Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    alparslan türkeş doğum günü sözleri

    1 ziyaretçi

    alparslan türkeş doğum günü sözleri bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Alparslan T�rke� kimdir? ��te Alpaslan T�rke��in hayat�.. Alparslan T�rke� do�um g�n� s�zleri burada!

    Alparslan T�rke� s�zleri: Alparslan T�rke� �l�m tarihi ve do�um tarihi nedir?

    Alparslan T�rke� s�zleri: Alparslan T�rke� �l�m tarihi ve do�um tarihi nedir?

    Alparslan T�rke� do�um g�n�nde an�l�yor. Milliyet�i Hareket Partisi'nin (MHP) kurucusu ve ilk Genel Ba�kan� Alparslan T�rke�'in do�um g�n� bug�n. �lkenin �e�itli yerlerinde anma t�renleri d�zenleniyor. Aslen Kayseri'nin P�narba�� il�esinden K�br�s'a g�� eden bir ailenin �ocu�u olan Alparslan T�rke�, 25 Kas�m 1917'de Lefko�a'da d�nyaya geldi. T�rke�'in do�um tarihini g�renler sosyal medyada payla�mak i�in Alparslan T�rke� s�zlerini ara�t�r�yor. Haberimizde yer al�yor..

    �ALPARSLAN T�RKE� K�MD�R?

    Aslen Kayseri'nin P�narba�� il�esinden K�br�s'a g�� eden bir ailenin �ocu�u olan Alparslan T�rke�, 25 Kas�m 1917'de Lefko�a'da d�nyaya geldi. 1933'te �zmit milletvekili H�seyin S�rr� Bellio�lu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesi'ne ge�ici olarak kay�t oldu. Asli kayd� ise T�rkiye Cumhuriyeti vatanda�l���na ge�mesiyle ger�ekle�ti. 1936'da Kuleli Askeri Lisesi'nden mezun olan T�rke�, 1938'da ise Harp Okulu'nu bitirdi ve 1939'da piyade aste�meni olarak at�� okuluna girdi ve buradan te�men r�tbesiyle mezun oldu. 5 Eyl�l 1939'da Refik Yurtsever'in ablas�n�n k�z� Muzaffer Han�m ile ni�anlanan T�rke�, 14 Ocak 1940 tarihinde ise evlendi.

    1944'te Nihal Ats�z ve Nejdet Sancar ile birlikte Irk��l�k-Turanc�l�k davas�ndan yarg�lanan Alparslan T�rke�, 9 ay 10 g�n Tophane Askeri Hapishanesi'nde kald�. 1945'te Askeri Yarg�tay karar� ile tahliye edilen T�rke�, 1947'de beraat edildi.

    Beraatinin ard�ndan orduya d�nen T�rke�, 1955'de Harp Akademisi'ni bitirdi. Ard�ndan ABD'ye g�nderilen Alparslan T�rke�, burada Amerikan Harp Akademisi ve piyade okulunu tamamlad�. 1955-57 y�llar� aras�nda Washington'da NATO Daimi Komitesi'nde T�rk Genelkurmay� temsil heyetinde g�rev yapt�. Bu s�ralarda uluslararas� ekonomi e�itimi g�rd�. 1959'da Almanya'da Atom ve N�kleer Okulu'na g�nderilen T�rk�e, e�itimin ard�ndan albay oldu ve Kara Kuvvetleri Komutanl��� NATO �ube M�d�r� olarak atand�.

    27 May�s 1960 darbesinden k�sa s�re �nce Elaz��'daki birlikten Ankara'ya atanan T�rke�, Albay Talat �zdemir'in tavsiyesiyle Milli Birlik Komitesi'ne al�nd� ve darbeyi y�netecek 37 ki�inin aras�na girdi. Yine 27 May�s darbesinde radyoda bildiriyi okuyan isim olan T�rke�, ad� bilinen bir isim olmaya ba�lad�. Bu d�nemde sonradan AP Partisi Bal�kesir Senat�r� se�ilecek Hikmet Aslano�lu ve CKMP Genel Sekreteri olacak Fuat Ulu� kendisinin yard�mc�l�k g�revini yerine getirdiler. Bu d�nemde Milli Birlik Komitesi i�indeki g�r�� ayr�l��� sonucu 13 Kas�m 1960'da MBK Ba�kan� Org. Cemal G�rsel bir bildiri yay�mlayarak MBK'nin �al��malar�n�n �lkenin y�ksek ��karlar�n� tehlikeye d���recek bir duruma geldi�ini, bu nedenle T�rk Silahl� Kuvvetleri ile MBK �yelerinin talepleri �zerine MBK'yi feshetti�ini a��klad�. Yeni olu�turulan MBK'de ise Alparslan T�rke�'in de i�inde bulundu�u ve "14'ler" olarak adland�r�lan ve �lkenin k�kl� yap�sal sorunlar� ��z�lmeden k�sa s�re i�inde yap�lacak se�imlerle iktidar�n sivillere b�rak�lmas�n� reddeden 14 subaya yer verilmiyordu. MBK �yesi Korgeneral Cemal Madano�lu'nun inisiyatifiyle ger�ekle�en bu operasyonla s�z konusu ki�iler T�rk Silahl� Kuvvetleri'nden de emekli edilerek �e�itli g�revlerle yurt d���na s�rg�ne g�nderildiler. Alparslan T�rke� de bu operasyon sonucu Yeni Delhi b�y�kel�ilik m��aviri olarak Hindistan'a g�nderildi. S�rg�nde iken, Milli Birlik Komitesi Ba�kan� Cemal G�rsel 'e, Y�ksek Adalet Divan�'nda yarg�lanan Adnan Menderes ve arkada�lar�n�n idam edilmelerinin do�ru olmayaca��n� vurgulayan ve Milli Yol dergisinde yay�nlanan mektubu g�nderdi.

    Adalet Partisi'ne kat�lma yolundaki teklifini reddeden T�rke�, milliyet�i �evreleri bir araya getirmek i�in 2 May�s 1963'te T�rkiye Huzur ve Y�kselme Derne�i'ni kurdu. Darbe haz�rl��� yapan Talat Aydemir - Fethi G�rcan ikilisiyle temas kurdu. Ancak Talat Aydemir'le anla�amad�. Bunun �zerine darbeyi h�k�mete haber verdi. Kendisi de darbe giri�imi nedeniyle yarg�land�, ancak darbeyi h�k�mete duyurdu�u i�in beraat etti. Alparslan T�rke�, s�rg�nde oldu�u d�nemde 14'lerden �o�u ile s�k s�k bir araya gelerek d�n��ten sonraki stratejisini belirleyici toplant�lar yapm��t�. Nitekim 31 Mart 1965'te, 14'lerden D�ndar Ta�er, Ahmet Er, Muzaffer �zda�, R�fat Baykal, Mustafa Kaplan gibi eski MBK �yeleri ile birlikte Cumhuriyet�i K�yl� Millet Partisi - (CKMP)'ne girerek fiilen siyasi hayata at�lm�� oldu.

    1965'te bu partinin ba�kan� oldu, uzun tart��malardan sonra parti t�z���nde 9 I��k Doktrini yer ald�. T�rke�, bu d�nemde kendisini sevenler taraf�ndan Ba�bu� ilan edildi ve ayn� y�l Ankara'dan milletvekili se�ildi. 6-8 �ubat 1969'da Adana'da yap�lan ola�an�st� kongrede CKMP ad� Milliyet�i Hareket Partisi ve terazi olan amblemi de �� hil�l olarak de�i�tirildi. 1966 y�l�nda cumhurba�kanl���na aday oldu ve Cevdet Sunay kar��s�nda 11 oy alarak se�imi kaybetti. 1969 ve 1973 y�llar�nda Adana milletvekili olarak parlamentoya se�ildi. 1974'te ilk e�i Muzaffer T�rke�'i kaybetti. Bundan iki y�l sonra 1976'da Seval T�rke�'le evlendi.

    1975'ten sonra Milliyet�i Cephe ad� verilen koalisyon h�k�metlerinde ba�bakan yard�mc�l��� g�revinde bulundu. Bu d�nemde sa� ve sol �at��mas� artt�. Yetkililerin elinde Milliyet�i Hareket Partisi'nin �iddetin esas kayna�� oldu�una dair kan�tlar vard� ve Cumhuriyet Savc�s� kapsaml� bir soru�turma yapmak istiyordu. Ancak h�k�met buna izin veremezdi. ��nk� bu rol�n a���a ��kar�lmas� koalisyonun da��lmas� anlam�na geliyordu ve Demirel bunu d���nmek bile istemiyordu. 12 Eyl�l darbesi s�ras�nda Milli G�venlik Konseyi ba�kan�, di�er �� parti ba�kanlar�n�n teslim oldu�unu, Alparslan T�rke�'in de teslim olmas�n�, aksi takdirde su�lu durumda olaca��n� belirten bir bildiri yay�nlad�. 12 Eyl�l darbesinden sonra 9 Nisan 1985'e kadar 4,5 y�l tutuklu kald�. 12 Eyl�l d�neminde idam cezas�yla yarg�lanan T�rke�, bu davadan beraat etti.

    1987'de siyaset yasa��n�n kalkmas�yla birlikte Milliyet�i �al��ma Partisi'ne girdi ve ayn� y�l yap�lan ola�an�st� kongrede genel ba�kanl��a se�ildi. 1991 genel se�imlerinde Refah Partisi ve Islahat�� Demokrasi Partisi ile se�im ittifak� yapan M�P lideri T�rke�, Yozgat milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu s�rada 1992'de 12 Eyl�l darbesi ile kapat�lm�� olan partilerin eski adlar�n� almas� hakk�nda Siyasi Partiler Kanunu'nda yap�lan de�i�iklikle M�P'nin ismi de 1993 y�l�nda MHP olarak de�i�tirildi. 1995 genel se�imlerinde parlamento d��� kalan T�rke�, bu d�nemde uzla�mac� bir lider olarak �lke siyaseti �zerinde en etkili siyaset�i oldu. T�rke�, 9 I��k ba�ta olmak �zere siyasi ve tarihi g�r��lerini i�eren kitaplar yazd�.

    Alparslan T�rke�, 4 Nisan 1997'de ge�irdi�i kalp krizi sonucu Ankara'da ya�ama veda etti. Kabri, Ankara Be�tepe'de bulunmaktad�r.

    ALPARSLAN T�RKE� S�ZLER�

    *T�rk T�resinin bir �art� da y�ksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahas�na olursa olsun yapmakt�r. Di�er bir �art, toplum u�runda her �e�it fedak�rl��� yapmakt�r. Millete hizmet yolunda �ahsi menfaatlerden, �ahsi zevklerden feragattir. Vazge�mektir. Ki�iler kendilerini millet i�in feda ederler. T�rk Milleti'nin b�y�kl��� b�yle y�kselecektir. Onu sizler ya�atacak, sizler y�kselteceksiniz. T�rk T�resinin en �nemli bir gere�i de s�r saklamakt�r. S�r saklamak..

    *Mill� kalk�nmam�z� ger�ekle�tirmek, her T�rk ferdini h�r yapabilmek i�in T�rk Milletini yeniden kurmak zorunday�z. Vatanda�lar�m�z aras�nda parti, mezhep, �rk ve b�lge fark� g�zetmeksizin kar��l�kl� sevgi ve sayg�ya dayanan ba�lar dokuyaca��z.

    *T�rk��ler G�n� olan 3 May�s b�sb�t�n ayr� bir d���ncenin sonucudur. �� d��man olan, k�l�k de�i�tirerek milletin i�ine giren ve h�k�metin gafletinden yararlanan kom�nizme kar�� T�rk�� gen�lerin bir uyarma y�r�y���d�r.

    *Milletler yabanc� kuvvetlerin ordular� ve di�er maddi g��leri taraf�ndan yok edilmeden �nce, manevi ve fikir g��leri taraf�ndan esaret at�na al�n�rlar. B�yle bir toplumun esir ve yok olmas� kesin hale gelir.

    *Kendinizi k���k g�rmeyiniz. Sizler b�y�k kuvvetsiniz. Vazifenizi hi�bir zaman unutmay�n�z. Kuvvet birliktir. D�vam�z�n gelece�i birliktedir. Birlik, beraberlik i�inde olmakt�r.

    *Kom�nist sistemlerde halk�n esaret alt�nda olu�unun sebebi bir m�lk sahibi olamamas�d�r. H�rriyetin tek garantisi m�lkiyettir.

    *Emirlere mutlak itaat l�z�md�r. Laubali, gev�ek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle d�vam�z y�r�mez. Her �eyde �rnek olmak l�z�md�r.

    *�nsanlar; yoksullu�a, a�l��a, susuzlu�a tahamm�l ederler. Fakat adaletsizli�e, hor g�r�lmeye, a�a��lanmaya asla m�saade, m�samaha etmezler.

    *Davalar�m�z�n ��z�m� kendimize d�nmek, sars�lmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli g�nd�zl� �al��maya giri�mekle m�mk�nd�r.

    *�lk�c�ler, insanl�k �lemi i�inde ne u�ak olmay�, ne de ba�kalar�n� u�ak olarak kullanmay� kabul etmeyen �erefli bir bayra��n ta��y�c�s�d�r.

    Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha �st�n bir fikirle kar�� ��k�l�r. Kar�� fikir kaba kuvvetle ezilemez.

    *Bizim savundu�umuz Dokuz I��k'�� sistemin hedefi T�rk Milletinin her ferdini m�lk sahibi yapmakt�r.

    *�sl�miyeti ele al�p T�rkl��� ink�r etmek ihanettir. Bunun tersi de ayn� derecede gaflet ve ihanettir.

    *Fikir, iman, �lk� a�k� ... �nsanlar� g��l� yapan bunlard�r.

    *�lk�s�z insan �amurdan fark� olmayan bir varl�kt�r.

    *T�rk t�resi, T�rk �lk�s�n�n ayr�lmaz par�as�d�r.

    Yazı kaynağı : www.aksam.com.tr

    Alparslan Türkeş Doğum Günü Sözleri

    Bugün Başbuğ Alparslan Türkeş'in doğum günü.. İşte Alparslan Türkeş'in meşhur sözleri ve fotoğrafları - SON TV

    Bugün Başbuğ Alparslan Türkeş'in doğum günü.. İşte Alparslan Türkeş'in meşhur sözleri ve fotoğrafları - SON TV

    Bugün Milliyetçi Devlet Adamı ve siyasetçi Merhum Alparslan Türkeş’in doğum günü. (25 Kasım 1917)

    Alparslan Türkeş, yaşasaydı bugün 101 yaşında olacaktı…

    4 Nisan 1997’de hayatını kaybeden ve bütün Türk milletini yasa boğan MHP’nin kurucu genel başkanı Alparslan Türkeş’in 101’üncü doğum günü için bugün etkinlikler düzenlenecek.

    ALPARSLAN TÜRKEŞ KİMDİR?

    Yıl 1860 Orta Anadolu’da, Kayseri’nin, Pınarbaşı ilçesi’nin Yukarı Köşkerli Köyünde meskun Avşar Obalarından Koyunoğlu ailesi bir toprak meselesi yüzünden kavgaya girişince Sultan Abdülaziz’in fermanıyla Kıbrıs’a sürgün edilir.

    Yıl 1917 ve Kasım’ın 25’i, öğle vakti.. yer, Lefkoşe. Haydarpaşa Mahallesi Kirlizade sokağı 13 numaralı mütevazi evde, Kıbrıs’a yerleşen Koyunoğlu soyuna mensup Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey ve esi Fatma Zehra Hanimin Ali Arslan adini verdikleri oğulları dünyaya gelir.

    Yıl 1921 ve 4 yıl 4 ay 4 günlük Ali Arslan, annesi tarafından yıkanır, yeni elbiseler giydirilir ve devrin âdetince fesi mücevherler ile süslenerek Sarayönü ilkokul’una (Sıbyan Mektebi) gönderilir. Sarıklı ve mübarek bir Osmanlı Uleması olan Hoca Efendi’nin dizi dibine çöken Ali Arslan’ın ağzından çıkan ilk söz bir euzü besmeledir. Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım, annem beni yetiştirdi bu mektebe yolladı, okuyup yetişip, milletime hizmet etmek istiyorum dermişçesine bir besmeledir, Ali Arslan’ın ağzından dökülen..

    Birbirinin ardısıra gelen ilkokul ve Rüştiye yılları ve her biri birbirinden daha değerli Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asim Bey, Ragıp Tüzün Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak gibi Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş birer hançer olan hocalarından feyz alır. Onlar Ona müfredatın yanısıra Kıbrıs Türklerinin yalnız olmadığını Devlet-i âli Osman bakiyesi hür ve müstakil Türkiye’nin yanısıra yeryüzünde kendileri gibi bahtsız esaret altında milyonlarca Türk olduğunu da öğretirler. Dahası Osman Zeki Bey Ali Arslan’ın adini adeta senin adın “Alparslan olsun” ve Sultan Alpaslan’a denk bir yiğit Türk ol, diyerek değiştirir.

    Küçük Alparslan’ın doğup, yetiştiği o yıllarda, Piyale Pasa yadigârı Kıbrıs, sevgili Yeşilada’mızın tamamı İngiliz işgali altındadır ve Türk’ün istiklâlini kaybetmesinin ne demek olduğu Onun ruhunun derinliklerine şuurunun uyanmağa başladığı günden, çocukluk yıllarının başlangıcından başlayarak siner. O her gece Türkiye’ye gidip asker olmayı ve gelip ata-baba ocağını kurtarmanın düşüyle uyur, uyanır.

    KIBRIS’TA DÜNYAYA GELDİ

    Aslen Kayserili olan Alparlsan Türkeş, Kıbrıs’a göç edem bir ailenin çocuğu 25 Kasım 1917 tarihide Lefkoşa’da dünyaya geldi.

    Yıl 1933 ve Alparslan’ın artik işgal altında, esaret altında yasamaya dayanacak gücü kalmamıştır.

    1933’te ailesiyle birlikte Lefkoşa’dan ayrılarak Limasol’dan kalkan İtalya bandıralı “Viyana” gemisiyle İstanbul’a geldi.

    Babası Ahmet Hamdi Bey’i ve Annesi Fatma Zehra Hanım’ı ikna eder, aile mallarını satıp savar yanlarında oğulları Alparslan ve kızları Dervişe olduğu halde, ak toprakların, hür toprakların, Türk’ün Türk olduğundan utanmadığı, boynunun eğik olmadığı toprakların, anavatanın, Türkiye’nin yoluna düşerler; Viyana vapuru ve.. ver elini İstanbul…

    1933 yılında Lefkoşa doğumlu İzmit milletvekili Hüseyin Sırrı Bellioğlu’nun tavsiyesiyle Kuleli Askeri Lisesine geçici olarak kaydoldu ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçince asli kaydı gerçekleşti. 1936 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun olan Türkeş, 1938 senesinde Harp Okulu’nu bitirdi. Ardından Muzaffer Hanım ile 5 Eylül 1939’da nişanlandı ve 14 Ocak 1940’ta evlendi. Bu sırada Gelibolu’daki 58. Piyade Alayı 5. Bölük Komutanlığı’na tayin edildi ve Balıkesir, Bandırma, Edincik, Erdek ve Marmara Adasında görev aldı.

    Ailesi İstanbul’a yerleşince Alparslan’ın ilk isi Kuleli Askeri Lisesi’ne kayıt olmak olur. Artık O yüreğinin Onu çağırdığı yerde ve düşlerinin peşindedir. O düşlerini düşleyen başkaları da vardır İstanbul’da… Derlenip toparlanmışlar, Türklük, Türkçülük ülküsünün O bir daha hiç inmeyecek olan bayrağını açmışlardır. O Yüce Dilek, O aziz Ülkü, O muhteşem düşler, özellikle, bir Ülkü devi olan Atsız Hoca’nın can evinde, ocağında pişer ve sohbetlerle, şiirlerle, dergilerle, romanlarla mektuplarla Türk aydınlarının gönlüne cemre cemre düşmekte ve yayılmaktadır. Onlarla tanışır, buluşur, Alparslan Türkeş.

    Yıl 1936 Kuleli Askeri Lisesi’ni pekiyi derece ile asteğmen olarak bitirince Ankara ve Harp Akademisi yılları baslar. 1938’de Harbiye’den mezun olur, artik O Türk Ordusu’nun genç bir teğmenidir ve Türk Milleti’nin emrindedir.

    Yıl 1940 Isparta’da gönlünü Muzaffer Ana’ya kaptırır ve evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adli çocuklarla çiçeklenir bu evlilik ve bozkurtların Muzaffer Ana’sının 1974 yılında elim kaybından sonra 1976 yılında, Sevâl Hanım’la yaptığı ikinci evliliğinde de Tanrı Onu Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adli iki evlât daha vererek sevindirecektir.

    Yıl 1944 3 Mayıs.. Ankara’da eski tabirle bir nümayiş yani gösteri veya yürüyüş vardır. Türk’ün, Türklüğün ölmediğini, ölmeyeceğini ve yükselen Türkçülük bayrağının bir daha hiçbir şekilde inmeyeceğini gösteriyorlar. Hem dosta hem düşmana… hem devlet hizmetindeki gafillere hem de yurda sızmaya çalışan hainlere, Asya bozkırlarında yaratılan bozkurt soyluların bozkurt torunlarının, bir kaç çakalın günü birlik menfaatleri için göz yumdukları kızıl yılanın farkında ve onun başını ezme azminde olduklarını gösterirler.

    Şâirin öz yurdunda garipsin, özyurdunda parya dediğince tutuklanır Türkçüler… Devrin dalkavuk iktidarının uyduruk nedenlerle açtığı Türkçülük-Turancılık Davası baslar. Türkçüler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Türkiye’de Türk Milliyetçisi olmanın bedelidir bu… Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş’te bunlar arasındadır. 20 Ekim 1944’te kendisini “vatan hainliği” suçlamasıyla sorgulayan mesnetsiz Savcıya “Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanimi severim.” diye haykırır. Ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve bir yıldır hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen cezada daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur ve 2. numaralı mahkemede beraat eder. Bu onun Türk Milliyetçisi olduğu için zindanlara ilk atılışıdır ve son olmayacaktır. Ülkücü olmak çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil. O da Türklük Ülküsü için zaman zaman şiddeti artan çileyi bir ömür boyu bir an bile tereddüt etmeksizin ve yakınmaksızın, çekmiş ve çile çekmeyi şeref bilmiştir.

    Yıl 1947 Alparslan Türkeş ve 15 diğer Türk subayı, A.B.D. Kara Harp Akademisi ve Piyade Okulunda iki yıllık bir süre eğitim görürler. Bu arada ülkemizden Kars ve Ardahan civarıyla Boğazlardan üs talep eden Sovyetler Birliği’nin Komünizm maskesi ardına saklanmış, o eski ve değişmez “Moskofluğu” ayan beyan ortaya çıkar. Bu atmosferde yurda dönen Alparslan Türkeş Gelibolu ve Çankırı’daki görevlerinden sonra 1951 yılında Kurmaylık sınavını kazanır ve 1955 yılında Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun olur.

    Yıl 1955 dış görev için açılan sınavı kazanarak A.B.D. Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atanır. Bu arada … Üniversitesinde Uluslararası Ekonomi eğitimi görür. 1957 yılında Türkiye’ye döner.

    1959 yılında Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderilir ve bu okulu başarıyla bitirir. O artık bir Kurmay Albaydır.

    Yıl 1960, tarih 27 Mayıs öteden beri örgütlenen ve memlekette kardeş kavgasını önleyerek bazı reformlar yapmayı hedefleyen Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okuyan kişi ve “ihtilâl’in kudretli Albayı”dır. Kurmay Albay Alparslan Türkeş ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlenir. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurar.

    Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13Kasim 1960’ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite’nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edilirler ve zorla evlerinden alınıp yurtdışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edilirler. O da 19 Kasım’da Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

    1961-62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş’in Türkiye’ye dönmesine müsaade edilmez.

    Yıl 1963 tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner.

    Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adlı bir dernek kurar.

    Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar, yargılanır ve beraat eder.

    Tarih 31 Mart 1965 saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katılır.

    Tarih 1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçilir. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçilir.

    Yıl 1969 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçilir.

    İlki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ve ikincisi de 1 Ağustos – 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yapar.

    Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki örgütlenmeler baslar.

    1968 Yılından itibaren Marksist ve bölücü gençlik hareketleri üniversitelerde yuvalanır ve üniversite özerkliğinden istifade ederek buraları silah, cephane deposu haline getirerek “Komünist Devrim” için üs haline koyarlar. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin’in Stalin’in Mao’nun resimleri ve komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri “şehir gerillası”“kır gerillası” mı tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi olanlardan başka hiç kimseye hayat hakkı tanımamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu, Türk Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeye başlarlar. Doktriner Türk Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Türk Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında toplanırlar.

    Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük ve Türkçülük düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde, kentte, dağda her yerde ama her yerde karşı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket’e karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980’e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit ederler. Devlet’in zaaf içinde olduğu düşünülen “zinde güçlerdi bir şeylerin yani ihtilâlin şartlarının “olgunlaşması” için daha fazla kanın akmasını beklemektedirler.

    Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları bir çoğunu bizzat kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının Komünist çetelerce katledildiğini gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla bir iç savaşı önlediği ızdırap dolu yıllardır.

    12 Eylül 1980 sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar. Başbuğ Alparslan Türkeş ve Türkiye’nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar ve C5’ler bu sürecin şekillendiği mekanlardır.

    Başbuğ 12 Eylül’den üç gün sonra teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay Uzunada’da daha sonrada Ankara Askeri Dil Okulu’nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastahanesi’nde 4,5 yıl hapis yatar. O ve 218 Ülkücünün idamı istenir, 9 Nisan 1985’de tahliye olur ve beraat eder.

    Tarih 6 Eylül 1987.. Yapılan referandum neticesi diğer siyasilerle birlikte Başbuğ’a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar ve Başbuğ Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.

    Tarih 4 Ekim 1987.. Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.

    Tarih 20 Ekim 1991.. Genel seçimlerde MÇP’nin RP ve IDP ile yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez T.B.M.M.dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre karşı en etkili mücadeleyi O gerçekleştirir.

    Tarih 27 Aralık 1992.. Oniki Eylül’ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP’nin son kurultay delegeleri, MHP’nin isim ve amblemini MÇP’nin kullanabilmesine karar verirler.

    Tarih 24 Ocak 1992 MÇP’nin 4. Olağanüstü kurultayı toplanır ve partinin adini MHP amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.

    ‘IRKÇILIK-TURANCILIK’ DAVASINDAN YARGILANDI

    Türkeş, 1944 yılında üsteğmen rütbesindeyken “Irkçılık-Turancılık” davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün Tophane Askeri Hapishanesinde kaldı. 1945 yılında Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi ve 1947’de beraat ettikten sonra orduya tekrar döndü. 1955 yılında Harp Akademisi’nden Kurmay Binbaşı olarak mezun oldu.

    1955 yılında dış görev için açılan sınavı kazanarak ABD Pentagon’da NATO Türk Temsil Heyeti üyeliğine atandı. 1957 yılında Türkiye’ye geri döndü. 1959 yılında Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi ve bu okulu başarıyla bitirdi.

    27 Mayıs 1960 tarihinde, Milli Birlik Komitesi’nin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okudu. Türkeş ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. Bu görevi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurdu.

    Ancak Milli Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasim 1960 tarihinde Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve “ondörtler” olarak bilinen arkadaşları Komite’nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edildi ve yurtdışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edildiler. Türkeş ise 19 Kasım’da Türkiye’nin Hindistan Büyükelçiliği müşaviri sıfatıyla sürgüne gönderilir.

    2,5 yıl boyunca Türkiye’ye dönmesine müsaade edilmeyen Türkeş, 23 Mart 1963 tarihinde sürgünden yurda döndü.

    Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla “Huzur ve Yükseliş Derneği” adlI bir dernek kurdu.

    Kısa bir süre sonra Talat Aydemir’in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklandı ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yattıktan sonra yargılandı ve beraat etti.

    31 Mart 1965 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne katıldı. 1 Ağustos 1965 tarihinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay’ında Genel Başkanlığına seçildi. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçildi.

    1969 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirildi. O yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçildi.

    Türkeş, ilki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ve ikincisi de 1 Ağustos – 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı görevini yaptı.

    Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucu Ankara’da vefat etti. Kabri, Ankara Beştepe’de bulunmaktadır.

    Alparslan Türkeş’in vefat ettiği gün (4 Nisan 1997) gazeteler bu manşetleri attı:

    Ülkücü lider Alpsarslan Türkeş’in en meşhur sözleri şöyle;

    Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

    Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz…

    Emirlere mutlak itaat lâzımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lâzımdır.

    Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

    Başarı için muntazam plânlı çalışma yapmak lâzımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

    Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dâva başarıya ulaşamaz.

    Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lâzımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.

    Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Dâvamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.

    Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır.
    Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.

    Bizim savunduğumuz Dokuz Işık’çı sistemin hedefi Türk Milletinin her ferdini mülk sahibi yapmaktır.

    İnsanlık âleminin en şerefli bir ailesi Türk Milletidir. Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

    Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.

    Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

    İslâmiyeti ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

    Türkün en önemli vasfı teşkilâtçılığıdır.

    İnsanlar; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya ASLA müsaade, müsamaha etmezler.

    Ahlâkçılık anlayışımız, Türk Ahlâkı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

    Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bilmektir. Haddim bilmek… Ne kendinizi dev aynasında göreceksiniz. Herkese yukarıdan bakacaksınız, ne de kendinizi aşağıdan göreceksiniz, aşağıdan bakacaksınız.

    Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakârlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti’nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır. Sır saklamak…

    Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Fikir, iman, ülkü aşkı … İnsanları güçlü yapan bunlardır.

    Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

    Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

    Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

    Türk aydınları için Batı’nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez.”

    Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

    Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

    Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

    Yazı kaynağı : www.son.tv

    başbuğ alparslan türkeş doğum günü mesajları ile ilgili görsel sonucu. SEN İNSANLIK ALEMİNE GELMİŞ GEÇMİŞ EN ŞEREFLİLER DENSİN. BAŞBUĞ… | Doğa, Güzel söz, Insan

    Alparslan Türkeş Sözleri: En güzel ve özlü Alparslan Türkeş sözleri

    Alparslan Türkeş Sözleri: En güzel ve özlü Alparslan Türkeş sözleri

    Kısa, resimli, anlamlı ve uzun Alparslan Türkeş sözleri...

    En güzel ve özlü Alparslan Türkeş sözleri

    Ülküsüz insan, çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

    Zafer asla mahvolduklarını zannedenler tarafından kazanılmaz.

    Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanız.

    Her kim ki Türk’e, Atatürk’e düşmandır, biliniz ki onlar Malazgirt’te İstanbul’un fethinde, Çanakkale’de, İstiklal harbinde mağlup ettiklerimizin Anadolu’da kalmış tohumlarıdır.

    Allah bir, Vatan bir, Bayrak bir, Kitap bir, Millet bir… Böldürtmeyeceğiz.

    Ülkücü olup da Atatürk’ü sevmeyen kişiler, ülkücülüğün temel anlam ve prensiplerini kavrayamamış, kendisini ülkücü sanan kanı bozuk insanlardır.

    Zafer, asla mahvolduklarını zannedenler tarafından kazanılamaz.

    Hepiniz birer Türk Bayrağı'sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

    Fikir, iman, ülkü aşkı. İnsanları güçlü yapan bunlardır.

    Dalından kopan yaprağın akıbetini rüzgar tayin eder.

    Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

    Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

    Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

    Türk aydınları için Batı'nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez." 

    Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

    Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

    Ülkücüler, insanlık alemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

    Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz...

    Emirlere mutlak itaat lazımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle dâvamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lazımdır.

    Millî kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

    Başarı için muntazam planlı çalışma yapmak lazımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

    Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz.

    Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lazımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.

    Kendinizi küçük görmeyiniz. Sizler büyük kuvvetsiniz. Vazifenizi hiçbir zaman unutmayınız. Kuvvet birliktir. Davamızın geleceği birliktedir. Birlik, beraberlik içinde olmaktır.

    Komünist sistemlerde halkın esaret altında oluşunun sebebi bir mülk sahibi olamamasıdır.

    Hürriyetin tek garantisi mülkiyettir.

    Bizim savunduğumuz Dokuz Işık'çı sistemin hedefi Türk Milletinin her ferdini mülk sahibi yapmaktır.

    İnsanlık aleminin en şerefli bir ailesi Türk Milletidir. Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

    Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.

    Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

    İslamiyeti ele alıp Türklüğü inkar etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

    Türkün en önemli vasfı teşkilatçılığıdır.

    İnsanlar; yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya ASLA müsaade, müsamaha etmezler.

    Ahlakçılık anlayışımız, Türk Ahlakı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.

    Türk töresinin bir diğer şartı da haddini bilmektir. Haddim bilmek... Ne kendinizi dev aynasında göreceksiniz. Herkese yukarıdan bakacaksınız, ne de kendinizi aşağıdan göreceksiniz, aşağıdan bakacaksınız.

    Türk Töresinin bir şartı da yüksek vazife duygusudur. Vazifeyi her ne pahasına olursa olsun yapmaktır. Diğer bir şart, toplum uğrunda her çeşit fedakarlığı yapmaktır. Millete hizmet yolunda şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Vazgeçmektir. Kişiler kendilerini millet için feda ederler. Türk Milleti'nin büyüklüğü böyle yükselecektir. Onu sizler yaşatacak, sizler yükselteceksiniz. Türk Töresinin en önemli bir gereği de sır saklamaktır. Sır saklamak...

    Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez

    TÜRKLÜK bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Fikir, iman, ülkü aşkı ... İnsanları güçlü yapan bunlardır.

    Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

    Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

    Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur.

    Ülkücüler, insanlık alemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.

    Türk Devletinin yenilmez, zinde hayat gücü ve Türk Milletinin teminatı ve istikbali gençliktir.

    Türk aydınları için Batı’nın sığınması olmak bir ideal olarak benimsenmiştir. Milletimiz için bundan korkunç felaket düşünülemez.”

    Davalarımızın çözümü kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde el ele vermek ve geceli gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.

    Gençliğimizi büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembeliğe, ahlaksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş.

    Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.

    Bölünme kabul etmez, kutsal bir bütün halinde Büyük Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz…

    Emirlere mutlak itaat lazımdır. Laubali, gevşek, disiplinsiz, metotsuz kimselerle davamız yürümez. Her şeyde örnek olmak lazımdır.

    Milli kalkınmamızı gerçekleştirmek, her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk Milletini yeniden kurmak zorundayız. Vatandaşlarımız arasında parti, mezhep, ırk ve bölge farkı gözetmeksizin karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bağlar dokuyacağız.

    Başarı için muntazam planlı çalışma yapmak lazımdır. Son nefesimizi verinceye kadar çalışacağız.

    Cesaret, yüreklilik, atılganlık olmayan hiçbir dava başarıya ulaşamaz.

    Alınan görevleri yapmak ve yapıldığını takip etmek lazımdır. Millet hayatında başarı devamlılığa bağlıdır.

    Fikir, iman, ülkü aşkı… İnsanları güçlü yapan bunlardır.

    Türkçüler Günü olan 3 Mayıs (1944) büsbütün ayrı bir düşüncenin sonucudur. İç düşman olan, kılık değiştirerek milletin içine giren ve hükümetin gafletinden yararlanan komünizme karşı Türkçü gençlerin bir uyarma yürüyüşüdür.

    Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun esir ve yok olması kesin hale gelir.

    Bir fikre, bir ideolojiye, kendisinden daha üstün bir fikirle karşı çıkılır. Karşı fikir kaba kuvvetle ezilemez

    Bizim savunduğumuz Dokuz Işık’çı sistemin hedefi Türk Milletinin her ferdini mülk sahibi yapmaktır.

    İnsanlık aleminin en şerefli bir ailesi Türk Milletidir. Dokuz Işık demek, Türk Ülküsü demektir.

    Türk töresi, Türk ülküsünün ayrılmaz parçasıdır.

    Ülküsüz insan çamurdan farkı olmayan bir varlıktır.

    İslamiyeti ele alıp Türklüğü inkar etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.


    Yazı kaynağı : www.posta.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap