Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    atatürkün spor ve sporcuya verdiği önem

    1 ziyaretçi

    atatürkün spor ve sporcuya verdiği önem bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Atatürk, sporun önemini en iyi bilen liderdi!

    Atatürk, genç kuşağın bilimin ışığında ruhen, ahlâken, zihnen ve bedenen çok iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmış, spor faaliyetlerine ve sporculara büyük önem vermiştir.

    Atatürk spor yapmaya, spora olan hayranlığı kadar önem vermiştir. İstanbul'a her gelişinde Florya'da denize girdiği, sık sık sandalla açılarak kürek çektiği bilinmektedir.

    "...Atatürk dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu hâle getiren devlet adamıydı. Söylev ve kâğıt üzerinde kalmayan uygulamalarıyla stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. Döneminde Türkiye'de spor gittikçe artan önem ve değer kazandı."

    Her alanda olduğu gibi sporda da bilimin ışığından ayrılmamayı tavsiye eden Atatürk’ün, Türk sporuna olan desteği ve katkısı, sporun bütün yurtta yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Bunun neticesi olarak Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922’de İstanbul’da kurulmuş, bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün meydana getirdiği ortamla seçimle belirlenmiştir. 16 Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” kamu yararına kurulmuş bir dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır.

    Türklerde sporun geçmişi oldukça eski olmasına rağmen spora modern biçimde eğilinmesi, gereken önem ve değerin verilmesi ancak Cumhuriyet'in ilânından sonra mümkün olmuştur. Bunda Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün çok önemli bir rolü vardır. Bunun en çarpıcı örneğine Cumhuriyet henüz birkaç aylıkken rastlanır.

    Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı öğütlerken sporun önemi üzerinde durmuş, gerekli yasaların düzenlenmesini ve uygulamaların doğru yapılmasını sağlamış, böylece Türk sporuna yeni bir benlik kazandırmıştır. "Tanıtılmış bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, düşünce eğitiminde olduğu kadar beden eğitiminde de yeteneklerini artırmış ve yükselmiş olan, erdemli ve güçlü bir kuşak yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir." sözleriyle de bunu kanıtlamıştır.

    Uzun süren savaşlardan yeni çıkmış, yıkık dökük Osmanlı döneminden çok ağır dış borç yüklenmiş olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o yokluklara rağmen bütçesinden spora çok önemli bir pay ayırmıştır. Cumhuriyet'in ilânından iki buçuk ay sonra Bakanlar Kurulunun Atatürk başkanlığında yapılan toplantısında İdman Cemiyetleri İttifakı'nın emrine 17.000 TL verilmiştir. Bu para ile sporcuların Paris'te yapılacak olimpiyat oyunlarına en iyi biçimde hazırlanarak katılmaları sağlanmıştır. Bir altının 10 TL olduğu bir dönemde yapılan 17.000 TL'lik bu yardım Türkiye Cumhuriyeti için gerçekten büyük bir fedakârlıktır.

    Atatürk Türk sporcusunda yalnız beden gücü ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlâk ve zekânın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim." sözleriyle dile getirerek bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır.

    Atatürk'ün direktifleriyle hazırlanan ve bugün de Türk Spor Örgütü'nün temelini oluşturan 3530 sayılı "Beden Terbiyesi Kanunu" 29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir. Ata'nın hastalığı yüzünden, TBMM'nin 1 Kasım 1938'deki açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir: "Her türden spor etkinliklerini, Türk gençliğinin ulusal eğitiminin ana unsurlarından saymak gerekir. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddî ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da ulusal heyecan içinde özenle yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır."

    Atatürk’ün Spora Verdiği Büyük Atatürk'ün ölümünü takip eden günlerde o zamanlar yalnız Avrupa'nın değil dünyanın en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransa'da yayınlanan "L'Auto" yayınladığı geniş bir makalede Atatürk'ün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şu satırlara da yer verdi:

    Nitekim 1924 yılı bütçesine, "Türk sporcularının pek yararlı ve gelecek için umut verici çalışmalarında yardım görecekleri" sözlerinin açık bir kanıtı olarak, spor için Atatürk'ün talimatıyla 50.000 TL ödenek konulmuştur. Yine 1924 yılında yayımlanan Köy Yasası, köylerde "nişan alma, cirit, güreş" gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer vermiştir.

    Atatürk'ün sporla ilgili sözleri: "Cumhuriyet, düşünsel, bilimsel ve bedensel olarak güçlü ve düzeyli koruyucular ister."

    "Bütün dünya sporu çok önemli görmektedir. Dünya için bu denli önemli olan spor bizim için daha önemli olmalıdır. Çünkü spor bir halk meselesidir, halkın gelişmesi ve kişayişi meselesidir, hatta biraz da uygarlık meselesidir."  

    "Açık ve kesin olarak söyleyeyim ki sporda başarılı olmak için bedensel dayanıklılık kazanmak kadar, halkın sporun içeriğini ve değerini anlamış olması, içtenlikle sevmesi ve ulusal bir görev olarak görmesi gerekmektedir."

    "Bütün millet ve memleket çocuklarını sporcu yapabilmek için harcanan çalışmanın önemi ve kutsallığı aynı derecede değerli ve önemlidir."  

    "Spor, yalnız bedensel yeteneklerin üstünlüğü sayılmaz. Kavrayış ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâsı ve kavrayışı az olan güçlü kişiler, zekâsı ve kavrayışı yüksek düzeyde olan daha az güçlülerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim."

    Millî Mücadele’ye başlamak, Misakı Millî'yi ilan etmek ve Kuvayı Milliye'yi kurmak amacıyla Samsun'da Anadolu topraklarına ayak bastığı 19 Mayıs 1919 gününün de TBMM'nin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kabul edilmesini sağlamıştır.

    "Ata en iyi binen yalnız Türk erkekleri değildir. Türk kadını da bu işi çok iyi bilir." diyen Atatürk'ün sevdiği sporlardan biri de ata binmektir. Savaşlarda sürekli ata binmiş, sonra da fırsat buldukça serbest bir spor olarak yapmıştır. Avrupa parkurlarında "Atatürk'ün Süvarileri" adıyla nam salan Cevat Kula, Saim Polatkan, Cevat Gürkan ve Eyüp Öncü adlı dört subay binicimizden oluşan Türk ekibinin uluslar arası başarıları da Ata'yı çok memnun etmiştir.

    "Genç Türk çocukları top oyunlarında herhangi bir ulusun çocukları kadar eğitimli ve yetenekli görünmeyebilir. Bunun için üzülmeye gerek yoktur." demesine rağmen, o günlerde Rusya ile yapılan futbol maçında alınan yenilginin nedenleri konusunda Gündüz Kılıç'ı sıkı bir sorguya çekmeyi ihmal etmemiştir.

    Sporlar arasında güreşi de çok sevdiği bilinmektedir. Bu nedenle güreşle ilgili anıları çoktur. İtalyanları yenen güreş millî takımımızı Florya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde yemeğe davet etmiş, tek tek kutlamış ve ağır sıklet şampiyonumuz Çoban Mehmet'e, "Beni de yener misin?" diye takılmıştır. "Türk milleti anadan doğma sporcudur. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerinde güreşirken görürsünüz." sözü ile güreşi, Türklerin millî sporu olarak nitelendirmiştir.

    Ulu önderin Türk sporundaki ilk imzasını izcilikte görmekteyiz. 1915 yılında "Osmanlı Gençlik Dernekleri" genel müfettişliğine atanmasından kısa süre sonra bir rapor hazırlayarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda okullardaki beden eğitimi saatlerinin artırılmasını önermektedir:  

    Ata'ya göre spor her şeyden önce ulusal bir görevdir. Bu yargısını Çanakkale Savaşı ile ilgili bir anısında da görmemiz mümkündür. Şöyle ki: Çanakkale Savaşı sırasında keşif görevine çıkan bir Türk askeri, yakaladığı İngiliz askerini boğazından tutup Mustafa Kemal Paşa'nın karşısına getirir. Paşa, İngiliz askerine, memleketinden kalkıp buralara niçin geldiğini sorduğunda "Spor için geldim." cevabını alır. Mustafa Kemal, "Bizim askeri nasıl buldun?" diye sorar. Esir asker, "Spor bilmiyor." diye cevaplar. Bunun üzerine Mustafa Kemal; "Bana, spor nedir diye sorarlarsa vereceğim cevap şudur: Spor, vatan ve milletin yüksek çıkarlarına tecavüz edenleri boğazından tutup memleketin ve milletin sözcülerinin karşısına getirebilmek yeteneğine bedensel, düşünsel ve ruhsal olarak sahip olmaktır." demiştir.

    1932 yılında Atatürk'ün talimatıyla kurulmakta olan halk evlerinin yapması gereken çalışmalar arasına spor da eklenir. "Halk evlerinin genel amaçlarından biri olan spor ve beden hareketleri, ulusal eğitimin vazgeçilemeyecek temeli ve önemli bir bölümüdür. Bu nedenle Türk gençliğinde ve Türk halkında spor ve beden hareketlerine sevgi ve ilgi uyandırmalı, bunlar bir kitle hareketi, ulusal bir etkinlik hâline getirilmelidir." diyen büyük önder, daha o yıllarda sporu kitle hareketinin de ötesinde bir "ulusal hareket" olarak düşünmüştür. Böylece onun ne kadar ilerici olduğu, sporda da gözler önüne serilmektedir.

    Atatürk, kültürden sanata, spordan eğitime büyük önem veren geleceği gören bir liderdi. O, bu yüzden eşsizdi. Savaş sonrası o zor koşullara rağmen bu alanlara yatırım yaptırdı. günümüzde ise bu alanlara yapılan yatırımlarda verilen değer de ne yazık ki gittikçe azalıyor.

    "Tanıtılmış bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, düşünce eğitiminde olduğu kadar, beden eğitiminde de yeteneklerini artırmış ve yükselmiş olan, erdemli ve güçlü bir kuşak yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir."

    "Spordan yoksun olan bir gençlik nasıl ki vatan savunması sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece gelişirse gelişsin, bedensel gelişimi noksan ve yetersiz olursa, o vücut, o kafayı ileriye götüremez ve taşıyamaz."

    Her çeşit spor faaliyetini Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından sayan Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sporun her dalı ile uğraşılması ve başarılı olunmasını Türk milletine tavsiye etmiştir.

    Son Dakika Haberleri

    Yazı kaynağı : www.sozcu.com.tr

    Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün spora ve sporcuya verdiği önem

    Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün spora ve sporcuya verdiği önem

    EVRENSEL LİDER ATATÜRK’ÜN SPORA VERDİĞİ ÖNEM

    EVRENSEL LİDER ATATÜRK’ÜN SPORA VERDİĞİ ÖNEM

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk, her alanda olduğu gibi spora, sporcuya, kulüplere de ayrı önem veren ve dünyada beden eğitimini ülkesinde zorunlu kılan ilk devlet adamıdır. Atatürk‘ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözü de spora verdiği önemi anlatır. 23 Nisan’ı dünya çocuklarına, 19 Mayıs’ı da gençlere armağan etmiştir.

    Atatürk, başta güreş olmak üzere, futbol, su sporları, kürek, yüzme, binicilik, havacılık, izcilik, atıcılık dallarıyla yakından ilgilendiği gibi, bu sporların federasyonlarının da kurulmasına öncülük etmiştir. Ayrıca Atatürk, fırsat buldukça Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Karşıyaka, Altay, hatta adını verdiği Güneşspor ve Muhafızgücü kulüplerini ziyaret ederek maddi ve manevi destek sağlamıştır.

    Atatürk 1915 yılında, ilk Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği ’ne atandıktan sonra hükümete, beden eğitimi derslerinin zorunlu tutulması ve cimnastik ders saatlerinin arttırılmasını teklif ettiği bir rapor sunmuştur. İlk Beden Eğitimi Öğretmeni ve Türkiye Milli Olimpiyat Oyunları’nın kurucusu Selim Sırrı Tarcan’ı yurt dışına göndererek ve büyük yetkiler vererek spor branşlarının artırılmasını sağlamıştır.

    18 Temmuz 1920 günü ise Atatürk’ün emri ile Muhafız Gücü takımı faaliyete geçmiştir. Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, 1922’de İstanbul’da kurulmuştur.

    1924 yılında Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk spor kongresini toplamıştır. 1938 yılına kadar devam edecek olan bu kongrede, Türk spor kültürünün nasıl geliştirebileceği üzerine kafa yorulmuş ve çeşitli projeler üretilmiştir.

    Savaştan yeni çıkılmış, yoksulluk ve hastalık yoğun yaşanırken Atatürk, 1924 yılında Türk sporcularının Paris Olimpiyatları’na katılarak deneyim kazanmaları, hepsinden öte Türkiye’nin adını duyurmaları için mecliste bakan ve milletvekilleri karşı çıkmalarına rağmen, Bakanlar Kurulu kararıyla, 17 bin lira ödenek çıkartarak gitmelerini sağlamıştır.

    Yine 1936 yılında gerçekleştirilen Berlin Olimpiyat Oyunları’na ilk kez eskrim dalında Halet Çambel ile Suat Fetheri Aşeni adlı kadın sporcuların katılmasını sağlamıştır. Berlin’de ilk kez altın madalya kazanan Yaşar Erkan ile bronz kazanan Mersinli Ahmet Kireççi’yi ödüllendirmiştir.

    Mustafa Kemal 1925’te tüm zorluklara rağmen Ankara Hipodromu’nu inşa ettirerek At ve At Yarışı Islah Encümeni’ni kurmuştur. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara‘daki at yarışlarını kendi himayesinde yaptıran Atatürk, 1927’de emir vererek Gazi Koşusu‘nun düzenlenmesini istedi.

     “At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaç” olduğunu vurgulayan Atatürk, fırsat buldukça yarışları hipodromda takip ediyordu.

     Ali Muhiddin Hacıbekir‘in sahibi olduğu “Neriman”ın 1927 yılında kazandığı ilk Gazi Koşusu‘nu da Atatürk ile İsmet İnönü birlikte izledi.

     “Cumhuriyet fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.” ve “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” derken gençlerin donanımlı birer sporcu olmalarını öğütlemiştir.

    İlelebet kutlayacağımız Nice Cumhuriyet Bayramları’na…..

    Yazı kaynağı : bolgegazetesi.com.tr

    Atatürk ve Spor

    Atatürk ve Spor

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizlere her konuda örnek olduğu gibi spor konusunda da örnek bir lider. Her hareketiyle, her düşüncesiyle bize adeta bir idol olabilen Atatürk’ün spora olan sevgisi ise çocukluk yaşlarında başladı. Spor alanında yapılan çalışmaları her zaman destekleyen Mustafa Kemal’in spora verdiği önemi kanıtlayan ve bizlere yol gösterici olan birçok sözü de var. Bu sözlerden biri, belki de en bilineni ise şu: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.”

    Atatürk’ün Spora Olan Sevgisi Nasıl Başladı?

    Ulu önder, çocukluk yıllarından itibaren spora hayatı boyunca hep ilgi duydu. Yüzme, ata binme ve güreş ise her zaman sevdiği, ilgiyle takip ettiği spor dallarından bazıları. Ancak bu spor dallarından bir tanesini her zaman daha çok severdi. O spor dalı ise hiç şüphesiz güreş.

    Atatürk, nerede güreş yapan sporcular görse hemen izlemeye koyulur; müsabakaları bitince ise onlarla sohbet etmek isterdi ve sporcuları yanına davet ederdi. Onun güreşe olan ilgisini ise çocukluk arkadaşı Asaf İlbay şu sözleriyle anlatıyor: “Kuvvetli ve cesaretli insanlara hayranlık duyardı. Güreşe bayılır, mahalle çocuklarını sık sık güreştirir, seyrine doyamazdı.”

    Atatürk Ülkemizde Sporun Gelişimi İçin Neler Yaptı?

    Atatürk, Cumhuriyet’i kurmadan önce ve kurduktan sonra sporun ülkedeki gelişimi için farklı çalışmalarda bulundu. Bu çalışmalarından birini 1915 yılında gerçekleştirdi. Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği’ne atanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, okullarda jimnastiğe ayrılan sürenin artırılmasına dair raporunu hükümete sundu.

    1915’teki çalışmasından sonra 1920 yılında spor konusunda yeni bir gelişmenin öncüsü oldu. Atatürk, 18 Temmuz 1920’de, Muhafız Takımı’nın kurulması için emir verdi. Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nı ise 1922 yılında kurdu. Böylece Türkiye’nin ilk spor teşkilatı İstanbul’da kurulmuş oldu.

    Türkiye’nin ilk spor kongresini 1924 yılında gerçekleştiren Atatürk, ölümüne kadar bu kongreleri devam ettirdi ve kongreler boyunca sporun ülkemizdeki gelişimi konusunda çeşitli düşünceler üretti. 

    Bu kongreler sonucundaki projelerinden biri olan Ankara Hipodromu, 1925 yılında inşa edildi. At ve At Yarışı Islah Encümeni de bu vesileyle kuruldu. Ayrıca Gazi Koşusunu 1927 yılında başlatan Gazi Mustafa Kemal, böylece at yarışları dalında ülkemizde ilerleme gösterebilmemizi sağladı.

    1928 yılında oluşturduğu Gençler Ligi ile Türk futbolunun gelişimi için büyük bir adım atan Atatürk, 1930 yılında ise at yarışlarının gelişimi için Türkiye Binicilik Federasyonu’nu kurdu. 

    Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 6. başkanı olan Ahmet Fetgeri, 19 Mayıs’ın spor bayramı olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri kongrede oylandı, kabul edildi ve Atatürk’ün de kabulüyle yasa hâline geldi. Spor bayramı böylece ilk kez 1926 yılında Samsun’da kutlandı.

    Atatürk’ten miras kalan 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl tüm ülkemiz ve sporcularımız ile birlikte onu anmamıza aracı oluyor. 

    Atatürk’ün Sporla İlgili Söylediği Sözler

    Ülkemizde sporun gelişimi için büyük adımlar atan Atatürk, söylediği sözlerle birlikte bugün tüm sporculara yol gösteriyor. 

    “Sporda başarılı olmak için bütün milletçe sporun niteliği ve değerini anlamış olmak, ona kalpten sevgiyle bağlı olmak ve onu vatani görev saymak gerekir.” diyen Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal, sporun yalnızca sporcular tarafından değil tüm millet tarafından anlaşılmasıyla sporda başarı kazanılabileceğini belirtiyor. Böylece sporda gerçek bir başarı elde etmenin sırrını tüm ülkenin omuzlarına yüklüyor.

    “Cumhuriyet fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.” sözüyle ise Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşaması ve gelişmesi için sporun ve sporcunun şart olduğunu bizlere hatırlatıyor.

    30 Ağustos Zafer Bayramımızı coşkuyla kutluyor, daha aydınlık ve daha sportif Zafer Bayramları yaşamayı temenni ediyoruz.

    19 Mayıs ruhuyla alakalı yazımızı okumak istersen hemen buraya tıkla!

    Sağlıkla, sporla ve Cumhuriyet’le kal!

    Yazı kaynağı : blog.decathlon.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap