Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    anonim ortaklıkta tasfiyeden dönme kararı alınabilmesi için genel kurulda en az sermayenin ne kadarının olumlu görüşüne ihtiyaç vardır

    1 ziyaretçi

    anonim ortaklıkta tasfiyeden dönme kararı alınabilmesi için genel kurulda en az sermayenin ne kadarının olumlu görüşüne ihtiyaç vardır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Anonim Şirketlerde Sona Erme Ve Tasfiye

    Haziran 2012

    6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“Yeni TTK”), 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişikliklerle birlikte, herhangi bir erteleme olmaksızın 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi.

    Yeni TTK’nın sona erme ve tasfiyeye ilişkin hükümleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) döneminde ortaya çıkan ihtiyaçlara göre yeniden düzenlendi. Yeni TTK ile haklı sebeplerle fesih, ek tasfiye ve tasfiyeden dönme kurumları getirildi.

    Sona Erme

    Yeni TTK m. 529, anonim şirketlerin sona erme sebeplerini sayar. Bu maddenin (a) bendi uyarınca anonim şirketler, sürenin sona ermesine rağmen işlerine fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle sona erer. Bu düzenleme ile, TTK döneminde tartışmalı olan bir konu açıklığa kavuşturuldu. Gerçekten de, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesine rağmen faaliyetlerine fiilen devam eden şirketlerin durumu, TTK’da düzenlenmemekteydi. Yargıtay ise, sürenin sona ermesine rağmen faaliyetlerine devam eden anonim şirketlerin belirsiz süreli hale geldiğini belirterek esas sözleşmelerinin bu duruma uyarlanması gerektiği yönünde karar vermekteydi. Yeni TTK ile bu tartışmalar sona erdirildi.

    Yeni TTK m. 529’un (b) bendi uyarınca, işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi de sona erme sebepleri arasında yer alır. TTK’daki “şirket maksadı” ifadesi yerine, Yeni TTK ile “işletme konusu” ifadesi tercih edildi.

    Yeni TTK m. 530 ve m. 531, özel sona erme hallerini düzenler. Yeni TTK m. 530 uyarınca, uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmaması veya genel kurulun (“GK”) toplanamaması durumunda, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, bu durumun kanuna uygun hale getirilmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verilir. Tek kişilik anonim şirket kurulmasının mümkün olması ile birlikte, TTK m. 435’teki pay sahiplerinin sayısının beşten aşağı düşmesi durumu Yeni TTK ile sona erme sebebi olarak kabul edilmez.

    Yeni TTK m. 531 ise, TTK’da yer almayan haklı sebeplerle fesih kurumunu düzenler. Bu madde uyarınca, haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir.Burada, bir azlık hakkı öngörülür. Haklı sebep kavramına hangi hallerin dâhil olduğu maddede belirtilmez. Ancak mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.
    Yeni TTK m. 532 uyarınca, sona erme iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulu (“YK”) tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Sona eren şirket, kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere, tasfiye sürecine girer. Yeni TTK m. 533/2, şirketin tasfiyeye girmesiyle birlikte organların yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam edeceğini açıklığa kavuşturur. Yeni TTK ile iflas halinde tasfiye ve şirket organlarının durumu, TTK’ya paralel olarak düzenlenir.

    Tasfiye

    Yeni TTK m. 536 ve devamı maddeleri, tasfiyeye ilişkin düzenlemeler içerir. Tasfiye memurlarını düzenleyen m. 536 uyarınca, esas sözleşme veya GK kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye YK tarafından yapılır. YK, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Maddenin 3. fıkrası uyarınca, şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hallerde tasfiye memuru mahkemece atanır. Yeni TTK’dan önceki dönemde, bu durumda dahi tasfiye işleri YK tarafından yürütülmekteydi. Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.

    Yeni TTK m. 537/1, atanmış tasfiye memurları veya bu görevi yerine getiren YK üyelerinin, GK tarafından her zaman görevden alınabileceğini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, mahkeme tarafından atanan tasfiye memurlarının tescil ve ilan edilmesi için mahkeme kararı yeterli görülür. Tasfiye memurlarının hiçbirinin Türk vatandaşı olmaması veya Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması halinde mahkeme, pay sahiplerinin, alacaklıların veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın istemiyle bu şarta uygun birini tasfiye memuru olarak atar.

    Yeni TTK m. 539, tasfiye memurlarının yetkilerinin sınırlandırılması ve genişletilmesini ele alır. Tasfiye memurların yetkileri devredilmez yetkiler olup, ancak belirli işlemlerin yapılabilmesi için bir diğer tasfiye memuruna veya üçüncü bir kişiye temsil yetkisi verilebilir. Tasfiye memurunun üçüncü kişilerle yaptığı tasfiye dışı işlemler de, üçüncü kişinin işlemin tasfiye amacı dışında olduğunu bilmesi veya bilmemesinin mümkün olmaması durumu hariç olmak üzere, şirketi bağlar. Tasfiyenin tescil ve ilan edilmiş olması, bu durumun ispatı için yeterli değildir.

    Tasfiye işleri dahilindeki ilk envanter ve bilanço, Yeni TTK m. 540 uyarınca, tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz düzenlenir. Yeni TTK, TTK’dan farklı olarak, gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurulabileceğini öngörür.

    Yeni TTK m. 541, alacaklıların çağrılması ve korunmasına ilişkin düzenlemeler getirir. Alacaklı oldukları anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar ise Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve şirketin internet sitesinde ve esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona erdiği konusunda bilgilendirilerek alacaklarını bildirmeye çağrılır. Maddenin ikinci fıkrası, alacaklı oldukları bilinenlerin bildirimde bulunmamaları durumunda alacaklarının Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın belirlediği bir bankaya depo edileceğini düzenler.

    Tasfiye sonucu dağıtımın nasıl yapılacağı, Yeni TTK m. 543’te düzenlenir. Bu madde uyarınca, tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Tasfiye payında imtiyazın varlığı hâlinde esas sözleşmedeki düzenleme uygulanır. Böylece Yeni TTK ile, önce ödenmiş pay bedellerinin iade edileceği, daha sonra da kalan mevcudun, esas sözleşmede aksi öngörülmemişse pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları nispetinde dağıtılacağı hükme bağlanır.

    Tasfiyenin sonunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dâhil olmak üzere belgeler, belgelerin saklanması ve saklama süresini düzenleyen Yeni TTK m. 82 uyarınca saklanır. Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirketin ticaret unvanı, tasfiye memurlarının talebi uyarınca ticaret sicilinden silinir ve yine talep üzerine silinme, tescil ve ilan edilir.

    Yeni TTK m. 546 uyarınca pay sahipleri ile tasfiye memurları arasındaki uyuşmazlıklar, basit yargılama usulüne tabi olarak çözülür. Mahkeme, kararını otuz gün içinde verir. Böylece, uyuşmazlıkların hızlı bir şekilde çözülmesi ve kararın da belli bir sürede verilmesi sağlanır.

    Ek Tasfiye

    Yeni TTK, tasfiyeye ilişkin olarak iki yeni kurum öngörür. Bunlardan ilki olan ek tasfiye, Yeni TTK m. 547’de düzenlenir. Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, YK üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Böylece, tasfiyenin kapanmış olmasına rağmen ek tedbirlerin alınmasının gerekli olması durumunda, şirketin yeniden tescilinin istenmesi mümkün olur. Yeni TTK’nın madde gerekçelerinde şirkete ait bazı aktiflerin tasfiyede dikkate alınmamış olması, malvarlığının dağıtımı sırasında kanuni hükümlere uyulmaması ve organlara karşı sorumluluk davası açılacak olması gibi sebepler, ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar olarak sayılır. Yine madde gerekçelerinde, ek tasfiyenin talep edilebilmesi üç şartın varlığına bağlanır. Bunlar; yeniden tescil isteğinin korunmaya değer bir menfaate dayanması, yeniden tescilin amaca ulaşmada tek yol olması ve alacağın veya aktifin varlığının kanaat doğurucu şekilde belgelendirilerek silme kararının iptalinin dava olunmasıdır.

    Yeni TTK m. 547/2 uyarınca, mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.

    Tasfiyeden Dönülmesi

    Tasfiyeye ilişkin yeni kurumlardan bir diğeri olan tasfiyeden dönülmesi, Yeni TTK m. 548’te düzenlenir. Tasfiyeden dönme imkanı ile şirket, GK’nın alacağı bir karar ile, tasfiye amacı taşıyan bir şirket olmaktan çıkar ve tekrar kâr el­de etme amacı taşıyan bir şirket haline gelir. Şirket sürenin dolmasıyla veya GK kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, GK şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Bu kararın sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile alınması gerekse de, esas sözleşme ile bu nisabın ağırlaştırılması ve başkaca önlemler öngörülmesi mümkündür. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin GK kararı, tasfiye memuru tarafından tescil ve ilan ettirilir.

    Sonuç

    Yeni TTK’nın anonim şirketlerde sona erme ve tasfiyeye ilişkin hükümleri, TTK dönemindeki eksiklikler ve gereksinimler de göz önünde bulundurularak yeniden düzenlendi. Şirket süresinin sona ermesine rağmen faaliyetlerinin fiilen devam ettirilmesi durumunda şirketin sona ermeyeceği açıklığa kavuşturuldu. TTK’da yer almayan haklı sebeplerle fesih, Yeni TTK ile kanun kapsamına alındı. Ek tasfiye ve tasfiyeden dönülmesi imkanları ile, tasfiye sürecine giren şirketler bakımından yeni seçenekler öngörüldü. 1 Temmuz 2012 itibariyle yürürlüğe giren Yeni TTK’nın sona erme ve tasfiye işlemlerinin daha rahat işlemesini sağlayacağını umuyoruz.

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    ANONİM ŞİRKETİN TASFİYESİ

    Yasin İRİS[1]

    ***

    ÖZ

    Eski Türk Ticaret Kanun olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda anonim şirketlerin sona ermesi yani infisah ve tasfiye süreci kollektif şirketlere haiz düzenlemelere atıf yapmak suretiyle hüküm altına alınmışken 2012 yılında yürülüğe giren 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile kanun koyucu bu durumu değiştirmiş, anonim şirketlere yönelik yeni düzenlemeler getirmiştir. Anonim şirketlerin sona ermesi hallerini düzenleyen TTK 529 ila 548. Maddeler arasındaki bu düzenlemelerin amacı her ne kadar şirketlerin ticari hayattaki hukuki varlıklarının bitmesini düzenlemiş olsa dahi özellikle şirketlerin biranda ticari hayattan çekilmelerine müsaade etmemektedir. Tasfiye işlemlerinin belirli bir hukuki prosedür içinde yapılması gerekmektedir.Bu prosedürler ile hem tasfiye işlemlerinin hukuka uygun ve düzenli bir biçimde, süratle yapılması amaçlanmışken hemde şirket ortaklarının ve şirket alacaklıların haklarının güvence altına alınmasını ve kimsenin hak mağduriyeti yaşamaması amaçlanmıştır.Tüm bu iş ve işlemler tasfiye memurlarınca yerine getirildikten sonra kalan mal varlığı ve tasfiye sırasında oluşan bir kar var ise bu kar ortaklara kanun ve sözleşme hükümlerinin emrettiği şekilde dağıtılmaktadır. Bütün bu dağıtım işleri sona erdikten sonra artık anonim şirketin hukuki varlığı şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesi ile sona ermektedir. Bu çalışmamızda öncelikle anonim şirket kavramı temel olarak ele alınacak ardından asıl araştırma konumuz olan ‘’anonim şirketlerde tasfiye’’ süreci yeni düzenlemeler ışığında incelenecektir.

    Anahtar sözcükler:Anonim Şirket, tasfiye,infisah, Türk Ticaret Kanunu

    [1] Avukat- Tezli Yüksek Lisans Öğrencisi- Süleyman Demirel Üniversitesi – Sosyal Bilimler Enstitütüsü – Özel Hukuk Anabilim dalı bölümü – [email protected]

    LIQUIDATION IN JOINT STOCK COMPANIES

    ABSTRACT


    In the Turkish Commercial Code No. 6762, which is the old Turkish Commercial Code, the termination of joint stock companies, that is, the termination and dissolution process, was brought into effect by referring to the regulations with collective companies. has brought regulations. Even though the purpose of these regulations between Articles 529 and 548, which regulates the termination of joint stock companies, is the end of the legal assets of the companies, they do not allow the companies to withdraw from commercial life. Liquidation procedures must be carried out within a specific legal procedure, while these procedures are intended to ensure that the liquidation procedures are carried out in a lawful and orderly manner, and that the company partners and creditors' rights are secured, and that no one suffers from any rights. If there is a profit remaining after its fulfillment and a profit formed during liquidation, this profit is distributed to the partners as ordered by the law and contract provisions. After all these distribution works have ended, the legal existence of the joint stock company ends with the deletion of the legal entity of the company from the trade registry. In this study, first of all, the concept of joint stock company will be taken as a basis and then the process of "liquidation in joint stock companies" will be examined in the light of new regulations.

    Key words: Joint Stock Company, liquidation, dissolution, TurkishCommercial Code,

    Giriş

    Eski Türk Ticaret Kanun olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda anonim şirketlerin sona ermesi yani infisah ve tasfiye süreci kollektif şirketlere haiz düzenlemelere atıf yapmak suretiyle hüküm altına alınmışken 2012 yılında yürülüğe giren 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile kanun koyucu bu durumu değiştirmiş, anonim şirketlere yönelik yeni düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlenmeleri yapılırken yasama çalışmaları sırasında eski kanun hükümleri tamamen gözardı edilmemiş ayrıca yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarıda dikkate alınmıştır ve böylece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 529. İla 548. Maddeleri arasındaki hükümler mevzuatımızda yer edinmiştir. Anonim şirketlerin sona ermesi hallerini düzenleyen TTK 529 ila 548. Maddeler arasındaki bu düzenlemelerin amacı her ne kadar şirketlerin ticari hayattaki hukuki varlıklarının bitmesini düzenlemiş olsa dahi özellikle şirketlerin biranda ticari hayattan çekilmelerine müsaade etmemektedir. Tasfiye işlemlerinin belirli bir hukuki prosedür içinde yapılması gerekmektedir.Bu prosedürler ile hem tasfiye işlemlerinin hukuka uygun ve düzenli bir biçimde, süratle yapılması amaçlanmışken hemde şirket ortaklarının ve şirket alacaklıların haklarının güvence altına alınmasını ve kimsenin hak mağduriyeti yaşamaması amaçlanmıştır. Kısacası tasfiye sürecine ait işlemlerin belirli kurallara bağlanmasındaki amacın ticari hayatı bütünüyle korumak olduğu söylenilecektir. Tasfiye sürecine giren anonim şirketin artık fiilin bir varlığı olmamasına rağmen şirketin tüm aktif varlıkları yeni düzenlemeler doğrultusunda paraya çevrilmekte ve şirketin pasif varlıkları yani borçları giderilmeye çalışılmaktadır. Tüm bu iş ve işlemler tasfiye memurlarınca yerine getirildikten sonra kalan mal varlığı ve tasfiye sırasında oluşan bir kar var ise bu kar ortaklara kanun ve sözleşme hükümlerinin emrettiği şekilde dağıtılmaktadır. Bütün bu dağıtım işleri sona erdikten sonra artık anonim şirketin hukuki varlığı şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesi ile sona ermektedir. Bu çalışmamızda öncelikle anonim şirket kavramı temel olarak ele alınacak ardından asıl araştırma konumuz olan ‘’anonim şirketlerde tasfiye’’ süreci yeni düzenlemeler ışığında incelenecektir.

    BİRİNCİ BÖLÜM

    1.Anonim Şirket Kavramı ve Unsurları

    1.1.Anonim Şirket Kavramı

    TTK madde 329/1’e göre ‘’Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.’’ Aynı maddenin 2. Fıkrasında ise ‘’ (2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.’’ denmektedir.

    Doktirinden yola çıkarak bir tanım yapacak olursak anonim şirket “Anonim şirket, Kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç için bir ticaret unvanı ile en az bir kişi tarafından kurulabilen; sermayesi belli ve paylara bölünmüş ve borçlarından dolayı yalnız malvarlıkları ile sorumlu olan; pay sahipleri ise sadece taahhüt ettikleri sermaye ile şirkete karşı sorumlu oldukları, tüzel kişiliğe haiz şirkete denir.”(Bozak,2018:3)

    1.2.Anonim Şirketin Unsurları

    Anonim şirketlerin unsurlarını belirlerken yukarıda yaptığımız tanımlardan yola çıkacağız. Tanımlar dikkate alındığında anonim şirketin unsurları olarak; amaç ve konu, ortak sayısı, ticaret unvanı, sermayesi ve türleri, tüzel kişiliği ve ortakların ve şirketin sorumluluğu belli başlı unsurlar olarak ele alınabilir.

    1.2.1 Amaç ve Konu

    Öncelikle TTK madde 331 hükmünce “Anonim şirketler, kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç ve konular için kurulabilir”. Ayrıca TTK madde 16/1 hükmüne görede anonim şirketler tacir sıfatına haizdir.Bu özellikleri dolayısıyla anonim şirketler ticari şekilde işletilen teşekküllerdir. Her ticari nitelik taşıyan şirket gibi anonim şirketin de amacının kazanç elde etmek ve elde edilen kazancı ortakları arasında dağıtmaktır. Kanun metninden de anlaşıldığı üzere bu kazancı elde etmek için kanunen yasaklanmamış her türlü iktisadi amaç için kurulabilirler.

    1.2.2 Ortak Sayısı

    Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirket kurabilmek için en az 5 kurucu ortak gerekmekteyken, 2012 yılında yürülüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile artık tek kişi ile anonim şirket kurulabilmesi mümkündür.

    1.2.3 Ticaret Unvanı

    Ticaret unvanı konusunda ise anonim şirketi tanımlayan TTK md. 329 da herhangi bir ticaret ünvanı koşulu belirtilmemiş olsa dahi TTK madde 39 hükmünde “Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır” denmektedir. Yukarıda belirttiğimiz üzere TTK madde 16/1 hükmüne göre anonim şirketler tacir sıfatına haiz olması sebebiyle unvan almak zorundadırlar.

    1.2.4 Sermaye

    Yukarıda anonim şirketin tanımı yaparken ele almış olduğumuz TTK madde 329/1 ‘e göre anonim şirketlerde sermaya belli ve paylara bölünmüştür. Yani anonim şirketlerde sermaye belirli sermayedir ve şirket ortaklarınca paylara bölünmüştür.

    1.2.5 Tüzel Kişilik

    TTK m. 124 ile ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatiften ibaret oldukları belirtilmiştir. TTK m.125/1 hükmüne göre ise ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir.TTK m.125/2 ile açıkça hüküm altına alındığı üzere, ticaret şirketleri, TMK’nin 48 inci maddesi hükmü ile kanunlaşmış bütün haklardan yararlanabilir veborç edine bilirler. Hükümden de anlaşılacağı üzere anonim şirketler bir ticaret şirketi olduğu için tüzel kişiliğe sahiptirler.Ayrıca Ayrıca TTK m.354/1’e göre, anonim şirketler kurulurken esas esas sözleşmesinin tamamını sözleşmenin noter huzurunda kurucular tarafından imzalanmasını takip eden otuz gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirirler. Bu tescil ile anonim şirketler tüzel kişilik kazanır. Bu tescil ticaret sicilinin kurucu etkisini doğurur. (Bozak,2018:8)

    1.2.6 Sorumluluk

    Anonim Şirketin tanımının yapıldığı TTK madde 329 hükmüne dönecek olursak ‘’(1) Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. (2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.’’ denmektedir. Tanım incelendiği taktirde hem ortakların hemde şirketin sorumluluğunun sınırlandırıldığı görülmektedir.

    1.3. Anonim Şirketlerde Temel İlkeler

    TTK’nın 357 ve 358. Hükümlerince anonim şirketlerde eşit işlem ilkesi ve pay sahiplerinin şirkete karşı borçlanma yasağı şeklinde iki temel ilke düzenlemiştir.

    Lakin ‘’Türk ticaret kanunun yanında doktrinde incelendiğinde konunun uzmanı bilim insanları tarafından kanunların yorumlanmasıyla; çoğunluk ilkesi, ortaklık haklarından sermaye payı oranında yararlanılması ilkesi, malvarlığının korunması ilkesi, yabancı bir malvarlığını işletme ilkesi, dışarıdan denetleme ilkesi, devletin denetimi ilkesi, kamuyu aydınlatma ilkesi, kurumsal yönetim ilkesi ve emredici hükümler ilkesi olmak üzere dokuz ilkede daha ifade edilmektedir.’’ (Bozak,2018:9)

    1.3.1 Eşit İşlem İlkesi

    TTK m. 357 hükmü “pay sahipler eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulur” şeklindedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere mezkûr kanun eşit işlemin ancak eşit şartlardaki kişilere uygulanacağını vurgulamıştır. Bu madde ile hüküm altına alınmış olan eşitlik nispi eşitlik olarak karşımıza çıkmaktadır.(Korkut,2013:.20)

    1.3.2 Şirkete Karşı Borçlanma Yasağı ilkesi

    TTK m. 358 hükmü ‘’Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz.’’ şeklindedir.

    1.3.3 Çoğunluk İlkesi

    Anonim şirketler hak ehliyetine tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren haiz olurken, fiil ehliyetine ise ancak organları kurulduğu andan itibaren haiz olmaktadırlar. Anonim şirketler organları sayesinde karar alabilir ve bu kararları uygulamya koyabilmektedirler. Anonim şirketlerde kararlar ‘’genel kurulca’’ alınmaktadır. TTK 423. Maddesince alınan genel kurul kararlarının hem bütün ortakları hem de şirketin diğer organlarını bağlamakta olduğu ortaya konulmuştur. Bir toplantıda karar alınabilmesi için genel kural olarak toplantıya katılanların çoğunluğunun aynı yönde irade beyanlarının oluşması gerekmektedir. (Özkorkut,2014:72)

    Yönetim kurulu açısından ise bir kararın alına bilmesi için TTK madde 390/1 hükmü gözönüne alınmalıdır. Nitekim hükümde ‘’ (1) Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.’’ Aynı hükmün 3. Fıkrasında ise’’ (3) Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.’’ Denilerek eşitlik halinde önerinin akıbetinin ne olacağı düzenlenmiştir.

    Genel kurul kararları açısından ise TTK’nın 418. Maddesinde ‘’(1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.’’ denmektedir.

    Anonim şirketteki çoğunluk ilkesinin istisnaları da mevcuttur. Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar ile şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar TTK’nın 421/2 ve 3 hükmüne göre sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır. Özellikle azınlıklara tanınan bazı haklar ile çoğunluk ilkesinin kullanılmasında yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmeye çalışılmıştır.

    1.3.4 Haklarından Sermaye Payı Oranında Yararlanılması

    Ortaklar şirkete koydukları sermaye payları ile orantılı olarak mali ve yönetimsel haklardan yaralanabilirler.(Korkut,2013:18)

    Mali haklar açısından kanunumuz, TTK m.507/1’de “her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır” şeklinde hüküm koymuştur. Ayrıca TTK m. 478/1’in “ilk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabilir” şeklindeki hükmü ile ortakların sermaye payları oranında mali haklardan yararlanılmasına istisna getirilmiştir. Bunun yanında TTK m. 479/1 ile yönetim hakkından yararlanılmasına da bazı paylara oyda imtiyaz tanınacağı ve bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabileceği hüküm altına alınarak yine ortakların sermaye payları oranında yönetim hakkından yararlanılmasına da istisna getirilmiştir.

    1.3.5 Mal Varlığının Korunması İlkesi

    TTK m.329/1’de hüküm altına alındığı üzere, “anonim şirketin tüzel kişilik olarak sorumluluğu yalnız mal varlığı ile iken”, TTK m.329/2’ye göre de ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye ile sadece şirkete karşı sorumluluk olarak sınırlandırılmıştır. Hüküm altına alınan bu sınırlandırmalardan dolayı şirketten alacağı olan kişilerin korunması açısından özellikle şirketin sermayesinin ve mal varlığının korunması ayrı bir önem arz etmektedir.(Karasu,2013:51)

    1.3.6. Yabancı Bir Mal Varlığını İşletme İlkesi

    Anonim şirkette ortakların şirkete yönetiminde doğrudan söz hakları yoktur. Şirket ancak şirketi oluşturan ortaklardan oluşan genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından yönetilir. ETTK yürürlükte kaldığı dönemde yönetim kurulu üyesi olabilmek için pay sahibi olmak zorunda değildi. Ancak pay sahibi olmayan bir kişi yönetim kuruluna seçilirse en az bir pay alma zorunluğu getirilmişti. Yeni kanunun gerekçesinde ise, yönetim kurulu üyelerinin ayrıca pay sahibi olma zorunluluğu kaldırılmıştır. Böylece bir kişi ile bile kurulabilen anonim şirketlerde birden çok üyeli yönetim kurulu teşekkül edilmesine olanak tanınmış, hem de yapay hile-i şer’iye olan çözümlere başvurulmadan, uzman ve profesyonel yönetim kurularını kurula bilmesine imkan tanınmıştır. Kanun gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere yönetim kurulu şirket ortağı olmayan yabancı kişiler tarafından oluşturulabilir. Bu kurul şirketi idare ve temsile yetkilidir. Bu ilke tüm anonim şirket türleri için geçerli olup özellikle halka açık anonim şirketlerde daha geçerlidir. (Bozak,2018:13)

    1.3.7. Dışarıdan Denetleme İlkesi

    TTK m.225/1 hükmüne göre, “Bir ortak yönetim hakkını ve görevini haiz olmasa da şirket işlerinin gidişi hakkında bizzat bilgi edinmek, şirketin belgelerini ve defterlerini incelemek, bunlara göre kendisi için şirketin finansal durumunu gösterecek bir hesap tablosu düzenlemek hakkına haizdir. Buna aykırı sözleşme geçersizdir”. Bir şahıs şirketi olan Kollektif şirket için oluşturulmuş bu hüküm aynen Komandit şirket için de geçerlidir. Görüldüğü üzere şahıs şirketlerinde bütün ortakların yönetici olmasa bile bütün ortakların denetim yetkisi vardır.’’ denilerek bir denetleme mekanizması varedilmiştir.

    1.3.8. Devletin Denetimi İlkesi

    TTK’nın ‘’Devletin Gözetimi’’ başlıklı 333. Maddesinde ‘’ (1) Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanacak tebliğle, faaliyet alanları belirlenip, ilan edilecek anonim şirketler Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni ile kurulur. Bu şirketlerin esas sözleşme değişiklikleri de aynı Bakanlığın iznine bağlıdır. Bakanlık incelemesi sadece kanunun emredici hükümlerine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden yapılabilir. Bunun dışında hukuki konumu, niteliği ve işletme konusu ne olursa olsun anonim şirketin kuruluşu ve esas sözleşme değişiklikleri herhangi bir makamın iznine bağlanamaz.’’ Denilerek anonim şirketlerine gerekli işlemlerden sonra Gümrük ve Ticaret Bakanlığının izni doğrultusunda kurulabileceği hüküm altına alınmakla birlikte kurulan şirketin esas sözleşmesinin değişikliklerininde aynı bakanlığın iznine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca TTK 407/3 hükmünde ‘’ (3) 333 üncü madde gereğince belirlenen şirketlerin genel kurul toplantılarında Gümrük ve Ticaret Bakanlığının temsilcisi de yer alır. Diğer şirketlerde, hangi durumlarda Bakanlık temsilcisinin genel kurulda bulunacağı ve genel kurul toplantıları için temsilcilerin görevlendirilmelerine ilişkin usul ve esaslar ile bunların nitelik, görev ve yetkileri ayrıca ücret tarifeleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Bakanlık temsilcisinin toplantıya katılma giderleri ve ücretleri ilgili şirket tarafından karşılanır.’’ Denilerek ilgili bakanlığın temsilcilerinin genel kurul toplantılarında yer alması gerektiğide hüküm altına alınmıştır.

    Mevzuattaki bu iki maddeden yola çıkarak anonim şirketlerde sıkı bir devlet denetimi olduğu rahatlıkla söylenebilecektir.

    1.3.9. Kamuyu Aydınlatma / Şeffaflık ilkesi

    6102 sayılı TTK’nın AKR’nun 68. paragrafının başlığı “Kamuyu aydınlatma ve Şeffaflık” olarak belirlenmiştir. Bu paragrafa göre kamuyu aydınlatma ve şeffaflık kavramlarının çoğu kez eş anlamlı olarak kullanıldığı belirtilmiş. Ancak kamuyu aydınlatma kavramının daha çok yılsonu finansal tablolarını kamuya belli kurallar çerçevesinde halka sunulması şeklinde uygulandığı görülmüştür. Ancak daha sonraları anonim şirketlerle ilgili her konuda uygulanır bir hal almış ve bu durumdan sonra kavramın yerini daha anlaşılır bir kavram olan Şeffaflık kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni özellikle kamuyu aydınlatma kavramı özellikle halka açık şirketler için uygulanırken şeffaflık kavramı tüm bilgi toplumu için uygulanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır(bkz. TTK Genel Gerekçe, 68. Paragraf)

    1.3.10. Kurumsal Yönetim

    Kurumsal Yönetim (Corporate Governance): Anonim ortaklıkların yönetiminde ve faaliyetlerinde kar elde etme ve pay sahiplerine dağıtma ana unsuru ve amacını taşıyan geleneksel yapılarını yanında, gerek hissedarların gerekse yöneticilerin çıkarlarını gözeten, aynı zamanda diğer çıkar sahiplerinin haklarının (ortaklık çalışanları, müşteriler, alacaklılar, fon sağlayanlar ve devlet) da gözetildiği bir yapıdır şeklinde tanımlanabilir.(Coşkun,2012:147)

    Bir bütün olarak bakıldığında kurumsal yönetimi oluşturan temel ilkeler ve bu ilkeler çerçevesinde oluşan temel kuralara bağlı olarak bir anonim ortaklığın nasıl yönetilmesi gerektiğini ortaya koyan bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır.(Paslı,2004:298)

    Bu ilkeler, adillik, sosyal sorumluluk, şeffaflık ve hesap verilebilirlik olarak adlandırılmaktadır.(Pamukçu,2011:135)

    TTK m.1529/2 “kamu kurum ve kuruluşları ise sadece kendi alanları için geçerli olmak şartıyla kurumsal yönetim ilkelerine ilişkin sınırlı düzenlemeler yapabilirler” hükmü ile kamu kuruluşlarını bile düzenleme yapmak için SPKu’nun görüşünü almaları zorunlu hale getirilmiştir. TTK m. 1529 ile yetkilendirilmiş olan SPKu’nun yetkisinin tek kaynağı bu tebliğdir. Ayrıca SPK’nin kurumsal yönetim ilkeleri başlığını taşıyan 17. Maddesinin ikinci fıkrası; “Kurul, payları borsada işlem gören halka açık ortaklıkların, niteliklerine göre, kurumsal yönetim ilkelerine kısmen veya tamamen uymalarını zorunlu tutmaya, buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye, verilen süre içinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmemesi hâlinde uyum zorunluluğunun yerine getirilmesini sağlayacak kararları almaya ve buna ilişkin işlemleri resen yapmaya, herhangi bir süre vermemiş olsa dahi uyum zorunluluğuna aykırı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti veya iptali için her türlü teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir istemeye, dava açmaya, açılan davada uyum zorunluluğunun yerine getirilmesi sonucunu doğuracak şekilde karar alınmasını istemeye, bu işlemlerin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir” hükmü ile SPK tarafından da yetkilendirilmiştir. Bu yetkiler çerçevesinde SPKu Kurumsal Yönetim Tebliği’109ni hazırlayıp yürürlüğe koymuştur.(Bozak,2018:17)

    1.3.11. Emredici Hükümler İlkesi

    6102 sayılı ‘’Emredici Hükümler’’ başlıklı 340. Maddesinde ‘’(1) Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar.’’ Denilerek açık bir şekilde bu ilke mevzuatta tezahür etmiştir.

    İKİNCİ BÖLÜM

    2.ANONİM ŞİRKETLERDE SONA ERME

    TTK m. 331/ l’deki hükme göre “Anonim şirketler kanunen yasaklanmamış her türlü ekonomik amaç için kurulabilirler”. Her ne kadar anonim şirketler her türlü ekonomik amaç için kurulsalar da işletmeyi kuran ortakların temel beklentileri, kuruluşta sözleşme ile belirledikleri ekonomik amaç çerçevesinde şirketi başarıya ulaştırmak ve elde edilen kazancı paylaşmaktır. Anonim şirketler kuruluşta belirledikleri hedeflere ulaşamadıklarında başarısız olurlar ve faaliyetlerine son vermek zorunda kalırlar.(Başar,2013:185)

    Sona eren şirketler için TTK m. 533/ l “Sona eren şirket tasfiye haline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır” şeklinde hüküm getirmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere kanunda sayılan infisah ve fesih halleri gerçekleşince şirketlerin tasfiyeye gireceği ancak kanunda tahdidi olarak sayılan hallerde sona eren şirketlerin tasfiyeye girmeyeceği belirtilmiştir.(Pulaşlı,2015:1971)

    Bu haller, birleşme, bölünme ve tür değiştirmedir. Bu hallerin dışında bir şirketin tasfiye aşamasına girip, tasfiye sürecini tamamlayıp, şirketin kaydını ticaret sicilinden silmedikçe şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi mümkün değildir.(Kervankıran,2015:29)

    Kısa bir deyişle, ‘’Ticaret Siciline tescil ve ilan edilmekle tüzel kişilik kazanan, anonim ortaklıklar, kanunda veya esas sözleşmelerinde yazılı hallerin gerçekleşmesi ya da genel kurulun usulüne uygun olarak alacağı bir karar ile sona ererler. Sona erme infisah ve feshi kapsar.(Çevik,1979:1287)

    2.1 İnfisah ve Fesih Kavramları

    İnfisah kelime anlamı itibariyle Türk Dil Kılavuzunda ‘’bozulma, dağılmai kokuşma’’ gibi anlamlara gelmektedir.

    Doktrinde infisah, kanunda öngörülen ya da ana sözleşmede kararlaştırılan bir nedeninin gerçekleşmesi halinde, ortaklığın, bu yönde karar alınmasına veya bir ihbarda bulunulmasına gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermesi halidir.(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu,2005:807)

    6102 sayılı kanundaki infisah halleri:

     Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle, (TTK m.529/1-a)

     İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle, (TTK m.529/1-b)

     Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle, (TTK m.529/1-c)

     Şirketlerin birleşmesi, (TTK m.136/4119)

     Anonim şirketin tam bölünmesi, (TTK m.159/1-a120)

     Esas sermayenin üçte ikisinin kaybedilmesi (TTK m.376/2121) şeklinde sayılmıştır. Yukarıda yapmış olduğumuz infisah tanımından da anlaşılacağı üzere bu hallerin tümünde şirketin- ortaklığın tüzel kişiliği ve hukuki varlığı kendiliğinden son bulacaktır.

    Fesih ise kelime anlamı olarak “bozmak, kaldırmak, hükümsüz bırakmak, dağıtmak ve kapatmak” anlamlarına gelmektedir. Doktrinsel olarak fesih: pay sahipleri, ortaklık alacaklıları veya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından talepte bulunulması halinde mahkeme tarafından anonim ortaklığın varlığının sona erdirilmesidir. Ancak fesih başvurusu üzerine, mahkeme ortaklığın hemen feshine karar vermez, durumunu düzeltmesi için uygun süre verir. Buna rağmen ortaklık durumunu düzeltmez ise, mahkeme ortaklığın feshine karar verecektir.

    Tanımlardan da anlaşıldığı üzere infisahın aksine fesihte şirket kendiliğinden son bulmamakta mahkeme, kamu otoritesi veya genel kurul kararı ile şirketin faaliyetlerine son verilmektedir. Anonim şirketin kanunumuz da ki fesih halleri;

     Anonim şirketin genel kurulunca şirketin tasfiyesine karar verilmesi (TTK m. 529/1-d),

     Anonim şirketin iflasına karar verilmesi (TTK m.529/1-e),

     Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlerde veya faaliyetlerde bulunulması (TTK m.210/3-değişiklik: 6335/13 m.124),

     Anonim şirketin kurulmasında kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırı davranılması (TTK m.353/1),

     Organlardan birinin eksikliği veya genel kurulun toplanamaması (TTK m. 530),

     Haklı sebeplerle fesih (TTK m. 531),bu sayılan hallerde şirket dağılmamakta dışarıdaki bir güç tarafından dağıtılmaktadır.

    2.2.Anonim Şirketin Sona Ermesi

    6102 Sayılı Ticaret Kanunun 529. Madde ve devamında Anonim Şirketlerde sona erme sebepleri düzenlenmiştir. Kanun sona erme hallerinin ‘’Genel Haller’’ ve ‘’Özel Haller’’ olmak üzere ikiye ayırmıştır.

    2.2.1.Sona Ermeyi Gerektiren Genel Haller

    2.2.1.2 Sürenin Sona Ermesi

    6102 Sayılı TTK madde 434/1-a uyarınca ‘’ a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,’’ ortaklık genel kurul kararı gerek olmaksızın kendiliğinden sona erecektir.’’

    Ortaklık sözleşmesinde faaliyet süresinin belirlenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Sözleşmede bir sürenin öngörülmemesi halinde ortaklık belirsiz süreli olarak kurulmuş sayılır. Ancak esas sözleşmede bir süre öngörüldüğü hallerde bu süre bitmeden önce genel kurul ortaklığın esas sözleĢmesinde değişiklik yapmak sureti ile süreyi uzatarak, anonim ortaklığın varlığını devam ettirebilir.

    Ancak, ortaklığın esas sözleşmesinde öngörülen sürenin sona ermesine rağmen faaliyetlerine devam etmesi durumunda şirketin belirsiz süreli duruma gelip gelmeyeceği konusunda öğretide çeĢitli görüĢler mevcuttur.

    Bu durumda şirketin genel kurul kararı bile almasına gerek olmaksızın belirsiz süreli hale gelmesi söz konusudur.( Pulaşlı,2003:915)

    Ġmregün, anonim ortaklığın esas sözleĢmede belirtilen sürenin sona ermesine rağmen fiilen faaliyetlerine devam etmesi halinde şirketin kollektif ortaklıklarda olduğu gibi belirsiz süreli bir ortaklık haline geleceği görüşündedirler.Yargıtay da işlere fiilen devam halinde ortaklığın belirsiz süreli ortaklığa dönüleceği görüşündedir.(İmregün,2005:469)

    Bir diğer görüş ise, anonim ortaklığın süresinin dolması ile kendiliğinden sona ereceği ve sürenin dolmasına rağmen faaliyetlere devam edilmesinin, ortaklığı belirsiz süreli hale getirmeyeceğini ileri sürmektedir.(Çevik,1979:1288 ; Doğanay,1974:944)

    Yeni düzenleme ile 6762 sayılı Kanun dönemindeki tartışmalar sona erdirilmiştir artık süresi sona eren anonim şirketlerin, işlere fiilen devam etmeleri halinde süresiz hale geleceklerine ilişkin bir hüküm getirilmiştir. Bu sayede Hukuk Genel Kurul Kararı ile oluşan durum ortadan kaldırılmıştır. Şirketin işlerine devam durumunda esas sözleşmede yer alan süre ile ilgili maddenin kendiliğinden değiştiği kabul olunarak, esas sözleşme değişikliğine gerek görülmemiştir.( bkz.TTK m. 529/1-a gerekçesi)

    2.2.1.3 İşletme Konusunun Gerçekleşmesi veya Gerçekleşmesinin İmkanısız Hale Gelmesi

    6102 sayılı TTK madde 529/1-b bendi uyarınca ‘’ b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,’’ anonim şirketler kendiliğinden sona erecektir.

    Anonim şirketlerin tanımın yapmış olduğumuz başlık altında anonim şirketlerin unsurlarından birinin ‘’amaç-gaye’’ olduğunu belirtmiştik. Kanun koyucu ‘’amaç-gaye’’ unsurunu anonim şirket esas sözleşmesinde belirtilmesini zorunlu tuttuğu gibi bu unsurun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi ile şirketin sona ereceği kanun hükmü altına almıştır.

    2.2.1.4. Sözleşme Hükmü

    6102 sayılı TTK madde 529/1-c bendi uyarınca ‘’ c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,’’ anonim şirketler kendiliğinden sona erecektir.

    Bu konuda doktrinde şirketin sona ermesini gerektirecek sözleşme hükümlerine örnek olarak; Sözleşmeye yazılacak olan, “usulüne uygun düzenlenmiş bilançolara göre anonim şirket arka arkaya 5 yıl zarar ederse şirket infisah eder.’’ ibaresi. Bunun yanında “sermayenin belli bir kısmının kaybı, bir ruhsatın(maden, enerji üretimi gibi) yenilenmemesi, bir patentin kaydedilememesi veya şirketin devamlılığın belli bir şartın veya sözleşmenin varlığına bağlanması” gibi durumlar gösterilmektedir.(Pınar, 2012:714)

    2.2.1.5. Genel Kurul Kararı

    TTK m. 529/1-d hükmü “TTK 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla” şeklindedir. Bu maddeye göre genel kurulun şirketin feshine karar verebilmesi için ağırlaştırılmış toplantı ve karar yeter sayıları öngörmüştür. 421 maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları dikkate alındığında toplantı ve karar yeter sayıları; Şirketin feshi için karar almak için toplanan genel kurulda birinci toplantıda yeter sayı sağlanamaz ise ikinci toplantıda karar ve toplantı yeter sayısı olarak şirketin sermayesinin en az yüzde yetmiş beşini temsil eden pay sahiplerinin katılmasını ve şirketin feshi yönünde oy kullanmasını öngörmektedir.(Bozak,2018:25)

    2.2.1.6. İflasına Karar Verilmesi

    TTK m. 529/1-e hükmünde ‘’ e) İflasına karar verilmesiyle,’’ denmektedir.

    Ortaklığın iflası bir infisah nedenidir. Mahkemenin ortaklığın iflasına karar vermesi halinde, ortaklık kendiliğinden infisah eder.İnfisah anı, karar tarihidir. (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu,2005:811.)

    Ortaklığın iflası kararı, ortaklık alacaklıları tarafından başvurulacak takip nedeni ya da ortaklığın, aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcut ise yönetim kurulu tarafından düzenlenen ara bilanço gereğince, şirketin aktifleri, şirket borçlarını karşılamaya yetmediği taktirde yönetim kurulunun TTK. m. 324/II gereğince, mahkemeye bildirilmesi üzerine verilir.(İmregün,1974:471.)

    Anonim ortaklığın TTK. m. 324 göre iflasını yalnızca alacaklılar ve ortaklık yönetim kurulu talep edebilir. Tasfiye aĢamasında tasfiye memurları tarafından ortaklığın borçlarının alacaklarından fazla olduğu tespit edilirse, tasfiye memurları ortaklığın iflasını karar verilmesi için mahkemeye başvurabilirler.

    İflas kararı ile birlikte ortaklık iflas yolu ile tasfiyeye girer. Tasfiye, iflas idaresi tarafından ve İcra İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. İflas idaresi, iflasına karar verilen şirketi ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.(Çevik,1979:1291)

    2.2.1.6. Kanunlarda Sayılan Diğer Hallerde

    Türk Ticaret Kanunun bir bütün olarak ele alınıp incelendiğinde yukarıda sayılan hallerin dışında, anonim şirketin beş halde daha sona ereceği tespit edilir. Bu haller; kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde bulunmak, esas sermayenin üçte ikisini kaybetmek, anonim şirketin birleşmesi veya bölünmesi, kuruluşta eksiklik ve şirketin tabiiyetinin değiştirilmesi olarak sayılabilir. Bu durumları açıklayacak olursak;(Bozak,2018:26)

    2.2.1.6.1. Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde bulunmak

    Ticaret şirketleri üzerinde Gümrük Ve Ticaret Bakanlığının denetim ve gözetim yetkisini hüküm altına alan TTK m. 210/3 hükmüne göre anonim şirketlerin fesih edilmesi mümkündür. Mezkûr maddeye göre; Kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Gümrük ve ticaret bakanlığınca, bu tür işlem, hazırlık veya faaliyetlerin öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde fesih davası açılabilir. (Bozak,2018:27)

    Kamu düzenine aykırı işlemlere örnekler: Bir anonim şirketin Anayasa Mahkemesince kapatılan bir siyasi partinin fikirlerini yaymak için kurulması, kaçakçılık yapması, kumar oynatması veya kanunen yasaklanmış benzeri işleri yapması sayılabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken konu bu gibi durumlarda şirketin faaliyetine son verilmesi konusunda yetkinin mahkemede olmasıdır. Haliyle mahkeme de ortaya çıkan durum kamu düzenine aykırı işlemler yaratıyor ise şirketin faaliyetlerine son verecek. Kamu düzeni tehlike altına girmeyecek ise ilgili ceza veya vergi yasalarına göre cezaya tabi tutacaktır.( Pulaşlı,2003:1938-1939)

    2.2.1.6.2. Esas sermayenin üçte ikisinin kaybedilmesi

    TTK m. 376/2 hükmüne göre; son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı taktirde, derhal toplantıya çağırılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer.

    2.2.1.6.3. Anonim şirketin birleşmesi veya bölünmesi

    Anonim ortaklığın diğer bir ortaklık ile birleĢmesi, TTK. m. 434/1, b.7 düzenlenen özel bir fesih nedenidir. Anonim ortaklığın diğer bir anonim ortaklık tarafından tüm aktif ve pasifleriyle devralınması veya iki ya da daha çok anonim ortaklığın birleşerek yeni bir anonim ortaklık kurmaları yahut bir veya birden fazla anonim ortaklığın diğer bir anonim ortaklığa devredilmesi sureti ile iltihak eden anonim şirket infisah eder ve varlığı sona erer.

    Anonim ortaklığın tür değiştirmesi ile de ortaklığın tüzel kişiliği ortadan kalkar. Tür değiştirme de “ yeni nev‟e çevrilen ortaklık eskisinin devamı “ olduğundan burada gerçek anlamda bir fesih hali söz konusu değildir.(İmregün,,2005:473.)

    Aynı durum bölünme için de geçerlidir. Bir anonim şirketin tam bölünmesi halinde bölünen anonim şirket sona erer. Birleşme ve bölünme halinde dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da şirketlerin tasfiye edilmeksizin son bulmalarıdır.(Aytulun, Toroslu,2014:56)

    2.2.1.6.4. Kuruluşta Eksiklik

    TTK’nin fesih davası başlıklı 353. maddesi hükmü; “Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Ancak, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle, alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli bir şekilde tehlikeye düşürülmüş veya ihlal edilmiş olursa, yönetim kurulunun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, ilgili alacaklının veya pay sahibinin istemi üzerine şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince şirketin feshine karar verilir” şeklindedir. Bu durum karşımıza tescilin her türlü sakatlığı onarması ilkesi olarak çıkmaktadır. Bu ilke kuruluştan itibaren, aylarla ifade edilen çok kısa bir süre geçtikten sonra anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilmemesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. İlke işlem güvenliğinin korunması gereğinin zorunlu sonucu olarak ve anonim şirketler hukukunun temel bir ilkesini meydana getirir. (Bozak,2018:29)

    2.2.1.6.5. Şirketin Tabiiyetinin Değişmesi

    Bir anonim şirketin tabiiyetinin belirlenmesinde önemli olan konu şirketin merkezinin neresi olduğudur. Çünkü bir şirketin merkezi nerede ise o ülkenin kanunlarına göre kurulur ve faaliyetlerini yürütür(Kervankıran,2015:4 )

    TTK m. 421/2-b şirketin merkezinin değiştirilmesine yönelik genel kurul kararları için hem toplantı hem de karar yeter sayıları için oy birliğini öngörmüştür.

    2.2.2.Sona Ermeyi Gerektiren Özel Haller

    Sona ermeyi gerektiren özel haller TTK m. 530 ve m. 531 de hüküm altına almıştır. Bu maddelere göre özel haller; organların eksikliği ve haklı nedenlerle fesih olarak 2 başlık altında sayılmıştır.

    2.2.2.1. Organların Eksikliği

    6102 sayılı TTK madde 530 hükmünce ‘’(1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. (2) Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. ‘’ denilmektedir.

    Yukarıda izah etmiş olduğumuz üzere anonim şirket organları aracılığı ile fiil ehliyetini kullanabilmektedir. Her ne kadar ticaret sicili tescil edilerek hak ehliyetine ait olmuş olan bir anonim şirket ancak organları vasıtasıyla iş ve işlem görebilecektir. Organları kurulmamış dolayısıyla fiil ehliyeti kazanamamış bir anonim şirketin herhangi bir işlevinden söz edilemeyecektir. Bu nedenle kanun koyucu TTK 530 hükmünü düzenleyerek işlevi olmayan bir şirketin varlığının ortadan kaldırılabilmesini amaçlamıştır.

    2.2.2.2 Haklı Nedenlerle Fesih

    6102 sayılı TTK madde 530 hükmünce (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

    Haklı sebep TTK’da tanımlanmamış, haklı sebepler örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. İsviçre öğretisinde;

     Genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması,

     Azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî,

     Özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi,

     Şirketin sürekli zarar etmesi,

     Dağıtılan kâr payının düzenli azalması, haklı sebep sayılmıştır.

    Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep sayılmamıştır. (Bozak,2018:33)

    Azınlık tarafından ileri sürülen bu sebeplerin haklı olup olmadığına karar verecek olan merci mahkemedir. Sebeplerin mahkeme tarafından haklı bulunması şirketin feshine karar verilmesini zorunluluğunu mahkemeye yüklemez. Şirketin feshini haklı kılan sebeplerin varlığına rağmen, yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan daha doğru olacağına kanaat getiren mahkeme; şirketi feshetmek yerine, fesih talebinde bulunan pay sahiplerinin paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve kendilerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir. Davacıya paranın kimin tarafından ve nasıl ödeneceği, bu payları geçici olarak şirketin iktisap edip edemeyeceği yargı kararlarına ve öğretideki görüşlere göre belirlenecektir.(Bozak,2018:33)

    2.3. Sona Ermenin Tescil ve İlanı

    TTK madde 532 hükmünce ‘’(1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.’’ denilmektedir.

    2.4. Sona Ermenin Sonuçları

    TTK madde 533 hükmünce ‘’(1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır. (2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır.’’

    TTK m. 533, ETTK m. 439 yerine gelmiştir. Yeni maddede yapılan en önemli değişiklik “numerus clausus” olarak sayılan hallerin yerine “kanundaki istisnalar saklıdır” ifadesini kullanmış olmasıdır. Bu ifade ile kanundaki tüm tasfiyesiz infisah hallerine atıfta bulunmuştur196. Kanunda belirtilen istisnalardan olan birleşme ve bölünme hallerinde şirketler tasfiyeye girmekte ancak bu tasfiye işlemi normal tasfiyenin aksine sona eren şirketin tüm aktif ve pasiflerinin külli halefiyet ilkesi çerçevesinde devri gerçekleşmektedir. (Kervankıran,2015:55)

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

    3.ANONİM ŞİRKETLERDE TASFİYE

    3.1. Genel Olarak Tasfiye

    TTK madde 533 hükmünce ‘’(1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.’’ Bu hükümden de anlaşılacağı üzere kanunda tahdidi olarak sayılan hallerde sona eren şirketlerin tasfiyeye girmeyeceği belirtilmiştir. Bu haller, birleşme, bölünme ve tür değiştirmedir. Bu hallerin dışında bir şirketin tasfiye aşamasına girip, tasfiye sürecini tamamlayıp, şirketin kaydını ticaret sicilinden silmedikçe şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi mümkün değildir.

    Ancak kelime kavramının yanında hukuki kavrama da değinmek gerekirse tasfiye sonucu belli olmayan hesap ve işlemleri tespit edip düzenlenmesinden sonra şirket mallarının aktif ve pasiflerinin farkının hesaplanmasıdır.(İzmirli,2001:4)

    Başka bir deyişle sona erme sebepleri gerçekleşen anonim şirketin alacak, mal ve borçları tespit edilecek, tespit edilen mal ve alacaklar tahsil edilip borçlar ödendikten sonra arta kalan miktar olursa esas sözleşme ve kanuni şartlara göre pay sahiplerine dağıtılacaktır.(Ünal,2019:8)

    Sona erme ve tasfiye farklı kavramlar olup tasfiye; sona erme sebeplerinin meydana gelmesiyle birlikte şirket tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesiyle son bulmaktadır. İşte sona erme sebepleri ile sicilden terkin zamanı arasındaki süreç tasfiye süreci olarak adlandırılmaktadır. Ancak anonim şirketin tasfiyesiz sona ereceği de kanunda istisna olarak öngörülmüştür. Buna göre TK 136 md. anonim şirketin birleşme sonunda başka bir sermaye şirketi veya kooperatife devrolması, TK 159 m. ve 179/3. m. gereği anonim şirketin tam bölünmesi, TK Geçici 7. Md. anonim, limited ve kooperatiflerin özel hükümlerde belirtilen prosedür uygulanmadan tasfiyenin yapılacağı durumlarda tasfiyesiz sona erme istisnai bir durum olarak düzenlenmiştir. (Ünal,2019:8)

    Tasfiye sürecindeki amaç alacaklıların tatmin edilmesiyle birlikte şĢirket tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması ve sürecin kanunda öngörülen şartlara uygun ve etkin bir biçimde yürütülmesidir.Tasfiye şirketin tüm özellik ve durumları göz önünde bulundurularak iç tasfiye veya dış tasfiye hükümlerine göre yapılabileceği öngörülmüştür. İç tasfiye sermaye hesabının ortaklara borçlar hesabının kapatılmasıyla gerçekleşirken, dış tasfiye ise sermaye hesabının alacaklara borçlar hesabıyla kapatılmasıyla gerçekleşmesidir. Her iki tasfiye türü, şirketin aktif ve pasif durumunun tasfiye sürecine nasıl etki edeceği öngörülerek belirlenir.

    şirketin sona erme sebepleri tüzel kişiliğinin devam edip etmeyeceğini belirlememektedir. Dolayısıyla Ģirketin genel kurul kararıyla sona ermesi ile iflas halinde sona erme arasında bir fark olmayıp tasfiye süreci herhangi bir sona erme sebebiyle bağlayabilmektedir.

    Tasfiye sürecini bağlamasıyla birlikte şirket organları varlığını devam ettirmektedir. ġirket tüzel kişiliğine ait organlar tasfiye sürecinde de hak elde edip borç altına girebilmektedir. Ayrıca tasfiye sürecinden önce var olmayan ve tasfiye süreciyle birlikte organ sıfatına haiz olan tasfiye memurları da faaliyet göstermeye başlamaktadır.

    3.2. Tasfiye Memurları (tasfiye memurunun atanması, görev, yetkileri ve görevden alınması)

    ‘’Anonim şirketlerde tasfiye, kural olarak yönetim kurulu tarafından yapı­lır; fakat ana sözleşmede tasfiye memurları gösterilebileceği gibi, son­radan, genel kurul tarafından seçilmeleri de mümkündür. Tasfiye memurunun ortaklardan olması zorunlu değildir.

    Ana sözleşme ve atama kararında aksi öngörülmedikçe, ücret haklanda TTK 536/1’e göre mevcuttur. Şirketin feshine mahkemece karar verilmiş ise, tasfiye memurları da mahkemece ata­nır (TTK Md. 536/3).

    Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birisinin Türk va­tandaşı olması ve yerleşme yerinin Türkiye’de bulunması şarttır. (TTK Md. 536/4)Tasfiye memurları tescil ve ilanı gerekir (TTK Md. 536/2).

    Tasfiye memurları, bu süreçte, ortaklık organları yanında, tasfi­ye işleri ile sınırlı olarak yönetim ve temsile yetkili olup (TTK Md. 539), ka­nunda belirtilen işleri (TTK Md. 540 vd.) yaparlar. Ortaklığın hak ehliyeti ve tasfiye amacı sınırlan içerisinde görev ifa ederler; fakat tasfiye amacı dışında yaptıkları işlemler de şirketi bağlar; meğer ki üçüncü kişinin kötü niyeti kanıtlanmış bulunsun (TTK Md. 539/2).

    Genel kurulu toplantıya çağırma ve önemli olmayan miktardaki aktifleri satma yetkileri de vardır (TTK Md. 535/2; 538). Kural olarak birlikte hareket ederler; birden çok iseler, çift imza kuralı geçerlidir (Md. 539/3); fakat ana sözleşme veya genel kurul karan ile tek başlarına yetkili kılınabilirler. Ayrıca, gecikmesinde sakınca olan işler ile pasif temsilde (ihtar, ihbar gibi beyanları kabul) tek başlarına yetkili oldukları gibi; devri mümkün olmayan yetkiler dışında, belirli işlerin yapılması için birbirlerine veya üçüncü kişiye temsil yetkisi verebilirler (TTK Md.539/1).(elektronikkaynakbknz:http://aksisdenetim.com/anonim-sirketlerde-tasfiyeye-giris-ve-tasfiye-sonrasi-islemler)

    Tasfiye memurlarının görevden alınması hususu ise TTK’nın 537 maddesinde düzenlenmiştir.

    TTK 537/1 ‘e göre ‘’ Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla atanmış tasfiye memurları ve bu görevi yerine getiren yönetim kurulu üyeleri, genel kurul tarafından her zaman görevden alınabilir ve yerlerine yenileri atanabilir.’’. Ayrıca hükmün devamında 2. Fıkrada ise ‘’Pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında, mahkeme de tasfiyeye memur kişileri görevden alabilir ve yerlerine yenilerini atayabilir. Bu yolla atanan tasfiye memurları, mahkeme kararına dayanılarak tescil ve ilan olunurlar’’. Son olarak aynı hükmün 3. Fıkrasında da ‘’ Şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, mahkeme pay sahiplerinden veya alacaklılardan birinin veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemiyle, söz konusu şarta uygun birini tasfiye memuru olarak atar. ‘’ denilerek kanunda 3 farklı şekilde tasfiye memurlarının görevden alınabileceğinin düzenlendiğini görmekteyiz.

    3.3. Tasfiye İşlemleri

    Anonim Ģirketlerde sona ermenin tescili ve tasfiye TK 532 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Ş0irketin sona ermesi iflas, mahkeme kararı ve diğer sebeplerden meydana gelebilir. Şirketin sona ermesinde iflas ve mahkeme kararı dışında, diğer sebepler rol oynamışsa kural olarak yönetim kurulu üyeleri ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Ancak tescil kurucu nitelik taşımayıp bildirici niteliktedir. 6762 Sayılı yasada sadece iflas, yönetim kurulu tarafından tescil ve ilan ettirilmezken, yeni TK ile birlikte mahkeme kararı da mevcutsa yönetim kurulu ticaret siciline tescil ve ilan ettiremez.

    Gerek mahkeme kararı gerek iflas gerek diğer sebeplerin varlığı sona ermeyi ortaya çıkarmışsa sona eren şirket kanundaki istisnalar hariç tasfiye sürecine girer. Tasfiye sonuna kadar şirket pay sahiplerinin ilişkileriyle birlikte tüzel kişiliğini korur ve ticaret ünvanına „tasfiye halinde‟ ibaresi eklenir. Tasfiye halinde anonim şirketin ehliyeti değişmemekle birlikte organların yetkileri sınırlandırılmaktadır. Ancak Eski 6762 Sayılı TK da sınırlamanın hak ehliyeti mi yoksa fiil ehliyeti mi olduğu yönünde tartışmalar mevcuttur. Hakim görüş ise hak ehliyetinin sınırlandığı yönündeyken yeni TK bu tartıĢmalara son vermektedir. Dolayısıyla artık tasfiye halindeki anonim ortaklık da tüm haklardan yararlanıp borçları üstlenebilecektir. Yani artık ehliyet tartışmaları son bulmuş, organların temsil yetkisine bir sınır çizilmiştir.

    İflas halinde tasfiyenin bildirimi TK 534 md. de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iflas halinde tasfiyenin İİK hükümlerine göre iflas idaresi tarafından yapılacağı öngörülmüştür. İflas idaresi yetkileri dışındaki temsil yetkilerini Şirket organları kullanmaya devam eder. İflas halinde tasfiye süreci TK md.535/2‟ ye göre tasfiye işlemlerinin gerektirdiği koşullarda tasfiye memurları genel kurulu toplantıya çağırır.

    Şirketin tasfiye sürecine girmesiyle birlikte kanunla, esas sözleşmeyle veya mahkeme kararıyla göreve başlayan tasfiye memurları tasfiye amacının gerektirdiği tüm işleri yapmak ve kendisinden beklenen özeni göstererek tasfiyeyi kısa sürede bitirmekle mükelleftirler.

    Tasfiye memuru; ilk olarak envanter ve bilançoyu hazırlar, genel kurulun bilançoyu onaylamasından sonra alacaklılara alacaklarını bildirmeleri için çağrıda bulunur Ģirketin süregelen iĢlerini tamamlaması, pay bedellerinin ödenmeyen kısımlarının tahsil edilmesi, aktiflerin paraya çevrilmesi ve Ģirket borçlarının ödenmesi, tasfiyeden geriye kalan malvarlığını dağıtmaları ve kesin bilançoyu hazırlamaları, Ģirkete ait ticaret ünvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicilden silinmeyi talep etme yükümlülükleri arasındadır.(Ünal,2019:59)

    3.3.1 İlk Envanter ve Bilanço

    6102 sayılı TTK madde 540’ta ‘’(1) Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar. (2) Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.’’ denilmektedir.

    Bu madde bir nevi mali durum analizine işaret etmektedir. Ticari işletmeler için her zaman geçerli olan mali analiz ve durumun tespiti çalışması tasfiye süreci içinde geçerlidir. Tasfiye şirketin hala devam ettiği ama özel bir dönemi ifade eder. Burada, şirketin tasfiye aşamasına girerken mali analizinin yapılması ve varlıkların değerlendirilmesi gereklidir. Bunun için uzman kişi yada kuruluşlardan destek alınabilir. Yapılan analizle tasfiye bilançosu çıkarılır. (elektronikkaynakbkz.https://kobitek.com/yeni_ttkya_gore_anonim_sirketlerde_tasfiye_ve_sureci)

    3.3.2 Alacaklıların Çağrılması ve Korunması

    TTK Madde 541’te ‘’(1) Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. (2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir. (3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun. (4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur. ‘’ denilmektedir.

    Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere Şirket alacaklılarının çağırılmasında alacaklılar ikiye ayrılmıştır. Bunlardan alacaklı oldukları şirket defterinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerlerim yerleri bilinen işiler taahhütlü mektup ile şirketin sona erdiği konusunda bilgilendirilir ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağırılır. Diğer alacaklıların bilgilendirilmesi ve başvuruya çağrısı ise TTSG’de, şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilan ile gerçekleştirilir.

    Çağrıya rağmen alacaklı oldukları bilineneler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilmek zorundadır. Tasfiye memurları, şirketin henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda parayı notere depo etmekle de yükümlüdürler. (elektronikkaynakbknz.https://www.manyas.net/blog/anonim-sirketlerde-sona-erme-ve-tasfiye)

    3.3.3 Diğer Tasfiye İşlemleri

    6102 sayılı TTK’nın 542. Maddesinde tasfiye memurlarının yapacağı diğer işlemler şu şekilde sıralanmıştır: Tasfiye memurları;

    Tasfiye memurları yukarıda sayılan iĢ ve iĢlemler için Ģirkete daha fazla avantaj sağlayacak olsa bile tasfiye amacına aykırı hareket etmemelidir. Yani tasfiye için gerekli olmadıkça yeni iĢlemler gerçekleĢtiremeyecektir.

    Ancak tasfiye memurları tasfiye amacına uygun olarak daha verimli bir tasfiye süreci geçirmek için yeni işlemler gerçekleştirebilirler.(Ünal,2019:67)

    Yeni işlemler sadece hukuki olup, şirketin malvarlığının devamıyla birlikte korunması için gerekli önlemlerin alınmasını da hukuki bağlamda değerlendirmek gerekmektedir. Tasfiye memurları devam eden davaları takip edebilecekleri gibi şirket menfaatleri gerektirdiği ölçüde yeni dava ve takipler açabilirler.

    Yeni işlem yapmak için tasfiye amacına uygun hareket ederek, yeni işlem yapılmasının gerekli olup olmadığına tasfiye memuru karar vermektedir. Ancak yeni işlem yapılması konusunda genel kurul, tasfiye memuruna emir ve talimat verebilir. Örneğin tasfiye gelirinin yüksek olup olmamasına göre tasfiyenin bir an önce tamamlanmasına ilişkin olarak yeni işlemlerin yapılmasını yasaklayabilir.

    Tasfiye memurlarının yeni işlem yapabilme süresi kanunda düzenlenmemiştir. Tasfiye amacı ele alındığında tasfiye sonucu dağıtım yapılıncaya kadar gerekli olan hallerde yeni işlem yapabilecektir. Ancak yeni işlem yaparak şirketi zarara uğratır, kasıtlı veya kusurlu hareket ederse tasfiye memurlarının sorumluluğuna sebep olacaktır. Yeni işlem yapmadan önce genel kurulun onayını alması halinde tasfiye memuru bu sorumluluktan kurtulacaktır.

    3.3.4 Tasfiye Sonucu Dağıtma

    TTK madde 543’e göre ‘’ (1) Tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığı, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Tasfiye payında imtiyazın varlığı hâlinde esas sözleşmedeki düzenleme uygulanır. (2) Alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren altı ay geçmedikçe kalan varlık dağıtılamaz. Şu kadar ki, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkeme altı ay geçmeden de dağıtmaya izin verebilir.’’ (3) Esas sözleşme ve genel kurul kararında aksine hüküm bulunmadıkça, dağıtma para olarak yapılır.’’

    Anlaşılacağı üzere bu madde uyarınca tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay befelleri geri verildikten sonra kalan varlığıi esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranının dağıtılacaktır. Tasfiye payında imtiyazın varlığı halinde esas sözleşmediki düzenleme uygulanır. Böylece yeni TTK ile, önce ödenmiş pay bedellerinin iade edileceği, daha sonra da kalan mevcudun esas sözleşmede aksi öngörülmemişse pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları nispetinde dağıtılacağı hükme bağlanır.

    3.3.5 Defterlerin Saklanması

    6102 sayılı TTK 544. Madde uyarınca ‘’Tasfiyenin sonunda defterler ve tasfiyeye ilişkin olanlar da dahil belgeler 82 ıncı madde uyarınca saklanır’’.

    6102 sayılı TTK’nın 82 maddesine bakacak olursak ‘’Her tacir , a) Ticari defterlerini, envanterleri, açılış bilançolarını, ara bilançolarını, finansal tablolarını, yıllık faaliyet raporlarını, topluluk finansal tablolarını ve yıllık faaliyet raporlarını ve bu belgelerin anlaşılabilirliğini kolaylaştıracak çalışma talimatları ile diğer organizasyon belgelerini, b) Alınan ticari mektupları, c) Gönderilen ticari mektupların suretlerini, d) 64 üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür. ‘’ şeklindedir.

    Yazımızın başında anonim şirketlerin ‘’tacir’’ sıfatına haiz olduklarını belirtmiştik, tacir sıfatına haiz olmanın bir sorumluluğu olarak anonim şirketlerde defterlerin saklanması hem TTK 544 hemde TTK 82 . maddesinde hüküm altına alınmıştır.

    3.3.6 Şirket Ünvanının Sicilden Silinmesi

    Yukarıda izah ettiğimiz üzere ‘’ticaret siciline tescil’’ anonim şirketlerde zorunlu unsurlardan biridir. Hatta anonim şirketler ticaret siciline tescil edilmek kaydıyla hak ehliyetine haiz olacaklardır. Tasfiye işlemleri sonucunda artık şirketin hukuki bir varlığı kalmamaması nedeniyle ticaret siciline tescil edilmiş olan şirketin bu kaydının silinmesi gerekmektedir. Aksi taktirde şirketin halen faal durumda olduğu sanılabilir. Kanun koyucu bu durumun önüne geçmek için TTK madde 545’i düzenlemiştir.

    ‘’II - Şirket unvanının sicilden silinmesi

    MADDE 545- (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. İstem üzerine silinme tescil ve ilan edilir.’’

    3.3. Ek Tasfiye

    6762 sayılı TTK’dan farklı olarak yeni 6102 sayılı TTK iki yeni kurum öngörmüştür.Bunlardan biri ek tasfiyedir.

    6102 sayılı TTK MADDE 547- ‘’(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. ‘’ şeklindedir.

    Kanun lafzından anlaşılacağı üzere ek tasfiye diğer bir deyişle Ek tasfiye, tasfiye işlemleri tamamlanıp, tasfiyenin bitirilmiş olmasına rağmen, daha sonra başkaca tasfiye önlemleri alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması üzerine başvurulan geçici tedbirdir. (elektorinikkaynakbknz.https://www.manyas.net/blog/anonim-sirketlerde-sona-erme-ve-tasfiye)

    EK tasfiye kararı geçici bir tedbir kararı olmakla birlikte ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemektedir. Ek tasfiye ile ancak ihmal edilmiş tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Yapılması ihmal edilmiş tasfiye işlemlerinin yapılmasına müteakiben şirket tekrardan sona erdirilecektir.

    Ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlara bir kaç örnek verecek olursak:

    Şirkete ait bazı aktiflerin, dağıtım sırasında dikkate alınmamaları sebebiyle, dağıtım dışında bırakılmaları,

    Anlaşmazlık konusu olan ve bu sebeple tasfiyeye lişkin özel hüküm gereği tevdi edilmiş veya güvenceye bağlanmış bir borç bulunması, borç ile ilgili uyuşmazlığın şirket lehine çözülmesi ve söz konusu borçların karşılıklarının boşta kalması,

    Mal varlığının dağıtımı esnasında ilgili kanuni hükümlere uyulmaması,

    Pay sahiplerince haksız olarak alınmış olan tasfiye payları için geri verme davasının açılmasının gerekmesi,

    Organlara karşı sorumluluk davası açılması,

    Şirket tarafından yapılması ve web sitesine koyulması gerekli o lan açıklamalar ve şirket tarafından kabul edilmesi zorunluluğu bulunan işlemlerin varlığı, verilebilir.

    3.3 Tasfiyeden Dönme

    6102 sayılı TTK’nın 6762 sayılı TTK’dan farklı olarak 2 yeni kurum getirdiğini ve bunlardan birinin ‘’ek tasfiye’’ müesesesi olduğunu belirtmiştik. Diğer yeni kurum ise ‘’tasfiyeden dönme’’dir.

    Tasfiyeden dönme TTK 548 de düzenlenmiştir. Maddeye bakacak olursak şu şekildedir:

    ‘’D) Tasfiyeden dönülmesi

    MADDE 548- (1) Şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermiş ise, pay sahipleri arasında şirket malvarlığının dağıtımına başlanılmış olmadıkça, genel kurul şirketin devam etmesini kararlaştırabilir. Devam kararının sermayenin en az yüzde altmışının oyu ile alınması gerekir. Esas sözleşme ile bu nisap ağırlaştırılabilir ve başkaca önlemler öngörülebilir. Tasfiyeden dönülmesine ilişkin genel kurul kararını tasfiye memuru tescil ve ilan ettirir.

    (2) Şirket, iflasın açılmasıyla sona ermiş olmasına rağmen iflas kaldırılmışsa veya iflas, konkordatonun uygulanmasıyla sona ermişse şirket devam eder.

    (3) Tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına ilişkin kararı ticaret siciline tescil ettirir. Tescil istemine, pay bedellerinin ve tasfiye paylarının pay sahipleri arasında dağıtılmasına başlanmadığına ilişkin belge de eklenir.’’

    İhya kararının ticaret siciline tescili ile şirket sona ermeden önceki haline dönmektedir. Zira ihya kararıyla yeni bir hukuki durum yaratılmaktadır. Bu yeni durumdan maksat yetkileri pasif tasfiye gayesi ile sınırlanmış Şirket, tasfiye Şirketi olmaktan çıkarak ticari faaliyetlerine devam etmeye başlar. Ticari faaliyetlerin icrasıyla birlikte şirket kar sağlamak amacıyla aktif hale gelecektir.

    Tescil ile birlikte tasfiye sürecinde devam eden şirket organları tasfiyeden önce hak ve yetkilerini aynen kazanırlar. Ancak tasfiye süreci ile ihyanın tescili arasında geçen sürede yönetim kurulunun görev süresi dolmuş ve yeni yönetim kurulu genel kurul tarafından seçilmemişse ihyanın tescili ile birlikte yeni yönetim kurulu seçilmelidir.

    Tasfiye memurunun ihyanın tesciliyle birlikte yapmış olduğu işlemler hukuki varlığını sürdürür. Ancak ihya kararının tescilinden sonra şirket aktif hale geleceğinden tasfiye memurlarının görev ve temsil yetkisi sona erer. Tasfiye memuru yapmış olduğu işlemlere karşı hesap vermeli ve genel kurul tarafından ibra edilmelidir.

    Tasfiye memurlarının ibrasından sonra yönetim kurulu tarafından açılış bilançosu düzenlenip, genel kurulun onayına sunulur. Onaydan sonra şirket kar amacı gerçekleştirmeye yönelik iş ve işlemlerine devam eder. (Ünal,2019:94)

    Sonuç

    Çalışmamızın konusu anonim şirketlerde tasfiye işlemleridir lakin çalışmanın daha iyi anlaşılıp özümsenmesi adına çalışmanın başında anonim şirketlerin kuruluşui temel ilkleri ve çalışma prensibleri gibi konularda genel bilgiler verilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 2012 yılında yürürlüğe girmeden önce anonim şirketlerde tasfiye işlemlerine ilişkin hükümler 6762 sayılı eski Ticaret Kanununda düzenlenmişti ve bu düzenlemeler anonim şirketlere münhasır düzenlenmeleler olmamakla birlikte kollektif şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümlere atıfta bulunulmak suretiyle düzenlenmiş olan düzenlemelerdir. Ancak yeni TTK ile bu durum ortadan kalkmış ve anonim şirketlere münhasır düzenlemeler mevzuatta yer almıştır tabiki bu düzenlemeler yasama çalışması sırasında doktrin görüşleri ve yüksek mahkeme kararları dikkate alınarak tasarılaşmıştır. Yapılan bu çalışmalar ile yapı ve özellik olarak uyuşmayan kollektif şirketlerin tasfiyesi ile ilgili hükümlerin anonim şirkete uygulanması sonucu ortaya çıkan sorunlar çözülmüştir.

    Çalışmamızda, anonim şirketin tanımı ve unsurlarından başlanmıştır. Bunun nedeni ticari hayatın önemli bir parçası olan anonim şirketin özelliklerini tezimizden yararlanacak olanlara hatırlatmaktan ibaretti. Bu arada özellikle ETTK döneminde en az beş kişi ile kurulabilen bir anonim şirketin TTK’ye alınan emredici bir hükümle artık bir kişi ile bile kurulabildiği gibi durumları da tekrar vurgulamış oldu. ETTK ile TTK arasına fark yaratan bu gibi durumlar ticari hayatı kolaylaştırmaya yönelik getirilen uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır.(Bozak,2018:132)

    Anonim Şirketlerin sona erme süreci genel ve özel sebeplerin varlığıyla ortaya çıkmaktadır. Genel veya özel sebepler; anonim Ģirketin tüzel kiŞiliğini ortadan kaldırmasıyla birlikte hukuki varlığına da sona erdirmektedir. ġirket sona erme kararıyla birlikte tasfiye sürecine girer. Genel sebepler kanunda öngörülen sebeplerdir. Buna göre esas sözleŞmeyle öngörülen sona erme sebepleri veya anonim Şirketin belirli bir süre faaliyette kalacağı öngörülmüŞse sürenin dolmasıyla anonim Şirket sona erer. Ancak sürenin sona ermesine rağmen şirketin faaliyetlerine devam ediyorsa belirsiz süreli anonim şirket olarak hukuki varlığı ve tüzel kişiliği devam eder.

    Tasfiye haline giren bir anonim şirket için en önemli kişilerden birisi tasfiye memurlarıdır. Tasfiye memurları tasfiye ile ilgili iş ve işlemlerde tek yetkilidir. Sadece gayri menkullerin toptan satışı gibi durumlarda genel kurula başvurmalı ve onay almalıdır. Ayrıca anonim şirketin yönetim kurulunun şirketin ticaret sicilinden silinmesine kadar görevine devam edeceği göz önünde bulundurularak tasfiye memurunun göre ve yetkileri kanunda ayrıca sayılmıştır. Kanunda sayılan bu görev ve yetkiler sadece tasfiye memuruna ait olup devredilemez niteliktedir.

    Tasfiye haline giren bir anonim şirkette kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere yapılması gereken ilk işlem tasfiye halindeki şirketin ilk envanterinin yapılması ve ilk bilançosunun düzenlenmesidir. Bu hükmün iki nedeni olabilir: Birinci ve en önemli nedeni şirketin varlıklarını ve borçlarının o günkü piyasa değerleriyle belirlemek ve şirketin borca batık mı yoksa borca batık değil mi olduğunu tespit etmektir. Çünkü borca batık bir şirketin artık TTK hükümleri çerçevesinde tasfiyesi mümkün değildir. Artık bu şirket İİK hükümlerine göre son bulacak ve bu şirketin iflası ile ilgili işleri iflas masası yürütecektir

    Ancak yapılan envanter ve düzenlenen bilançoya göre şirketin varlıkları borçlarını karşılamaya yetiyor ise şirketin tasfiyesine geçilecektir. Bu durumda tasfiye memuru tasfiye işlerini yürütecektir.

    Tasfiye işlemlerinin en önemli aşamalarından birisi de TTK m. 541 ile hüküm altına alınan alacaklıların çağırılması ve korunmasıdır. Şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra şirket alacaklılarının şirketten olan alacaklarını tahsil etmesi zor hatta nerdeyse imkansızdır. Bu nedenle şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra ortaya çıkacak olan bu durumun sakıncalarını ortadan kaldırmak için kanun alacaklılara olan borçlar ödenmeden ortaklara ödeme yapılamayacağını hüküm altına almıştır. Şirket alacaklılarına sözleşmede öngörülen çağrı şekillerinin yanı sıra yerleşim yeri bilinen alacaklılara taahhütlü mektupla çağrıda bulunulmaktadır. Diğer alacaklılara ise ticaret sicil gazetesi aracılığı ile birer hafta ara ile üç kez ilanını kanuni zorunluluk olarak getirerek, alacaklıların korunması hedeflenmiştir.

    Tasfiyeye giren bir anonim şirkette şirketin amacı varlıkların satılması ve paraya çevrilmesi, ortaya çıkan para ile de borçların ödenmesine yönelik işlemlerle sınırlandırılmıştır. Dolayısı ile tasfiye memurları artık tasfiye ile bağdaşmayan yeni işler yapamazlar. Çünkü anonim şirket ekonomik olarak kar elde etme ve ortaklara dağıtma gibi ekonomik amaca yönelik faaliyetler yapamaz. Burada esas olan en kısa sürede ve en iyi şekilde anonim şirketin hayatına son vermektir.

    Tasfiye memurlarının henüz ödenmeyen pay bedelleri var ise bunları isteme zorunluluğu ancak şirketin mal varlıkları borçlarını ödeyemez duruma geldiğinde olur. Hatta borçlar varlıklardan fazla ise bağlı bulunduğu bölgedeki asliye ticaret mahkemesinden anonim şirketin iflasını da istemelidir.

    Yapılan bütün bu iş ve işlemlerin bitmesine bağlı olarak artık tasfiye memuru kalan mal varlığını dağıtacaktır. Kalan mal varlığının dağıtımında kanun hükmü açıktır, hükme göre; esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında, pay sahiplerine ödedikleri pay bedelleri geri verildikten sonra, ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır. Kanun hükmü açıkça dağıtım ölçütünün ödedikleri sermaye payları olduğunu düzenlemiştir. Tasfiye sırasında ortaya kar çıkması durumunda ise kar dağıtımına ilişkin sözleşme hükümleri geçerlidir

    Yukarıda sayılan bütün iş ve işlemler bittikten sonra artık defterlerin saklanmak üzere notere tevdii ve şirkete hayat veren tescilin ticaret sicilinden silinerek şirketin hayatına son vermek gerekir.

    Kaynakça

    Aytulun ,Metin ve Toroslu, Mahmut Vefa. (2014). Anonim Şirketlerde Tasfiye İşlemleri. İSTANBUL, Vedat Kitapçılık.

    Başar, Mehmet(2013)’’ Finansal Krizler ve İşletme Başarısızlıkları, Finansal Yönetim II’’, (Ed. Nurhan AYDIN), 1.baskı, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, Ankara.

    Bozak,Şakir(2018), ‘’Anonim Şirketlerde Tasfiye İşlemleri’’, (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi) İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilimdalı, İzmir.

    Coşkun, Metin(2012) ‘’Sermaye Piyasasında Kamuyu Aydınlatma, Sermaye Piyasaları ve Finansal Kurumlar’’, 1.baskı, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları,Eskişehir.

    ÇEVİK, Orhan(1979), Anonim şirketler, 2.Bası, Ankara.

    Emrullah, KERVANKIRAN(2015), Anonim Şirketlerin Tasfiyesi, 1.baskı, Seçkin Yayın Evi, Ankara

    Fatma,PAMUKÇU,( 2011), Finansal Raporlama ile Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflıkta Kurumsal Yönetimin Önemi, Muhasebe ve Finansman Dergisi, C.XVII, Sayı 2.

    Hamdi, Pınar,(2012) ‘’Şirketler Hukuku’’,1.baskı, Mimoza Yayınları, Konya.

    İzmirli, Yadigar(2001), Türk Ticaret Kanununa Göre Tasfiye Memurlarının Görev Yetki ve Sorumlulukları, Ankara.

    Karasu, Rauf, (2013), 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Anonim Şirketlerde Kurumsal Yönetim ile İlgili Getirilen Yenilikler, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.4, Sayı 2.

    KERVANKIRAN Emrullah, (2015). Anonim Şirketlerin Tasfiyesi. Ankara,Seçkin Yayın Evi.

    Korkut Ömer, (2013). Anonim Şirkete Giriş, Kuruluş ve Temel İlkeler, Ticaret Hukuku II. (s. 2-26). ANKARA: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları.

    Özkorkut Korkut, (2014). Ticaret Hukuku. ANKARA: Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu Yayınları

    Paslı, Ali(2004), Anonim Ortaklık Kurumsal Yönetimi, 2.baskı, Çağa Hukuk Vakfı, İstanbul.

    Poroy/Tekinalp/Çamoğlu,(2005) ‘’Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku’’, 10.Bası, İstanbul.

    Pulaşlı,Hasan,(2015) Şirketler Hukuku Şerhi Cilt 2, 2.baskı, Adalet Yayın Evi, Ankara.

    Ünal, Fatma(2019), ‘’Anonim Şirketlerde Tasfiye Süreci ve İşleyişi’’ (Yayımlanmamış yüksek lisans tezi), Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sermaye Piyasası ve Ticaret Hukuku Anabilimdalı,İstanbul.

    İnternet Kaynakları

    https://www.farahhukuk.com/anonim-sirketlerde-sona-erme-ve-tasfiye/

    https://kobitek.com/yeni_ttkya_gore_anonim_sirketlerde_tasfiye_ve_sureci

    https://www.manyas.net/blog/anonim-sirketlerde-sona-erme-ve-tasfiye

    http://aksisdenetim.com/anonim-sirketlerde-tasfiyeye-giris-ve-tasfiye-sonrasi-islemler

    http://www.erdem-erdem.av.tr/yayinlar/hukuk-postasi/anonim-sirketlerde-sona-erme-ve-tasfiye/

    http://idilcagalkuyan.av.tr/anonim-sirketlerin-tasfiyesi/

    Yazı kaynağı : www.mesutoguz.av.tr

    Anonim Şirketlerde Tasfiyeye Giriş ve Tasfiye Sonrası İşlemler

    Anonim Şirketlerde Tasfiyeye Giriş ve Tasfiye Sonrası İşlemler

    Halil İbrahim AVCI

    SMMM, Sorumlu Denetçi

    GİRİŞ;

    Ticari hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından tüzel kişilik şeklinde kurulan,  şirketlerden biri de Anonim Şirket’lerdir. Kurulmuş olan Anonim şirketlerin ömrünün sonlanmasından bir tanesi de şirketin Tasfiyeye girerek tasfiye şartlarına oluşturarak son bulmasıdır.

    TASFİYE;

    Şirketin tüm aktiflerinin paraya çevrilip, alacaklarının tahsil edilerek,  şirketin tüm borçlarının ödenmesi, vergi ve Amme alacağından sonra kalan tasfiye artığının da şirket hissedarlara sermayeleri oranında ödenmesidir.

    I-Tasfiye Kararı; (Md. 546)

    Tasfiyeye ilişkin genel kurul kararları 418’inci madde uyarınca alınır. Madde uyarınca, sermayenin en az dörtte birini (%25) karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla genel kurul toplanacaktır.

    Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmayacaktır. Yani ikinci toplantıda %25 şartı aranmamaktadır.

    Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların (ilk toplantıda en az %25 paya sahip olanların, ikinci toplantıda ise %25 şartı da aranmamaktadır) çoğunluğu (1/2’den fazlası) ile verilir.

    II-Tasfiye İlkeleri:

    • Tasfiye sırasında tüzel kişilik devam eder (TTK. Md.545).

    • Ortaklık amacı, kendiliğinden tasfiye amacına dönüşür; Ortaklık, bu amaçtan dolayı kural olarak yeni işlem ve faaliyetlere girişemez. Ticaret Ünvanı’ na  “Tasfiye Halinde” ibaresi eklenir ((Md. 533).

    • Organlar varlıklarını sürdürür. Ancak, tasfiye sırasında ortaklık organlarının görev ve yetkilerinin, tasfiyenin yapılabilmesi için zorun­lu olmakla birlikte tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlı hale gelir (Md. 535).

    • İflas dışındaki sona erme nedenlerinden biriyle tasfiye, tasfiye memurlarınca yapılır. İflasta ise iflas idaresince tasfiye yapılır (Md. 534).

    III-Tasfiye Memurları:

    Tasfiye, kural olarak YK tarafından yapı­lır; fakat ana sözleşmede tasfiye memurları gösterilebileceği gibi, son­radan, GK tarafından seçilmeleri de mümkündür. Tasfiye memurunun ortaklardan olması zorunlu değildir.

    Ana sözleşme ve atama kararında aksi öngörülmedikçe, ücret haklan vardır (Md. 536/1). Şirketin feshine mahkemece karar verilmiş ise, tasfiye memurları da mahkemece ata­nır (Md. 536/3).

    Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birisinin Türk va­tandaşı olması ve yerleşme yerinin Türkiye’de bulunması şarttır (Md. 536/4); yoksa ne yapılması gerektiğini kanun düzenlemiştir (Md. 537/3).

    Atanma yöntemi ne olursa olsun, GK’un daima bu memurları azletme ve yerlerine yenilerini seçme yetkisi vardır; haklı nedenlere dayanarak mahkemece azil ve yerlerine atama yapılması da istenebilir ((Md. 537). Tasfiye memurlarının da tescil ve ilanı gerekir (Md. 536/2).

    Tasfiye memurları, bu süreçte, ortaklık organları yanında, tasfi­ye işleri ile sınırlı olarak yönetim ve temsile yetkili olup (Md. 539), ka­nunda belirtilen işleri (Md. 540 vd.) yaparlar. Ortaklığın hak ehliyeti ve tasfiye amacı sınırlan içerisinde görev ifa ederler; fakat tasfiye amacı dışında yaptıkları işlemler de şirketi bağlar; meğer ki üçüncü kişinin kötü niyeti kanıtlanmış bulunsun (Md. 539/2).

    GK’ yı toplantıya çağırma ve önemli olmayan miktardaki aktifleri satma yetkileri de vardır (Md. 535/2; 538). Kural olarak birlikte hareket ederler; birden çok iseler, çift imza kuralı geçerlidir (Md. 539/3); fakat ana sözleşme veya GK karan ile tek başlarına yetkili kılınabilirler. Ayrıca, gecikmesinde sakınca olan işler ile pasif temsilde (ihtar, ihbar gibi beyanları kabul) tek başlarına yetkili oldukları gibi; devri mümkün olmayan yetkiler dışında, belirli işlerin yapılması için birbirlerine veya üçüncü kişiye temsil yetkisi verebilirler (539/1).

    IV-Tasfiye İşleri:

    İflas dışındaki sona erme hali, YK tarafından tescil ve en çok birer hafta ara ile üç kere ilan ettirilir. İlanda, üçün­cü ilandan itibaren 1 yıl içerisinde ortaklık alacaklılarının, belgeleriyle birlikte başvurması gerektiği duyurulur. Tasfiye sürecinde, memurlarca yapılacak işlemler kısaca şunlar­dan ibarettir

    İlk envanter ve bilançonun hazırlanması, defterlerin tutulması, alacaklıları davet, şirketin alacaklarını tahsil etme, günlük işlemlerin yürütülmesi ve başlanmış işlerin bitirilmesi, aktiflerin paraya çevril­mesi, şirket borçlarının ödenmesi, tasfiye artığı (bakiyesi) varsa dağı­tılması ve nihayet, şirketin sicilden terkini ile tüzel kişiliğin sona erdi­rilmesi (Md. 540-541), kanunda gösterilen diğer tasfiye işlerinin yapıl­ması (Md. 542).

    Tasfiye artığının dağıtımı, kural olarak, ortakların ödedikleri ser­maye payı oranında yapılır. Fakat ana sözleşmede, tasfiye payı almada imtiyazlı paylar öngörülmüş ise, imtiyazlar dikkate alınır (Md. 543).

    Ortaklık borçlan, mevcutlarından fazla ise, tasfiye memurları, du­rumu derhal şirket merkezinin bulunduğu yerin asliye ticaret mahke­mesine bildirmek zorundadırlar; mahkeme de iflasın açılmasına karar verir (Md. 542/1,c).

    V-Ek Tasfiye ve Tasfiyeden Dönme :

    Eski TTK’dan farklı olarak yeni Kanun, ek tasfiye ve tasfiyeden dönmeyi ayrı ayrı düzenlemiştir (Md. 547 ve 548).

    Ek tasfiye, tasfiyenin bitmesinden sonra, ek işlerin yapılmasının zorunlu olduğu hallerde gündeme gelmektedir. Bu hallerde son tasfi­ye memurları, YK. üyeleri veya alacaklılar, şirket merkezinin olduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak, ek işlemler yapılana dek, şirketin yeniden tescilini talep edebilirler. Mahkeme talebi yerinde görür, yani ek işlerin yapılmasını zorunlu bulursa, yeniden tescil karan verir; aynı veya yeni bir ya da birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayıp tescil ve ilan ettirir (Md. 547).

    Tasfiyeden dönme ise, şirketin, süresinin dolması veya genel ku­rul karan ile sona erdiği hallerde, malvarlığı dağıtımına başlanma­mış olması şartıyla gündeme gelmektedir. Bu hal ve şartlarda, GK., sermayenin en az yüzde altmışının olumlu oyu ile, şirketin devamına karar verebilir; bu karar tasfiye memurlarınca tescil ve ilan ettirilir.. Ana sözleşme, söz konusu yetersayısı ağırlaştırabilir veya başkaca ön­lemler içerebilir (TTK. 548/1). *

    İflas nedeni ile sona erme halinde de, iflasın kaldırılmış veya iflas, konkordato ile sona ermiş ise, yine şirket devam eder; tasfiye memuru iflasın kaldırıldığına dair karan tescil ettirir (burada ilandan söz edil­memesi, bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır). Ayrıca, tescil istemi için, tasfiye payı dağıtımına başlanmadığına dair belge ibrazı da ön­görüldüğünden, dağıtımın başlamamış olmasının, burada da bir yasal şart olduğu anlaşılmaktadır (TTK. 548/2,3).

    VI-. Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu

    Karşı görüş ise, kurucuların TTK. 549, 550 ve 551. maddelerin kapsamına giren fillerinin, 553. maddede düzenlenen sorumluluğun dışında olduğunu, kurucuların da organ olmamakla birlikte, organ sorumluluğuna paralel bir sorumluluğa tabi tutulduklarını, zira ku­rucuların da yöneticiler gibi görev ve yükümlülükleri olduğunu belir­terek, hükümde kurucuların özellikle düzenlendiğini ifade etmektedir.

    Kusura dayalı olup olmadığı: Sorumluluk, kural olarak ku­sura dayalı olup, Md. 553’te kusur karinesi öngörülmüştür. Sorumluluk nedenlerine ve sorumlulara bağlı olarak, kuralın istisnaları olduğu görülmektedir. Örneğin, Md. 549’de, belgeleri düzenleyen ve beyanda bulunanlar bakımından kusur şartı aranmamış; Md. 550’deki sorum­lulukta da şirket yetkilisi olmayanlar bakımından yine kusurdan söz edilmemiştir

    Kurala tekrar dönersek, yönetim kurulu üyelerinin, kurucuların, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının “kusurlarının bulunmadığını is­patlamadıkça, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacak­lılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu” olacakları kabul edilmiştir (Md. 553).

    SONUÇ:

    Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim kurulu tarafından yapılır.  Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde de bu hüküm uygulanır.

    Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece atanır. Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır.

    Tasfiye Memuru şirketin tasfiyeye girişi tescil ve ilandan itibaren, Alacaklılara Çağrı olarak birer hafta ara ile Ticaret Sicili Gazetesinde Üç defa ilan yapar. Üçüncü ilanın yayınlanmasından itibaren, Şirketin aktiflerini paraya çevirir, borçlarını öder, kalan sermaye artığını ortaklara hisseleri oranında dağıtır.

    Bir yıl dan fazla bir süre geçmiş, şirketin aktif ve pasiflerinde  herhangi bir şey kalmadı ise Tasfiye memuru İcra İflas Kanununa göre mal beyanı hazırlayarak, hissedarları Tasfiye bitişi (Kapanışı) Genel Kuruluna çağırır,   tasfiye bitiş genel kurulu yapılarak; Şirketi kapanış işlemlerini;

    1-Ticaret Sicili memurluğundan,

    2-Vergi Dairesinden,

    3-SGK dan,

    4-Meslek odalarından,  sildirir.

    Daha sonra Tasfiye memuru VUK, 6183 Amme Alacakları Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanununa göre sorumluluktan kurtulmak için Vergi Dairesine müracaat ederek Tasfiye incelemesi yapılması talebinde bulunur. (Bu talep de bulunmasa tasfiye memurunun sorumluğu devam eder.)

    Tüm bu işlemlerin yapılmasından sonra Tasfiye işlemleri sonuçlanmış olur.

    VI-YARARLANILAN KAYNAKLAR :

    1-Ortaklıklar Hukuku, Prf.Dr.Mehmet Bahtiyar

    2-T.C Başbakanlık Bilgi Bankası www.Mevzuat.gov.tr

    3-İstanbul Ticaret Odası www.ito.org.tr

    4-www.halilibrahimavci.com.tr

    Yazı kaynağı : aksisdenetim.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap