Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    anadolu türk beyliklerinin birbirleriyle mücadele etmelerinin nedenleri neler olabilir

    1 ziyaretçi

    anadolu türk beyliklerinin birbirleriyle mücadele etmelerinin nedenleri neler olabilir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Anadolu Türk beyliklerinin birbirleriyle mücadele etmelerinin nedenleri neler olabilir?

    Anadolu Türk beyliklerinin birbirleriyle mücadele etmelerinin nedenleri neler

    Page 37 - Tarih-10 | 1.Ünite

    Yazı kaynağı : ogmmateryal.eba.gov.tr

    Aynı dönemde yaşamış Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin sebepleri neler olabilir?

    Aynı dönemde yaşamış Türk devletlerinin birbirleriyle mücadele etmesinin sebepleri neler olabilir?

    Türk tarihi boyunca kurulmuş on altı büyük Türk devleti olmakla birlikte irili ufaklı pek çok devletçik ve beylikler de kurulmuş ve çok geniş bir coğrafyada hakimiyet sürmüşlerdir.

    Tarihin Büyük Türk Devletleri

    Tarihin büyük Türk devletleri arasında;

    Osmanlı İmparatorluğu kurulduğu 1299 yılından 1922 yılına kadar üç kıtada hüküm sürmüştür.

    Hâkimiyet Mücadelesi

    Aynı dönemde yaşamış olan Türk devletlerinin birbirleri ile mücadele etmesinin arkasında yatan sebep ise hâkimiyetin kimin elinde olacağı meselesidir. Örneğin Yıldırım Bayezid döneminde Türk bir hükümdar olan Timur ile yaşanılan savaşlarda bu sebep yatmaktadır. Bir diğer anlaşmazlık ise Türklerin İslamiyet’e geçmelerinden sonra açığa çıkan İslamiyet’in sancaktarının kim olacağı sonudur. Bu sorunla ilgili en büyük mücadelerin verildiği dönemler ise Büyük Selçuklu, Memlük Devleti, Timurlular Devleti, Safevi Devleti dönemlerinde yaşanmıştır.

    Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim Karşı Karşıya

    Bu mücadeleler bugünkü İran sınırları içerisinde 1501 senesinde kurulmuş olan Safevi Devleti ile Osmanlı İmparatorluğu arasında da yaşanmıştır. Türkmen kökenli bir anne babadan doğan Şah İsmail’in kurduğu bir Türk devleti olan Safeviler bölgede derin izler bırakmıştır. Aynı şekilde Osmanlı Devlet tarihi açısından da önemli mücadelelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Safeviler ile Osmanlıların arasında en şiddetli çatışmaların yaşandığı dönem ise Yavuz Sultan Selim dönemidir.

    Yazı kaynağı : www.egitimsistem.com

    10. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Sayfa 42, 43, 44, 45 Cevapları

    10. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Sayfa 42, 43, 44, 45 Cevapları

    10. Sınıf Meb Yayınları Tarih 1. Ünite Ölçme ve Değerlendirme Sayfa 42, 43, 44, 45 Cevapları

    A- Aşağıdaki terimleri birer cümleyle açıklayınız.

    Oguş : Türk toplumunun en küçük sosyal birimi aile (Oğuş) dir.
    Yassıçemen Savaşı : Yassı Çemen Muharebesi, 1230 yılında Erzincan yakınlarında Türkiye Selçuklu Devleti - Eyyubiler ittifakı ile Harezmşahlar arasında yapılan muharebe.
    Haçlı Seferleri : Haçlı Seferleri ya da Haçlı Akınları, 1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa'nın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Orta Doğu toprakları üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlar bütünüdür.
    İkinci Beylikler Dönemi :

    B- Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

    1. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Yunus Emre gibi âlimlerin fikirlerinin günümüzde de etkili olmasının nedenleri nelerdir?

    İslamı Kaynak Olarak Almaları

    Bu alimlerin kalıcı olmalarının en büyük sebebi zaten yüzyıllardır İslam ile yoğrulan bu coğrafyada, eserlerini İslam’dan ilham alarak kaleme almış olmalarıdır. Yaşadıkları dönemde doğum sancıları çeken Osmanlı Devletininde ihtiyacı olan şey tam olarak budur. Yaşamları ve hayat görüşleri de Kurana ve Peygambere dayandığı için yüzyıllar geçse de bu iki şeyin Müslümanlar için değişmeyeceği gerçeği bu alimleri de zamana karşı yenilmez yapmıştır.

    Birden Fazla Sıfatı Taşımaları

    Alim olmaları yanında şair, düşünür, mutasavvıf olmaları da bunun sebeplerinden biridir. Aynı zamanda hepsi bir tarikata yada düşünceye fikir babalığı yapmışlardır. Bektaşilik Mevlevilik bunun örnekleridir.

    Kullandıkları Üslup

    Hepsinin kullandıkları şairane üslup o zamanki halk tarafından da anlaşılır bulunmuştur. Örneğin Yunus Emrenin yaklaşık 800 yıl önce kaleme aldığı eserleri bugün okuduğumuzda büyük bir bölümünü anlıyor olmamız bunun çok açık bir örneğidir.

    Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Yunus Emre gibi âlimlerin fikirlerinin günümüzde de etkili olmasının nedenleri

    2. Moğol İstilası’nın Anadolu’nun demografik değişimine etkileri nelerdir?

    Moğol İstilası’nın Anadolu’nun demografik değişimine etkileri

    3. Anadolu’da, ilk Türk beyliklerinin kurulmasına etki eden gelişmeler nelerdir?

    Anadolu’da, ilk Türk beyliklerinin kurulmasına etki eden gelişmeler

    4. Selahaddin Eyyubi’nin Türk İslam tarihindeki önemi nedir?

    Kudüs’ü Alması

    2 Ekim 1187 tarihinde yapılan Hıttın Muharebesi ile birlikte Haçlı Kuuvetleriyle savaşarak yaklaşık 1 asırdır Hristiyan hakimiyetinde olan Kudüs’ü geri almıştır. Kudüs’ün geri alınması müslümanlar için ve tabii Türkler için kutsal şehir olması sebebiyle çok önemli bir moral kaynağı olmuştur.

    Haçlı Seferlerini Etkisiz Hale Getirmesi

    Haçlı Seferlerinin Anadolu ayağıyla Türkler mücadele verirken Kudüs, Mısır ve Suriye ayağıyla Selahattin Eyyübi ve ordusu mücadele etmiş ve Haçlı ordusunu geri püskürtmüştür. Haçlı ordusunun püskürtülmesi hem yeni devlet kurmakta olan Türkler hem de İslam dünyasının eski gücüne ve otoritesine kavuşması anlamında çok önemlidir.

    İslam Adına Sayısız Hizmet Yapmıştır

    Selahattin Eyyübi yanında İslam alimlerini hiçbir zaman ayırmamıştır. Mısır sultanı olduktan sonra 4 farklı mezhebe göre medreseler yaptırmış böylece farklı mezheplerden Müslümanların birlik içinde olmalarını sağlamıştır. Aynı zamanda birçok camiyi restore ettirmiştir. Mescidi Aksa bunlardan bir tanesidir.

    C- Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

    Cevaplar : 1. D 2. E 3. A 4. B 5. D 6. A 7. A 8. E 9. C 10. C

    Ç- Haçlılar ve Doğu Dünyasında Karışıklıklar

    Aşağıdaki soruları metinden yola çıkarak cevaplayınız.
    1. Sultan I. Kılıç Arslan’ın Haçlı Seferlerindeki rolü nedir?
    Sultan I. Kılıç Arslan, Anadolu ve Türk-Müslüman topraklarının korunmasının başındaki komutandır.

    2. Türklerin, uğradıkları bütün zararlara rağmen Anadolu’da köklü bir şekilde yerleşmelerinin nedenleri neler olabilir?
    Göç eden topluluklar hayatta kalabilmeleri için bazı zorluluklarla karşılaşmıştır. Çünkü başka çareleri olmadığı için tüm zorluklara rağmen hayata tutunmuşlardır. Bu hayata tutunuş kültürel kalıcılığı da sağlamıştır. Ayrıca çok sayıda göç eden nüfus kültürel kalıcılık üzerinde etkili olmuştur.

    3. Haçlı Seferlerinin Bizans İmparatorluğu’nun siyasi geleceğine etkileri nelerdir?
    Bizans İmparatorluğu’na yardım edeceği yerde onu yıpratarak siyasi ömrünü, bölgedeki otoritesini, Hıristiyanlar arasındaki saygınlığı azaltmıştır.

    4. Haçlıların Bizans’a duydukları nefretin nedenleri neler olabilir?
    Haçlılar daha çok Katolik tabanlı bir toplulukken Bizans’ın Ortodoks tabanlı bir topluluk olması mezhep çatışmasından kaynaklanan nefretin nedenidir.

    5. Haçlı Seferlerinde Avrupalıların Bizans İmparatorluğu’nu işgal etmesi Hristiyan dünyasına etkileri nelerdir?
    Hıristiyan dünyası bir nevi kendi içinde savaşarak kendi gücünü azaltmıştır. Ayrıca Haçlıların bu tarz haraketleri diğer Hristiyan mezheplerinden aldıkları desteği ve güveni düşürmüştür.

    6. Haçlılar, Anadolu’yu geçerken hangi Anadolu şehirlerine zarar vermiş olabilir?
    Haçlılar Anadolu’dan geçerken İznik, Adapazarı, Bilecik, Eskişehir, Afyon, Konya, Karaman, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa ve Hatay gibi illere zarar vermiş olabilir.

    7. Antakya ve Suriye-Filistin kıyı bölgelerine yerleşen Haçlıların yaklaşık iki yüzyıl bu bölgede yaşamasının Doğu-Batı ilişkilerine etkileri neler olabilir?
    Bu bölgede uzun süre boyunca kalmaları Doğu Batı medeniyetleri arasında oluşan ticaretle birlikte etkileşimi arttırmıştır. Bu yolla birbirleri arasında askeri, ekonomik, kültürel bilgi aktarımı gerçekleşmiştir.

    İkinci Türk Beylikleri Dönemi

    Aşağıdaki soruları haritadan yola çıkarak cevaplayınız.

    1. Denizcilikle uğraşan beyliklerin merkezlerini harita üzerinde işaretleyiniz.
    Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla, Antalya, Kastamonu.

    2. Bizans’a karşı gaza yapan beyliklerin merkezini gösteriniz.
    Osmanoğulları ve Karesioğulları.​​​​​​​

    3. Beyliklerin bu kadar fazla olması dikkate alındığında, Anadolu’nun siyasi yapısı hakkında neler söylenebilir?
    Büyük bir siyasi otorite olmamasından kaynaklı siyasi birlik yoktur.​​​​​​​

    4. Anadolu Türk beyliklerinin birbirleriyle mücadele etmelerinin nedenleri neler olabilir?
    Daha fazla toprak sahibi olmak ve Anadolu’da siyasi otorite olma isteği.​​​​​​​

    Kutsal Şehir Kudüs
    Aşağıdaki soruları metinden yola çıkarak cevaplayınız.

    1. Kudüs’ün üç ilahi din için de önemli sayılmasının nedenleri nelerdir?
    Üç ilahi din için de kendi inanışlarına göre kutsal sayılan özellikler barındırması ve bazı kutsal ve önemli olayların orada gerçekleşmesidir.

    2. Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs için önemi nedir?
    Selahaddin Eyyübi, Kudüs‘ü Haçlılardan geri almış ve Kudüs’ün Müslüman dünyasının kontrolü altına girmesini sağlamıştır.

    3. Kudüs’ün sahip olduğu dinî özellikleri bünyesinde bulunduran başka hangi şehirler vardır? Örnek veriniz.
    Kudüs’ün sahip olduğu dini özellikleri bünyesinde bulunduran şehirlere Hatay örnek gösterilebilir.

    4. Birleşmiş Milletler Bilim Eğitim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO), İsrail’i “işgalci güç” olarak tanımasının nedenleri neler olabilir?
    Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra oraya yerleştirilen Yahudi sığınmacı nüfusun zamanla bölgede baskıcı güç olup yerli insanları etnik temizleme yöntemleri kullanarak uzaklaştırmaya çalışması ve savaşa, kargaşaya sebep olmasıdır.

    5. Kudüs’ün siyasi durumunun günümüzde devletlerarası ilişkilere etkileri nelerdir?
    Kudüs’ün hala birçok din için önem arz etmesi dünyadaki devletler arasında kontrol etme ve sahip olma isteği yaratmaktadır. Bu da dünyadaki devletlerin güç dengeleri doğrultusunda gerilim kargaşa anlaşmazlık gibi sorunlara sebep olmaktadır.

    6. Kudüs’ün önemi ile ilgili bir afiş hazırlayınız.

    Yazı kaynağı : www.egitimsistem.com

    ANADOLU BEYLİKLERİ

    ANADOLU BEYLİKLERİ

    Tarih. Anadolu Selçuklu Devleti’nde Sultan I. Alâeddin Keykubad’ın ölümünden (1237) sonra, veliahdı olan ortanca oğlu İzzeddin Kılıcarslan ile büyük oğlu Gıyâseddin Keyhusrev arasında uzun süren amansız bir mücadele başladı. Bu mücadele sırasında Sâdeddin Köpek gibi bir diktatörün birçok değerli ve tecrübeli emîri ortadan kaldırması devlet için büyük kayıp olmuştur. Bu olayların yanı sıra, zayıf ve kabiliyetsiz bir hükümdar olan II. Gıyâseddin Keyhusrev’in genç ve tecrübesiz kişilerle iş birliği yapması, devletin idarî mekanizmasının zayıflamasına yol açtı. Nitekim devletin bu zayıf durumu, çok büyük bir Türkmen kitlesinin yer aldığı Babaîler isyanına sebep oldu. Öte yandan Selçuklu Devleti’nin durumunu yakından takip eden Moğollar da bu karışıklıklardan faydalanmak için harekete geçtiler. Nihayet 1243 yılında Kösedağ’da Moğollar karşısında uğradığı yenilginin ardından Anadolu Selçuklu Devleti hızlı bir çöküş devresine girdi ve İlhanlılar’a tâbi oldu. Bundan sonra Anadolu’da hâkimiyet Moğollar’ın eline geçti. Malî kaynakların azlığı, suistimaller ve iktisadî çöküntü yüzünden perişan bir durumda bulunan Anadolu’da Selçuklu Devleti tekrar eski ve kudretli haline gelemedi.

    XIII. yüzyıl sonlarına doğru Anadolu’da Moğol baskısı zayıflamış ve bu durumdan faydalanan Türkmen beyleri yavaş yavaş Selçuklular’la ilişkilerini keserek bağımsızlıklarını ilân etmişlerdi. Anadolu Selçukluları’nın hâkimiyetindeki topraklarda kurulmuş olan bu beyliklere Anadolu beylikleri (tavâif-i mülûk) denilir. Bunların çoğu Bizans İmparatorluğu’na yakın uçlarda ve kıyı bölgelerinde teşekkül etmişti. Selçuklu-Moğol idaresinin daha kuvvetli bir şekilde göründüğü Orta Anadolu’da kurulan beylik sayısı ise çok azdı.

    Anadolu’da kurulan bu beyliklerin en güçlüsü, merkezi Ermenek olan Karamanoğulları Beyliği’dir (yaklaşık 1256-1483). Başlangıçta sûfî çevreleriyle yakın ilişkileri olduğu anlaşılan bu beylik, birçok defa Selçuklu-Moğol idaresiyle mücadele etti. Nihayet bu aileden Mehmed Bey, beraberinde Cimri lakabıyla meşhur Selçuklu şehzadesi Alâeddin Siyavuş olduğu halde Konya’ya girdi (1277). Mehmed Bey, beylik sınırları içinde Türkçe’den başka dil kullanılmamasını emretti. Bu hareket Anadolu’da Türkmenler’in millî şuurlarının çok güçlü olduğunu göstermesi bakımından ilgi çekicidir. Karamanoğulları Anadolu’da üstünlüğü ele geçirmek için Osmanlılar’la da savaştılar. Zaman zaman Osmanlılar’a karşı Venedik, Papalık ve Akkoyunlular’la ittifaklar yaptılar; ancak Osmanlı-Karamanoğulları mücadelesi Osmanlılar’ın galibiyetiyle sonuçlandı.

    Moğol istilâsı önünden kaçan Türkmenler’in Batı Anadolu’da Lâdik (Denizli), Honaz ve Dalaman bölgesinde kurduğu siyasî teşekkül Lâdik veya İnançoğulları Beyliği (1261-1368) adını taşıyordu. Bu bölgeye gelenlerin başında bulunanlardan Mehmed Bey, Sultan II. İzzeddin Keykâvus’a karşı ayaklanmış ve adı geçen beyliği kurmuştu.

    Karahisar (Afyon), Kütahya, Sandıklı, Akşehir ve Beyşehir’i içine alan uç bölgesinde, Selçuklu veziri Sâhib Ata Fahreddin Ali’nin oğulları ve torunları tarafından kurulmuş olan küçük beylik ise Sâhib Ataoğulları adını taşıyordu (yaklaşık 1275-1341).

    Anadolu’nun batısında Milas, Muğla ve çevresinde kurulmuş olan diğer bir Türk beyliği de Menteşeoğulları idi (yaklaşık 1280-1424). Bu beyliği, o yöreye deniz yoluyla gelen ve içeri doğru girerek sahil ile Denizli arasındaki bölgeye yerleşen Türkmenler kurmuştu. Adı geçen bölge, Anadolu Selçuklu hükümdarları tarafından beyliğin kurucusu Menteşe Bey’in atalarına iktâ edilmişti. Menteşeoğulları donanmalarıyla Ege ve Akdeniz’de Haçlı gemilerine karşı sürekli harekâtta bulunmuşlar, Rodos’u fethetmeye çalışmışlar, bu yüzden zaman zaman Venedikliler ve Kıbrıs Krallığı tarafından tehdit edilmişlerdir. Menteşe beyleri 1402’den sonra Osmanlı şehzadeleri arasındaki taht mücadelelerine de karışmışlardır.

    Batı Anadolu’daki beyliklerden biri de Karesioğulları’dır. Anadolu Selçukluları Dânişmendliler’i ortadan kaldırınca Dânişmendli ailesine mensup olan bazı beyler Bizans sınırlarında uç beyi olarak görev almışlardı. Bu aileden Kalem Bey ile oğlu Karesi Bey Bizans şehirlerini zapta girişmişler ve merkezi Balıkesir olmak üzere Karesi Beyliği’ni (yaklaşık 1297-1360) kurmuşlardı. Karesioğulları zaman zaman Trakya’ya da asker çıkarmışlardır.

    Germiyanoğulları Kütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliğidir. XIII. yüzyılın ilk yarısında Malatya taraflarında bulunan Germiyan aşireti, muhtemelen Moğollar’ın baskısı yüzünden, 1262-1263 yıllarında batıya göç etmiştir. Germiyanoğulları Beyliği’ni (1300-1429) Kerîmüddin Alişîr’in oğlu I. Yâkub Bey kurmuştur. Onun idaresindeki Germiyanoğulları Anadolu beyliklerinin en kuvvetlilerinden biri olmuş ve en parlak devrini XIV. yüzyılda yaşamıştır.

    Eşrefoğulları, XIII. yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir Türk beyliğidir. Kurucusu Eşrefoğlu Süleyman Bey, Anadolu Selçukluları’nın uç beylerindendi. Yerine geçen oğlu Mübârizüddin Mehmed Bey topraklarını kuzeye doğru genişleterek Akşehir ve Bolvadin taraflarına hâkim olmuşsa da uçlarda bağımsızlıklarını korumaya çalışan beyliklere karşı harekete geçen Moğol Valisi Timurtaş, Eşrefoğulları’na son vermiştir (1326).

    Saruhanoğulları (1302-1410), merkezi Manisa olmak üzere Batı Anadolu’da kurulmuş bir Türk beyliğidir. Beyliğin kurucusu Saruhan Bey’in, Hârizmliler’in kumandanı iken Anadolu Selçukluları’nın hizmetine giren Saruhan ismindeki bir emîrin torunu olduğu söylenmektedir. Hazırladıkları donanma ile Ege denizinde faaliyet gösteren, hatta Balkanlar’a seferler yapan Saruhanoğulları zaman zaman Osmanlılar’a karşı Bizans ile anlaşmışlarsa da sonunda Osmanlılar tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

    Batı Anadolu’da kurulan güçlü beyliklerden biri de Aydınoğulları Beyliği’dir (1308-1426). Bu beylik, Ege denizi ve Mora sahillerine yaptığı deniz seferleriyle büyük başarı elde etmiştir. Umur Bey zamanı Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmelerin görüldüğü parlak bir dönem olmuştur. Umur Bey’den sonra beylik çökmeye yüz tutmuştur. Ankara Savaşı’ndan (1402) sonraki devrede Cüneyd Bey Aydınoğulları’nı güçlendirmeye çalışmışsa da Osmanlılar bu beyliğe son vermişlerdir.

    Anadolu’nun güney sahillerinde ise Alâiye Beyliği (1293-1471) bulunmaktaydı. Alâiye (Alanya) şehri Anadolu Selçukluları’nın son yıllarında Karamanoğulları’nın eline geçmiş (1293), bundan sonra şehir ve yöresine Karamanoğulları’na bağlı beyler hâkim olmuştur. Siyasî bakımdan fazla bir önemi olmayan Alâiye Beyliği daha sonra Memlükler’in hâkimiyeti altına girmiştir. Ticarî önemi sebebiyle Alâiye şehri zaman zaman Kıbrıs Krallığı’nın hücumuna da uğramıştır.

    Isparta, Eğridir ve yöresinde bulunan Türkmenler’in reisi Feleküddin Dündar Bey, Hamîdoğulları Beyliği’ni (yaklaşık 1301-1423) kurmuştur. Daha sonra İlhanlılar’ın Anadolu valisi Timurtaş Hamîdoğulları’nın topraklarına sahip olmuşsa da onun Mısır’a kaçmasıyla beylik tekrar canlanmış ve Eşrefoğulları’nın arazisinin bir kısmını ele geçirerek oldukça güçlenmiştir. Fakat daha sonra Hamîdoğulları’nın Eğridir şubesinin toprakları Osmanlılar’la Karamanlılar arasında paylaşılmıştır. Dündar Bey Antalya’yı zaptettikten sonra şehri kardeşi Yûnus Bey’e bırakmış, bu suretle Hamîdoğulları’nın Antalya şubesi (veya Tekeoğulları) ortaya çıkmıştır. Tekeoğulları, Antalya’yı ele geçirmek isteyen, hatta bir ara bu şehre sahip olan Kıbrıs Krallığı’na karşı başarıyla mücadele etmişlerdir.

    Dulkadıroğulları Beyliği (1339-1521) ise Maraş ve Elbistan yöresinde faaliyet göstermiştir. Güney Anadolu’daki başka bir beylik de Adana bölgesinde hüküm süren Ramazanoğulları Beyliği’dir (1352-1608). Her iki beylik siyasî bakımdan önce Memlükler, sonra da Osmanlı Devleti’ne bağlı olarak hüküm sürmüşlerdir. Bu iki beylik de Osmanlılar tarafından yıkılmıştır.

    Eretnaoğulları Beyliği (1335-1381) Orta Anadolu’da faaliyet göstermiştir. Beyliğin kurucusu Eretna, Uygur Türkleri’ndendi. Eretna’nın oğlu Mehmed Bey devrinde beylik idaresinde emîrler rol oynamaya başlamıştı. Nitekim bu beyliğin ileri gelenlerinden Kadı Burhâneddin, Eretna Beyliği’ne son vererek kendi devletini kurmuştur (1381-1398). O, hükümdarlığı süresince çevresinde bulunan Candaroğulları, Karamanoğulları, Tâceddinoğulları ve Osmanlılar’la mücadele etmiştir. Kadı Burhâneddin Devleti, kurucusunun ölümünden sonra hızla çökmüştür.

    Kuzey Anadolu’da Karadeniz bölgesinde görülen ilk beylik Çobanoğulları Beyliği’dir (yaklaşık 1227-1309). Beylik, Kastamonu’da uç beyi olarak bulunan, Oğuzlar’ın Kayı boyuna mensup Hüsâmeddin Çoban tarafından kurulmuştur. Bu beylik daha sonra yerini Candaroğulları’na (1292-1462) bırakmıştır. Candaroğulları Beyliği aynı zamanda hânedana mensup bir kişiye nisbetle İsfendiyaroğulları adıyla da bilinir.

    Karadeniz bölgesinde hüküm süren bir başka beylik de Pervâneoğulları’dır (1277-1322). Pervâne Muînüddin Süleyman’ın öldürülmesinden sonra oğlu Mehmed Sinop’ta Pervâneoğulları adıyla bağımsız bir beylik kurmuştur. Bu beylik daha sonra Bafra ve Samsun’u ele geçirmiş, ayrıca Kırım sahillerine seferler yapmış ve Karadeniz’de Cenevizliler’le savaşmıştır.

    Tâceddinoğulları da (yaklaşık 1348-1428) Karadeniz kıyısında bugünkü Bafra ile Ordu arasında, güney sınırı Niksar’a kadar uzanan saha üzerinde kurulmuş bir Türk beyliğidir.

    İlhanlılar’ın Anadolu valisi Çoban ve oğlu Timurtaş Anadolu’yu tamamen Moğol idaresi altına sokmak maksadıyla bu beylikleri ortadan kaldırmak istemiş ve kısmen başarılı olmuşlardır. Emîr Çoban’ın 1327’de İlhanlı Hükümdarı Ebû Saîd Bahadır Han tarafından öldürülmesi sonucu Timurtaş, kurtuluşu Memlükler’e sığınmakta bulmuştu. Beylikler için asıl tehlike, Osmanlı Devleti’nin gelişmesi ve Anadolu’nun siyasî birliğini sağlamak için harekete geçmesiyle ortaya çıkmıştır. Özellikle Yıldırım Bayezid zamanında (1389-1402) Karaman, Germiyan, Hamîd, Menteşe, Aydın, Saruhan ve Candaroğulları beylikleri ortadan kaldırılmıştır. Timur’un Ankara Savaşı’nda Yıldırım Bayezid’i mağlûp etmesi bu beyliklerin tekrar canlanmasına sebep olmuşsa da Osmanlı Devleti’nin hızla eski kuvvetini kazanması Anadolu’daki beyliklere hayat hakkı tanımamıştır. Sonunda Osmanlılar bu beylikleri ortadan kaldırarak Anadolu’da siyasî birliği yeniden sağlamayı başarmışlardır.

    Yazı kaynağı : islamansiklopedisi.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap