Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    antepli multimilyarder kuyumcu kimdir

    1 ziyaretçi

    antepli multimilyarder kuyumcu kimdir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Aynus Holding

    İşadamı Nusret Altınbaş kişisel dünyasını anlattı

    Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve aynı holding bünyesindeki şirketlerden Assos'un Yönetim Kurulu Başkanı olan Nusret Altınbaş iş yaşamının dışında kalan kişisel dünyasını POSTA'dan Çağrı BİLGİN'e anlattı

    Kuyumcu bir babanın 6 oğlundan en küçüğü olan Nusret Altınbaş; gözlerini mücevherlerin büyülü dünyasında açtı. Merhum Mehmet Altınbaş’ın 1950’li yıllarda Gaziantep’te başladığı kuyumculuk işi, zaman içinde Türkiye’nin en önemli markalarından biri haline geldi, holdingleşti. Nusret Bey, Altınbaş Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve aynı zamanda holding bünyesindeki şirketlerden Assos’un Yönetim Kurulu Başkanı. Altınbaş Holding; bugün aralarında mücevheratın da bulunduğu enerji, finans ve lojistik alanlarında hizmet veriyor.

    Holding, aynı zamanda İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nin de kurucusu. Nusret Bey, 11 yaşında ailesiyle birlikte Kıbrıs’a taşındı. Mesleğin sır sayılan inceliklerini ve mücevher sanatının mucizelerini keşfederek büyüdü. Nasıl ki küçük bir pırlanta tanesi, büyük hayallerin kahramanıysa; Nusret Altınbaş da küçük bir çocukken büyük fikirler biriktirmeye başladı. Uzun yıllar yaşadığı Avrupa’da edindiği tecrübeleri, yenilikçi yaklaşımlarıyla ülkesinde değerlendirmeyi hedefledi.

    Mücevher, Assos’ta yalnızca kadife kutularda saklanan değerli taşlar olmaktan çıktı ve adeta bir sanatçının imzası haline geldi. Pırlanta, yaratıcılıklarına sınır koymayan usta ellerde tılsım kazandı. Assos; onların deyimiyle ‘mücevheri modaya dönüştüren marka’, dünyada 35 ülkede 1000’e yakın satış noktasına ulaştı.

    Altınbaş, “Assos’u, özgün düşünen insanların markası olmak için kurduk, oluyoruz da. Modayı markaya dönüştüren bir markayız. Avrupa’da markalaşma projemiz yürüyor. Almanya’da merkez üssü kurarak bu süreci başlattık” diyor. Bu arada Altınbaş, girmesi çok zor olan Londra Altın Borsası’na üye olmak için gün sayıyor. Nusret Bey, işinden arta kalan zamanda doğayla bütünleşiyor, içinden adrenalin akan sporlar yapıyor.

    İşte kendi sözleriyle Nusret Altınbaş'ın kişisel yaşamından ipuçları:

    'Az uyuyorum…'

    Spor benim yaşam felsefem. Spor hayatımın içinde olmazsa olmaz, tıpkı ailem gibi, biz de aile değerleri çok önemlidir. Spora daha çok yer açabilmek için az uyuyorum. Uykuyu sevmeme rağmen ilk kestiğim şey oldu. Zamanı iyi kullanmak gerekiyor. Azar azar birçok sporu yapıyorum. Plates, yoga, yürüyüş, yüzme…

    Futbolu bıraktım. Çok hırslı oynanıyor, sakatlıklar oluyor, bu da bana uymuyor çünkü ben hobi ve sosyal amaçlı oynuyorum.

    'Ağrı Dağı ’na tırmandım'

    Arada sırada önceden karar verip iddialı sporlar da yapıyorum. Örneğin 44 kilometre maratonu bitirmek için karar alıyorum ve bitiriyorum. Ağrı Dağı’na çıkmak da öyle. Zirveye kadar tırmandık. Adrenalin sporlarını çok seviyorum. 21 metreden suya atlamak gibi… Tamamen doğal sporlar

    Bu sporlarda kurallara sıkı sıkıya uymak önemli. Profesyoneller eşliğinde yapmak gerekiyor. İstanbul’a her döndüğümde, ‘Ben bunu nasıl yaptım’ diye soruyorum. Bazen ‘Bunu yapamam, geri döneyim’ dediğim de oluyor fakat hiç vazgeçmedim. Bu yıl Afrika’da aslanlara safari turu yapacağız. Genellikle Ağustosun ilk haftası gidiyoruz.

    'Lüks tatilleri sevmem'

    Benim tatil anlayışımda lüks bir otelde tatil yapmak yok. Tam tersi doğanın içinde yaşamak istiyorum. Taşların üstünde, tulum içinde uyumayı seviyorum. Odunda pişirilmiş kuru fasulyeyi yemeyi seviyorum. Günler geçiyor dağda. Örneğin 800 metre çıkınca 400 metresini geri iniyoruz. Vücudu alıştıra alıştıra çıkıyoruz. Bu böyle gidiyor.

    'Şimdi dağ bisikleti yapıyorum'

    Daha gençken, bisiklet yarışlarına katılırdım. Birinciliklerim var. Daha sonra bu hobim, dağ bisikleti sporuna dönüştü. En son Slovakya’daki dağlara gittim. Orada dağ bisikleti yarışlarına katıldım. En az 8 erkekten oluşan bir arkadaş grubumuz var. Gidiyoruz 1 hafta bu sporları yapıp geliyoruz.

    'Fotoğraf çekiyoruz'

    Bu adrenalin tatillerimde bol bol fotoğraf çekiyoruz. Döndüğümüzde, bir otelde 8 arkadaş ve ailelerimizle birlikte buluşuyoruz. Yaşadıklarımızı slaytlarla film gibi izleyip, üzerine yaşadıklarımızı paylaşıyoruz. 100-200 kişi oluyoruz. Yaşadığımız sıkıntıları, neler çektiğimizi, kısacası eğlencemizi paylaşıyoruz.

    '15 yıl kadar Almanya ’da yaşadım'

    Eşim benim yüksek adrenalin sporlarıma eşlik etmiyor fakat çok destekler. Almanya’da da bir evimiz var, Köln’de. 15 yıl orada yaşadığımız için bir ayağımız hep orada. Her gittiğimizde ailecek çıkıp bisikletlerimizle gezeriz. Hava soğuk da olsa fark etmez.

    'Sultanahmet ’te Sura'

    Gaziantep mutfağı bir şahane, yemek deyince hayat duruyor. Çok yemek yiyorum fakat bunu sporla dengelemeye çalışıyorum. Son günlerde, yemek yedirmeyi çok sevmeye başladım. Porsiyonları çok azaltamıyorum. Öğün sayılarımı da azalttım. Her zaman gittiğimiz yerler var. Sultanahmet’te Sura diye bir Antep restoranı var, bunun gibi Beyazıt’ta Antepli ustası olan et ağırlıklı Mardinli Şehmuz var.

    Damak tadını bilenlerin geldiği muhteşem bir yerdir. Antep mutfağında olmamasına rağmen, deniz ürünlerini çok seviyorum. Cankurtaran’daki Sur Balık’a çok gideriz. Mutfağına bile gireriz. Nusret, Kaşıbeyaz da gittiğimiz yerler arasında.

    'Neşet Usta ve Candan Erçetin …'

    Neşet Ertaş, Aşık Mahzuni’ye çok saygı duyar ve dinlemeyi çok severim. Arif Sağ, Musa Eroğlu da dinlerim. Birçok kişi türkü sever ama sorunca söylemez. Bu tip müzikler dinliyorum diye oğlum beni hep eleştirirdi.

    Sonra bu yıl ilk kez Londra’ya gitti, baktım şimdi o da türkü dinlemeye başladı. Türküler bizi anlatıyor, her şey çok gerçek ve birçok müziğe ilham vermiş. Türküler olmasaydı, bugün birçok müzik olmazdı. Candan Erçetin’i sahnede izlemeye bayılıyorum. Muhteşem bir sahnesi var.

    'Mucize ’yi beğendim'

    Sinemayı kim sevmezki. Çocukluğumuz, Kemal Sunallar Münir Özkullarla geçti. Eski Türk filmleriyle büyüdük. Şimdi de ne zaman karşımıza çıksa izlemekten keyif alıyoruz.

    Yeşilçam’ın o samimiyeti ve sıcaklığı halen etkisini koruyor. En son Mahsun Kırmızıgül’ün filmi Mucize’nin Almanya’daki galasına gittim, çok beğendim.

    'Mücevherlerimi arşivliyorum'

    Yaptığım herşeyi arşivlemekten yanayım. Birgün bir yerde ortaya çıksın istiyorum. İhtiyaç olduğunda da bulabileyim. Şimdi yaptığım tüm mücevherlerden beğendiklerimden bir tane saklıyorum. Bu yatırım gibi de oluyor.

    Ama ben bunları, öyküsüyle, tarihiyle birlikte saklıyorum. Tabi bunları kimseye vermiyorum, eşim kullanmak isterse takabilir ama sonra yerine koyar. Zamanındaki yaşanmışlığı saklamış oluyorum. Bu bizim yolculuğumuzu, geldiğimiz noktayı da gösteriyor. Ayrıca geçmişimizi unutmamamıza katkı sağlamış oluyor.

    'Alışverişe eşimle çıkarım'

    Alışverişe eşimle çıkarım. Birlikte zaman geçirmeyi çok severiz. Eşim alışveriş yaparken ben de bir müşterinin yerine kendimi koyup satış sistemlerini izliyorum. Taktikler geliştiriyorum. Buralardan çok dersler çıkarırım. Kendi mağazalarımızda uyguluyorum. Eşime mutlaka soruyorum; neye takıldın, neden vazgeçtin diye…

    'Marka bağımlısıyım ama…'

    Marka bağımlılığım var, fakat marka bağımlılığım çok esnek. Alacağım kıyafetlerim ve ayakkabılarım, rahat ve şık olmalı, Beni rahatsız etmemeli. Böyle bir marka bulunca bağımlısı oluyorum. Fakat yine benim isteklerime yanıt veren bir başka marka bulunca ona da bağımlı oluyorum. İnsanı mutlu hissettiren marka olmak çok önemli. Ütünün çok bozulmaması lazım, otellerde yaşamaya uygun takım elbiseler olması lazım. Bunu yapan marka beni ele geçiriyor.

    'Erkek müşteriler de çok'

    Üretimlerimiz de erkekler için de takılar var. Kolye, bileklik, yüzük gibi… Bazı erkek müşterilerimiz takmasa da, alıp kasasına koyuyor. Mücevhere sahip olmak sadece takı ihtiyacı için değil, sahip olmak için de alanlar da oluyor. Saat de öyledir ya. Yani koleksiyon yapmak isteyen de çok. Örneğin yakut taşı o kadar önemli ki, erkekler yakut almayı çok seviyor.

    Yazı kaynağı : www.aynusholding.com

    Antepli multimilyarder kuyumcu kim Yalı Çapkını kimi anlatıyor?

    Antepli multimilyarder kuyumcu kim Yalı Çapkını kimi anlatıyor?

    Antepli multimilyarder kuyumcu kim, Kanal D'de yayınlanan Yalı Çapkını dizisinde yer verilen Antepli ünlü iş adamı kimdir soruları bu aralar merakla soruluyor

    Star TV'de ekrana gelen "Yalı Çapkını" dizisinde yer verilen "Halis Ağa" karakteri diziyi izleyen bazı izleyiciler tarafından gerçekten de Antepli olduğu varsayımıyla "Antepli multimilyarder kuyumcu kimdir" sorularının sorulmasına neden oluyor. 

    Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitabından derlenen dizinin senaryosunda Gaziantep'ten İstanbul'a yerleşmiş ve sonrasında kuyumculuk yaparak aşırı derecede zengin olmuş, seyircinin deyimiyle multimilyarder Antepli haline gelmiş bir iş insanı olan Halis Ağa ile torununun hikayesi anlatılıyor.

    ANTEPLİ MULTİMİLYARDER KUYUMCU KİM?

    Diziye göre Antepli multimilyarder Halis Ağa, torunu Ferit ile başı derde girince yine memleketinden bir derman aramaya başlar.

    Ferit'e memleketten münasip bir kısmet bulunur ve ikisi evlendirilir. 

    Ancak bu evlilik sorunları çözmek yerine daha da büyüteceğe benziyor. 

    Hikaye Ferit, Halis Ağa ve memleketten getirdikleri ancak umdukları gibi çıkmayan dik başlı gelin Seyran'ın hayatı etrafında şekilleniyor. 

    Burada bizi ilgilendiren kısım ise Halis Ağa'nın Antepli multimilyarder olup olmadığıdır. 

    Dizideki Halis Ağa'nın Antepli multimilyarder bir iş adamı olduğuna yönelik iddialar tamamen asılsızdır. 

    Antepli multimilyarder bir iş insanı olmadığı olmadığı gibi; kendi çapında zengin Gaziantepli kuyumcu iş adamları da yok değil. 

    Hatta onlardan biri Göztepespor'u almaya kalkışmış ünlü bir iş insanıdır. 

    Ancak buradaki dizide yer alan Halis Ağa karakterinin Gaziantepli olmadığı aşikardır. Çünkü, Gülseren Budayıcıoğlu'nun hasta hakları yasalarına aykırı bir şekilde hareket ederek isim veya memleket vermeyeceğini herkes bilir. 

    Bu nedenle dizide yer alan kişinin gerçekte Gaziantepli olmadığı biliniyor. 

    Dolayısıyla Antepli multimilyarder aramanın da bir anlamı yok.

    ALTINBAŞ KUYUMCULUK MARKASI ANTEP KÖKENLİ

    Kökenleri Gaziantep'e dayanan Türkiye'nin en büyük kuyumculuk markalarından biri Altınbaş'tır. 

    Altınbaş Kuyumculuk'un kurucusu Mehmet Altınbaş'tır. Mehmet Altınbaş 1923 yılında Gaziantep'te dünyaya gelmiş, 1950'li yıllarda şirketi kurmuş. Şirketinin İstanbul'a taşınması ise 1970'li yıllara varır. 

    Şirketin şu anki patronu İmam Altınbaş'tır.

    Gaziantep'te doğan Altınbaş Kuyumculuk;

    1985 yılında İstanbul Çuhacı Han'da, 14 ayar altın üzerine toptan satışa geçilmiştir.
     
    1994 yılında İstanbul Şeref Han'da Türkiye'nin ilk büyük toptan satış merkezi ile faaliyete geçilmiş ve pazarlama ekipleri kurulmuştur.
     
    1996 yılında ulusal medyada yer alan reklamlarıyla, kuyumculuk sektöründe ilk reklam veren firma olmuştur.
     
    1997 yılında Altınbaş, Türkiye kuyumculuk sektöründe bayilik sistemini ilk kuran firma olmuştur.
     
    1998 yılında Sultanahmet'te ilk Altınbaş Kuyumculuk perakende mağazası açılmıştır.
     
    2000 yılında Altınbaş Kuyumculuk zengin ürün çeşidine Altınbaş Pırlanta'yı da eklemiştir.
     
    2004 yılında Altınbaş, Beylikdüzü'nde, Türkiye'nin ilk ve aynı zamanda en büyük altın fabrikası kurulmuştur.
     
    2008 yılında Turquality marka kapsamına alınmıştır.

    Gaziantepli en zengin kuyumcu olarak Mehmet Altınbaş bilinir. 

    HALİS AĞA HALİS TOPRAK MI?

    Güneydoğlu olup da İstanbul'da zengin iş adamı olan ve adı da "Halis Ağa" olan iş adamı Halis Toprak'tı. Ancak hikayede yer verilen kişinin o olup olmadığı da bilinmiyor. Halis Toprak hakkındaki bilgiler şöyle: 

    Yazı kaynağı : www.sonhaberler.com

    Efsane takım Göz Göz Antepli İmam Altınbaş'ın

    Antepli Multi Milyarder Mücevherci kimdir? Kuyumcu kimdir?

    Antepli Multi Milyarder Mücevherci kimdir? Kuyumcu kimdir?

    Antepli Multi Milyarder Mücevherci kimdir? Kuyumcu kimdir?

    Diziye bakarak Antepli multimilyarder aramanın bir faydası yoktur, zira öyle birisi yoktur. Dizi kurgudur. Fakat Antepte böyle bir zengin vardır. Altıbaş kuyumculuk. Hemen söyleyelim dizi ile alakaları yoktur. Kökenleri Gaziantep’e dayanan Türkiye’nin en büyük kuyumculuk markalarından biri Altınbaş’tır.  Altınbaş Kuyumculuk’un kurucusu Mehmet Altınbaş’tır. Mehmet Altınbaş 1923 yılında Gaziantep’te dünyaya gelmiş, 1950’li yıllarda şirketi kurmuş. Şirketinin İstanbul’a taşınması ise 1970’li yıllara varır.

    Mehmet Altınbaş oğulları kimdir, Altınbaş Ailesi nerelidir?

    Mehmet Altınbaş 1923 yılında Gaziantep’te dünyaya geldi.

    Ailesi ticaretle uğraşan Mehmet Altınbaş, 1050’li yıllarda Altınbaş Kuyumculuk şirketini kurdu. 

    Şirket 1970’li yıllarda Türkiye genelinde faaliyetler yürütmeye başladı. 

    Daha sonra İstanbul’a taşınan şirket burada bir fabrika açarak uluslararası marka haline geldi. 

    1985 yılında İstanbul Çuhacı Han’da, 14 ayar altın üzerine toptan satışa geçilmiştir.

    1994 yılında İstanbul Şeref Han’da Türkiye’nin ilk büyük toptan satış merkezi ile faaliyete geçilmiş ve pazarlama ekipleri kurulmuştur.

    1996 yılında ulusal medyada yer alan reklamlarıyla, kuyumculuk sektöründe ilk reklam veren firma olmuştur.

    1997 yılında Altınbaş, Türkiye kuyumculuk sektöründe bayilik sistemini ilk kuran firma olmuştur.

    1998 yılında Sultanahmet’te ilk Altınbaş Kuyumculuk perakende mağazası açılmıştır.

    2000 yılında Altınbaş Kuyumculuk zengin ürün çeşidine Altınbaş Pırlanta’yı da eklemiştir.

    2004 yılında Altınbaş, Beylikdüzü’nde, Türkiye’nin ilk ve aynı zamanda en büyük altın fabrikası kurulmuştur.

    2008 yılında Turquality marka kapsamına alınmıştır.

    2008 yılını ödüller ve birinciliklerle geçiren Altınbaş, Uluslararası araştırma firması GfK’nın Türkiye kanadının, bu yıl ilk kez gerçekleştirdiği Best Brands araştırmasının sonuçlarına göre kategori lideri oldu.

    2008 yılında Sibermetrik Research şirketinin bağımsız sektör araştırmasında, Altınbaş’ın hem altın hem de pırlantada en çok tanınan 1. marka oldu.

    Nielsen’in Türkiye markalar ligini ortaya koyan 2007 araştırmasında, Altınbaş sektöründe yine kategori birincisi olarak yerini aldı. Araştırma şirketi Nielsen’in 116 ayrı kategoride markaları sorgulayan kapsamlı Markalar Araştırması’na göre, “altın” kategorisinde en fazla belirtilen marka olan Altınbaş, yüzde 18.2’lik bilinirlik oranıyla rakiplerine fark attı.

    Ekovitrin dergisinin düzenlediği anket sonucunda yılın markası seçildi. Türkiye’nin en başarılı 27 süper markasından biri seçilerek uluslararası kuruluş Superbrands tarafından “Superbrands Türkiye” ödülünü aldı.

    Yazı kaynağı : kimdirnereli.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap