu, düşünce ve hareket bakımından da savaşla ilgilenmeliydi. Yalnız düşman karşısında bulunanlar değil köyünde, evinde, tarlasında bulunan herkes milletin her ferdi silahla vuruşan savaşçı gibi kendini görevli sayarak bütün varlığını yalnız mücadeleye vermeliydi. Bütün maddi ve manevi varlığını vatan savunmasına vermekte ağır davranan ve titizlik göstermeyen milletler savaşı gerçekten göze almış ve başarabileceklerine inanmış sayılmazlar. Bu düşünceden hareket eden Atatürk, 14 Eylül’de Yunan kuvvetini kırmak maksadıyla hazırlandığını belirttiği ve “…Hiç kimsenin hakkına saldırmak istemediğimiz gibi, diğerleri tarafından da hayat ve istiklâl hakkımıza riayet olunmasından başka bir davamız yoktur. Ulusal sınırlarımız içinde yabancı karışmasından kurtulmuş olarak her uygar ulus gibi hür yaşamaktan başka amacı olmayan Türk Ulusu’nun hukukî hakkı sonuçta insanlık ve uygarlık tarafından teslim olunacaktır. Ancak silahlarımızı amacımızı, bütün bütün sağlandıktan sonra bırakacağız…” hususlarını ifade ettiği beyannamede, bağımsızlık yönündeki kararlılığını bir kez daha vurgulamıştır. Sakarya zaferi, Fransızlarla Ankara Antlaşması, Sovyet Rusya ile Kars Antlaşması’nın imzalanması gibi dış politikada Türkiye lehine önemli sonuçlar doğurmuştur. 19 Eylül 1921 tarihinde Meclis’te gerçekleşen görüşmelerde Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi’nin cereyanı ve Türk milletinin bağımsızlık yolundaki kararlılığı hakkında izahat vermiş, konuşmasının sonunda, Meclis’e, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ya, Milli Savunma Bakanı Refet Paşa’ya, tüm subay ve erlere teşekkürlerini sunmuştur. Sakarya zaferinin ardından Karesi milletvekili Vehbi Bey tarafından verilen “Başkomutan Atatürk’ün beyanatının aslı ile beraber Fransızca tercümesinin derhal bastırılarak bütün dünyaya ilân edilmesine” dair takrir oybirliğiyle kabul edilmiştir. Atatürk’e, “Gazilik unvanı ve mareşallik rütbesinin verilmesine” ilişkin olarak; Genelkurmay Başkanı ve Kozan milletvekili Fevzi Paşa ile Garp Cephesi Komutanı ve Edirne milletvekili İsmet Paşa tarafından müştereken, Saruhan milletvekili İbrahim Süreyya Bey tarafından 62 milletvekilini temsilen, Erzurum milletvekili Durak Bey, Aydın milletvekili Tahsin Bey, Siirt Milletvekili Halil Hulki Efendi tarafından da münferiden olmak üzere toplam beş takrir verilmiştir. Müzakeresine geçilen, “Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Gazilik unvanı ita ve Rütbe-i Müşiri tevcihine dair kanun Birinci Madde: Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Gazilik unvanı ita (verilmesi) ve rütbe-i müşiri (mareşallik rütbesi) tevcih olunmuştur. İkinci Madde: İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren mer’iyül-icradır (yürürlüktedir). Üçüncü Madde: İşbu kanun icrasına Büyük Millet Meclisi memurdur.” şeklindeki kanun teklifi, oybirliği ile kabul edilerek 19 Eylül 1921 tarihi itibarıyla 153 numaralı kanun olarak yürürlüğe girmiştir. Atatürk, Meclis’in iradesiyle kuvvet bulan Ordu sayesinde bu başarının gerçekleştiğini, Meclis tarafından kendisine yapılan taltifin asıl muhatabının Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu olduğunu belirterek, Ordu ve kendi namına, Meclis’e teşekkür etmiştir. Atatürk ayrıca, “Sakarya Meydan Muharebesi sonuna kadar askerî bir rütbesinin olmadığını, Osmanlı Devleti’nin rütbesinin, yine o devlet tarafından geri alındığının bilindiğini” ifade etmiştir. Kendisine Gazi unvanı ve Mareşallik rütbesinin verilmesi üzerine, ordu hakkında duyduğu takdir, hayret, minnet ve şükranı, ordunun her ferdi ile ülkenin her tarafından duyulacak kadar yüksek sesle söylemeye lüzum gören Atatürk, 20 Eylül 1921’de orduya verdiği beyannamede, Sakarya’da gösterdikleri kahramanlıklardan ötürü komutanlara, subaylara ve erlere ayrı ayrı teşekkür etmiş ve “…Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir…” sözleriyle, Türk askerinin mağlup edilmesi mümkün olmayan niteliğini ortaya koymuştur. Atatürk ayrıca; “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kendisi hakkında yeni bir rütbe ve unvan ile beliren iltifat ve teveccühün doğrudan doğruya orduya dayandığını; milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordunun en şerefli, en ulu bir savaş ile seçkin olan yine Türk ordusu olduğunu; ordunun kahramanlıklarıyla gösterdiği nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan bu büyük zaferin millet tarafından takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı ancak orduya bağlayarak bütün askerlik yaşamının en büyük iftihar kaynağı olarak taşıyacağını,” ifade etmiştir. Atatürk’ün büyük askerî dehasının bir kez daha ispatı olan Sakarya zaferi neticesinde, kendisine tevcih edilen gazilik unvanı ve mareşallik rütbesini, zaferde payı olan her fert, komutanlık ve kurumla kısacası Türk milleti ile paylaşan Atatürk zafer sarhoşluğuna kapılmamış; muharebenin kazanıldığı hemen ilk gün ve sonrasında aldığı tedbirler ve yayımladığı tebliğler ile barış yanlısı olduğunu belirtmekle birlikte bağımsızlık yolunda taviz verilemeyecek şartlarını bıkıp usanmadan dünyaya ilân etmiştir. Meclis tarafından Atatürk’ün şahsına verilmiş olan bu unvan ve rütbe, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin eriştiği moral, güven ile güç seviyesini göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca, sonrasında gelecek olan ezici üstünlüğün sonucunda elde edilecek kesin zaferin bir habercisidir.

    Serdar YURTSEVER

    KAYNAKÇA

    ATATÜRK, Nutuk, Bugünkü Dille Yay. Haz. Zeynep Korkmaz, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1984.

    Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Bugünkü Dille Yay. Haz. Ali Sevim, İzzet Öztoprak, Mehmet Akif Tural, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2006.

    Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri VI, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 1991.

    Atatürk’ün Tamim Telgraf ve Beyannameleri, Bugünkü Dille Yay. Haz. Ali Sevim, İzzet Öztoprak, Mehmet Akif Tural, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2006.

    AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, 18. Basım, Remzi Kitabevi, İstanbul 2003.

    ÖZKAYA, Yücel, SARAY, Mehmet, BALCIOĞLU, Mustafa, vd., Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2003.

    SONYEL, Salahi R., Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2003.

    TBMM Kavanin Mecmuası, Devre I, C I, Üçüncü Basılış, TBMM Matbaası, Ankara 25 Mart 1943.

    TBMM ZC, C.12, Ankara 1958.

    YALÇIN, Durmuş, AKBIYIK, Yaşar, AKBULUT, Dursun Ali, vd., Türkiye Cumhuriyeti Tarihi I, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara 2000.


    Yazı kaynağı : ataturkansiklopedisi.gov.tr

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    Atatürk'e Mareşallik unvanı hangi savaşta verildi merak konusu oldu. Gazi Atatürk'ün, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz." emri sonucu Sakarya Savaşı büyük bir zaferle sonuçlandı.

    23 Nisan 1920'de Ankara'da Tbmm'nin açıldı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmış oldu. Bu arada TBMM'nin kurulmasından sonra Anadolu'daki Milli Mücadele hareketi örgütlenmeye başladı, bununla birlikte düzenli ordu da kuruldu, Batı Cephesi'nde İsmet Paşa komutasında Yunanlılara karşı I. İnönü ve II. İnönü Zaferleri kazanıldı. Tarihe Türk milletinin yeniden dirilişi olarak geçen Sakarya Savaşı Mustafa Kemal'in komutasında: " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz." emri sonucu zaferle sonuçlandı.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    14-15 Eylül gecesi, Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa'nın, milletvekili sıfatıyla, Meclis Başkanlığı'na telgrafla gönderdikleri önergede, zaferin kazanılmasındaki en büyük role sahip olan Mustafa Kemal Paşa'ya "Mareşallik" rütbesi ile "Gazilik" unvanının verilmesi teklif edildi. Meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun da aynı fikirde olması üzerine 19 Eylül 1921 günü kabul edilen bir yasa ile Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    Askerlik mesleğinde alınabilecek en yüksek rütbe olan Mareşallik, dünya ordularında genel uygulama, meydan muharebesi kazanan komutanlara yasal yollardan verilir. Sakarya Meydan Muharebesi'nden sonra Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak'a, Büyük Millet Meclisi tarafından yasa ile verildi.

    Tarihte bugün 19 Eylül: Atatürk'e Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanı verildi!

    (Olaylar)

    1575 - Padişah III. Murat'ın görevlendirdiği Müneccimbaşı Takiyüddin Efendi'nin öncülüğünde kurulan İstanbul Rasathanesi, açıldı. Rasathane, devrin Şeyhülislamı tarafından 1580'de yıktırıldı. Araştırmacılar, rasathanenin Galatasaray Lisesi civarında kurulduğunu tahmin ediyorlar.

    1893 - Yeni Zelanda Kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu. Bu atılımın öncüsü, 1866'da kadın hareketini başlatan Kate Sheppard idi.

    1921 - TBMM, Mustafa Kemal Paşa'ya, Mareşal rütbesiyle Gazi unvanı verdi.

    1935 - Almanya'da Yahudilerin kamu sektöründe çalışması yasaklandı.

    1941 - II. Dünya Savaşı'nda Alman kuvvetleri Kiev'i işgal etti.

    1944 - Finlandiya ile Sovyetler Birliği ateşkes imzaladı.

    1951 - Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Türkiye ve Yunanistan'a NATO'ya katılma çağrısı yaptı.

    1955 - Arjantin Cumhurbaşkanı Juan Peron, askeri darbeyle devrildi ve Paraguay'a sürüldü.

    1976 - THY'nin İstanbul-Antalya seferi ile 452 sefer sayılı uçuşunu gerçekleştiren Antalya adlı uçağı Isparta yakınlarında alçalma hatası nedeniyle Toros Dağlarına çarptı: 8'i personel 154 kişi öldü.

    1979 - TMMOB tarafından, 54 ilde 736 işyerinde 100 binden fazla mühendis ve mimarın katılımıyla gerçekleştirilen büyük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

    1982 - İsveç'te seçimleri Sosyal Demokratlar kazandı; Olof Palme başbakan oldu.

    1985 - Meksika'nın başkenti Meksiko'da meydana gelen 8.1 büyüklüğündeki depremde, 10.000 ila 40.000 kişi hayatını kaybetti.

    1987 - 10. Akdeniz Oyunlarında serbest güreş millî takımı, 6 altın, 1 gümüş madalya ile takım halinde şampiyon oldu.

    2002 - Tel Aviv'de bir otobüse düzenlenen intihar saldırısında 5 kişi öldü. Saldırının ardından İsrail tankları yeniden Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat`ın Ramallah'taki karargahına girdi.

    Doğumlar

    86 - Antoninus Pius, Roma İmparatoru (ö. 161)

    866 - Aleksandros, Bizans İmparatoru (ö. 913)

    866 - VI. Leon, Bizans İmparatoru (ö. 912)

    1551 - III. Henri, Fransa Kralı (ö. 1589)

    1802 - Lajos Kossuth, Macar siyasetçi (ö. 1894)

    1867 - Arthur Rackham, İngiliz kitap ressamı (ö. 1939)

    1908 - Mika Waltari, Finlandiyalı yazar (ö. 1979)

    1909 - Ferry Porsche, Avusturyalı otomobil üreticisi (ö. 1998)

    1911 - William Golding, İngiliz yazar (ö. 1993)

    1913 - Frances Farmer, Amerikalı oyuncu (ö. 1970)

    1921 - Paulo Freire, Brezilyalı eğitimci (ö. 1997)

    1922 - Emil Zátopek, Çek atlet (ö. 2000)

    1923 - Hanzade Sultan, Osmanlı hanedanı üyesi (Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin ve Halife Abdülmecit Efendi'nin torunu) (ö. 1988)

    1927 - Rosemary Harris, İngiliz oyuncu

    1933 - Behiye Aksoy, Türk ses sanatçısı (ö. 2015)

    1933 - Gilles Archambault, Kanadalı roman yazarı

    1936 - Al Oerter, Amerikalı disk atıcısı (ö. 2007)

    1944 - İsmet Özel; Türk şair, yazar ve düşünür

    1947 - Tanith Lee, İngiliz çizgi roman, bilim kurgu ve hikâye yazarı (ö. 2015)

    1948 - Jeremy Irons, İngiliz oyuncu

    1965 - Şükriye Tutkun, Türk halk müziği sanatçısı

    1980 - Ayşe Tezel, Britanyalı oyuncu

    1978 - Mehmet Perinçek, Türk yazar ve araştırma görevlisi

    1984 - Ali Ersan Duru, Türk oyuncu

    1985 - Song Joong-ki, Güney Koreli oyuncu

    1990 - Josuha Guilavogui, Fransız futbolcu

    1991 - Waris Majeed, Ganalı futbolcu

    Ölümler

    1761 - Peter Van Musschenbroek, Hollandalı bilim insanı (d. 1692)

    1812 - Mayer Amschel Rothschild, Yahudi girişimci, iş adamı ve Rothschild Hanedanlığı'nın kurucusu (d. 1744)

    1881 - James A. Garfield, ABD'nin 20. Başkanı (d. 1831)

    1960 - Zakar Tarver, Ermeni asıllı Türk siyasetçi ve radyolog hekim (Yassıada'da hapiste) d. 1893)

    1968 - Chester Carlson, Amerikalı fizikçi ve mucit (d. 1906)

    1985 - Italo Calvino, İtalyan yazar (d. 1923)

    1985 - Sabri Altınel, Türk şair (d. 1925)

    2003 - Dursun Akçam, Türk öykücü ve romancı (d. 1930)

    2011 - Taylan Taylancı, Türk basketbolcu (d. 1983)

    2013 - Hiroshi Yamauchi, Japon iş adamı (d. 1927)

    2015 - Jackie Collins

    Marcin Wrona, Polonyalı senarist ve yönetmen (d. 1973)

    2018 - Ferdi Merter, Türk tiyatro, sinema oyuncusu, yazar ve yönetmen (d. 1939)

    Haberler.com - Gündem

    Yazı kaynağı : www.haberler.com

    Atatürk'e Mareşal Rütbesi ile Gazi Unvanı Verilmesinin Yıldönümü ve Gaziler Günü

    T.C. Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İnternet Sayfası

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 06560 Beştepe - Ankara

    Tel: 0 (312) 525 55 55 Faks: 0 (312) 525 58 31

    Yazı kaynağı : www.tccb.gov.tr

    Mustafa Kemal Atatürke

    Atatürk’e Mareşal Rütbesi ve Gazi Ünvanı Neden ve Ne zaman verildi

    Atatürk’e Mareşal Rütbesi ve Gazi Ünvanı Neden ve Ne zaman verildi: 23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılması yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’ni müjdeliyordu. Bu arada TBMM’nin kurulmasından sonra Anadolu’daki Milli Mücadele hareketi daha organize bir şekilde örgütlenmeye başlamıştı. Bununla birlikte düzenli ordu da kurulmuş Batı Cephesi’nde İsmet Paşa komutasında Yunanlılara karşı I. İnönü ve II. İnönü Zaferleri de kazanılmıştı. Tarihe Türk milletinin yeniden diriliş ve Anadolu coğrafyasında var oluş savaşı olarak kazınan Sakarya Savaşı tam ismiyle Sakarya Meydan Muharebesi Mustafa Kemal’in komutasında: “ Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” Emrinden sonra büyük bir zaferle neticelenmişti. İşte bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasından yani Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921′de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilmiştir.

    Kaynak: www.ataturkinkilaplari.com – En Kapsamlı Atatürk Sitesi tarafından muhtelif TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konulu Yardımcı Kitaplar ile Ders Kitaplarından derlenerek oluşturulmuştur.

    - Okuma Sayısı: Bu yazı 116216 defa okunmuştur.

    Yazı kaynağı : www.ataturkinkilaplari.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap