Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    atatürk harp okuluna ne zaman başladı

    1 ziyaretçi

    atatürk harp okuluna ne zaman başladı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kara Harp Okulu

    Atatürk'ün Kara Harp Okulu'na Girişi

    Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılı Aralık ayının ortalarında Manastır Askerî İdadisi’ni, notları kendisiyle aynı olan Selanikli Ahmet Tevfik ile birlikte birinci olarak bitirmiş ve orta öğrenimini tamamlamıştır. 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik’te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı’daki Harbiye mektebinde yükseköğrenimine devam etmek için Selanik’ten vapura biner ve İstanbul’a hareket eder. Böylece bütün çocukluğunun ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Makedonya’dan ilk defa ayrılır.

    Birikimiyle yeni bir hayata atılacağı, kişiliği ve düşüncelerinin daha da olgunlaşacağı Harp Okulu’na girişi (duhulü) 1 Mart 1315 / 13 Mart 1899, Apolet Numarası 1283’tür. Harbiyeli Mustafa Kemal, buradaki 1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri’ne “Selanik’te Koca Kasım Paşa Mahalleli gümrük memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi’nin mahdumu uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi Selanik 96” olarak, 1282 Selanikli Ahmet Tevfik Efendi (96) ile 1284 Manastırlı Recep Fahri Efendi (95) arasına kaydedilecektir.

    Mustafa Kemal, o sene sınıf mevcudu bazı hatıralara göre 900’ü geçen, bazı kaynaklara göre de 736 olan Harp Okulu’nda altı kısma ayrılan birinci sınıfların ilk kısmında idi.

    Harp Okulu’nun komutanı Mustafa Zeki Paşa’dır. 1884 yılında getirildiği okul komutanlığı görevini 1906 yılına sürdürmüştür. Tam 22 yıl okul komutanlığı yapması ile de Harbiye’de en uzun süre hizmet eden okul komutanı olmuştur. Mustafa Zeki Paşa, âlim bir komutandır. Çok okumakta ve yazmaktadır. Memlekete bilgili, vatanperver subaylar yetiştirmek için çok çalışmakta ve öğrencileri ile ilgilenmektedir. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Fevzi Çakmak gibi birçok ünlü komutanı yetiştirmiştir.

    Mustafa Zeki Paşa, Goltz Paşa’nın “askerî okullar müfettişi” olması ve Esat (Bülkat) Paşa’nın “ders nazırı” olması ile de Harp Okulu’nu çağa uygun bir müfredata uydurmak için gerekli kadroları oluşturur. Alman, Fransız, Belçika harp okullarının ders programları tetkik edilerek okul programını yeni baştan oluştururlar. Artık Harp Okulu, talim ve terbiye bakımından yeni bir devreye girer. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının belki de en büyük şansı okulun bu yeni devresinde Harp Okulu’na girmeleridir.

    Atatürk, İstanbul’a gelerek 13 Mart 1899’da Harp Okulu’ndaki eğitimine başladı. 1283 apolet numarası ile okula başladıktan iki ay sonra arkadaşları arasında öne çıkarak sınıf çavuşu oldu. Burada yıllarca dost kalacağı arkadaşları Ali Fuat Cebesoy ve Asım Gündüz ile tanıştı.

    Harp Okulu’ndaki birinci yılı gençlik hayalleri ve çok sevdiği İstanbul’un çarpıcı havası içinde geçen Atatürk, sınavlarını başarıyla vererek ikinci sınıfa başladı. İlk yıl, ağırlığı sosyal hayata vermesine rağmen oldukça başarılı olan Atatürk, ikinci ve üçüncü sınıflarda dersleriyle çok daha fazla ilgilenmeye başladı. Zira Harp Okulu’nda dereceye girmek oldukça önemliydi. Çünkü kurmay sınıfına ayrılmak okulda üstün başarı göstermekle mümkündü. Atatürk, üçüncü sınıfta 459 öğrenci arasından 8. olarak dereceye girdi ve kurmaylığa hak kazandı. Sicil numarası 1317-P.8 (1901-P.8) idi.

    Mustafa Kemal 10 Ocak 1902’de teğmen rütbesi ile Harp Akademisi’nde öğrenimine başladı. Sınıfta topçu ve süvari okullarından gelenlerle birlikte 43 öğrenci vardı.

    Mustafa Kemal, Harp Akademisi’nde iken onun üstün niteliklerini ilk keşfeden Osman Nizami Paşa olacaktı. Paşa, Ali Fuat’ın babası İsmail Fazıl Paşa’nın evinde kendisini mahcubiyetle dinleyen Atatürk ile konuşup şunları söylemişti: “Mustafa Kemal Efendi oğlum görüyorum ki, İsmail Fazıl Paşa seni takdir etmek hususunda yanılmamış. Şimdi ben de onunla hemfikirim. Sen bizler gibi yalnız erkân-ı harb zabiti olarak normal hayata atılmayacaksın. Keskin zekân ve yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzere müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma, sende memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.” Gelecek günler Osman Nizami Paşa’nın görüşlerini haklı çıkaracaktı.

    Harp Akademisi’nin öğretmenleri dil bilen, iyi yetişmiş ve seçkin kişilerden oluşuyordu. Akademideki sınıf arkadaşı Asım Gündüz’e göre, Atatürk Fransızcasını ilerletmek için Fransız bir öğretmenden ders aldı. Bu dönemde Paris’teki Jön Türk gazeteleri ile Fransızca gazetelerini getirtiyor ve arkadaşlarını etkilemeye çalışıyordu. Siyasal düşüncelerinin Harp Okulu’nda olgunlaşmaya başladığını söyleyen Atatürk, bir yandan öğreniminde başarılı olmak için sürekli çalışıyor bir yandan da ülkenin kaderine kafa yoruyordu. Zira ülkenin siyasetinde yanlışlar olduğunu fark etmişti. Ülkedeki yanlışlar hakkında herkesin bilgi sahibi olmasını isteyen Atatürk, Harp Okulu’nda başladıkları el yazısı ile gazete hazırlama işine geri döndü ve gazete çıkarmaya başladı. Gazete az kullanılan bir dershanede hazırlanıyor, elden ele dolaştırılıyordu. Konuyla ilgili olarak şunları dile getirmişti:

    "Binlerce kişiden ibaret olan Harbiye talebesine bu keşfimizi (memleketin idaresinde ve siyasetinde fenalıklar olduğu konusundaki keşfi) anlatmak hevesine düştük. Mektepte el yazısıyla bir gazete tesis ettik. Sınıf dâhilinde ufak teşkilatımız vardı. Ben heyet-i idareye dâhildim. Gazetenin yazılarını ekseriyetle ben yazıyordum."

    Ancak bir süre sonra durum Mektepler Nazırı Zülüflü İsmail Paşa tarafından öğrenildi. Bu durumla ilgili bilgi alan akademi komutanı bir gün ansızın dershaneye bir baskın yaptı ve öğrencileri suçüstü yakaladı. Komutan konu hakkında takibat yapmayıp sert bir ihtarla yetindi. Fakat Atatürk ve arkadaşları faaliyetlerine ara vermediler. Bir ev tutarak gazeteyi çıkarmaya devam ettiler ancak bir muhbir tarafından ele verilerek tutuklandılar. Meslek hayatlarını söndürmeyen ancak birkaç ay hapiste kalmalarına neden olan olay sonrasında serbest bırakıldılar. Mustafa Kemal 11 Ocak 1905’te üç yıllık notlarının toplamına göre akademiyi beşinci olarak bitirdi. Atatürk, Harp Akademisi yıllarını yabancı dilini geliştirerek, vatan şairi Namık Kemal’in düşüncelerini izleyip bunları okul içinde yayarak geçirdi. Askerî öğrenimi boyunca yabancı dil, şiir, dans, hitabet gibi o dönemin askerî öğrencisi için pek de alışık olunmayan konularla ilgilendi.

    Önceki Sayfa    Sonraki Sayfa

    Yazı kaynağı : kho.msu.edu.tr

    Kara Harp Okulu

        Atatürk'ün Öğrenim Hayatı

    Küçük Mustafa, Haziran 1887’de başladığı ilköğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi Mahalle Mektebi’nde devam etti. Fakat çok geçmeden babasının isteği ile Selanik’te çağdaş usullerle öğretim yapan Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti ve ilkokulu burada bitirdi. Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden, küçük Mustafa’nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu.

    Küçük Mustafa, bu okulda okurken babası öldü. Ali Rıza Efendi’nin ölümü üzerine, Zübeyde Hanım üç çocuğu ile bir süre Selanik yakınlarındaki Lankaza’da bulunan Rapla Çiftliği’nde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi’nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nedeniyle küçük Mustafa’nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat çok geçmeden Selanik’e dönerek halasının yanında, bıraktığı yerden öğrenimine devam etti.

    Küçük Mustafa, Şemsi Efendi Mektebi’nden sonra bir süre Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne devam etti ardından bu okuldan ayrıldı ve 1894 yılının Temmuz-Ağustos aylarında kendi kararı ile Askerî Rüştiye’ye müracaat ederek öğrenimine burada devam etti. Yazları, dayısı Hüseyin Efendi’nin yanına gider, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa, bu okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı.

    Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafalarla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna “Kemal” ismini ilave etti. Genç öğrencinin adı artık Mustafa Kemal olmuştu.

    Mustafa Kemal, Selanik Askerî Rüştiyesini bitirdikten sonra 13 Mart 1896’da Manastır Askerî İdadisi’ne girdi. Burada Ömer Naci ile arkadaşlık etti. İleride ünlü bir hatip olarak tanınacak ve Birinci Dünya Savaşı’nda Teşkilât-ı Mahsusa Müfreze Komutanlığı yaparken tifodan vefat edecek olan Ömer Naci, Mustafa Kemal’in hitabet ve edebiyat sevgisinde etkin rol oynadı. Yakın arkadaşlarından biri olacak Ali Fethi (Okyar) de bu okulda öğrenci idi. Genç Mustafa Kemal, askerî öğreniminin yanı sıra yabancı dil öğrenimini de ihmal etmiyor; yazları izinli olarak Selanik’e döndüğü zaman Fransızca dersleri alıyordu.

    Genç Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadisi’ni de başarı ile bitirerek 13 Mart 1899 tarihinde İstanbul’da Harp Okulu’na girdi. Üç senelik başarılı bir Harbiye öğreniminden sonra 10 Şubat 1902’de bu okulu teğmen rütbesiyle bitirdi ve öğrenimine Harp Akademisinde devam etti. 1903 yılında üsteğmen olmuştu. 11 Ocak 1905 tarihinde de kurmay yüzbaşı rütbesiyle Harp Akademisinden mezun oldu.

    Harp Okulu’nda ve Harp Akademisi’nde de zekâsı, yetenekleri ve üstün kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve hocalarına tanıtmış, onların içten sevgi ve saygısını kazanmıştı. Askerlikle ilgili derslere büyük ilgisinin yanında matematik ve edebiyat dersleriyle güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardı. Harp Okulu’nda ve Harp Akademisi’nde, memleket ve millet davalarıyla ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi sebebiyle aydın ve inkılapçı bir subay olarak tanınmıştı. Devir istibdat devri idi ve bu davranışları aleyhine olabilirdi; ancak çevresinde gerçekten çok sevilişi, düşüncelerinde samimi oluşu, onun herhangi bir tertibe kurban gitmesini önlemişti. Bununla beraber Harp Akademisi’nden mezuniyetini izleyen günlerde istibdat ve padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri ve durumu, şüphe çekerek birkaç ay İstanbul’da tutuklu kaldı; sonra 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine, Şam’a atandı.

    Önceki Sayfa    Sonraki Sayfa

    Yazı kaynağı : kho.msu.edu.tr

    Harp Okulu öğrencisi Mustafa Kemal. (1899 - 1902) | İşte Atatürk | Atatürk Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey

    Harp Okulu öğrencisi Mustafa Kemal. (1899 - 1902) | İşte Atatürk | Atatürk Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey

    HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL

    "... 1898 yazında Manastır İdadisi'ni bitirdi. Artık 17-18 yaşında, kendine güvenen, yetişmek ve ilerlemek ihtirası olan, okumaya hevesli, düşünmeyi seven, gençlik taşkınlıklarında muvazeneli bir Harp Okulu adayı idi... 1899'da ise Mustafa Kemal İstanbul'da, artık bir Harbiyeli'dir...

    Mustafa Kemal Harbiye'ye, Manastır İdadisi'nde etkisi altında kaldığı hürriyet fikirleri ve memleket meselelerine karşı ilgilerle gelmiştir. O halde şu demektir ki, Harbiye onu hem bir subay olarak hazırlayacaktı hem de vatan ve hürriyet duygularını geliştirerek istibdat idaresine karşı bir âsi olarak yetiştirecektir. Öyle de oldu.

    ... Mustafa Kemal daha sonraları Harbiye'deki hayatından bahsederken, ilk ders yılı kendini pek toparlayamadığını, derslere dalamadığını anlatır. Fakat imtihan gene başarılı geçmiş ve sınıfı atlamıştır. İkinci sınıfa geçince kendini derslerine verir... Bu arada, güzel yazı yazmak ve güzel söz söylemek hevesi de gelişmiştir... Harbiye'nin son sınıfında Mustafa Kemal'in durumu daha da iyileşti. Üçüncü yani son sınıfı bitirirken 459 mevcut içinde sekizinciydi. 10 Şubat 1902'de, 1472 sicil numarasıyla teğmen olarak Harbiye'yi bitirdi. 21 yaşındaydı...

    ... Bu sonucu Selanik'te annesi Zübeyde ile üvey babası Ragıp Efendi'ye bildirirken, mektubunda hem onları sevindirici, hem de kendi gururunu belirten kelimeleri ince bir dikkatle seçti. Bu resmî hitabet uüslubunun arkasında, artık tatmin edilmiş ve aslında olumlu bir kompleksin, yani, "Görecekler, neler olacağım" kompleksinin saf ve mutlu çözülüşü vardı. Hayatının ilk savaşı kazanılmıştı... Selanik'e gidecek mektubun zarfını kapatırken, bu zarfa bir de fotoğraf yerleştirdi...

    ... Selanik'te Teğmen Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde, bu mektubu aldığı ve zarfı açıp da eline bu resim geçtiği zaman, kim bilir nasıl sevinç gözyaşları dökmüştür. O gün Ahmet Subaşı Mahallesi'ndeki ev kim bilir nasıl akrabalar, komşularla doldu taştı... 21 yıl önce bu mahallede doğan bir çocuk, işte artık subaylık derecesine ulaşmıştı. İstikbalini kazanmış ve mahallenin yüz ağartan bir çocuğu olarak yetişmişti..."

    Kaynak: 1- Tek Adam, Şevket Süreyya Aydemir, Remzi Kitapevi Nisan 2001, Cilt 1, ISBN: 975-14-0670-6. Sayfa: 70-73

                   2- Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Prof.Dr.Utkan Kocatürk, Atatürk Araştırma Merkezi. 2. Basım, 2007 Ankara. ISBN: 975-16-1191-1, Sayfa:3

    Yazı kaynağı : isteataturk.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap