Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    anonim ortaklıklarda bazı paylar lehine diğer paylara oranla ek ve üstün haklar sağlayan paylara ne ad verilir

    1 ziyaretçi

    anonim ortaklıklarda bazı paylar lehine diğer paylara oranla ek ve üstün haklar sağlayan paylara ne ad verilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Anonim Şirketlerde İmtiyazlı Paylar

    Haziran 2009

    Serbest piyasa ekonomisinde önemli rol oynayan ve çok kişinin katılımına uygun olarak düzenlenen anonim ortaklıklar, kendi başlarına üretime elverişli olmayan küçük birikimleri toplayarak büyük sermayelerin oluşmasına olanak veren yapıdadırlar. İmtiyazlı paylar ise anonim ortaklıkların bu şekilde sermaye toplayabilmeleri için araç olarak kullanılabilir. Sermayelerini artırmak ve dışarıdan sermayelerine katkı yapılmasını isteyen anonim ortaklıklar, bu katkıyı elde edebilmek için imtiyazlı paylar ihraç ederler. Öte yandan; imtiyazlı paylar, eski pay sahipleri tarafından dışarıdan gelen katılımlar karşısında kontrolü ellerinde tutabilmek amacıyla da kullanılabilir.

    İmtiyazlı Pay Kavramı

    “İmtiyazlı Hisse Senedi” mi, “İmtiyazlı Pay” mı?

    Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) 401. maddesinde paylara imtiyaz tanınabileceğini öngörmüş olmakla birlikte, “imtiyazlı pay” kavramının tanımına dair herhangi bir hükme yer vermez. Bu noktada öncelikle, TTK m. 401’in metni nedeniyle ortaya çıkmış olan bir karışıklıktan bahsetmekte fayda vardır. TTK m. 401 “Esas mukavele ile bazı nevi hisse senetlerine kâr payı veya tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması ve sair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir” demektedir. Madde metninde “hisse senetleri”ne imtiyaz tanınacağından bahsedilmekte ise de maddenin “pay”lara imtiyaz tanıdığı kabul edilmelidir. Çünkü hisse senedi payın ve ortaklık hak ve yükümlülüklerinin doğumu açısından kurucu nitelikte değildir. Doktrinde de çoğunlukla m. 401’de yer alan “hisse senedi” kavramının aslında “pay”ı ifade ettiği savunulur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 08.10.1993 tarihli, E.1992/6626 K.1993/6317 sayılı kararında[1] “…TTK.nun 401. maddesi uyarınca imtiyazın “paya” bağlanması icap etmektedir” diyerek bu yönde hüküm vermiştir.

    Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda (“Tasarı”) ise bu karışıklık düzeltilir. Tasarı’nın “İmtiyazlı Paylar” başlıklı 478. maddesinin birinci fıkrasında, “İlk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabilir” denilerek imtiyazın paylara tanınacağı hususu açıklığa kavuşturulur.

    İmtiyazlı Pay: “Kanun’dan” farklı haklar mı, “Diğer Paylardan” farklı haklar mı?

    İmtiyazlı pay, doktrinde sahibine diğer paylara oranla farklı ve üstün haklar tanıyan pay olarak tanımlandığından imtiyaz da bu şekilde paylara bağlanan farklı ve üstün haklar olarak karşımıza çıkar. Diğer bir ifadeyle, bir payın imtiyazlı sayılabilmesi için diğer paylara nazaran “farklı” olması gerekir. Bir paya sadece kanunda öngörüldüğünden farklı haklar tanınmış olması o payın imtiyazlı sayılması için yeterli olmamalıdır. Bu nedenle, her paya kanundan farklı fakat kendi aralarında eşit haklar sağlandığında paylar arasında bir farklılık olmayacağından bir imtiyazdan da bahsedilemez.

    Tasarı’nın 478. maddesinde [İmtiyazlı Paylar-Tanım] mevcut Ticaret Kanunu’nun aksine imtiyazın tanımına yer verilir:

    “İmtiyaz, kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkıdır.”

    Tasarı’nın ifadesine bakıldığında, yukarıdaki açıklamalardan farklı olarak, imtiyazın hem diğer bir paya nazaran “üstün” bir hak tanınarak hem de “kanunda öngörülmemiş” bir hak tanınarak yaratılabileceğinin kabul edildiği görülür.

    İmtiyazların Gruba Tanınabilmesi

    Türk hukukunda imtiyazın sadece tek paya değil belirli bir pay grubuna da tanınabileceği kabul edilir. İmtiyaz belirli bir grup paya, birlikte kullanılmak üzere tanınır. Bir başka deyişle, aynı grubun içerisinde yer alan paylara ait imtiyazlı haklar, imtiyazın tek paya tanınmasından farklı olarak birbirinden bağımsız değildir. Aksine, imtiyazlı hak bir pay grubuna kül halinde tanınır ve birlikte kullanılmak zorunluluğu vardır. Birlikte kullanılmaktan kasıt oybirliğinin gerçekleşmesi değil, hakkın kullanılması için paydaşların bir araya gelmeleridir. Yargıtay da imtiyazların sadece tek paya değil belirli gruplara tanınabileceğini kabul eder.[2]

    İmtiyaz İhraç Etme Yöntemi

    TTK m. 401’e göre: “Esas mukavele ile bazı nevi hisse senetlerine kâr payı veya tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması ve sair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir”. Bu nedenle, imtiyaz mutlaka esas sözleşme ile tanınmalıdır. Aynı şekilde, Sermaye Piyasası Kanunu (“SerPK”) m. 12/f.5’te “Yönetim kurulunun; imtiyazlı veya itibari değerinin üzerinde hisse senedi çıkarılması, pay sahiplerinin yeni pay almak haklarının sınırlandırılması konularında veya imtiyazlı hisse senedi sahiplerinin haklarını kısıtlayıcı nitelikte karar alabilmesi için; esas sözleşme ile yetkili kılınması şarttır” denilerek esas sözleşmede düzenlenmenin imtiyazların geçerlilik şartı olduğu hükme bağlanır. Esas sözleşmede hüküm bulunmamasına rağmen, genel kurul veya yönetim kurulunca bazı pay sahiplerine tanınan üstünlükler TTK m. 401 anlamında imtiyaz değildir. Bunlar ancak hakkın suiistimalini teşkil etmiyorlarsa tanındıkları kişiler lehine sözleşmesel birer üstünlük sayılır. Dolayısıyla, bu tip üstünlüklere sahip bulunan pay sahipleri TTK m. 389 ve m. 391’deki imtiyazlı pay sahiplerini korumaya yönelik olarak hazırlanmış maddelerden yararlanamazlar.

    Esas sözleşme değişikliği yoluyla imtiyazlı pay ihraç edilebilir mi?

    İlk esas sözleşmede imtiyazlara yer verilmemiş olmasına rağmen, esas sözleşmenin değiştirilerek bazı paylara kâra, tasfiye artığına katılmada, oy kullanmada ve diğer hususlarda üstünlük sağlanması, diğer payların ilk esas sözleşme ile elde ettikleri, her payın TTK düzeyinde hakka sahip olmasına ilişkin müktesep hakları ihlal edebilir. İsviçre hukukunda esas sözleşme değişikliği ile de imtiyazlı pay ihraç edilebileceği açıkça öngörülür. TTK’da ise bu şekilde açık bir hüküm bulunmaz. Bununla birlikte, afaki iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmedikçe esas sözleşme değişikliği ile imtiyazlı pay ihraç edilebileceği kabul edilmelidir.

    Tasarı’nın imtiyazları düzenleyen 478/1 maddesinde de esas sözleşme değişikliği ile imtiyazlı pay ihraç edilebileceği açıkça kabul edilir:

    “İlk esas sözleşme ile veya esas sözleşme değiştirilerek bazı paylara imtiyaz tanınabilir.”
    İmtiyaz Türleri

    TTK m. 401’e göre (1) kâra, (2) tasfiye artığına katılmada ve (3) “ve sair” konularda imtiyaz tanınabilir. Üçüncüsü bir grup oluşturur ve imtiyazların konusunu sınırlı olmaktan çıkarır.

    Tasarı’nın 478/2 maddesi de benzer şekilde imtiyaz tanınabilecek konuları sınırlayıcı olmadan sayar ancak yukarıda sayılan üç adet hakka ilave olarak rüçhan ve oy hakkında da imtiyaz tanınabileceğini belirtir:

    “İmtiyaz; kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir paysahipliği hakkıdır.”

    Tasarı’nın 360. maddesinde ise yönetim kurulunda temsil edilme hakkında imtiyaz tanınabileceği düzenlenir.

    Kârda İmtiyaz Türleri

    Kârda imtiyazın nasıl tanınacağına dair Türk hukukunda emredici bir hüküm yoktur. Bu nedenle, kârda imtiyaz değişik şekillerde tanınabilir. Aşağıda kârda tanınabilecek imtiyaz türlerine bazı örnekler verilmiştir. Ancak kâr payı konusunda tanınabilecek imtiyazlar bunlarla sınırlı değildir.

    (i) Kârdan Daha Fazla Yararlanma Hakkı Tanıma: Kârdan daha fazla yararlanma hakkı tanıma şeklinde adlandırılan imtiyaz türünde imtiyazlı paylar, bunlar karşısında yer alan diğer paylara kıyasla, ortaklık kârından daha büyük bir oranda yararlanma hakkına sahiptirler.

    (ii) Kârdan Öncelikle Yararlanma Hakkı Tanıma: Bu imtiyaz tipinde imtiyazlı paylar pay sahibine ortaklık kârından öncelikle yararlanma hakkı sağlarlar. Adi paylar ancak, imtiyazlı paylar tatmin edildikten sonra bakiyeye katılabilir. Tüm pay sahiplerine dağıtılacak yeterli kârın olmaması halinde öncelik imtiyazına sahip paylar tatmin edilmedikçe adi paylar kârdan pay alamazlar.

    (iii) Kâra Birikir Özellik Tanıma: Yeterli kaynağa sahip olmayan anonim ortaklık ortaklarına kâr payı dağıtamaz. Kâra birikir özellik tanıyan imtiyazlı paylar pay sahibine ait kâr payı dağıtılmamış yıllardaki temettülerin yok olmasına engel olur ve bu temettülerin ödeninceye kadar birikmesini temin eder. Biriken bu temettüler ortaklık yeterli kaynağa sahip olunca ödenir.

    Kârda imtiyaz tanınması imkânı TTK’da olduğu gibi yukarıda yer verilen Tasarı’nın 478/2 maddesinde de açıkça kabul edilmiştir.

    Tasfiye bakiyesinde imtiyazdan yararlanabilmek için öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra mevcut bir artığın, tasfiye bakiyesinin bulunması gereklidir. Bu bakımdan tasfiye bakiyesinde imtiyazlı paylar, sahiplerine geciktirici şarta bağlı bir hak sunarlar.

    Kâr payında imtiyaz tanınmasında olduğu gibi burada da imtiyazın şekline ilişkin emredici düzenlemeler mevcut değildir. Bu nedenle tasfiye bakiyesi bakımından çeşitli tiplerde imtiyaz oluşturulabilir. Örneğin; ödenmiş pay bedellerinin iadesi aşamasında bu imkândan öncelikle imtiyazlı payların yararlanması, adi payların ancak geriye bir şey kalırsa bedel iadesi alması, ödenmiş pay bedellerinin iadesinden sonra kalanın belli bir oranının önce imtiyazlılara tahsisi, geriye kalanın da adi ve imtiyazlı paylar arasında paylaştırılması, bazı payların ortaklığa katılırken getirdikleri belirli şey veya hakkı, örneğin bir ihtira beratı, bir marka, bir gayrimenkul vb. ortaklığın tasfiyesi halinde aynen geri almaları.

    Tasfiye bakiyesinin tümü imtiyazlı paylara verilebilir mi?

    TTK m. 401 “tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması”ndan söz ettiği için mevcudun bütünüyle imtiyazlı paylara bırakılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılabilir. Fakat TTK m. 447/f.1 hükmü sorunun olumlu cevaplandırılmasına destek verir. Bu maddeye göre: “Tasfiye halinde bulunan şirketin borçları ödendikten sonra kalan mevcudu, esas mukavelede aksine bir hüküm olmadıkça, pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve paylara bağlı olan imtiyaz hakları nispetinde dağıtılır”. Madde, şirket ana sözleşmesinde düzenlenmiş olması şartıyla tasfiye bakiyesinin, pay sahipleri arasında payları oranında dağıtılması yerine, sadece bazı paylara, hatta üçüncü kişilere tahsis edilebileceği şeklinde yorumlanmalıdır. 

    Hukukumuzda oyda imtiyaz dayanağını hem imtiyazları düzenleyen TTK m. 401’de, hem de “Her hisse senedi en az bir rey hakkı verir” diyen TTK m. 373/f.1’de geçen “en az” ifadesinde bulur. Çünkü “en az” ifadesi bir payın birden fazla oy hakkına sahip olmasına olanak tanır. Ancak, esas sözleşmenin değiştirilmesi için yapılan toplantıda, esas sözleşmede aksine hüküm olsa bile her pay ancak bir oy hakkı verir. Doktrinde oy hakkında imtiyaz tanıma bakımından iki yol öngörülmüştür. İlk olarak eşit itibari değerli paylara farklı oy hakkı tanınması ile imtiyaz yaratılabilir, ikinci olarak ise eşit olmayan itibari değerli paylara eşit oy hakkı tanınabilir. İlk yöntemin Türk hukukunda geçerli olduğu hakkında doktrinde görüş birliği mevcut olmasına rağmen ikinci yöntemin geçerliliği hakkında doktrinde görüş ayrılıkları mevcuttur.

    Tasarı’nın oyda imtiyazlı payları düzenleyen 479. maddesinin ilk fıkrasında “Oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir” denilir. Tasarı’nın bu maddesi oyda imtiyazın nasıl tanınabileceğine dair açık bir hükümdür. Madde gerekçesinde, bu hüküm ile farklı itibari değerli paylara eşit oy hakkı tanınarak imtiyazlı pay ihraç edilmesinin engellenmesinin amaçladığı belirtilir. Bu nedenle, yeni düzenlenmenin kanunlaşması halinde, farklı itibari değerli paylara eşit oy hakkı tanınarak imtiyaz sağlanması imkânı ortadan kalkacaktır.

    Oyda İmtiyaz sınırsız mıdır?

    Oyda imtiyazın bazı pay sahiplerince kötüye kullanılabilmesi ihtimali nedeniyle, birçok hukuk sisteminde oyda imtiyazlı paylar ya kaldırılmış ya da ihraçları sınırlamalara tâbi tutulmuştur. TTK ise oyda imtiyazlı pay ihracını sınırlayan herhangi bir açık hüküm içermez. TTK m. 373/f.1 her paya “en az” bir oy hakkı tanınabileceğini söyleyerek alt sınırı belirtir fakat üst sınır hakkında bir belirleme yapmaz. Ancak afaki iyiniyet kuralları oyda imtiyaz için bir üst sınır oluşturabilir. Çoğunluğun hâkimiyetini kötüye kullanması ve azınlığı bilinçli olarak zarara uğratma amacı gütmesi halinde iyiniyet ilkeleri zedelenmiş olur ve bu yönde imtiyaz ihraç etmeye yönelik esas sözleşme değişikliklerine ilişkin kararlar iptal edilebilir. Aynı şekilde BK m. 19 ve m. 20 de oyda imtiyaz bakımından bir üst sınır teşkil eder.

    Tasarı’da, oyda imtiyaz tanınmasının sayısal sınırı 479. maddenin ikinci fıkrasında düzenlenir. Böylece, her paya tanınabilecek oy hakkının üst sınırının belirsiz olmasının sakıncaları aşılır. Bu hükme göre:

    “Bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabilir. Bu sınırlama, kurumlaşmanın gerektirdiği veya haklı bir sebebin ispatlandığı durumlarda uygulanmaz. Bu iki halde, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi inceleyip, bunlara bağlı olarak, sınırlamadan istisna edilme kararını vermesi gerekir. Projede yapılacak her değişiklik mahkeme kararına bağlıdır. Kurumsallaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hallerde istisna etme kararı mahkeme tarafından geri alınabilir.”

    Buna ilave olarak, Tasarı’nın oyda imtiyaza ilişkin 479. maddesinin üçüncü fıkrasında, üç karara ilişkin olarak oyda imtiyazın kullanılamayacağı düzenlenir. Bunlar; esas sözleşme değişikliği, işlem denetçilerinin seçimi, ibra ve sorumluluk davası açılması ile ilgili kararlardır. Hükme göre, anılan hususlardaki kararların alınmasında oyda imtiyaz hakları kullanılamaz.

    TTK m. 401 paylara tanınabilecek imtiyazları sınırlı biçimde saymaz. Bu nedenle paylara çeşitli konularda imtiyaz tanınabilir: intifa senedi, tahvil ve diğer menkul değerleri almada, anonim ortaklığın bir iştirakine ait yeni payı iktisap hakkını kullanmada ve yönetim kurulu üyeliği veya denetçilik için aday göstermede imtiyazlar tanınması. Bunlardan en sık rastlananı yönetim kurulu üyeliği veya denetçilik için aday gösterme konusunda tanınan imtiyazlardır. Genel kurul, kural olarak imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları teklifle bağlıdır ve imtiyazlı pay sahiplerinin gösterecekleri adayı seçer. Genel kurul, ancak haklı sebeplerin varlığı halinde bu teklifle bağlı olmaktan kurtulur. Bu konuda dikkat edilmesi gereken nokta yönetim kurulu seçiminin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almasıdır. Bu çerçevede, yönetim kurulu için aday göstermede verilecek imtiyaz ile genel kurulun yönetim kurulu seçmek konusundaki devredilemez yetkisi arasındaki denge iyi kurulmalıdır.

    Tasarı’nın 360. maddesi yönetim kuruluna üye seçme imtiyazını açık şekilde düzenler:

    “(1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel Kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.

    (2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır.”

    [1] www.kazanci.com.tr

    [2] Yargıtay 11 HD. E.1998/3462 K.1998/5229, Yargıtay 11 HD. E.1992/6626 K.1993/6317, Yargıtay 11 HD. E.1985/5903 K.1985/7427 (www.kazanci.com.tr)

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda İmtiyazlı Paylara İlişkin Yenilikler

    Mayıs 2011

    İmtiyazlı paylar, adi paylara oranla daha geniş haklar sağlamaları bakımından büyük önem taşır ve özel hükümler çerçevesinde düzenlenir. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun (“Yeni TTK”) imtiyazlı paylara ilişkin hükümleri, bir yandan halen yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) uygulanması sırasında ortaya çıkan eksiklikleri giderme amacı taşır, diğer yandan kurumsal yönetim ilkesini güçlendiren düzenlemeler arasında yer alır.

    Genel Olarak

    Kural olarak anonim şirketlerde paylar sahiplerine eşit haklar tanır. Ancak bu kural aynı nitelikteki paylar için geçerlidir. Yoksa, paylar arasında mutlak bir eşitlik yoktur. Esas sözleşme ile pay sahipliği haklarının içerik itibariyle bazı pay veya pay grupları lehine farklılaştırılması mümkündür. Böyle bir farklılaştırma sonucu ortaya çıkan imtiyazlı paylar, imtiyazlı pay sahiplerine adi paylara oranla daha geniş haklar sağlar. İmtiyaz, kişilere değil, paylara tanınır. Kişilere tanınan üstün haklar ise, sözleşmesel bir nitelik taşır ve imtiyaz olarak nitelendirilmez.

    TTK, imtiyazlı payları düzenlemekle birlikte, imtiyazlı paylara ilişkin bir tanım vermez.  TTK m. 401 hükmü, “Esas sözleşme ile bazı nevi hisse senetlerine kar payı veya tasfiye halindeki şirket mevcudunun dağıtılması vesair hususlarda imtiyaz hakları tanınabilir.” ifadesini içerir. TTK’nın bu hükmünde, paylara tanınacak imtiyazlara örnekler verilmekle birlikte, herhangi bir tanım yer almaz.

    Yeni TTK m. 478/2’de imtiyaz kavramı, “kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi haklarda, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmemiş yeni bir pay sahipliği hakkı” şeklinde tanımlanır. Böylece, imtiyaz kavramı için verilebilecek tanımların çerçevesi çizilir ve aynı terim için farklı tanımların kullanılması engellenir. İmtiyaz bir paya diğer paylara göre üstün hak verilmesi veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı tanınmasıdır. Yeni TTK ile imtiyazlar bakımından sayılan örneklere, rüçhan hakkı ve oy hakkında imtiyaz da eklendi. TTK m. 401’de bu iki imtiyaz açıkça sayılmasa da, doktrin tarafından “vesair hususlar” kapsamında değerlendirilir.

    İmtiyazların Esas Sözleşmeyle Tanınması

    Yeni TTK uyarınca imtiyazlar, ilk esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşme değişikliği yapılarak da tanınabilir. TTK m. 401 açısından, esas sözleşme değişikliği yoluyla imtiyazlı pay çıkarılıp çıkarılamayacağı, doktrinde tartışmalıdır. Yeni TTK, esas sözleşme değişikliği yoluyla da imtiyazlı pay çıkarılabileceğini açıkça belirtir. Öte yandan, Yeni TTK ile imtiyazlı payların ancak esas sözleşmede öngörülerek çıkarılabileceği ilkesi pekiştirilir.

    Yeni TTK m. 421/3, imtiyazlı pay çıkarılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliğinde ağırlaştırılmış karar nisabı öngörür. İmtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır. Söz konusu nisaba ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde, izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.  

    Oyda İmtiyazlı Paylara İlişkin Düzenlemeler

    Yeni TTK m. 479’da oyda imtiyazlı paylar ayrıca düzenlenir. Yeni TTK m. 479 uyarınca oyda imtiyaz, eşit itibarî değerdeki paylara farklı sayıda oy hakkı verilerek tanınabilir. Bu yolla imtiyaz tanınabileceği doktrinde tartışmasız kabul ediliyordu. Böylece doktrindeki görüş kanuna yansıtıldı. Oyda imtiyaz tanınmasının bir başka yolu da, farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınmasıdır. Bu şekilde, daha düşük itibari değerde olan paylar bakımından bir imtiyaz oluşur. Ancak Yeni TTK’da, bu şekilde imtiyaz tanınmasına dair düzenleme yer almaz. Böylece Yeni TTK’nın bu yöntemle imtiyaz tanınmasını benimsemediği sonucuna varılır.

    TTK’da, bir paya tanınabilecek oy hakkı bakımından herhangi bir sınırlama yoktur. Yeni TTK ise oyda imtiyaz açısından bir sınır getirir. Yeni TTK m. 479/2 uyarınca, bir paya en çok on beş oy hakkı tanınabilir.

    Ancak bu sınırın da ayrık durumları vardır. Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınır, kurumlaşmanın gerektirmesi veya haklı bir sebebin ispatlanması durumunda uygulanmaz. Bu hükümle Yeni TTK’nın kurumlaşmaya verdiği önem öne çıkar. Böylece, profesyonel yöneticilere verilecek belki az sayıda ancak oyda imtiyazlı paylar aracılığıyla, özellikle aile şirketlerindeki oy gücünün dışına çıkılabilir ve profesyonelleşme sağlanabilir.

    Oyda imtiyaz bakımından öngörülen üst sınırın uygulanmamasına yönelik talep, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Mahkemenin, kurumlaşma projesini veya haklı sebebi inceleyip, sınırlamanın uygulanmaması yönünde karar vermesi gerekir. Kurumlaşma projesi, ancak mahkeme kararıyla değiştirilebilir. Yeni TTK ayrıca, kurumlaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşıldığı veya haklı sebebin ortadan kalktığı hâllerde sınırlamanın uygulanmaması yönündeki kararın, mahkeme tarafından geri alınabileceğini öngörür.  Böylece, sayılan sebeplerin ortadan kalkmasına rağmen sınırın uygulanmaması yönündeki kötü niyetli uygulamalar önlenebilir.

    Yeni TTK m. 479/3’de oyda imtiyazın kullanılamayacağı kararlar sayılır. Bu kararlar; esas sözleşme değişikliği, işlem denetçilerinin seçimi ve ibra ve sorumluluk davası açılması yönündeki kararlardır. Bu kararlar, içerikleri gereği önem arz eden kararlar olmalarının yanı sıra, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek niteliktedir. Yeni TTK’daki bu düzenleme, oyda imtiyaz kavramının, şirketlerde hâkimiyet kurulmasına yol açabilecek şekilde kullanılmasını engelleme amacı taşır.

    Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsil Edilmesi

    Yönetim Kuruluna (“YK”) aday gösterme hakkı, TTK m. 401’de açıkça öngörülmese dahi, doktrin tarafından “vesair hususlarda imtiyaz” kapsamında kabul edilirdi. Yeni TTK m. 360 uyarınca, esas sözleşmede öngörülmek şartı ile (a) belirli pay gruplarına; (b) özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve (c) azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu yeni düzenlemeyle YK’da temsil edilme hakkı gerçekte sadece paya tanınan bir imtiyaz olmanın ötesinde Yeni TTK m. 478’e ayrık bir düzenleme oluşturacak şekilde daha geniş bir çerçeveye oturtuldu. Zira bu hak hem pay sahibi gruplarına, hem azlığa, hem de pay gruplarına tanındı. Bu grupların belirlenebilir olması yeterlidir. Söz konusu hak, her paya değil, belirli pay sahipleri grupları, belirli pay grupları ve azlığa bir bütün olarak tanınır. TTK’da bu tür bir ayrık uygulama yer almaz. Ancak, Yargıtay’ın uzun süreden beri uygulanan yerleşik içtihadı, “grup imtiyazı”nın tanınması yönündedir.

    İmtiyazlı Pay Sahipleri Özel Kurulu

    Yeni TTK m. 454,  TTK’ya paralel olarak, genel kurulun (“GK”) imtiyazlı  pay sahiplerinin haklarını ihlal  edecek nitelikte bazı kararlarının pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağını düzenler. Bu kararlar, esas sözleşmenin değiştirilmesi kararı, YK’ya sermayenin arttırılması konusunda yetki verilmesine dair karar ve YK’nın sermayenin arttırılmasına ilişkin kararıdır. Söz konusu kararlar, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda (“İPSÖK”) onaylanmadıkça uygulanamaz.

    Yeni TTK ile, TTK çerçevesinde ortaya çıkan birçok boşluk dolduruldu. Yeni TTK, İPSÖK toplantısına çağrının, YK tarafından yapılacağını açıklığa kavuşturdu. Öte yandan, YK’nın çağrı süresinin sona ermesine rağmen İPSÖK’nun toplantıya çağırılmaması tehlikesine karşı her imtiyazlı pay sahibine İPSÖK’yı toplantıya çağırmak üzere yetkili mahkemeden talepte bulunma hakkı verildi.

    Yeni TTK m. 454/3’te, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları düzenlendi. TTK’da, İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları ayrıca belirtilmez ve esas sözleşme değişikliklerine ilişkin toplantı ve karar yeter sayılarını düzenleyen m. 388’e atıf yapılır. TTK m. 390’da esas sermayenin arttırılmasına ilişkin GK kararının onaylanması için toplanacak İPSÖK’nın toplantı ve karar yeter sayıları açısından TTK m. 388’e gönderme atıf yapılmaması, tartışmalara yol açmaktaydı. Yeni TTK ile tüm bu sorunlar açıklığa kavuşturuldu.

    Yeni TTK m. 454/4 uyarınca GK’da, imtiyazlı payların sahip veya temsilcileri, esas sözleşmenin değiştirilmesine, üçüncü fıkrada öngörülen toplantı ve karar nisabına uygun olarak olumlu oy vermişlerse ayrıca özel toplantı yapılmaz. TTK, bu konuda herhangi bir düzenleme içermediğinden konu doktrinde tartışmalıydı. Yeni TTK m. 454/4 hükmüyle bu tartışmalar da çözüme kavuşturuldu.

    Yeni TTK m. 454/7 ile İPSÖK kararları aleyhine iptal davası açılabileceği düzenlendi. TTK’da bu konuda herhangi bir hüküm yoktur, ancak doktrinde GK kararlarının iptaline ilişkin TTK m. 381 hükmünün kıyasen İPSÖK kararlarının iptaline de uygulanacağı kabul edilir. Yeni TTK m. 454/7 uyarınca YK, İPSÖK’nın onaylamama kararı aleyhine, karar tarihinden itibaren bir ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilir. Davada, GK kararının tescili de talep edilir. Bu düzenlemeyle imtiyazlı pay sahiplerinin kendilerine tanınan hakkı kötüye kullanmalarını engellemek amaçlanmıştır.

    Sonuç

    Yeni TTK ile imtiyazlı pay kavramı, paya tanınan üstün bir hak veya kanunda öngörülmeyen yeni bir pay sahipliği hakkı olarak tanımlandı. Oyda imtiyaz sınırlandırılarak, bu imtiyazın keyfi bir biçimde kullanılması önlendi. Ancak ayrık durumlar da belirtilerek özellikle kurumlaşma gereği ve mahkeme kararıyla sınırlamadan vazgeçilebileceği öngörüldü. Yönetim Kurulunda temsil edilme hakkı belirli pay gruplarına ve azlığa da tanınan bir imtiyaz olarak, ayrı bir maddede düzenlendi. Böylece doktrin ve Yargıtay tarafından benimsenen grup imtiyazı kavramı kanuna da taşındı. İmtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin hükümler geliştirilerek, tartışmalı konular açıklığa kavuşturuldu.

    Tüm bu yeni düzenlemelerle gerek pratik gerek teorik açıdan çok önemli olan imtiyazlı paylar daha ayrıntılı düzenlemelere kavuştu. Uygulamada görülen aksaklıklar giderilerek tartışmalı konulara yasal düzenlemeler getirildi.

    Yazı kaynağı : www.erdem-erdem.av.tr

    Burhan Eray | Mali Müşavir - Bağımsız Denetçi | Makaleler

     I. İMTİYAZLI PAY NEDİR?

    Anonim ve limited şirketler, ortaklık yapısı belirli sayıda paydan oluşan şirketlerdir. Bu anlamda anonim ve limited şirketlerde, şirkete kimin ortak olduğu değil, esas olarak bir ortağın ne kadar itibari değerde paya sahip olduğu önem taşır. Zira anonim ve limited şirket ortaklarının ortaklıktan doğan haklarını kullanmaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri, sahip oldukları payın itibari değerine ve paya tanınan imtiyazlara göre değişiklik gösterebilir.

    Hukukumuzda, anonim ve limited şirketlerin belirli bir ortaklık payına, paysahipliğinden doğan kimi hakları kullanmada diğer paylara nazaran bir farklılık ve üstünlük tanınabilir. İşte, paysahipliğinden doğan hakları kullanma yönünden diğer paylardan daha farklı ve üstün belirli araçlara sahip olan paylara, “imtiyazlı paylar”denmektedir.

    İmtiyaz, doğrudan paya tanınan bir üstünlüktür. Bu anlamda paya değil de, bizzat paysahibinin şahsına tanınan üstün ve farklı haklar, Ticaret Kanununun tanıdığı anlamda imtiyazlı pay kavramına dâhil değildir. Doğrudan paysahibine tanınan imtiyazlar, şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülemezler. Dolayısıyla imtiyazın paya tanınması, şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi açısından daha avantajlıdır.

    II. İMTİYAZLI PAY ÇIKARILMASININ BAŞLICA AMAÇLARI

    Şirketleri imtiyazlı pay ihraç etmeye yönelten çeşitli ihtiyaçlar ortaya çıkabilir. Şirketler en çok, belirli pay sahiplerinin şirkette kontrol sağlayabilmesi amacıyla imtiyazlı pay ihraç ederler. Örneğin sermayesini arttırmak için dışarıdan yatırımcı almak isteyen bir anonim ortaklıkta, eski pay sahiplerinin paylarına tanınacak oyda imtiyaz, onların şirketteki kontrolünün devamını sağlayacaktır. Tam tersi olarak, yatırımcıları şirkete yatırım yapmaya teşvik etmek için, bu kişilere şirkette belirli imtiyazlar, örneğin kâr ve tasfiye payında imtiyaz tanınabilir. Şirketler bu gibi amaçlarla kimi paylarına çeşitli imtiyazlar tanımaktadır.

    III. İMTİYAZLI PAY NASIL ÇIKARILIR?

    İmtiyazlı payın, paysahibine şirketteki diğer paylardan daha farklı ve üstün haklar tanıdığı yukarıda açıklandı. Ancak imtiyazlı payın diğer paylardan üstünlük ve farklılığı, kanundan kaynaklanmaz. Bir paya imtiyaz tanınması için, bunun şirket esas sözleşmesinde tanımlanması gerekir. Yani imtiyazlı bir pay çıkarılabilmesi için, ya kuruluş sırasında ilk esas sözleşmede ya da şirketin kuruluşundan sonra esas sözleşme değişikliği ile belirli bir paya imtiyaz tanınmalıdır.

    İmtiyazın esas sözleşme dışında başka bir belgede tanınması, örneğin hissedarlar sözleşmesinde tanınması, bu imtiyazı geçersiz kılar. Esas sözleşmede hüküm bulunmamasına rağmen, yönetim kurulu veya genel kurul tarafından belirli paylara tanınan imtiyazlar da geçerli değildir. Bunlar ancak belirli üstünlükler olarak adlandırılabilir. Bu tip durumlarda imtiyaz sahipleri, imtiyazlarını diğer pay sahiplerine ve şirkete karşı ileri süremez, haklarını ihlal eden belirli genel kurul ve yönetim kurulu kararlarını onaylamalarını sağlayan usulü de işletemezler.

    Şirket kuruluşundan sonra imtiyazlı pay çıkarılması iki yolla olabilir. Tercih edilebilecek ilk yol, mevcut bir paya veya pay grubuna belirli imtiyazlar tanımaktır. Bu durumda yeni pay çıkarılmasına gerek olmaksızın daha önce tanınmış bir paya veya pay grubuna esas sözleşme ile belirli imtiyazlar verilebilir. Şayet şirketin dışarıdan sermayeye ihtiyacı yoksa ve yalnızca şirkette bir kontrol dengesi oluşturmak amaçlanıyorsa bu yolun tercih edilmesi daha uygun olacaktır.

    Diğer bir yol ise, yeni paylar çıkarmak veya pay grubu/grupları oluşturup bu grubun dâhil olduğu yeni paylar çıkararak bunlara belirli imtiyazlar tanımak olacaktır. Burada tanınan imtiyazın, yeni çıkarılan paya veya pay grubuna tanınması gerekmez; yeni bir pay veya pay grubu çıkarılmakla birlikte imtiyaz eski pay veya pay grubuna da tanınabilir. Şirketin dışarıdan yatırımcı alması durumunda, eski paysahiplerinin şirket üzerindeki kontrollerinin devamı için, eski paysahiplerinin paylarına bu ikinci yolla belirli imtiyazlar tanınabilir. Dışarıdan sermaye alınması durumunda, sermaye sahiplerinin belirli taleplerini karşılamak amacıyla yeni çıkarılan pay veya pay gruplarına çeşitli imtiyazlar tanınması da mümkündür.

    Bu arada anonim şirketlerde imtiyazlı pay çıkarılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliklerinin, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıylagerçekleştirilebildiğini belirtelim. Limited şirketlerde ise, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu oy kullanması gerekir

    Esas sözleşmede belirli bir paya imtiyaz tanındığının belirtilmesi de tek başına yeterli değildir; tanınan imtiyazın konusu ve şartları da açıklanmalıdır. İmtiyazın hangi hakka ilişkin olarak ve nasıl tanındığı açıklanmadan imtiyazlı pay oluşturulamaz. Örneğin, belirli bir payın diğer paylara nazaran daha yüksek oranda kâr payı alması isteniyorsa, esas sözleşmede imtiyazlı paya tanınan kâr payı mutlaka gösterilmelidir. Burada şu husus da önemlidir: Şayet esas sözleşmede belirli bir payın, diğer paylardan daha yüksek oranda kâr payı alacağı kabul edilmişse, kâr payı oranında kabul edilen bu imtiyaz, diğer çeşit imtiyazları da beraberinde getirmez. Bir başka anlatımla, genel olarak imtiyazlı pay yoktur, belirli bir pay sahipliği hakkından yararlanmada imtiyaz vardır.

    Kısaca imtiyazın belirli bir paya tanınması (örneğin x numaralı paya tanınması) ve belirli bir pay grubuna tanınması (örneğin A grubu paylara tanınması) arasındaki ayrımdan da kısaca bahsetmek gerekir. İmtiyazın yalnızca belirli bir paya tanınması halinde, o imtiyazdan yalnızca o paya sahip olan ortak yararlanır. Diğer yandan, imtiyazın bir pay grubuna tanınması halinde ise o pay grubunda yer alan bir paya sahip olan tüm ortaklar, imtiyazları birlikte kullanırlar. Bir başka deyişle, imtiyazlı pay grubundaki tüm pay sahipleri, o imtiyazı kullanmak için bir araya gelmek zorundadır. Ancak pay grubunda yer alan tüm pay sahipleri arasında oybirliği aranmamaktadır.

    IV. PAYDA İMTİYAZ HANGİ HALLERDE SAĞLANIR?

    Ticaret Kanunumuz, anonim ve limited şirketlerde belirli paylara veya pay gruplarına tanınacak imtiyazlarda kural olarak herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Kanun yalnızca belli başlı imtiyaz türlerini düzenlemiş ancak bunun dışındaki imtiyaz türlerinin de getirilebileceği esasını kabul etmiştir. Aşağıda anonim ve limited şirketler tarafından pratikte kabul edilen imtiyaz türleri ayrıntılı olarak incelenmiştir.

    A. ANONİM ŞİRKETLERDE

    1. Kâr Payında İmtiyaz

    Anonim şirketlerde kural olarak her paysahibi, net dönem kârından, pay oranı kadar kâr payı alır. Bununla birlikte şirket esas sözleşmesi ile belirli paylara, şirketin net dönem kârına katılma bakımından belirli imtiyazlar tanınabilir. Şirketin net dönem kârından pay almada imtiyaza ilişkin Ticaret Kanunumuzda herhangi bir sınırlayıcı hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle anonim şirket esas sözleşmeleri ile dilenen şekilde kâr payında imtiyaz tanınabilir.

    Anonim şirketlerde, şirket kârından yararlanma konusunda getirilen en yaygın imtiyaz, belirli paylara, diğer paylara nazaran daha yüksek oranda kârdan yararlanma hakkı tanınmasıdır. Bu halde imtiyaz tanınan paylar, diğer paylardan daha yüksek oranda kâr payı alır.

    Kâra katılmada kabul edilebilecek bir diğer imtiyaz, belirli paylara kârdan yararlanmada öncelik tanınmasıdır. Bu imtiyaz tipinde imtiyazlı paylar sahibine, kâr dağıtımında kârdan öncelikle yararlanma hakkı verir. Adi payların kâr dağıtımı, ancak imtiyazlı pay sahiplerine kâr dağıtımı yapıldıktan sonra yapılır. Bu imtiyaz tipinin imtiyazlı pay sahipleri bakımından faydası, tüm pay sahiplerine dağıtılacak kadar yılsonu kârının bulunmaması durumunda ortaya çıkar. Bu halde adi pay sahipleri, imtiyazlı paysahibine ödeme yapıldıktan sonra kalan kâr miktarı üzerinden kâra katılırlar.

    Kimi paylara, şirketin belirli yıllarda kâr elde edememesi halinde, kâr elde edilen sonraki yıllarda geçmişe dönük olarak kâr payı alma imtiyazı verilebilir. Bu halde imtiyaz sahibi paylar, önceki yıl veya yıllarda kâr elde edilememişse, yeterli kâr elde edilen ilk yıl, önceki yıllarda alması gereken kârı da alır. Adi paylar ise yalnızca kâr elde edilen yıla ait kâr payını alır. Buna uygulamada, “kâra birikir imtiyaz tanıma” adı verilmektedir. Elbette, imtiyazlı payın sahibinin önceki yıllara ait birikmiş kâr payını alabilmesi için, şirketin yeteri kadar kâr elde etmiş olması gerekir.

    Tüm bunlara ek olarak, kâra yalnızca belirli bir payın sahibinin katılması şeklinde bir imtiyaz yaratılmasının mümkün olup olamayacağı sorusu da akla gelebilir. Bilindiği gibi anonim şirketlerin faaliyet amacı, kâr elde etmek ve bunu paysahiplerine dağıtmaktır. Anonim şirketlerde kâra katılma, paysahipliğinden doğan vazgeçilemez bir hak olduğundan, paysahibinin rızasıyla dahi kaldırılamaz. Bu çerçevede, yalnızca belirli payların kâr payı alabilmesi, diğer payların kârdan yoksun bırakılması gibi bir esas sözleşme düzenlemesi getirilemez.

    2. Tasfiye Payında İmtiyaz

    Anonim şirketlerin tasfiyesi durumunda, şirketin malvarlığından öncelikle şirketin borçları ödenir; şirket alacaklıları tatmin edildikten sonra ise pay sahiplerine pay bedelleri ödenir. Bu ödemelerden sonra malvarlığında artma olması durumunda kalan miktar (tasfiye artığı/tasfiye bakiyesi), pay sahipleri arasında payları oranında paylaşılır. Dolayısıyla şirketin tasfiyesi durumunda paysahibinin tasfiye artığından pay alabilmesi için, şirket borçları ve pay bedelleri ödendikten sonra şirket malvarlığında yeterli kaynak bulunmalıdır. Ancak şirket esas sözleşmesi ile belirli pay sahiplerinin payları oranında değil de, daha farklı oranlarda ve şekillerde imtiyazlı tasfiye payı alması da kararlaştırılabilir.

    Ticaret Kanunumuz, tasfiye payında imtiyazın, yalnızca tasfiye artığında tanınmasına izin vermiştir. Yani, pay sahiplerine iade edilecek olan pay bedellerinin ödenmesinde imtiyaz tanınamaz. İmtiyaz yalnızca, pay bedelleri pay sahiplerine iade edildikten sonra ortaya çıkan tasfiye artığından pay alma bakımından getirilebilir. Bu nedenle anonim şirketlerde, yalnızca tasfiye artığıyla sınırlı olmak kaydıyla, pay sahipleri arasında tasfiye payı bakımından serbestçe çeşitli farklılıklar getirilebilir.

    Belirli payların diğer paylara oranla daha yüksek oranda tasfiye payı alması, kâra katılımda olduğu gibi tasfiye artığına katılımda da kabul edilebilecek bir imtiyaz türüdür. Aynı şekilde belirli paylara, diğer paylardan öncelikli olarak tasfiye artığından pay alma imtiyazı tanınabilir. Tasfiye artığının yalnızca belirli pay sahiplerine verilmesi şeklinde bir imtiyaz yaratılması da mümkündür.

    Tasfiye payı, kural olarak nakdi olarak dağıtılır. Ancak esas sözleşmeyle belirli paylara tasfiye payı olarak ayni dağıtım yapılması imtiyazı da tanınabilir. Örneğin belirli bir paya, şirketin sınai mülkiyet haklarını veya fikri hakları kullanım yetkisini tasfiye payı olarak alma hakkı da tanınabilir.

    3. Genel Kurulda İmtiyazlı Oy

    Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin toplanarak şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi, yönetim kurulunun seçimi ve ibrası, şirket denetçisinin seçimi ve görevden alınması, kâr dağıtımı, şirketin feshi vb. konularda karar merciidir.

    Anonim şirketlerde, “genel kurulda her pay en az bir oy hakkı verir” kuralı geçerlidir. Bu kuralda bahsi geçen “en az bir oy” ifadesi, kimi paylara birden fazla oy hakkı verilebileceğini ifade eder. Başka bir ifadeyle, anonim şirketlerde, bazı paylara diğer paylara nazaran oy sayısında üstünlük tanınabilir. Örneğin bir anonim şirkete ait x numaralı pay, 1 oy hakkına sahipken; y numaralı pay, 10 oy hakkına sahip olabilir. Böylelikle y numaralı paya sahip olan paysahibinin genel kurul toplantılarında belirli bir üstünlüğü olacaktır.

    Bununla birlikte anonim şirketlerde oyda imtiyaz yaratılabilmesi için, daha fazla oy hakkına sahip olacak paylarla, diğerlerinin eşit itibari değere sahip olması gerekir. Ticaret Kanunumuz, anonim şirketlerde farklı itibari değerlerdeki paylar arasında oy hakkı bakımından imtiyaz yaratılmasını yasaklamıştır. Bir başka ifadeyle farklı itibari değerdeki paylara eşit oy hakkı tanınarak imtiyaz yaratılamaz. Ancak farklı itibari değerdeki paylara farklı oy hakkı verilebilir.

    Oy hakkında tanınan imtiyaz, kolayca kötüye kullanılabilir ve diğer pay sahiplerinin haklarını kullanmalarına engel teşkil edebilir. Bu nedenle bir payın sahip olacağı oy hakkı, Ticaret Kanunu tarafından sınırlanmıştır. Buna göre bir pay, en fazla on beş oy hakkına sahip olabilir. Bu arada belirtmek gerekir ki, bir payın en fazla on beş oy hakkına sahip olmasına ilişkin sınırlama, iki halde mahkeme kararı ile kaldırılabilir: (i) kurumlaşma veya (ii) diğer haklı nedenlerin bir paya on beş oydan daha fazla oy hakkı tanınmasını zorunlu kılması.

    Bilindiği gibi aile şirketlerinin kurumlaşmasında, şirkette sonradan paysahibi olan profesyonel yöneticilerin sahip olduğu küçük oranlı paylara yüksek miktarda oy hakkı verilmesi bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu hallerde profesyonel yöneticilerin paylarına tanınacak on beş oy hakkı imtiyazı, onların şirket yönetimine etkili bir şekilde katılmaları için yeterli olmayabilir. Diğer yandan, şirketin içinde bulunduğu başka durumlar da, belirli paylara genel kurulda on beş oy hakkından daha çok miktarda oy hakkı tanınmasını gerektirebilir. Örneğin şirketin aşırı borçlu durumda olması, halka açık şirketlerde yatırımcı paysahiplerinin korunması, özelleştirme gibi blok satışlarda devletin stratejik menfaatlerinin korunması, bu konuda haklı nedenler olarak sayılmaktadır. Bu gibi haklı nedenlerin varlığı veya şirketin kurumlaşması durumunda, şirket yönetim kurulu tarafından mahkemeye başvurularak belirli paylara on beş oydan daha fazla imtiyaz tanınması talep edilebilir. Şirketin kurumlaşma istisnası nedeniyle mahkemeye başvurması durumunda, kurumlaşmaya ilişkin hazırladığı projeyi de dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunması gerekir. Şirketin kurumlaşma projesinde yapacağı herhangi bir değişikliğin uygulanabilmesi için, bu değişikliğin de mahkeme tarafından onaylanması gerekir. Haklı nedenlerin varlığı durumunda ise, bir proje sunmak zorunlu olmamakla birlikte şirketin ileri sürdüğü haklı nedenlerin varlığını ispat etmesi gerekecektir. Mahkeme tarafından oyda imtiyazın on beş oydan fazla olabileceğine ilişkin olarak tanınan istisna, kurumlaşmanın gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması veya haklı nedenin ortadan kalkması halinde geri alınabilir.

    Anonim şirketlerde imtiyazlı oyun kullanım alanı, Ticaret Kanunumuz tarafından sınırlanmıştır. Buna göre imtiyazlı pay sahipleri, (i) esas sözleşmenin değiştirilmesi, (ii) yönetim kurulunun ibra edilmesi veya sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararlarda, imtiyazlı oy kullanamazlar. Bu iki tip kararda, her paysahibi, pay başına bir oy hakkına sahiptir.

    4. Yönetim Kurulunda Temsilde İmtiyaz

    Yukarıda incelenen kârda, tasfiyede veya oyda imtiyaza yahut başka türlü bir malvarlığı hakkında imtiyaza sahip olan bir pay grubuna, özellik veya nitelikleri itibariyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine veya azlığa (aşağıda hep birlikte “pay grubu” olarak anılmıştır), yönetim kurulunda temsil edilme konusunda çeşitli imtiyazlar tanınabilir. Örneğin, belirli bir pay grubuna, yönetim kurulunda temsil edilmek üzere, yönetim kurulu üyelerinin o pay grubundan seçilmesi ya da yönetim kuruluna o pay grubunun aday göstermesi gibi imtiyazlar getirilebilir. Yönetim kurulunda temsile ilişkin başka tür imtiyazlar da tanınabilir.

    Yönetim kurulu üyelerinin münhasıran belirli bir pay grubundan seçilmesi konusundaki imtiyaz, seçilecek yönetim kurulu üyelerinin tümü bakımından uygulanabileceği gibi belirli sayıda üyelik bakımından da uygulanabilir. Bir başka anlatımla, şirket esas sözleşmesi ile tüm yönetim kurulu üyelerinin belirli bir pay grubundan seçilmesi kuralı da benimsenebilir, aynı şekilde belirli sayıda yönetim kurulu üyesinin belirli bir pay grubundan seçileceği kuralı da getirilebilir.

    Benzer şekilde, yönetim kuruluna aday gösterme imtiyazında da, esas sözleşme ile belirli bir pay grubuna belirli sayıda yönetim kurulu üyeliği için aday gösterme hakkı tanınabileceği gibi, üyeliklerin tamamı için aday gösterme hakkı da tanınabilir. Böyle bir imtiyazın esas sözleşme ile getirilmesi halinde söz konusu üyelikler için, yalnızca imtiyaz sahibi pay grubu aday gösterebilir. Haklı bir sebep bulunmadıkça, pay grubunun göstereceği bu adayın, genel kurul tarafından yönetim kuruluna seçilmesi zorunludur. Ancak adayın, örneğin yönetim kurulu üyelerinin taşıması kanunen zorunlu olan unsurlardan birini taşımaması durumunda haklı nedenin var olduğu kabul edilerek bu aday yerine başka bir adayı seçmesi mümkün olabilir.

    Ticaret Kanunumuz, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulunda temsil hakkında imtiyaz bakımından sınırlama getirmiştir. Buna göre, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulunda temsil edilme imtiyazı, yönetim kurulu üye sayısının en fazla yarısı için getirilebilir. Ancak halka açık anonim şirket yönetim kurullarında yer alan bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin bu sınırlama uygulanmaz. Bu arada belirtmek gerekir ki, yeni Sermaye Piyasası Kanunu ile üst üste beş yıl zarar eden halka açık şirketlerde, imtiyazlı payların kaldırılması öngörülmektedir.

    5. Diğer Haklarda İmtiyaz

    Anonim şirket esas sözleşmesi ile rüçhan hakkının, yani sonradan çıkarılacak payları önalım hakkının, yalnızca belirli payların sahiplerine bırakılmasına dair bir imtiyaz da tanınabilir. Ayrıca uygulamada kimi paylara, hazırlık dönemi faizinde daha yüksek oranda faiz verilmesi gibi imtiyazlar da tanınmaktadır. Bu sayılanlar dışındaki diğer malvarlığı haklarında da imtiyazların tanınması mümkündür.

    Yönetime ve denetime ilişkin haklarda imtiyazlar için ise aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Öğretide, imtiyazın kural olarak malvarlığı hakları bakımından tanınacağı, paysahipliğinden doğan diğer haklar bakımından ise imtiyazın istisnaen, kanunda öngörülmesi durumunda uygulanabileceği görüşü hâkimdir. Bu nedenle anonim şirketler bakımından oyda imtiyaz ve yönetim kurulunda temsilde imtiyaz dışında yönetim ve denetim haklarında imtiyazlar tanınması mümkün değildir. Örneğin bir paya imtiyaz olarak genel kurulda veto hakkı veya üstün oy hakkı tanınamaz.

    B. LİMİTED ŞİRKETLERDE

    1. Malvarlığı Haklarında İmtiyaz

    Ticaret Kanunumuzun limited şirketlere ilişkin hükümlerinde, esas sermaye paylarına imtiyaz tanınmasına genel olarak izin verilmiştir. Bununla birlikte, limited şirketlerde imtiyazlı paylara ilişkin olarak kanunda yalnızca, oyda imtiyazlı paylar düzenlenmiş; diğer imtiyaz türleri bakımından herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, malvarlığı haklarında imtiyaz türleri bakımından anonim şirketlere ilişkin kanun hükümlerinin kıyasen uygulanması bir yol olarak düşünülebilir. Nitekim kanun, kâr payı ve tasfiye payında imtiyaz hakkında anonim şirketlere uygulanan kanun hükümlerinin limited şirketler için de geçerli olduğunu hükme bağlamıştır. Rüçhan hakkı ve hazırlık dönemi faizi gibi diğer malvarlığı haklarında tanınabilecek imtiyazlar da anonim şirketlerde olduğu gibi serbestçe belirlenebilir.

    2. Oyda İmtiyaz

    Limited şirketlerde bir ortağın oy hakkı, kural olarak esas sermaye payının itibarî değerine göre belirlenir. Ticaret Kanunumuz, limited şirketlerde oy hakkının esas sözleşme ile sınırlanmasına izin vermiştir. Anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde, farklı itibari değerdeki esas sermaye paylarına eşit oy hakkı verilerek daha düşük itibari değere sahip esas sermaye paylarına imtiyaz yaratılabilir.

    Limited şirketlerde oyda imtiyaz olarak tanınabilecek bir diğer durum, oy hakkının esas sözleşme ile itibari değerden bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy düşecek şekilde belirlenmesidir. Bu imtiyazın tanınabilmesi için, şirketteki en küçük esas sermaye payının itibari değerinin, diğer esas sermaye paylarının itibari değerleri toplamının onda birinden az olmaması gerekir. Ancak her esas sermaye payına bir oy düşecek şekilde tanınan imtiyazlı oy, (i) şirket denetçilerinin seçimi, (ii) özel denetçi seçimi ve (iii) sorumluluk davası açılması hakkındaki kararlarda uygulanmaz.

    Limited şirketlerde de imtiyazlı oy hakkına sahip payların, kuruluştan sonra ihraç edilmesi mümkündür.

    3. Şirketin Yönetimi ve Temsiline Katılmada İmtiyaz

    Limited şirketlerin yönetimi ve temsili, müdür(ler) tarafından yapılır. Limited şirkette birden fazla müdürün bulunması halinde, müdürlerin tümü şirket ortağı olabileceği gibi, biri şirket ortağı olmak kaydıyla diğer müdürler dışarıdan da seçilebilir. Müdürler kurulu çoğunluk esasıyla karar alır. Limited şirketlerde müdürler, anonim şirketlerdeki yönetim kurulu üyeleri gibi ya ilk esas sözleşme ile atanır yahut da genel kurul tarafından seçilirler. Tüm bu açılardan, limited şirketlerde yönetim ve temsil, anonim şirketlerle paralellik göstermektedir. Dolayısıyla anonim şirketlerde olduğu gibi, limited şirketlerde de yönetim ve temsile katılma hakkının, belirli esas sermaye paylarına veya pay gruplarına özgülenmesinin önünde herhangi bir engel olmayacağı düşünülebilir.

    Ancak payda imtiyazın kural olarak malvarlığı haklarına tanınması ilkesi karşısında, limited şirketlerde yönetime katılmada imtiyazın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle limited şirketlerde yalnızca belirli esas sermaye pay sahiplerinin müdür olarak seçilebileceği veya kendileri müdür olarak seçilmemekle birlikte dışarıdan atanacak olan müdür adayını göstermede münhasıran hak sahibi olduğu şeklinde bir imtiyaz belirlenmesi geçerli olmayacaktır.

    C. İMTİYAZLI PAY SAHİPLERİNİN HAKLARI

    1. Haklarını İhlal Eden Kimi Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Kararlarına Karşı

    Anonim şirketlerde imtiyazlı pay sahipleri, genel kurul ve yönetim kurulunun, imtiyazlı pay sahiplerinin haklarını ihlal eder nitelikteki kimi kararlarına karşı onamama hakkına sahiptir. İmtiyazlı pay sahipleri, genel kurulun veya yönetim kurulunun kanun tarafından sınırlı olarak sayılmış belirli kararlarına karşı, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunu toplayarak bunların haklarını ihlal ettiği kanaatine varmaları halinde bunları onamayabilirler.

    İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun onayına tâbi olan genel kurul kararları, (i) esas sözleşmenin değiştirilmesine ve (ii) yönetim kuruluna sermaye arttırımı için yetki verilmesine ilişkin kararlardır. Onaya tabi olan yönetim kurulu kararları ise sermayenin arttırılmasına ilişkin kararlardır. Örneğin yönetim kurulu, sermaye arttırımını imtiyazlı pay sahiplerinin şirketteki kâr, tasfiye payı veya oy oranlarını azaltmak amacıyla yapmış olabilir. İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulu, sayılan bu kararları, kendi haklarını ihlal etmesi durumunda onamama hakkına sahiptir. İmtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantı şekli ve karar nisabına ilişkin düzenlemeleri bu çalışmamızda incelenmemiştir.

    İmtiyazlı pay sahipleri, haklarını ihlal eden söz konusu bu kararların görüşüldüğü toplantıda hazır bulunmuş, oylamaya katılmış ve hatta olumlu oy kullanmış olabilirler. Bu halde, söz konusu karar yönünde olumlu oy kullanan imtiyazlı pay sahiplerinin, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu toplantısına katılıp katılamayacakları, katılacaklarsa oy kullanıp kullanamayacakları sorusu gündeme gelmektedir. Bize göre, kanunda böyle bir şart öngörülmediğine göre, genel kurulda olumlu oy kullanan imtiyazlı pay sahibinin imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunda kararın onanmaması yönünde oy kullanması geçerli olmalıdır.

    Limited şirketlerde ise, imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun kanunda açıkça tanımlanmamış olması karşısında, belirli genel kurul ve müdürler kurulu kararlarını onamama imkânının kullanılması mümkün değildir.

    2. Şirketin Devrinde veya Tür Değiştirmesinde İmtiyazlı Payların Yansıtılması

    Bazı paylarına belirli imtiyazlar tanımış olan bir anonim veya limited şirketin, bir başka şirketle birleşmesi veya şirketin tür değiştirmesi halinde, imtiyazlı payların akıbetinin ne olacağı sorusu gündeme gelebilir. Ticaret Kanunumuz bu durumlarla ilgili özel düzenlemeler içermektedir.

    Bir şirketin tasfiye edilerek tüzel kişiliğinin sona ermesinde, paysahiplerinin pay bedellerini iade aldığı ve kalan tasfiye artığına da şirket esas sözleşmesi hükümleri doğrultusunda katıldıkları yukarıda anlatılmıştı. Şirketin bir başka şirketle o şirket bünyesinde birleşmesi, daha doğrusu başka bir şirket tarafından devralınmasıdurumunda ise, şirketin tüzel kişiliği sona erer fakat pay sahiplerine kural olarak pay bedelleri (ayrılma akçeleri) iade edilmez. Bunun yerine pay sahiplerine, devralan şirkette, devrolunan şirketteki mevcut ortaklık paylarını ve bunlara ait hakları karşılayacak değerde ortaklık payı verilir. Bu durumda şayet devrolunan şirketin bazı paylarına belirli imtiyazlar tanınmışsa, devralan şirkette bu paylara karşılık olarak tanınan paylarda da eşdeğer imtiyazların tanınması gerekir. Devralan şirkette önceki imtiyazlarla eşdeğerde imtiyazların tanınamaması durumunda ise başka uygun bir karşılık verilmelidir. Devrolunan şirketin imtiyazlı paylarına, devralan şirketin ortaklık yapısında verilen eşdeğerdeki veya uygun karşılıktaki hakların neler olduğu, birleşme sözleşmesinde açıkça gösterilmek zorundadır.

    Şirketin tür değiştirmesi halinde ise, şirket tür değiştirmekle birlikte şirketin mevcut ortaklık yapısı korunur. Zira şirket yalnızca tür değiştirmekte, örneğin limited şirketten anonim şirkete dönüşmektedir. Bu durumda yapılması gereken tek şey, yalnızca limited şirketlere ait olan bazı ortaklık özelliklerinin değiştirilerek anonim şirket ortaklık yapısına uyarlanmasıdır. Tür değiştirmede şirketin ortaklık yapısı korunduğu gibi, belirli paylara tanınan imtiyazlar da aynen korunur. Bu imtiyazların birebir korunmasının teknik olarak mümkün olmaması halinde, yine uygun bir karşılığı tanınmalıdır. Ancak payda imtiyazı, her zaman başka tür bir şirkette uygun bir karşılığında dahi muhafaza etme imkânı teknik olarak mümkün olmayabilir. Bu halde karşılanamayan imtiyazlar bakımından, ilgili paysahiplerine uygun bir tazminat ödenir.

    V. SONUÇ

    Anonim ve limited şirketlerde imtiyazlı pay çıkarılması, şirkette ortaya çıkan kontrol dengesinin sağlanması ihtiyacı, şirketin dışarıdan sermayeye veya yatırımcıya ihtiyaç duyması gibi çok çeşitli durumlarda başvurulabilecek bir imkândır. Özellikle anonim şirketlerde, pay başına düşen oy sayısını arttıran oyda imtiyaz ve yönetim kurulunda temsile ilişkin imtiyazlar, şirket içerisindeki kontrol dengelerini sağlamada pek çok şirket tarafından başvurulan imtiyazlardır.

    Şirkete yatırımcı çekmek veya var olan yatırımcıların daha çok yatırım yapmasını sağlamak amacıyla, yatırımcılar için ihraç edilecek paylara kâr payı, tasfiye payı, rüçhan hakkı gibi malvarlığı haklarında imtiyazlar tesis edilebilir. Bu örnekleri, şirketin kendine özgü ihtiyaçları doğrultusunda çoğaltmak mümkündür. Bununla birlikte imtiyazlı pay sahiplerinin, kimi durumlarda imtiyazlarını kötüye kullanabildikleri gözlemlendiğinden, imtiyazlı pay ihraç ederken risklerin göz önünde bulundurulması gerekir.

    Yazı kaynağı : burhaneray.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap