Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    antoine lavoisier kimyaya katkıları kısaca

    1 ziyaretçi

    antoine lavoisier kimyaya katkıları kısaca bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kimyanın kurucusu Antoine Laurent Lavoisier - Haberler

    Antoine Lavoisier kimdir? Hayatı, kimyaya katkıları, ölümü kısaca - WİKİTARİH

    Antoine Lavoisier kimdir? Hayatı, kimyaya katkıları, ölümü kısaca - WİKİTARİH

    Bu yazıda Antoine Lavoisier kimdir? sorusunu yanıtlayarak kimyaya katkı sağlayan bilim adamları içinde yer alan Fransız kimyacı Antoine Lavoisier’nin hayatı, kimya bilimine sağladığı katkıları, çalışmaları, buluşları, Fransız İhtilali sırasında yargılanması ve ölümü konularını inceleyeceğiz.

    KISACA ÖZET
    Antoine Lavoisier kimdir?
    Modern kimyanın öncülerinden Antoine Lavoisier büyük bilimsel başarılarının yanı sıra trajik sonuyla tarihe geçmiş bir bilim adamıdır. 26 Ağustos 1743 tarihinde Paris’te doğdu. Periyodik sistem (tablo) gibi kimyanın temel konularıyla ilgili ilk çalışmaları yapan bilim adamlarından birisidir. Birçok bilim tarihçisi tarafından modern kimyanın babası olarak gösterilir. Fransız İhtilali sırasında yargılanmış ve 8 Mayıs 1794 tarihinde giyotinle idam edilmiştir.

    Antoine Lavoisier: Çocukluğu ve Eğitim Hayatı

    Antoine Lavoisier 26 Ağustos 1743 tarihinde Paris’te doğdu. Ailesi oldukça zengindi. Beş yaşında annesini kaybetti. Çocukluğu ve eğitim hayatı Paris’te geçti. İyi bir eğitim aldı. Üniversitede hukuk eğitimi gördü.

    Hukuk eğitimi alsa da, aslında bilimsel konularla daha çok ilgiliydi. Kimya, matematik ve astronomi gibi konularda dersleri ve konferansları takip etti. Çok genç yaşta bilimsel araştırmalar konusundaki başarılarını göstermeye başladı. Henüz yirmi dört yaşındayken Fransa Bilimler Akademisine üye olarak seçildi.

    Kimya Bilimine Katkıları

    Antoine Lavoisier öncesinde kimya alanının bilimsel bir niteliği yoktu. Simya olarak tabir edilen ve bilimsel olmayan ilkelere dayanan bir alan niteliğindeydi. Fransız kimyacı Antoine Lavoisier ve onunla  aynı dönemde yaşayan Henry Cavendish ve Joseph Priestley gibi bilim adamlarının katkılarıyla kimya gerçek bir bilim dalı haline geldi.

    Antoine Lavoisier periyodik sistem (periyodik tablo) ile ilgili çalışma yapan bilim adamlarının öncülerindendir. Oksitlenme teorisini geliştirmiştir. Kendi adıyla anılan maddenin korunumu yasasını geliştirmiştir.

    Lavoisier’i bu dönemde kimya bilimine katkı sağlayan diğer bilim adamlarından ayıran en önemli özelliği deneysel araştırmalarının bulgularına dayanarak genel ilkeler ve kuramlar ortaya koyması ve bir bilimsel sistem kurma çabası içerisinde olmasıdır. Örneğin oksijeni ilk keşfeden olmasa da, oksijenin yanma olayındaki rolünü açıklayıp, yanma ile ilgili eski kuramı çürütmüştür. 1789’da Traité Élémentaire de Chimie (Kimyanın Temel Kitabı) isimli bir eser yayınlayarak modern kimyanın ilkelerini ortaya koymuştur. Kimya alanının bilimsel ilkelerinin geliştirilmesindeki rolü dolayısıyla birçok bilim tarihçisi onu modern kimyanın babası olarak nitelemişlerdir.

    Fransız kimyacı Antoine Lavoisier çok yönlü bir bilim adamıydı. Kimyanın yanı sıra fizyonomi, ziraat, ekonometri ve jeoloji alanlarında çalışmalar yapmıştır. Araştırmaları teorik düzeyde kalmamıştır. Gerek görev aldığı devlet kurumlarında, gerekse kendi çiftliğinde teorik bulgularını uygulamaya dökerek teknik ilerlemelere katkı sağlamıştır.

    Devlet Yönetimiyle İlgili Görevleri

    Antoine Lavoisier bilimsel araştırmalarla uğraşırken, bir yandan da devlet yönetiminde önemli görevler üstlendi. Aldığı hukuk eğitiminin etkisiyle siyaset ve devlet yönetimiyle oldukça ilgiliydi.

    Vergilerin toplanmasıyla ilgili bir kurumda üst düzeyde yöneticilik yaptı. Bu görevi daha sonra Fransız Devrimi sırasındaki trajik sonunun en önemli nedenlerinden birisi olacaktır.

    Aldığı idari görevler kimya alanındaki araştırmalarına önemli katkı sağladı. Barut üretimini düzenleyen devlet kurumunun yöneticiliğini yaptı. Bu görevi dolayısıyla gelişmiş bir kimya laboratuvarı kurma şansına sahip oldu. Bu durum kimya alanındaki bilimsel başarılarına önemli bir etki yapacaktır.

    Aile Hayatı

    Antoine Lavoisier 1771 yılında Marie-Anne Pierrette Paulze ile evlendi. Eşi bilimsel çalışmalarında en önemli yardımcısı oldu. Marie-Anne Pierrette Paulze eşi ile birlikte laboratuvar çalışmalarına katıldı. İngilizce bilimsel yayınları eşi için Fransızcaya çevirdi. Eşinin eserlerindeki görselleri çizdi. Lavoisier’nin ölümü sonrasında notlarını kitap olarak yayınladı.

    Antoine Lavoisier ve Fransız İhtilali

    Lavoisier Fransız Devriminin ilk yıllarında devrimi destekledi. Eski düzenin değiştirilmesi gerektiğine inanıyordu. İhtilalcilerin reform çabalarına destek verdi. Bu dönemde vergi sisteminin reforme edilmesi için kurulan üç kişilik komisyonda görev aldı ve bu konuda bir öneri hazırladı.  Ölçü ve ağırlık birimlerinin düzenlenmesiyle ilgili çalışmalara katıldı.

    Ancak Fransız Devrimi radikalleşmeye başlayınca Lavoisier için de tehlike çanları çalmaya başladı. Robespierre öncülüğündeki Jokobenlerin iktidarı ele geçirmesiyle tarihe “Terör Dönemi” (1793-1794) olarak geçen dönem başladı. Sadece devrim karşıtları değil, devrim yanlıları içinde farklı düşünenler özel olarak kurulmuş Devrim Mahkemelerinde hızlıca yargılanıyor ve cezalandırılıyordu. Devrime direnen bölgelerde herhangi bir yargılama yapılmaksızın kitlesel katliamlar yaşandı. Bu dönemde yaklaşık 500 bin kişinin hapsedildiği ve 100 bin kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Ölümlerin yaklaşık 20 bini bu dönemin sembolü haline gelmiş olan giyotinle gerçekleşmiştir. En son bu dönemin öncüsü Robespierre’in giyotinle idam edilmesiyle Terör Dönemi sona ermiştir.

    Giyotin Fransız Devriminin ilk yıllarında kullanılmaya başlamıştır. İsmini, mucidi olan Joseph Guillotin’den alır. Joseph Guillotin doktor ve aynı zamanda Millet Meclisi üyesiydi. Giyotini önermesinin amacı daha az acı veren bir ölüm cezası infaz metodu bulmaktı. Bu dönemde ölüm cezalarının infazı oldukça uzun sürüyordu ve idam mahkumu çok acı çekiyordu. Joseph Guillotin şöyle diyordu: “Benim makinemle göz açıp kapatana kadar kafanızı uçurmuş olacağım, hiç acı çekmeyeceksiniz“. Ancak giyotin az acı çekmenin değil, zulmün, adaletsizliğin ve acının sembolü olmuştur.

    Antoine Lavoisier: Yargılanması ve Ölümü

    Lavoisier, Fransız İhtilali öncesinde görev yaptığı ve vergi toplama işiyle ilgili bir kurum olan Ferme Generale sebebiyle devrimciler tarafından suçlanmaya başladı. Bu kurum vergilerin özel teşebbüs eliyle toplanmasına dayanan, bir anlamda Osmanlı Devleti’ndeki iltizam sistemine benzeyen bir yapıya sahipti. Kurumun üst düzey yöneticileri tutuklanıp yargılandı.Ferme Generale yöneticilerini ihbar eden daha önceden bu kurumda çalışmış olan Antoine Dupin isimli bir kişiydi.

    Antoine Lavoisier 23 Kasım 1793’de tutuklandı. Aslında kaçma fırsatı da olmuştu. Tutuklanmadan önce iki gün saklanmış, daha sonra kendisi giderek teslim olmuştu. Ne kendisi, ne de yakınları böylesi büyük bir cezaya çarptırılmayı beklemiyorlardı. Kendisiyle birlikte  Ferme Generale yöneticisi olan kayınpederi de tutuklandı.

    Yargılama sırasında bilim adamı dostları lehine ifade verdiler, onun bilime ve Fransa’ya katkılarını gösteren raporları mahkemeye sunarak affedilmesini talep ettiler. Ancak Devrim Mahkemesinin başkanı onlara şu cevabı verecektir: “Cumhuriyetin ne bilim adamlarına, ne de kimyacılara ihtiyacı yok!”.

    İdamı

    Antoine Lavoisier 8 Mayıs 1794’de giyotinle idam edildi. Kayınpederi de onunla birlikte idam edilmiştir. Cesedi idam edilen diğer kişilerle birlikte büyük bir çukura gömüldü. Bilim çalışmalarıyla ilgili notlarına el konuldu. Eşi uzun çabalar sonucunda ve yıllar sonra bu notları geri almayı başarmış ve bilim adamı dostlarının yardımıyla yayınlamıştır. Dostu ve dönemin büyük matematikçisi Louis de Lagrange, idamının ardından şöyle demiştir: “Kafasını düşürmek için sadece bir saniye yeterli oldu, ama bu kafanın bir benzerini yetiştirmek için yüz yıl bile yeterli olmayacak” 

    Yazı kaynağı : www.wikitarih.com

    Modern Kimyanın Babası: Antoine-Laurent de Lavoisier

    Modern Kimyanın Babası: Antoine-Laurent de Lavoisier

    Antoine Lavoisier tam adıyla Antoine-Laurent de Lavoisier Fransız kimyagerdir. Modern kimyanın babası olarak bilinen Lavoiser kütlenin korunumu kanunu ortaya koymuş ve kimya biliminin ortaya çıkmasını sağlamıştır. 26 Ağustos 1743’da Paris’te doğmuş ve 8 Mayıs 1795 tarihinde yine Paris’te ölmüştür.

    Antoine Lavoisier Kimdir?

    Modern kimyanın babası olarak anılan Antoine Lavoisier, modern kimya biliminin kurulmasında önemli adımlar atmıştır. Lavoisier’ın yaklaşımına kadar olan süreçte maddeler ve reaksiyonlar “simya” olarak ele alınıyordu ve antik dönemlerden kalan bilgilere dayanıyordu.“Simya” olarak ele alınan maddelerle ilgili dağınık çalışmaları belli bir bütünlükle ele almıştır. Bunlardan en önemlisi ise kütlenin korunumu kanunu ortaya çıkarmasıdır. Antoine Lavoisier ayrıca 1789 Fransız İhtilali’ni de yaşamıştır.

    Antoine Lavosier Hayatı

    Parisli zengin bir ailede dünyaya gelen Lavoisier, küçük yaşlarında annesini yitirmiştir. Babasının yakın ilgisi ile büyür. İlk başlarda Hukuk alanına merak salan Lavoisier daha sonra deneylerle ilgilenmeye başlar. 20’li yaşlarında Fransız Bilim Akademisi tarafından altın madalya ile ödüllendirilen bir aydınlatma projesi geliştirir. 25 yaşına eriştiğinde kimya ile ilgili çalışmaları onu akademi üyesi seçilmesini sağlar. Fransa’nın jeolojik haritasının oluşturulması, tarımın iyileştirilmesi, metrik sistemin oluşturulması gibi pek çok çalışma içinde görevlendirilir. Ayrıca Fransa için barut üretimi sorumluluğu da yine Lavoisier’e verilir.

    Modern Kimyanın Babası 

    Lavoisier döneminde, kimya alanında Antik Yunan döneminden kalan “toprak, su, ateş ve hava”’nın dört temel element olduğu öğretisi geçerliliğini korumaktaydı. Bu öğretiden yola çıkarak Lavoisier “Flogiston deneyi”ni tasarladı ve flogiston kavramını geliştirdi. Bu kavram yanan nesnenin flogiston adında bir madde çıkardığını öngörmekteydi. Daha sonra gerçekleşen çalışmalar ve gazların keşfi ile flogiston teorisi geçerliliğini yitirdi. Sonraki deneylerinde elde ettiği bulgu ve gözlemlerini Traité Élémentaire de Chimie adlı yapıtında toparladı. Bu yapıt modern kimyanın doğmasını sağlayan temel eserlerden biri olarak öne çıktı. Çünkü kimyayı sistemli bir şekilde ele alıyordu. Ayrıca Antoine Lavoisier, “Kütlenin Korunumu Yasası”nı da ortaya koydu ve hiçbir şeyin yoktan var edilemediği ve maddenin dönüşümlerde miktar olarak aynı kaldığını gösterdi. Bu yasayı öne çıkarabilmesinde, sistemli bir yaklaşıma sahip olması ve duyarlı ölçümler yapabilmiş olması önemliydi.

    Lavoisier’e çalışmalarında eşinin de büyük yardımları olmuştur. Deney şekillerinin çizilmesi, yabancı kaynaklı makalelerin çevirilmesi ve yazılan makalelerin yayına hazırlanması konusunda hep desteklemiştir.

    Modern kimyanın babası olarak anılan Lavoisier devrimsel bilimsel yaklaşımlara ve Fransa için çalışmalar sürdürmüş olmasına rağmen devrim mahkemesi tarafından idama mahkum edilir. İdam sebebi devrim karşıtı aristokrasiyle olan ilişkileri ve bunun yanı sıra topladığı vergilerle gerçekleştirdiği bir takım bilimsel çalışmalar olmuştur. Durumu gören günün seçkinleri, Lavoisier’in Fransa’ya olan katkılarını ortaya sererek bağışlanmasını talep ederler. Ancak Yargıcın verdiği cevap günümüzde hala dikkat çekicidir. Yargıç “Cumhuriyet’in bilginlere ihtiyacı yoktur.” cevabını vermiştir ve 51 yaşında Antoine Lavoisier idam edilmiştir.

    Kaynak : Science History

    Yazı kaynağı : www.bilimma.com

    Antoine Lavoisier

    Antoine Lavoisier

    Antoine-Laurent de Lavoisier (Telaffuz: [ɑ̃ˈtwan lɔˈʁɑ̃ də la.vwaˈzje]; 26 Ağustos 1743, Paris – 8 Mayıs 1794, Paris), Fransız kimyacı.

    Yaşamında iki devrim görmüş bir kişidir. Devrimlerden biri, yüzyıllar boyunca simya adı altında sürdürülen çalışmaların, bugünkü anlamda, kimya bilimine dönüşmesidir. İkinci devrim ise Fransız Devrimi'dir.

    Biyografi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antoine-Laurent Lavoisier Parisli zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha küçük yaşında iken annesini yitiren Lavoisier, babasının yakın ilgi ve bakımıyla büyür; başlangıçta belki de onun etkisiyle, hukukçu olmaya yönelir. Ancak bu arada uyanan deneysel bilim merakı, çok geçmeden bir tutkuya dönüşür. Yirmi bir yaşına yeni bastığında, Paris'in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birinciliği alır, Fransız Bilim Akademisi'nce altın madalya ile ödüllendirilir. 25 yaşına geldiğinde, özellikle kimya alanındaki çalışmaları göz önüne alınarak akademiye üye seçilir. Bu arada hükümetin özel bir komisyonunda görevlendirilen genç bilim adamı, metrik sistemin oluşturulması, Fransa'nın jeolojik haritasının çıkarılması gibi etkinliklerden tarımda verimin yükseltilmesine uzanan pek çok uygulamalı bilim çalışmalarını düzenler. Ayrıca o sırada bir tür abluka altında olan ülkesinin savunma ihtiyacı barutun üretim sorumluluğunu üstlenir. Genç bilim adamı bu kadarla da yetinmez; ileride yaşamını yitirmesine yol açan bir işe, ülkenin bozuk vergi sistemini düzeltme işine el atar. Ama tüm bu uğraşlarına karşın Lavoisier, kendisini asıl ilgilendiren bilimden kopmamıştır; her fırsatta özel laboratuvarına çekilip deneylerini sürdürmekten geri kalmaz.

    Flogiston teorisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Lavoisier bilim dünyasında en başta yanma olayına ilişkin geliştirdiği yeni kuramıyla ün kazanır. Ne var ki, simya devrimini oluşturmada başka önemli çalışmaları da vardır. Ayrıca deneylerinde, özellikle ölçme işleminde gösterdiği olağanüstü duyarlılık, kendisini izleyen yeni kuşak araştırmacılar için özenilen bir örnek olmuştur. Kimya dili; mantıksal düzen ve kuramsal açıklama yönlerinden bilimsel kimliğini Lavoisier'e borçludur. Tüm bu çalışmalarında ona büyük desteği eşi sağlar: deney şekillerini çizer, yabancı dillerden kaynak çeviriler yapar, makale ve kitaplarını yayıma hazırlar.

    Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanların maddeye ilişkin dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisinin yanı sıra yanmaya ilişkin flogiston kuramı geçerliydi. Bilindiği gibi, bir tahta ya da bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne bir miktar kül bırakarak yok olur.

    Yürürlükteki kurama göre, yanma; yanan nesnenin flogiston denen, ama ne olduğu bilinmeyen, gizemli bir madde çıkarması demekti. Odun kömürü gibi yandığında geriye en az kül bırakan nesneler flogiston bakımından en zengin nesnelerdi. Bilim adamlarının çoğunlukla doyurucu bulduğu bu kurama ters düşen kimi gözlemler de yok değildi. Bunlardan biri yanma için havanın gerekliliğiydi. Bir diğeri, kurşun gibi madenlerin, erime derecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde oluşan "calx"ın, madenin eksilen bölümünden daha ağır olmasıydı. Aslında yanma olayını açıklamadaki güçlüğün bir nedeni gazlara ilişkin bilgi eksikliğiydi. 1756'da İskoç kimyageri Joseph Black "sabit gaz" dediği karbon dioksidi buluncaya dek bilinen tek gaz hava idi. İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley daha sonra deneysel olarak 10 kadar yeni gaz keşfeder. Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, ileride Lavoisier'nin "oksijen" adını verdiği gazdır.

    Priestley, oksijeni bulmasına karşın flogiston kuramından kopamaz. Üstün bir deneyci olan bu İngiliz bilim adamı, kuramsal yönden rakibi Lavoisier ile boy ölçüşecek yeterlilikte değildi. Lavoisier yanma olayı ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı. Kapalı bir kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, oysa kabı açtığında havanın içeri girmesiyle birlikte gazın ağırlığının az da olsa arttığını saptamıştı. Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.

    Kütlenin Korunumu Kanunu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Lavoisier aradığı açıklamanın ipucunu birkaç yıl sonra Priestley'le Paris'te buluştuğunda elde eder. Priestley cıva oksit üzerindeki deneylerinden söz ederken bulduğu "yetkin gaz"ın özelliklerini belirtir. Lavoisier yayınlarının hiçbirinde Priestley'e hakkı olan önceliği tanımaz; sadece bir kez, "Oksijeni Priestley'le hemen aynı zamanda keşfetmiştik," demekle yetinir.

    Doğrusu, oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'nin değildi; ama bu gazın gerçek önemini ilk kavrayan bilim adamı oydu. Priestley'in deneylerini kendine özgü dikkat ve özenle tekrarlamaya koyulur. Belli miktarda havaya yer verilen bir kapta cıva ısıtıldığında, cıvanın kırmızı cıva oksite dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynı ölçüde ağırlık yitirdiği görülür. Lavoisier deneylerinde bir adım daha ileri gider; cıvadan ayırdığı cıva oksiti (calx'ı) tarttıktan sonra daha fazla ısıtır; kora dönüşen kırmızı oksitin giderek yok olmaya yüz tuttuğunu, geriye belli sayıda cıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan daha etkili bir miktar "elastik akıcı" kaldığını saptar. Elastik akıcı Priestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.

    Lavoisier üstelik bu artığın ağırlığı ile cıvanın ilk aşamadaki ısıtılmasından azalan hava ağırlığının da eşit olduğunu belirler. Dahası, cıva oksitin ısı altında cıvaya dönüşmesiyle kaybettiği ağırlık etkili bölümüyle (yani oksijenle) birleşmesiyle gerçekleşmektedir. Başta önemsenmeyen bu kuram, suyun iki gazın birleşmesiyle oluştuğuna ilişkin, Cavendish deney sonuçlarını da açıklayınca, bilim çevrelerinin dikkatini çekmede gecikmez. Cavendish deneylerinde, asitlerin metal üzerindeki etkisinden "yanıcı" dediği bir gaz elde etmiş, bunu flogiston sanmıştı. Ancak Priestley'in bir deneyi onu bu yanlış yorumdan kurtarır. Priestley, hidrojen ve oksijen karışımı bir gazı elektrik kıvılcımıyla patlattığında bir miktar çiyin oluştuğunu görmüştü. Aynı deneyi tekrarlayan Cavendish daha ileri giderek patlamada "yanıcı" gazın tümünün, normal havanın ise beşte birinin tüketildiğini, öylece oluşan çiyin ise arı su olduğunu saptar.

    Flogiston teorisi yıkılmıştı artık. Yeni teorinin benimsenmesi, kimi bağnaz çevrelerin direnmesine karşın, uzun sürmez. Kimyada geciken atılım, sonunda gerçekleşmiş olur. Lavoisier, ulaştığı sonucu Bilim Akademisi'ne bir bildiriyle sunar; ne var ki, tek kelimeyle de olsa Priestley, Cavendish vb. deneycilerin katkılarından söz etmez. Lavoisier'in aslında ne yeni kimyasal bir nesne, ne de yeni kimyasal bir olgu keşfettiği söylenebilir. Onun amacı yeni ve işler bir sistem kurmaktı. 1789'da yayımlanan Traité Élémentaire de Chimie adlı yapıtı, kendi alanında, Newton'un Principia'sı sayılsa yeridir. Biri modern fiziğin, diğeri modern kimyanın temelini atmıştır.

    Lavoisier'i unutulmaz yapan bir özelliği de nesnelerin kimyasal değişimlerini ölçmede gösterdiği olağanüstü duyarlılıktı. Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye bilinen çok önemli bilimsel bir ilkeyi ortaya koyma olanağı sağlar. Lavoisier, kimi kez kendi adıyla da anılan bu ilkeyi şöyle dile getirmişti:

    1794'te solunum üzerinde deneylerini yapmakta olduğu bir sırada, Lavoisier, Devrim Mahkemesi önüne çağrılır. İki suçlamaya hedef olmuştur:

    Lavoisier'yi kurtarmak için dostları mahkemeye koşmuştu ama tanık olarak bile dinlenme gereği duyulmamıştı. "Yurttaş Lavoisier'in çalışmalarıyla Fransa'ya onur sağlayan büyük bir bilgin olduğunda hepimiz birleşiyor, bağışlanmasını diliyoruz" dilekçesiyle başvuran günün seçkin bilim adamlarına, yargıç Jean-Baptiste Coffinhal'ın verdiği yanıt kesin ve çarpıcıdır: "Cumhuriyet'in bilginlere ve kimyacılara ihtiyacı yoktur! Adaletin seyri ertelenemez" Galileo yaşamının son on yılını Engizisyon'un göz hapsinde geçirmişti. Lavoisier'in sonu daha acıklı olur; 51 yaşında iken, "devrim" adına kafası giyotinle kesilir. Lavoisier, boynunun vurulmasını beklerken kitap okuyordur. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde, Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için okuduğu kitabın arasına bir kitap ayracı koymuştur. 8 Mayıs 1794 tarihinde idam edildi. Ölümünden 1.5 yıl sonra Hükümet tarafından temize çıkarıldı ve itibarı iade edildi. Ondan kalan eşyaları dul eşine teslim edildi. Ölümünden bir yüzyıl sonra Paris de heykeli dikildi. Onu idama mahkum eden yargıç Coffinhal Thermidor tepki döneminden sonra Ağustos ayında tutuklandı ve 6 Ağustos 1794 yılında giyotin ile idam edildi.[1]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap