Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    alparslan türkeş doğum tarihi

    1 ziyaretçi

    alparslan türkeş doğum tarihi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Alparslan Türkeş

    Alparslan Türkeş

    Alparslan Türkeş (doğum adı Ali Arslan[2] veya Hüseyin Feyzullah[3][4][5][6]) (25 Kasım 1917; Lefkoşa - 4 Nisan 1997; Ankara), Türk asker ve siyasetçi. Muvazzaf askerken 27 Mayıs Darbesi'nde aktif rol alan Türkeş, askerlik görevi sonrası başbakan yardımcısı, Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu ve ilk genel başkanı olarak görev yapmıştır. MHP Genel Başkanlığı görevini 1969-1997 yılları arasında sürdürmüştür. Mart 1975-Haziran 1977 ve Temmuz 1977-Ocak 1978 tarihleri arasında Süleyman Demirel tarafından kurulan hükûmetlerde Başbakan Yardımcısı olarak yer almıştır. 1965, 1969, 1973, 1977 ve 1991 Türkiye genel seçimlerinde milletvekili olarak meclise girmiştir.

    Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 1963 yılında Türkiye Huzur ve Yükselme Derneği'ni kurmuştur. 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata atılmış ve aynı yıl partinin genel başkanı olmuştur. İlk defa 1965 Türkiye genel seçimlerinde CKMP'nin Ankara milletvekili olarak meclise girmiştir. 1966 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı adayı olmuştur fakat seçilememiştir. 1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükûmetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulunmuştur.

    12 Eylül Darbesi'nden sonra 1985 yılına kadar 4,5 yıl tutuklu kalmıştır. 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu'nda siyasal yasağı kalkmıştır. Aynı yıl Milliyetçi Çalışma Partisi'ne girmiştir ve yapılan kongrede genel başkan seçilmiştir ve partisi 1991 Türkiye genel seçimlerinde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapmıştır. 1992 yılında 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirilmiştir. 1995 Türkiye genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, 4 Nisan 1997 tarihinde ölmüştür.

    İlk yılları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 öğle vaktinde Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ile Fatma Zehra Hanım'ın çocuğu olarak, Lefkoşa'da Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade Sokağı 13 numaralı evde dünyaya geldi. Günümüzde TİKA tarafından bu ev restore edilerek 2019 yılında müze hâline getirilmiştir. Ev günümüzde müze olarak hizmet veren Lüzinyan Evi'nin bitişiğindedir.

    Büyükleri Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinin Köşkerli köyünden arsa meselesi yüzünden Sultan Abdülaziz tarafından 1860'larda Kıbrıs'a sürgün ettirilmiştir.[7][8] Babası Ahmet Hamdi Bey, Gazimağusa'nın yakınlarındaki Tuzla kentinden, annesi Fatma Zehra Hanım ise Larnaka şehrindendi.[9] Bununla birlikte Hrant Dink, Türkeş'in Ermeni kökenli olduğunu ve Kıbrıslı Müslüman bir çift tarafından evlat edinilen Sivaslı bir yetim olduğunu iddia etmiştir.[10]

    Askerî kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    1933'te ailesiyle birlikte Lefkoşa'dan ayrılarak Limasol'dan kalkan İtalya bandıralı "Viyana" gemisiyle İstanbul'a geldi.[11][12] Aynı yıl, Lefkoşa doğumlu İzmit milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askerî Lisesine geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936'da Kuleli Askerî Lisesi'nden mezun olup 1938'de Kara Harp Okulu'nu bitirdi. 1939'da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu (P.938-348).[13] Aynı yıl Kars'a tayin edildi ve Karslı bir arkadaşıyla görev yerini becayiş ederek Isparta'ya gitti.[14] Burada Refik Yurtsever'in ablasının kızı Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939'da nişanlandı ve 14 Ocak 1940'ta evlendi. Isparta'da bir yıl kaldıktan sonra Gelibolu'daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı'na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adasında görev aldı.

    Irkçılık-Turancılık davası[değiştir | kaynağı değiştir]

    1944 yılında Nihal Atsız hakkında başlatılan, gözaltına alınan 23 kişinin tutuklanmasıyla devam eden ve Irkçılık-Turancılık Davası'na dönüşen süreçte, Atsız'ın evinde yapılan aramada Türkeş'in Atsız'a yazdığı mektupların bulunması üzerine Türkeş, Erdek'te üsteğmen olarak görev yaptığı sırada gözaltına alındı ve tutuklanarak İstanbul, Tophane'deki Merkez Kumandanlığı Cezaevi'ne gönderildi.[15] 29 Ekim 1944'teki ilk duruşmada, "Türk milliyetçisiyim, fakat iddia edildiği gibi ırkçı değilim," diyerek beraatini istedi.[16]

    Dava 29 Mart 1945'te sonuçlandı ve Türkeş 9 ay 10 gün hapis cezası aldı; fakat Askeri Yargıtay'ın "1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi tarafsızlığını yitirmiştir," diyerek davanın 2 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi'nde görülmesine karar vermesi üzerine serbest bırakıldı.[17] İlk karar Askeri Temyiz Mahkemesi tarafından bozuldu, yargılama 26 Ağustos 1946'da yeniden başladı ve mahkeme 31 Mart 1947'de açıkladığı kararla, "ırkçılığın anayasa suçu teşkil etmediğine" hükmederek davadaki sanıkların tamamı hakkında beraat kararı verdi.[15]

    ABD eğitimi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Beraatinden sonra orduya dönen Türkeş, 1948 yılında, ABD'ye eğitime gönderilecek subaylar için açılacak sınava katıldı ve sınavı kazanan 16 kişiden biri oldu.[18] Önce Kansas eyaletindeki Amerikan Harp Akademisi'nde, sonra Georgia eyaletindeki Amerikan Piyade Okulu'nda iki yıl boyunca "gerilla harbi" eğitimi gören Türkeş, bu dönemden bahsederken "Amerikalılar II. Dünya Savaşı'nın galibi olarak çok gururluydular, bizi de Marshall Planı çerçevesinde Sovyetler'e karşı güçlendirmek için eğitiyorlardı." ifadelerini kullanmıştır.[18]

    Türkiye'ye dönüşü ve ABD'de görevlendirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    ABD'de aldığı eğitimden sonra Türkiye'ye dönen Türkeş, Çankırı Gerilla Okulu'na yüzbaşı rütbesiyle atandı ve burada iki buçuk yıl boyunca "gerilla hocası" olarak görev yaptı.[19] Harp Akademisi sınavını kazanınca İstanbul'a gitti ve anılan okuldan binbaşı rütbesiyle mezun oldu (94. sınıf, Sıra No. 39).

    1955 yılında dış görevler sınavına girerek Pentagon'da göreve başladı, ABD'nin başkenti Washington, DC'de bulunan NATO Daimi Komitesi'nde bulunan Türk genelkurmayı temsil heyetinde görev yaptı ve 1958 yılına kadar ABD'de kaldı.[19]

    Aynı sırada uluslararası ekonomi eğitimi gördü.[kaynak belirtilmeli] 1959'da Almanya'da Atom ve Nükleer Okulu'na gönderildi ve buradaki eğitiminden sonra albaylığa yükseldi ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO şube müdürü olarak atandı.[kaynak belirtilmeli]

    27 Mayıs Darbesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkeş, 27 Mayıs 1960 günü Demokrat Parti iktidarına karşı gerçekleştirilen askerî darbenin öncesinde, 1958 yılında[20] Elazığ'da albay rütbesiyle görev yaptığı birliğinden Ankara'ya atandı ve Albay Talat Aydemir'in önerisiyle Millî Birlik Komitesi'ne (MBK) alınarak, darbeyi planlayıp yürütecek olan 38 kişilik MBK içinde yer aldı.

    Kendi beyanına göre, 27 Mayıs Darbesi'nin fiili lideri kendisidir. Türkeş, darbe hakkında yaptığı açıklamada “27 Mayıs ihtilalinin fiilen lideri benim. General olmamama rağmen fiilen liderliğini ben yaptım” demiştir.[21][22]

    Darbe bildirisini 27 Mayıs 1960 sabahı radyodan okuyan kişi oldu ve bundan sonra adı sıkça duyulmaya başlandı. Darbe sonrasında kurulan askeri yönetimde Başbakanlık Müsteşarlığı yaptı; yardımcılığına ise, sonradan Adalet Partisi Balıkesir Senatörü seçilecek Hikmet Aslanoğlu ve CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Uluç getirildi.

    Bu dönemde Millî Birlik Komitesi içindeki görüş ayrılığı sonucu 13 Kasım 1960'ta MBK Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel bir bildiri yayımlayarak MBK'nin çalışmalarının ülkenin yüksek çıkarlarını tehlikeye düşürecek bir duruma geldiğini, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ile MBK üyelerinin talepleri üzerine MBK'yi feshettiğini açıkladı. Yeni oluşturulan MBK'de ise Alparslan Türkeş'in de içinde bulunduğu ve "Ondörtler" olarak adlandırılan ve ülkenin köklü yapısal sorunları çözülmeden kısa süre içinde yapılacak seçimlerle iktidarın sivillere bırakılmasını reddeden 14 subaya yer verilmedi. MBK üyesi Korgeneral Cemal Madanoğlu'nun inisiyatifiyle gerçekleşen bu operasyonla söz konusu kişiler Türk Silahlı Kuvvetleri'nden de emekli edilerek çeşitli görevlerle yurt dışına sürgüne gönderildiler. Alparslan Türkeş de bu operasyon sonucu Yeni Delhi büyükelçilik müşaviri olarak Hindistan'a gönderildi. Karar Türkeş'e 13 Kasım 1960 sabahı kapısına gelen askerler tarafından verildi ve Türkeş, aynı askerler tarafından Mürted Hava Üssü'ne götürülerek 19 Kasım 1960 gününe kadar bu üste tutuldu.[23]

    İrfan Ülkü, bu dönemde Cemal Madanoğlu'nun Türkeş'i kurşuna dizdirmek istediğini, fakat CIA İstasyon Şefi olarak Türkiye'de görev yapan Ruzi Nazar'ın, ABD Büyükelçisi aracılığıyla Cemal Gürsel'le görüşerek, "Böyle bir şey yaparsanız ya da yapılmasına göz yumarsanız, Amerikan Hükûmeti bunu hiç hoş karşılamayacak, bu cinayet iki ülke ilişkilerine gölge düşürecektir." dediğini, yan odaya geçen Gürsel'in birkaç dakika içinde dönerek "Mesele hallolmuştur," dediğini, böylelikle Türkeş'in idam edilmekten kurtulduğunu belirtir.[24][25]

    Hindistan'da sürgündeyken Türkeş, Millî Birlik Komitesi Başkanı Cemal Gürsel'e, Yüksek Adalet Divanı'nda yargılanan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin doğru olmayacağını vurgulayan ve Millî Yol dergisinde yayınlanan mektubu gönderdi.[kaynak belirtilmeli]

    25 ay kadar sonra, 23 Şubat 1963'te Gümülcine'den yurda döndüğünde burada kalabalık bir "milliyetçi topluluk" tarafından karşılandı.

    Siyasi kariyeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Gökhan Evliyaoğlu'nun Adalet Partisi'ne katılma yolundaki teklifini reddeden Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 1963 Mayıs ayında Huzur ve Yükseliş Derneği'ni kuracaklarını açıkladı. Derneğin programı, daha sonradan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin programına temel teşkil edecektir.

    Ancak bu dernek, Talat Aydemir'in ikinci darbe girişimi nedeniyle kurulamadı.[26] Türkeş bu süreçte; darbe hazırlığı yapan Talat Aydemir - Fethi Gürcan ikilisiyle temas kurdu, ancak Talat Aydemir'le anlaşamadı. Bunun üzerine darbeyi hükûmete ihbar etti. Kendisi de darbe girişimi nedeniyle tutuklandı, 3,5 ay cezaevinde kaldı; ancak darbeyi hükûmete duyurduğu için tahliye edildi.[26]

    Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alparslan Türkeş, sürgünde olduğu dönemde 14'lerden çoğu ile sık sık bir araya gelerek dönüşten sonraki stratejisini belirleyici toplantılar yapmıştı. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden Dündar Taşer, Ahmet Er, Muzaffer Özdağ, Rıfat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK üyeleri ile birlikte Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne (CKMP) katılarak fiilen siyasi hayata atılmış oldu. Öte yandan, 14'lerden Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, İrfan Solmazer, Numan Esin ve Fazıl Akkoyunlu ise CHP'ye katıldı.[27]

    Türkeş ilk olarak partide genel müfettişlik görevi üstlendi. Partiye katılışından bir buçuk ay sonra olağanüstü kongre talebinde bulundu; talebi partinin Genel İdare Kurulu'nda 6'ya karşı 11 oyla kabul edildi. Olağanüstü kongreye gidiş sürecinde 14'lerden Numan Esin, Mustafa Kaplan, Şefik Soyuyüce ve Fazıl Akkoyunlu da CKMP'ye katılarak Türkeş'in partideki ağırlığını artırdılar.

    Gerçekleştirilen olağanüstü kongrede Türkeş 698 oy alarak partinin genel başkanı seçildi. Daha sonra 10 Ekim 1965 seçimlerinde Ankara'dan milletvekili seçilerek, 48 yaşında parlamentoya girmiş oldu. 1961 yılındaki seçimlerde yüzde 14'e yakın oy alan CKMP, bu seçimde yüzde 2,2 oy alarak 11 milletvekili çıkardı.

    Bundan sonraki süreçte CKMP'yi dönüştürme çalışmalarına ağırlık veren Türkeş, "korporatist, kalkınmacı-modernist bir Kemalist restorasyon tanımı ağır basan" bir söylem kullandı.[28] 24 Kasım 1967 tarihinde gerçekleştirilen CKMP 8. Kongresi'nde özellikle önemli adımlar attı; 1965 yılında yayımladığı "Dokuz Işık" isimli risaledeki görüşler bu kongrede 9 Işık Doktrini olarak partinin resmi doktrin olarak kabul edildi.[29] Türkeş, bu dönemde kendisini sevenler tarafından Başbuğ ilan edildi.[kaynak belirtilmeli]

    Türkeş, 1966 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cemal Gürsel'in görevden ayrılmasından sonra askerlikten yeni emekli olmuş bir cumhurbaşkanı daha seçmenin demokratik olmayan bir geleneği başlatacağını düşünerek aday oldu, 461 oy alan Cevdet Sunay karşısında 11 oy alarak seçimi kaybetti.

    Milliyetçi Hareket Partisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    6-8 Şubat 1969'da Adana'da yapılan olağanüstü kongrede CKMP'nin adı Milliyetçi Hareket Partisi, terazi şeklindeki amblemi ise üç hilâl olarak değiştirildi. Söz konusu kongre, Türk-İslam sentezinin ülkücü doktrinin ana unsuru hâline geldiği yer oldu ve bundan sonra Nihal Atsız, Türkeş'i "Türkçülükten ayrılıp şeriatçılığa ve dinciliğe kaymakla" suçladı.[30]

    Türkeş, 12 Ekim 1969 tarihinde ve 14 Ekim 1973 tarihinde yapılan genel seçimlerde Adana'dan milletvekili seçildi. Anılan seçimlerde MHP sırasıyla 1 ve 3 milletvekili çıkartabildi.

    1975-1980 arası dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

    1975'ten sonra Milliyetçi Cephe adı verilen koalisyon hükûmetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. Bu dönemde sağ ve sol çatışması arttı. Yetkililerin elinde Milliyetçi Hareket Partisi'nin şiddetin esas kaynağı olduğuna dair kanıtlar vardı ve Cumhuriyet Savcısı kapsamlı bir soruşturma yapmak istiyordu. Ancak hükûmet buna izin veremezdi. Çünkü bu rolün açığa çıkarılması koalisyonun dağılması anlamına geliyordu ve Demirel bunu düşünmek bile istemiyordu.[31]

    5 Haziran 1977 tarihinde yapılan genel seçimlerde partisi yüzde 6,42 oranında oy alan Türkeş, yine Adana'dan milletvekili seçildi.

    12 Eylül Darbesi ve sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

    12 Eylül 1980 günü saat sabah 4'te ordu yönetime el koydu. Alparslan Türkeş bunun yedi saat öncesinde evinden ayrıldığı için, darbe sonrasında diğer siyasi liderler (Demirel, Ecevit, Erbakan vb.) gibi gözaltına alınamadı.[32] Darbeyi gerçekleştiren Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, darbenin ertesi günü "Devlet Başkanı" imzasıyla yayımladığı bildiride, diğer üç parti başkanlarının teslim olduğunu, Alparslan Türkeş'in de teslim olması gerektiğini, aksi takdirde suçlu durumda olacağını ilan etti.[33] Darbeyi ordudaki hangi grubun gerçekleştiğinden emin olmadığı için bir süre gizlenen Türkeş, 15 Eylül günü saat 04:00 civarında evine döndü, birkaç saat içinde evine gelen inzibat erleri tarafından gözaltına alındı.[34] Öncelikle Erbakan'la birlikte İzmir'deki Uzunada Deniz Üssü'ne götürüldü, buradaki bir villada 20 gün kadar kaldıktan sonra Ankara, Mamak'taki Sıkıyönetim Savcılığı'na götürülerek sorgulandı.[35]

    Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 Numaralı Askeri Mahkemesi tarafından 29 Nisan 1981 tarihinde açılan "MHP ve ülkücü kuruluşlar ana davası" kapsamında, idam cezası istemiyle yargılanan Türkeş, 11 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı ve toplam 4 yıl 7 ay 25 gün tutuklu kaldıktan sonra, 9 Nisan 1985 tarihinde tahliye edildi.[12][36]

    Milliyetçi Çalışma Partisi dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkeş, 1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte, darbeden sonra ülkücüler tarafından 7 Temmuz 1983 tarihinde Muhafazakâr Parti adıyla kurulan ve 30 Kasım 1985'te Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) adını alan partiye 20 Eylül 1987 tarihinde üye oldu ve iki hafta sonra, 4 Ekim 1987 günü yapılan olağanüstü kongrede, 210 delegenin tamamının oyunu alarak genel başkanlığa seçildi.[37]

    MÇP bir ay sonra, 29 Kasım 1987'de yapılan genel seçimlere Türkeş'in liderliğinde girdi ve yüzde 2,91 oranında oy alarak milletvekili çıkaramadı. 26 Mart 1989 günü yapılan yerel seçimlerde ise partinin oyu Türkiye genelinde yüzde 4,14 seviyesinde kaldı.

    MÇP, 1991 genel seçimlerine Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile yapılan seçim ittifakı çerçevesinde tek başına girmedi. Parti bu ittifakla 19 milletvekili çıkarırken, Türkeş de Yozgat milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi.

    Bu dönemde Türkeş, bir yandan MÇP'yi merkeze çekmek, öte yandan Anavatan Partisi'ıni etkisizleştirmek amacıyla, Doğru Yol Partisi ve Sosyaldemokrat Halkçı Parti arasında 30 Kasım 1991 tarihinde kurulan koalisyon hükûmetine güvenoyu vereceğini açıkladı. Ancak bu kararı partide dört fire verilmesine neden oldu ve Muhsin Yazıcıoğlu, Ökkeş Şemdinler, Esat Bütün ve Saffet Topaktaş, TBMM'deki oylamaya katılmadılar.[38] Bu isimler daha sonra iki milletvekilini (Ahmet Özdemir ve İsmet Gür) de yanlarına alarak 4 Temmuz 1992 tarihinde MÇP'den ayrıldılar ve 29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi'ni kurdular.

    Milliyetçi Hareket Partisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin adlarının kullanılmasına ilişkin olarak Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi 24 Ocak 1993 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde MHP ve Türkeş parlamento dışı kaldı.

    Türkeş, Soğuk Savaş'ın 1991'de bitmesiyle birlikte, 1980 öncesinde komünizm karşıtlığı ve Türk milliyetçiliği çerçevesinde oluşturduğu siyasi söylemini, 1991 sonrasında Türk cumhuriyetleri ve Kürt sorunu çerçevesinde şekillendirdi.

    Fethullah Gülen ile İlişkisi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Çeşitli iddialara göre, Türk siyasi tarihi boyunca, Gülen ve Türkeş birbirini desteklemiştir.[39] Türkeş, Gülen Cemaati'nin açtığı ilk üniversite olan Fatih Üniversitesi'nin açılış törenine bizzat katılmıştır. Bununla beraber, Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut'un iddiasına göre Gülen Türkeş'in cenazesine katılmıştır.[40][41][42] Ayrıca Türkeş; Susurluk Kazası sonrasında, Fethullah Gülen'in yaptıklarını övmüş, Gülen'in katkılarının çok önemli olduğunu vurgulamış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Gülen hakkında aldığı tedbirleri ve önyargılı tutumu eleştirmiştir. Gülen'in devlet tarafından "ölüm listesine" alınmasını ise kınamıştır.[39][43][44]

    Ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara'da yaşama veda etti. Kabri, Ankara Beştepe'de bulunmaktadır.

    Ailesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Alparslan Türkeş 1940 yılında Ispartalı Muzaffer Hanım ile evlendi. Muzaffer Hanımın 1974 yılındaki ölümüne kadar süren bu evlilikten çiftin Ayzit, Umay, Selcen,[n 2] Sevenbige (Çağrı)[n 3] ve Yıldırım Tuğrul[n 4] adlarında beş çocuğu oldu.

    Eşini kaybettikten iki yıl sonra, 1976'da Seval Hanım ile evlenen Türkeş'in bu evlilikten de Ayyüce ve Ahmet Kutalmış[n 5] adlarında iki çocuğu oldu.

    Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar yazdı.

    Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Alparslan T�rke� do�um ve �l�m tarihi: Alparslan T�rke� nereli, ka� ya��nda �ld�?

    Alparslan T�rke� do�um ve �l�m tarihi: Alparslan T�rke� nereli, ka� ya��nda �ld�?

    Ba�bu� lakapl� eski siyaset�i Alparslan T�rke� do�um g�n�nde an�l�yor. Milliyet�i Hareket Partisi kurucusu ve ilk genel ba�kan� Alparslan T�rke�, �lk�c� hareketin en �nemli isimlerinin ba��nda gelir. Mart 1975-Haziran 1977 ve Temmuz 1977-Ocak 1978 tarihleri aras�nda S�leyman Demirel taraf�ndan kurulan h�k�metlerde Ba�bakan Yard�mc�s� olarak yer alm��t�r. Peki, Alparslan T�rke� nereli, ka� ya��nda �ld�? Alparslan T�rke� do�um ve �l�m tarihi ne zaman? ��te Alparslan T�rke�'in hayat� ve biyografisi.

    Milliyet�i Hareket Partisi'nin kurucusu ve ilk genel ba�kan� olan Alpaslan T�rke�'in do�um ve �l�m tarihi merak ediliyor. Siyasi kariyeri kadar imza att��� kitaplar� ile de ad�ndan s�z ettiren �lk�c� lider 1997 y�l�nda hayat�n� kaybetti.  

    ALPARSLAN T�RKE� DO�UM VE �L�M TAR�H�

    25 Kas�m 1917 tarihinde do�an Alparslan T�rke�, 4 Nisan 1997'de ge�irdi�i kalp krizi sonucu Ankara'da hayat�n� kaybetti. Kabri, Ankara Be�tepe'de bulunmaktad�r.

    ALPARSLAN T�RKE� KA� YA�INDA �LD�?

    Bu sene 103. do�um g�n�nde an�lan Alparslan T�rke� 80 ya��nda hayata veda etmi�tir.

    ALPARSLAN T�RKE� NEREL�, K�MD�R?

    Alparslan T�rke� 25 Kas�m 1917 y�l�nda Lefko�a’da d�nyaya gelmi�tir. Muvazzaf askerken 27 May�s Darbesi'nde aktif rol alan Alparslan T�rke�, askerlik g�revi sonras� ba�bakan yard�mc�s�, Milliyet�i Hareket Partisi'nin kurucusu ve ilk genel ba�kan� olarak g�rev yapm��t�r.

    MHP Genel Ba�kanl��� g�revini 1969-1997 y�llar� aras�nda s�rd�rm��t�r. Mart 1975-Haziran 1977 ve Temmuz 1977-Ocak 1978 tarihleri aras�nda S�leyman Demirel taraf�ndan kurulan h�k�metlerde Ba�bakan Yard�mc�s� olarak yer alm��t�r. 1965, 1969, 1973, 1977 ve 1991 T�rkiye genel se�imlerinde milletvekili olarak meclise girmi�tir.

    T�rke�, milliyet�i �evreleri bir araya getirmek i�in 1963 y�l�nda T�rkiye Huzur ve Y�kselme Derne�i'ni kurmu�tur. 1965'te Cumhuriyet�i K�yl� Millet Partisi'ne (CKMP) girerek fiilen siyasi hayata at�lm�� ve ayn� y�l partinin genel ba�kan� olmu�tur. �lk defa 1965 T�rkiye genel se�imlerinde CKMP'nin Ankara milletvekili olarak meclise girmi�tir. 1966 T�rkiye cumhurba�kanl��� se�iminde Cumhurba�kan� aday� olmu�tur fakat se�ilememi�tir. 1975'ten sonra Milliyet�i Cephe ad� verilen koalisyon h�k�metlerinde ba�bakan yard�mc�l��� g�revinde bulunmu�tur.

    12 Eyl�l Darbesi'nden sonra 1985 y�l�na kadar 4,5 y�l tutuklu kalm��t�r. 1987 T�rkiye anayasa de�i�ikli�i referandumu'nda siyasal yasa�� kalkm��t�r. Ayn� y�l Milliyet�i �al��ma Partisi'ne girmi�tir ve yap�lan kongrede gene ba�kan se�ilmi�tir ve partisi 1991 T�rkiye genel se�imlerinde Refah Partisi ve Islahat�� Demokrasi Partisi ile se�im ittifak� yapm��t�r. 1992 y�l�nda 12 Eyl�l darbesi ile kapat�lm�� olan partilerin eski adlar�n� almas� hakk�nda Siyasi Partiler Kanunu'nda yap�lan de�i�iklikle M�P'nin ismi de 1993 y�l�nda MHP olarak de�i�tirilmi�tir.

    S�ras�yla Kuleli Askerli Lisesi ve Harp Okulunu bitiren T�rke� Kara Kuvvetleri Komutanl��� NATO �ube M�d�r� olarak da g�rev yapan T�rke�, Dokuz I��k, Dava ve Savunma gibi eserleri kaleme alm��t�r. Kayseri'nin P�narba�� il�esinden K�br�s'a g�� eden bir ailenin �ocu�u olan Alpaslan T�rke� s�zleriyle g�n�m�zde de unutulmayan isimler aras�nda yer alm��t�r.

    ALPARSLAN T�RKE� NE ZAMAN �LD�?

    Alparslan T�rke�, 4 Nisan 1997'de ge�irdi�i kalp krizi sonucu Ankara'da hayat�n� kaybetti. Kabri, Ankara Be�tepe'de bulunmaktad�r.

    ALPARSLAN T�RKE�'�N A�LES� VE �OCUKLARI

    Kayseri'nin P�narba�� il�esinden K�br�s'a g�� eden bir ailenin �ocu�u olan Alparslan T�rke�, 25 Kas�m 1917'de Lefko�a'da d�nyaya geldi. 1933'te �zmit milletvekili H�seyin S�rr� Bellio�lu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesi'ne ge�ici olarak kay�t oldu. Asli kayd� ise T�rkiye Cumhuriyeti vatanda�l���na ge�mesiyle ger�ekle�ti. 1936'da Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olan T�rke�, 1938'da ise Harp Okulu'nu bitirdi ve 1939'da piyade aste�meni olarak at�� okuluna girdi ve buradan te�men r�tbesiyle mezun oldu. 5 Eyl�l 1939'da Refik Yurtsever'in ablas�n�n k�z� Muzaffer Han�m ile ni�anlanan T�rke�, 14 Ocak 1940 tarihinde ise evlendi.

    �lk evlili�i, 1940 y�l�nda, Muzaffer Han�m ileydi. Muzaffer Han�m 1974 y�l�nda �lm��t�r. Bundan iki y�l sonra, 1976'da Seval T�rke�'le evlendi.

    �ocuklar�:

    Ayzit,

    Umay,

    Selcen, XXIII. D�nem Bursa milletvekili Hamza Hamit Homri� ile evlidir.

    Sevenbige (�a�r�),�a�r� Sara� T�rke�

    Y�ld�r�m Tu�rul, XIII., XXIV., XXV. ve XXVI. D�nem Ankara milletvekili ve 63. T�rkiye H�k�meti, 64. T�rkiye H�k�meti ve 65. T�rkiye H�k�meti Ba�bakan Yard�mc�s�.

    T�rke�'in ikinci evlili�i, 1976 y�l�nda, Seval Han�m ileydi.

    Ayy�ce,

    Ahmet Kutalm��, XXIV. D�nem �stanbul milletvekili

    ESERLER�

    G�n�l Seferberli�ine, Temel G�r��ler, T�rkiye'nin Meseleleri, Bunal�mdan ��k�� Yolu, Kahramanl�k Ruhu, Yeni Ufuklara Do�ru, 1944 Milliyet�ilik Olay�, Yaylac�k Matbaas�, �stanbul, 1968, 27 May�s ve Ger�ekler, F�rt�nal� Y�llar, MHP ve Bozkurtlar, T�rkl�k Gururu ve �uuru, Her T�rl� Emperyalizme Kar��, Bir Devrin Perde Arkas�, 9 I��k ve T�rkiye, 9 I��k, 9 I��k/ Mill� Doktrin, Milliyet�ilik, Ahlak��l�k, T�rk Milliyet�ilerinin Zaferi, �lk�c�l�k, Bas�lan Kervan�m�z, D�� Politikam�z ve K�br�s, Milliyet�ilik-�lk�c�l�k �zerine Konu�malar, Toplumculuk, D�� Meseleler, Savunma, Sorgu, Mill� Devlet G��l� �ktidar, H�rriyet�ilik ve �ahsiyet�ilik, �limcilik, 27 May�s, 13 Kas�m, 21 May�s ve Ger�ekler.

    Yazı kaynağı : www.star.com.tr

    Türk Dünyasının Bilge Lideri Türk Milliyetçiliğinin Kurucusu Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ'in Hayatı

    Başbuğ Alparslan Türkeş'in Hayatı

    Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ

    Yıl 1860 Orta Anadolu'da, Kayseri'nin, Pınarbaşı ilçesi'nin Yukarı Köşkerli Köyünde meskun Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz'in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.

    Yıl 1917 ve Kasım’ın 25'i, öğle vakti.. yer, Lefkoşe. Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı mütevazi evde, Kıbrıs’a yerleşen Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve esi Fatma Zehra Hanimin Ali Arslan adini verdikleri oğulları dünyaya gelir.

    Yıl 1921 ve 4 yıl 4 ay 4 günlük Ali Arslan, annesi tarafından yıkanır, yeni elbiseler giydirilir ve devrin âdetince fesi mücevherler ile süslenerek Sarayönü ilkokul'una (Sıbyan Mektebi) gönderilir. Sarıklı ve mübarek bir Osmanlı Uleması olan Hoca Efendi'nin dizi dibine çöken Ali Arslan'ın ağzından çıkan ilk söz bir euzü besmeledir. Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım, annem beni yetiştirdi bu mektebe yolladı, okuyup yetişip, milletime hizmet etmek istiyorum dermişçesine bir besmeledir, Ali Arslan'ın ağzından dökülen..

    Birbirinin ardısıra gelen ilkokul ve Rüştiye yılları ve her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş birer hançer olan hocalarından feyz alır. Onlar Ona müfredatın yanısıra Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını Devlet-i âli Osman bakiyesi hür ve müstakil Türkiye'nin yanısıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Dahası Osman Zeki Bey Ali Arslan'ın adini adeta senin adin "Alparslan olsun" ve Sultan Alpaslan'a denk bir yiğit Türk ol, diyerek değiştirir.

    Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale Pasa yadigârı Kıbrıs, sevgili Yeşilada'mızın tamamı İngiliz işgali altındadır ve Türk'ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından başlayarak siner. O her gece Türkiye'ye gidip asker olmayı ve gelip ata-baba ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.

    Yıl 1933 ve Alparslan’ın artik işgal altında, esaret altında yasamaya dayanacak gücü kalmamıştır. Babası Ahmet Hamdi Bey'i ve Annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları Alparslan ve kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların, Türk'ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların, anavatanın, Türkiye'nin yoluna düşerler; Viyana vapuru ve.. ver elini İstanbul...

    Ailesi İstanbul’a yerleşince Alparslan’ın ilk isi Kuleli Askeri Lisesi'ne kayıt olmak olur. Artık O yüreğinin Onu çağırdığı yerde ve düşlerinin peşindedir. O düşlerini düşleyen başkaları da vardır İstanbul’da... Derlenip toparlanmışlar, Türklük, Türkçülük ülküsünün O bir daha hiç inmeyecek olan bayrağını açmışlardır. O Yüce Dilek, O aziz Ülkü, O muhteşem düşler, özellikle, bir Ülkü devi olan Atsız Hoca’nın can evinde, ocağında pişer ve sohbetlerle, şiirlerle, dergilerle, romanlarla mektuplarla Türk aydınlarının gönlüne cemre cemre düşmekte ve yayılmaktadır. Onlarla tanışır, buluşur, Alparslan Türkeş.

    Yıl 1936 Kuleli Askeri Lisesi'ni pekiyi derece ile asteğmen olarak bitirince Ankara ve Harp Akademisi yılları baslar. 1938'de Harbiye'den mezun olur, artik O Türk Ordusu'nun genç bir teğmenidir ve Türk Milleti'nin emrindedir.

    Yıl 1940 Isparta'da gönlünü Muzaffer Ana'ya kaptırır ve evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adli çocuklarla çiçeklenir bu evlilik ve bozkurtların Muzaffer Ana’sının 1974 yılında elim kaybından sonra 1976 yılında, Sevâl Hanım’la yaptığı ikinci evliliğinde de Tanrı Onu Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adli iki evlât daha vererek sevindirecektir.

    Yıl 1944 3 Mayıs.. Ankara'da eski tabirle bir nümayiş yani gösteri veya yürüyüş vardır. Türk'ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen Türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem dosta hem düşmana... hem devlet hizmetindeki gafillere hem de yurda sızmaya çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

    Şâirin öz yurdunda garipsin, özyurdunda parya dediğince tutuklanır Türkçüler... Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı Türkçülük-Turancılık Davası baslar. Türkçüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Türkiye'de Türk Milliyetçisi olmanın bedelidir bu... Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş’te bunlar arasındadır. 20 Ekim 1944'te kendisini "vatan hainliği" suçlamasıyla sorgulayan mesnetsiz Savcıya "Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanimi severim." diye haykırır. Ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve bir yıldır hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen cezada daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur ve 2. numaralı mahkemede beraat eder. Bu onun Türk Milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atilisidir ve son olmayacaktır. Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. O da Türklük Ülküsü için zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin ve yakınmaksızın, çekmiş ve çile çekmeyi şeref bilmiştir.

    Yıl 1947 Alparslan Türkeş ve 15 diğer Türk subayı, A.B.D. Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada ülkemizden Kars ve Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler Birliği’nin Komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski ve değişmez "Moskofluğu" ayan beyan ortaya çıkar. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu ve Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında Kurmaylık sınavını kazanır ve 1955 yılında Harp Akademisi'nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olur.

    Yıl 1955 dış görev için açılan sınavı kazanarak A.B.D. Pentagon'da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanır. Bu arada ... Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi eğitimi görür. 1957 yılında Türkiye'ye döner.

    1959 yılında Almanya'ya Atom ve Nükleer Okulu'na gönderilir ve bu okulu basarıyla bitirir. O artik bir Kurmay Albaydır.

    Yıl 1960, tarih 27 Mayıs öteden beri örgütlenen ve memlekette kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Birlik Komitesi'nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan kişi ve "ihtilâl'in kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurar.

    Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13Kasim 1960'ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve "ondörtler" olarak bilinen arkadaşları Komite'nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edilirler ve zorla evlerinden alınıp yurtdışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da Türkiye'nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

    1961-62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in Türkiye'ye dönmesine müsaade edilmez.

    Yıl 1963 tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner.

    Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği" adli bir dernek kurar.

    Kısa bir süre sonra Talat Aydemir'in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar, yargılanır ve beraat eder.

    Tarih 31 Mart 1965 saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katılır.

    Tarih 1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçilir. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçilir.

    Yıl 1969 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçilir.

    İlki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ve ikincisi de 1 Ağustos - 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yapar.

    Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki örgütlenmeler baslar.

    1968 Yılından itibaren Marksist ve bölücü gençlik hareketleri üniversitelerde yuvalanır ve üniversite özerkliğinden istifade ederek buraları silah, cephane deposu haline getirerek "Komünist Devrim" için üs haline koyarlar. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin'in Stalin'in Mao'nun resimleri ve komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri "şehir gerillası" mı "kır gerillası" mi tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi olanlardan başka hiç kimseye hayat hakkı tanımamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu, Türk Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeye başlarlar. Doktriner Türk Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Türk Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında toplanırlar.

    Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük ve Türkçülük düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde, kentte, dağda her yerde ama her yerde karşı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket'e karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980'e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit ederler. Devlet'in zaaf içinde olduğu düşünülen "zinde güçlerdi bir şeylerin yani ihtilâlin şartlarının "olgunlaşması" için daha fazla kanın akmasını beklemektedirler.

    Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları bir çoğunu bizzat kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının Komünist çetelerce katledildiğini gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla bir iç savaşı önlediği ızdırap dolu yıllardır.

    12 Eylül 1980 sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar. Başbuğ Alparslan Türkeş ve Türkiye'nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar ve C5'ler bu sürecin şekillendiği mekanlardır.

    Başbuğ 12 Eylül'den üç gün sonra teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay Uzunada'da daha sonrada Ankara Askeri Dil Okulu'nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastahanesi’nde 4,5 yıl hapis yatar. O ve 218 Ülkücünün idamı istenir, 9 Nisan 1985'de tahliye olur ve beraat eder.

    Tarih 6 Eylül 1987.. Yapılan referandum neticesi diğer siyasilerle birlikte Başbuğ’a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar ve Başbuğ Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.

    Tarih 4 Ekim 1987.. Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.

    Tarih 20 Ekim 1991.. Genel seçimlerde MÇP'nin RP ve IDP ile yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez T.B.M.M.dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre karşı en etkili mücadeleyi O gerçekleştirir.

    Tarih 27 Aralık 1992.. Oniki Eylül'ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP'nin son kurultay delegeleri, MHP'nin isim ve amblemini MÇP'nin kullanabilmesine karar verirler.

    Tarih 24 Ocak 1992 MÇP'nin 4. Olağanüstü kurultayı toplanır ve partinin adini MHP amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.

    Yıl 1997... tarih 4 Nisan...

    Yazı kaynağı : www.mhp.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap