Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    antoine lavoisier kütlenin korunumu kanunu

    1 ziyaretçi

    antoine lavoisier kütlenin korunumu kanunu bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Kütlenin korunumu yasası

    Kütlenin korunumu yasası, zaman zaman Lomonosov-Lavoisier kanunu olarak da adlandırılan, kapalı bir sistemde var olan çevrimler ve işlemler ne olursa olsun, kütlenin sabit kalacağını belirten kanundur. Denk bir ifadeyle açıklamak gerekirse kütlenin durumu yeniden düzenlenebilir fakat kütle yaratılamaz veya yok edilemez. Böylece, kapalı bir sistem dahilindeki her türlü kimyasal tepkime ve proseste tepkenlerin (yani reaktantların) kütlesi, ürünlerin kütlesine eşit olmalıdır.

    Buna göre: Kimyasal olaylara giren maddelerin kütleleri toplamı oluşan ürünlerin toplamına eşittir. X + Y ® Z + T tepkimesinde X ve Y girenler (reaktif) olup, Z ve T (ürünler)’ye kütlece eşittir.

    Kimyasal maddelerin kütleleri atom sayıları ile orantılı olduğundan tüm kimyasal tepkimelerde atom sayıları korunur.

    Örneğin 1 mol C atomu 12 gram, 1 mol O2 molekülü 32 gramdır. Buna göre 1 mol CO2 atomu 44 gram olur:

    Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kütlenin korunumu kanunu ilk kez Nasîrüddin Tûsî tarafından 13. yüzyıl ortaya atılmışsa da bu ilk sürümde eksiklikler mevcuttu; Maddenin yapısının değişebileceğini fakat yok olamayacağını yazmaktaydı.

    Kütlenin korunumu kanunu ilk kez net bir şekilde tanımlanması 1789 tarihinde Lavoisier tarafından başarılabilmiştir. Nitekim bu sebepten ötürü bazen kendisinin modern kimyanın babası olduğu da söylenir. Bununla birlikte, Mikhail Lomonosov aslında benzeri fikirleri 1748'de ortaya atmış ve çeşitli deneyler sonucu kanıtlamıştı. Lavoisier'in çalışmasının öncülleri bununla da sınırlı değildir ve şu isimler daha erken tarihlerde benzeri fikirleri ortaya atmıştır: Joseph Black (1728 - 1799), Henry Cavendish (1731 - 1810) ve Jean Rey (1583 - 1645).

    Flojiston teoremi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Lavoisier bilim dünyasında en başta yanma olayına ilişkin geliştirdiği yeni kuramıyla ün kazanır. Ne ki, kimya devrimini oluşturmada başka önemli çalışmaları da vardır. Ayrıca, deneylerinde, özellikle ölçme işleminde gösterdiği olağanüstü duyarlılık, kendisini izleyen yeni kuşak araştırmacılar için özenilen bir örnek olmuştur. Kimya dil, mantıksal düzen ve kuramsal açıklama yönlerinden bilimsel kimliğini Lavoisier'e borçludur. Tüm bu çalışmalarında ona büyük desteği eşi sağlar: deney şekillerini çizer, yabancı dillerden kaynak çeviriler yapar, makale ve kitaplarını yayıma hazırlar.

    Lavoisier araştırmalarına başladığında, kimyada Antik Yunanların maddeye ilişkin dört element (toprak, su, ateş ve hava) öğretisinin yanı sıra yanmaya ilişkin flogiston kuramı geçerliydi. Bilindiği gibi, bir tahta ya da bez parçası yandığında duman ve alev çıkar, yanan nesne bir miktar kül bırakarak yok olur.

    Yürürlükteki kurama göre, yanma, yanan nesnenin flogiston denen, ama ne olduğu bilinmeyen, gizemli bir madde çıkarması demekti. Odun kömürü gibi yandığında geriye en az kül bırakan nesneler flogiston bakımından en zengin nesnelerdi. Bilim insanlarının çoğunluk doyurucu bulduğu bu kurama ters düşen kimi gözlemler de yok değildi. Bunlardan biri yanma için havanın gerekliliğiydi. Bir diğeri, kurşun gibi madenlerin, erime derecesinde ısıtıldığında, yüzeylerinde oluşan "calx"ın, madenin eksilen bölümünden daha ağır olmasıydı. Aslında yanma olayını açıklamadaki güçlüğün bir nedeni gazlara ilişkin bilgi eksikliğiydi. 1756'da İskoç Joseph Black "sabit gaz" dediği karbon dioksidi buluncaya dek bilinen tek gaz hava idi. İngiliz kimya bilgini Joseph Priestley daha sonra deneysel olarak on kadar yeni gaz keşfeder. Bunlardan biri onun "yetkin gaz" dediği, ileride Lavoisier'in "oksijen" adını verdiği gazdır.

    Priestley, oksijeni bulmasına karşın flogiston kuramından kopamaz. Üstün bir deneyci olan bu İngiliz bilim insanı, kuramsal yönden rakibi Lavoisier ile boy ölçüşecek yeterlikte değildi. Lavoisier yanma olayı ile 1770'lerin başında ilgilenmeye başlamıştı. Kapalı bir kapta fosfor yakınca gazın ağırlığının değişmediğini, oysa kabı açtığında havanın içeri girmesiyle birlikte gazın ağırlığının az da olsa arttığını saptamıştı. Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.

    Kütlenin korunumu kanunu[değiştir | kaynağı değiştir]

    Lavoisier aradığı açıklamanın ipucunu birkaç yıl sonra Priestley'le Paris'te buluştuğunda elde eder. Priestley cıva oksit üzerindeki deneylerinden söz ederken bulduğu "yetkin gaz"ın özelliklerini belirtir. Lavoisier yayınlarının hiçbirinde Priestley'e hakkı olan önceliği tanımaz; sadece bir kez, "Oksijeni Priestley'le hemen aynı zamanda keşfetmiştik," demekle yetinir.

    Doğrusu, oksijenin keşfinde öncelik Lavoisier'in değildi; ama bu gazın gerçek önemini ilk kavrayan bilim insanıydı. Priestley'in deneylerini kendine özgü dikkat ve özenle tekrarlamaya koyulur. Belli miktarda havaya yer verilen bir kapta cıva ısıtıldığında, cıvanın kırmızı cıva okside dönüşmesiyle ağırlık kazandığı, havanın ise aynı ölçüde ağırlık yitirdiği görülür. Lavoisier deneylerinde bir adım daha ileri gider: cıvadan ayırdığı cıva oksidi (calx'ı) tarttıktan sonra daha fazla ısıtır; kora dönüşen kırmızı oksidin giderek yok olmaya yüz tuttuğunu, geriye belli sayıda cıva taneciğiyle, solunum ve yanma sürecinde atmosferik havadan daha etkili bir miktar "elastik akıcı" kaldığını saptar. Elastik akıcı Priestley'in "yetkin gaz" dediği şeydi.

    Lavoisier üstelik bu artığın ağırlığı ile cıvanın ilk aşamadaki ısıtılmasından azalan hava ağırlığının da eşit olduğunu belirler. Dahası, cıva oksidin ısı altında cıvaya dönüşmesiyle kaybettiği ağırlık etkili bölümüyle (yani oksijenle) birleşmesiyle gerçekleşmektedir. Başta önemsenmeyen bu kuram, suyun iki gazın birleşmesiyle oluştuğuna ilişkin Cavendish deney sonuçlarını da açıklayınca, bilim çevrelerinin dikkatini çekmede gecikmez. Cavendish deneylerinde, asitlerin metal üzerindeki etkisinden "yanıcı" dediği bir gaz elde etmiş, bunu flogiston sanmıştı. Ancak Priestley'in bir deneyi onu bu yanlış yorumdan kurtarır. Priestley, hidrojen ve oksijen karışımı bir gazı elektrik kıvılcımıyla patlattığında bir miktar çiyin oluştuğunu görmüştü. Aynı deneyi tekrarlayan Cavendish daha ileri giderek patlamada "yanıcı" gazınsu olduğunu saptar.

    Flogiston teorisi yıkılmıştı artık. Yeni teorinin benimsenmesi, kimi bağnaz çevrelerin direnmesine karşın, uzun sürmez. Kimyada geciken atılım sonunda gerçekleşmiş olur. Lavoisier ulaştığı sonucu Bilim Akademisi'ne bir bildiriyle sunar; ne var ki, tek kelimeyle de olsa Priestley, Cavendish vb. deneycilerin katkılarından söz etmez. Lavoisier'in aslında ne yeni kimyasal bir nesne, ne de yeni kimyasal bir olgu keşfettiği söylenebilir.yeni ve işler bir sistem kurmaktı. 1789'da yayımlanan "Traité Élémentaire de Chimie" adlı yapıtı, kendi alanında, Newton'un Principia'sı sayılsa yeridir. Biri modern fiziğin, diğeri modern kimyanın temelini atmıştır.

    Lavoisier'i unutulmaz yapan bir özelliği de nesnelerin kimyasal değişimlerini ölçmede gösterdiği olağanüstü duyarlılıktı. Bu özelliği ona "Kütlenin Korunumu Yasası" diye bilinen çok önemli bilimsel bir ilkeyi ortaya koyma olanağı sağlar. Lavoisier kimi kez kendi adıyla da anılan bu ilkeyi şöyle dile getirmişti:

    "Doğanın tüm işleyişlerinde hiçbir şeyin yoktan var edilmediği, tüm deneysel dönüşümlerde maddenin miktar olarak aynı kaldığı, elementlerin tüm bileşimlerinde nicel ve nitel özelliklerini koruduğu gerçeğini tartışılmaz bir aksiyom olarak ortaya sürebiliriz."

    Genelleştirme[değiştir | kaynağı değiştir]

    Özel görelilikte kütlenin korunumu mevcut değildir. Nitekim bir parçacık sisteminin kütlesinin, her bir parçacığın kütlelerinin toplamına eşit olduğu prensibi de özel görelilikte doğru değildir.

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Kütlenin korunumu kanunu nedir ve kim bulmuştur? Kütlenin korunumu özellikleri, örnek çözümlü soruları ile konu anlatımı

    Kütlenin korunumu kanunu nedir ve kim bulmuştur? Kütlenin korunumu özellikleri, örnek çözümlü soruları ile konu anlatımı

    Kütlenin korunumu yasası maddenin oluşturulan veya kimyasal bir reaksiyon içinde yok edilemez olduğunu belirtmektedir.

     Kütlenin Korunumu Kanunu Nedir ve Kim Bulmuştur?

     Kütlenin Korunumu Yasası, Antoine Lavoisier'in 1789'da kimyasal reaksiyonlarda kütlenin yaratılmadığını veya yok edilmediğini keşfetmesine dayanır. Diğer yandan, reaksiyonun başlangıcında bir elementin kütlesi, reaksiyonun sonunda o elementin kütlesine eşit olacak demektir. Bir kimyasal reaksiyondaki tüm reaktanları ve ürünleri hesaba katarsak, herhangi bir kapalı sistemde herhangi bir zamanda toplam kütle aynı olacaktır. Lavoisier'in buluşu modern kimyanın temellerini attı ve bilimde devrim yarattı.

     Kütlenin Korunumu Yasası doğrudur, çünkü doğal olarak oluşan elementler, Dünya yüzeyinde bulunan koşullarda çok kararlıdır. Çoğu element, yalnızca yıldızlarda veya süpernovalarda bulunan füzyon reaksiyonlarından gelir. Bu nedenle, dünyanın günlük dünyasında, en yüksek dağın zirvesinden en derin okyanusun derinliklerine kadar, kimyasal reaksiyonlar sırasında atomlar başka elementlere dönüşmez. Bu nedenle canlı ve cansız maddeyi oluşturan tek tek atomlar çok eskidir ve her atomun bir tarihi vardır.

     Hayat, elementlerin elde edilmesini, kullanılmasını ve elden çıkarılmasını içerir. Yaşamın yapı taşları olan biyomoleküller (proteinler, lipidler, karbonhidratlar ve nükleik asitler) yüz kadar doğal olarak oluşan elementin nispeten küçük bir alt kümesinden oluşur. Canlı organizmalar temel olarak altı elementten oluşur; oksijen, karbon, hidrojen, azot, kalsiyum ve fosfordur. Bu önemli unsurların her biri Dünya sistemi boyunca döngü halindedir.

     Kütlenin Korunumu Özellikleri

     Bir kimyasal reaksiyon sırasında atomlar ne oluşturulur ne de yok edilir. Reaktanların atomları, ürünler oluşturmak üzere yeniden düzenlenir. Bu nedenle kimyasal tepkimelerde kütle değişimi olmaz. Kütlenin korunumu yasasına göre, herhangi bir fiziksel veya kimyasal değişim sırasında madde ne yaratılır ne de yok edilir. Ancak bir formdan diğerine değişebilir.

     Mevcut evrenimizde nihai enerji kaynağı Büyük Patlama'dır. Tüm enerji, zamanın başlangıcında yaratıldı ve evren büyüdükçe, bu enerjiden üretilen parçacıklı maddenin birkaç aşaması gelişti. Modern Evren zamanında, enerji ya kütleye ya da kinetik enerjiye ya da madde yığınları halinde kimyasal enerjiye ya da ışıma enerjisine dağıtılmıştı. Kütleler, galaksiler ve içlerindeki yıldızlar olarak sınıflandırılır. Güneş de bu yıldızlardan biridir ve enerjiyi ilkel Big Bang'den almıştır.

     Kütlenin Korunumu Konu Anlatımı

     Kütlenin korunumu yasasına göre, düşük enerjili bir termodinamik işlem için tepkenlerin kütlesi ürünlerin kütlesine eşit olmalıdır. Kütle korunumunu tanımlayan klasik mekanikten birkaç varsayım olduğuna inanılmaktadır. Daha sonra kütlenin korunumu yasası, kuantum mekaniğinin ve özel göreliliğin yardımıyla, enerji ve kütlenin korunan bir miktar olduğu konusunda değiştirildi. Kütlenin korunumu yasası, akışkanlar mekaniği ve sürekli ortam mekaniğinde süreklilik denklemi kullanılarak diferansiyel biçimde şu şekilde ifade edilebilir;

    ρ yoğunluk

    t zaman

    v hız

    ▽ ayrılık 

     Kütlenin Korunumu Örnekleri

    Yanma süreci: Ahşabın yanması, Oksijen, Karbon dioksit, su buharı ve külleri içerdiğinden, odunun yakılması kütlenin korunumudur.

    Kimyasal reaksiyonlar: H bir molekül elde etmek için 2 molekül ağırlığı 2, böylece kitle koruyucu, moleküler ağırlığı 8 Oksijen eklenir moleküler 10 ağırlık Hidrojen O (su)dur.

    300 kg'lık bir ağacın yandığına tanık olursanız, yandıktan sonra geriye sadece kül kalır ve hepsi birlikte 10 kg ağırlığındadır. Diğer 290 kg'ın nereye gittiğini merak ettirebilir. Kayıp 290 kg duman olarak atmosfere salındı, yani geriye sadece 10 kg kül görebiliyorsunuz. İşte bu tam olarak Kütlenin Korunumu Kanunudur.

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    Page 7 - Kimya 10 | 1.Ünite

    Yazı kaynağı : ogmmateryal.eba.gov.tr

    Kütlenin Korunumu Kanunu Nedir? Antoine Lavoisier Kimdir?

    Kütlenin Korunumu Kanunu Nedir? (Lavezya Kanunu) Antoine Lavoisier nasıl bir deney yaptı?
    Kimya biliminde yapılan çalışmaların deneysel olduğu kadar sayısal olarak da ispatlanması önemlidir. Hassas terazilerin olmadığı dönemlerde bilim insanları çalışmalarını ispatlamakta zorlanıyordu. Antoine Lavoisier, yaşadığı dönemin tüm zorluklarına rağmen azimli çalışmaları neticesinde kimya bilimine çok değerli katkılar sunmuştur.

    Antoine Lavoisier, ağzı kapalı kapta gerçekleştirdiği kimyasal tepkimelerin öncesi ve sonrasında yaptığı hassas ölçümlerle hep aynı sonucu alıyor ve kütlenin değişmediğini gözlemliyordu. Antoine Lavoisier’ın yaptığı bu çalışmalar sonucunda kütlenin korunumu kanunu ortaya çıkmış ve kimya biliminin gelişimi için çok önemli bir adım atmış oldu.

    Kimyasal tepkimelerde tepkimeden önceki maddelerin (girenler) kütleleri toplamı, tepkimeden sonraki (ürünlerin) kütlelerinin toplamına eşittir.

    Örneğin;

    Kapalı bir kapta 100 gram CaCO3 (kalsiyum karbonat) ısıtılırsa,  56 gram CaO ve 44 gram CO2 ye parçalanır.

    56g (CaO) + 44g (CO2) = 100g olduğunu kolaylıkla görebilirsiniz. Bu da başlangıçtaki 100g CaCO3’ün kütlesine eşittir. Bu şekilde kütlenin korunumu görülebilir.

    Peki neden bu deney kapalı bir kapta yapılmalıdır?

    Bunun cevabını verebilmek için maddelerin fiziksel hallerine bakmak gerekir.

    Başlangıçtaki CaCO3 katı,
    Oluşan CaO katı, fakat CO2 bir gazdır.

    Eğer bu deney kapalı bir kapta yapılmasaydı, oluşan CO2 gazı atmosfere karışacak ve kütlenin korunumu görülmeyecekti.

    Örnek1: Kapalı bir kapta 100g CaCO3 katısı bir süre ısıtıldığında katının yarısı bozunuyor ve 28g CaO oluşuyor. Buna göre kaç g CO2 oluşmuştur?

    Çözüm: Kimyasal bir tepkimede kütlenin korunumu kanunu sağlanmalıdır. Buna göre;

    100g maddenin yarısı bozunmuş ise 50 gram madde tepkimeye girmiş demektir. Biz tepkimeye giren kısımla ilgileneceğiz.

    (Tepkimeye giren kütle) = (Oluşanların kütlesi) olmalıdır.

    50   =    28    +  X (CO2’nin kütlesine X dedik)

    X=22 g olarak bulunur.

    Kütlenin Korunumu Deneyi Nasıl Yapılır? Demir Sülfür (FeS) Eldesi

    Deneyin Adı: Demir Sülfür (FeS) Eldesi ile Kütlenin Korunumu’nun İncelenmesi

    Deneyin Amacı: Kimyasal tepkimelerde Kütlenin Korunumu incelenmesi.

    Kullanılacak Araç ve Gereçler:
    Demir tozu
    Kükürt tozu
    Deney tüpü (3 adet)
    Terazi
    Süzgeç kağıdı
    Spatül
    Baget
    Tüp maşası
    Balon
    Kibrit
    Bünzen beki veya ispirto ocağı

    Deneyin Yapılışı:

    Değerlendirme:

    KÜTLENİN KORUNUYOR OLMASI ATOMLARIN DA KORUNUYOR OLMASINI GEREKTİRMEZ Mİ?

    Elbette! Kütlenin korunuyor olması atomların da korunuyor olmasını gerektirir. Tıpkı bir lego ile oyunyor gibi düşünmeliyiz. Örneğin;  elimizdeki tüm legoları kullanarak bir ev yapmıştık. Bunu yıktık ve aynı legolar ile iki küçük araba yaptık. Legoların kütlesi değişmediği gibi logo taneleri de aynı, sadece yerleri, şekli değişti ve bambaşka nesneler yaptık. Kütle aynı kütle, legolar aynı lego…

    (Kimyasal tepkimelerde hesaplamalar konusuna göz attınız mı?)

    Yazı kaynağı : fuatkilic.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap