Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ali kuşçu uluğ bey hangi eserini hediye etmiştir

    1 ziyaretçi

    ali kuşçu uluğ bey hangi eserini hediye etmiştir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Ali Kuşçu İzleme Metni Cevapları 5. Sınıf Türkçe Anıttepe Yayınları Sayfa 127, 128, 129 Soruları ve Cevapları

    Ali Kuşçu İzleme Metni Cevapları 5. Sınıf Türkçe Anıttepe Yayınları Sayfa 127, 128, 129 Soruları ve Cevapları

    Ali Kuşçu İzleme Metni Sayfa 127 Cevapları

    HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

    “Tarihî şahsiyet” kelimesi sizde neler çağrıştırıyor? Söyleyiniz.
    Geçmişte insanlık için önemli işler yapmış kişileri çağrıştırıyor. Mesela Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet, Mimar Sinan…

    1. ETKİNLİK

    Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri dinleme/izleme sırasında doldurunuz.
    Ali Kuşçu 15. yüzyılın ikinci yarısında Semerkant’ta doğmuştur.
    Ali Kuşçu’nun babası, Uluğ Bey’in şahinci başı olması sebebiyle adeta kuş bahçesinde büyüyordu.
    Ali Kuşçu, Uluğ Bey’e “Ay Hareketlerinin Açıklanması” adlı eserini hediye etmiştir.
    Ali Kuşçu’nun en önemli eseri Fethiyye‘dir. .
    Ali Kuşçu 16 Aralık 1474 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

    2. ETKİNLİK

    a) İzlediğiniz çizgi filmde geçen anlamını bilmediğiniz kelime ve kelime gruplarını not ediniz.
    Cevap:
    rasathane, astronomi, ferman, medrese

    b) Bu kelime ve kelime gruplarının anlamlarını tahmin ediniz. Daha sonra tahminlerinizi TDK Türkçe Sözlük’ten kontrol ediniz.
    rasathane
    : Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer, gözlemevi
    astronomi: Gök bilimi
    ferman: Osmanlı Devleti’nde padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk
    medrese: İslam ülkelerinde, genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer

    3. ETKİNLİK

    Aşağıdaki soruları izlediğiniz çizgi filmden hareketle cevaplayınız.

    1) Ali Kuşçu, nasıl bir ortamda büyümüştür?
    Cevap:
    Babasının şahinci başı olması nedeniyle adeta bir kuş bahçesinin içinde, kuşlarla ilgilenerek büyümüştür.

    2) Ali Kuşçu’nun sarayda eğitim almasını sağlayan olay nedir?
    Cevap:
    Sarayın çatısındaki ahşap kuş yuvasını kendi başına yapması.

    3) Ali Kuşçu, Kirman şehrinde ne yapmıştır?
    Cevap:
    Ay’ı gözetleyip “Ay Hareketlerinin açıklanması” adlı eseri yazmıştır.

    4) Ali Kuşçu’nun Tebriz şehrine kaçmasına neden olan olay nedir?
    Cevap:
    Bir Moğol süikastçisinin okuyla kolundan yaralanması.

    5) Ali Kuşçu’nun rasathanedeki ilk görevi nedir?
    Cevap:
    Uluğ Bey ile Zicd denilen yıldız haritası hazırlamaktır.

    6) Sultan Uzun Hasan, Ali Kuşçu’yu neden İstanbul’a göndermiştir?
    Cevap:
    Fatih Sultan Mehmet’in tehdit fermanı nedeniyle elçilik yapması için göndermiştir.

    7) Fatih Sultan Mehmet, Ali Kuşçu’dan ne istemiştir?
    Cevap:
    Çalışmalarına İstanbul’da devam etmesini istemiştir.

    8) Ali Kuşçu, İstanbul’da hangi eksikliği görmüştür? Bu eksikliği gidermek için ne yapmıştır?
    Cevap:
    İstanbulluların zamanı takip etmediklerini görmüştür. Bu eksikliği gidermek için şehrin bazı yerlerine güneş saatleri yerleştirmiştir.

    Ali Kuşçu İzleme Metni Sayfa 128 Cevapları

    4. ETKİNLİK

    Aşağıdaki görseli inceleyiniz. Uluğ Bey, bu cümlesiyle Ali Kuşçu’dan ne istemiştir? Açıklayınız.
    Cevap:
    Ali Kuşçu’dan gökyüzündeki yıldızların haritasını yapmasını istemiştir.

    5. ETKİNLİK

    İzlediğiniz çizgi filmden hareketle Ali Kuşçu’nun hayatını özetleyiniz.

    Ali Kuşçu 15. yüzyılın ikinci yarısında Semerkant’ta doğmuştur. Çocuk yaşta yaptığı işlerle dikkat çekmiş, sarayda görevlendirilmiştir. Kirman’a gizlice gidip Ay’ın hareketlerini inceleyerek yazdığı eseri Uluğ Bey’e verince Rasathane’de görevlendirilmiştir. Uluğ Bey’in ölümünden sonra bir Moğol suikastçisinin Ali Kuşçu’yu yaralaması nedeniyle Ali Kuşçu Tebriz’e kaçmıştır. Burada Sultan Uzun Hasan’ın oğluna matematik dersleri verdi. İstanbul’a elçi olarak gönderildi. Fatih Sultan Mehmet Ali Kuşçu’nun İstanbul’da kalmasını istedi. Ali Kuşçu burada güneş saatleri tasarlayarak halkı saat kavramı ile tanıştırdı. Kendisi için yapılan medresede eğitim verdi, eserlerini yazdı. 16 Aralık 1474 tarihinde hayatını kaybetti.

    6. ETKİNLİK

    Aşağıdaki soruları izlediğiniz çizgi filme göre cevaplayarak filmi değerlendiriniz.

    a) İzlediğiniz çizgi filmi beğendiniz mi?
    Cevap:
    Beğendim.

    b) Sizce izlediğiniz çizgi film Ali Kuşçu hakkında yeterli bilgi veriyor mu? Neden?
    Cevap:
    Çizgi film Ali Kuşçu’nun hayatı hakkında özet bilgiler vermiştir. Hayatı hakkında en önemli bilgileri verdiği için onu tanımak adına yeterli bilgiler verdiğini söyleyebiliriz.

    7. ETKİNLİK

    a) Aşağıdaki akıllı işaretleri inceleyiniz. Bu işaretlerin anlamlarını karşılarına yazınız.
    Genel İzleyici ---- Şiddet ve Korku
    7 Yaş ve Üzeri için ---- Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar

    b) Siz televizyon izlerken medya metinlerinin yönlendirmelerine dikkat ediyor musunuz? Neden?
    Cevap:
    Ediyorum. Yaşıma uygun olmayan programları bu işaretler sayesinde anlıyorum.

    c) Görsel/işitsel medyada izlenecek programların bu uyarılara göre seçimi neden önemlidir?
    Cevap:
    Çocukları televizyonun olumsuz etkilerinden korumak için programların bu uyarılara göre seçilmesi gerekir.

    ç) Televizyonda hangi akıllı işaretleri gördüğünüzde o programı izlememeniz gerektiğini düşünüyorsunuz? Neden?
    Cevap:
    Yaş sınırı olan işaretler, şiddet ve korku, olumsuz örnek olabilecek davranışlar işaretlerini gördüğüm programı izlemiyorum. Çünkü bu işaretlerin olduğu programlar bizim zihinsel gelişimimiz için zararlıdır.

    Ali Kuşçu İzleme Metni Sayfa 129 Cevapları

    8. ETKİNLİK

    Tarihî şahsiyetler ile ilgili hazırlıklı konuşmanızı yapınız. Yaptığınız konuşmayı “Konuşmamı Değerlendiriyorum” formuna göre değerlendiriniz.

    Bugün tarih boyunca gerek hayatlarıyla, gerek hizmetleri ve gelecek nesillere bıraktıkları eserlerle günümüzde tarihi şahsiyet olarak anılmakta olan değerli Türk büyüklerimizden bahsedeceğim.

    Türkiye Cumhuriyeti'ni aziz Türk Ulusu ile birlikte inşa eden ulu önder Mustafa Kemal Atatürk 1881 tarihinde Selanik'te dünyaya gelmiştir. Annesi Zübeyde Hanım, babası ise Ali Rıza Efendi'dir. Öğrenim hayatında başarılı bir öğrenci olan Mustafa Kemal, ileriki yıllarında bir asker olarak cephelerde Türk Ulusu için savaşmıştır. Mustafa Kemal Atatürk bir dünya lideridir. Gelecek nesillere Nutuk gibi değerli eserler miras bırakmıştır.

    Mehmet Akit Ersoy 1873 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Öğrenim hayatı boyunca başarılı bir öğrencilik hayatı olmuştur. Mehmet Akif Ersoy'un ilk kitabı Safahattır. Bu eseri 38 yaşındayken yayımlamıştır. Vatan şairimizdir. Usta şair Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşı 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Milli Marş olarak kabul edilmiştir.

    9. ETKİNLİK

    Yurt dışında yaşayan ve Türkçe bilen bir arkadaşınıza Ali Kuşçu’yu tanıtan bir elektronik posta yazınız.

    Alıcılar: [email protected]
    Konu: Ali Kuşçu

    Sevgili Rebeka.

    Sana, Türk tarihinde önemli bir yeri olan ünlü astronom ve matematikçimiz Ali Kuşçu’yu tanıtmak istiyorum.

    Ali Kuşçu, on beşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası sarayın doğancı başısıdır. “Kuşçu” lâkabı buradan gelmektedir.

    Ali Kuşçu, Semerkand’da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır. Ali Kuşçu öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey’den habersiz Kirman’a gitmiş ve orada yazdığı Ay’ın hareketlerini inceleyen bir eser ile geri dönmüştür. Dönüşünde eserini Uluğ Bey’e armağan etmiştir. Uluğ Bey kendisini rasathanede görevlendirmiştir.

    Uluğ Bey’in ölümünden sonra bir Moğol suikastçisinin Ali Kuşçu’yu yaralaması nedeniyle Ali Kuşçu Tebriz’e kaçmıştır. Burada Sultan Uzun Hasan’ın oğluna matematik dersleri vermiştir. İstanbul’a elçi olarak gönderilmiştir.

    Fatih Sultan Mehmet Ali Kuşçu’nun İstanbul’da kalmasını istemiştir. Ali Kuşçu burada güneş saatleri tasarlayarak halkı saat kavramı ile tanıştırmıştır.. Kendisi için yapılan medresede eğitim vermiş, eserlerini yazmıştır. 16 Aralık 1474 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

    BİR SONRAKİ DERSE HAZIRLIK

    “Toplum hayatında herkese düşen belirli görevler vardır.” sözünden hareketle çevrenizi gözlemleyiniz.

    Toplum, belirli bir yerde ve iş birliği içinde beraber yaşayan insanların tümüdür. Ailede, okulda, işte hatta sokakta toplum ile yaşarız. İnsanlar, birey olsalar da hep beraber yaşamak zorunda olduğumuz için toplum hayatında hepimize düşen belirli başlı görevler vardır ve toplum ile yaşarken iş bölümleri yaparız. Örneğin, bir kişi hem marangoz, hem demirci hem de çiftçi olamaz. Fakat yaşamın devam etmesi için her meslek grubundan insana ve herkese ihtiyaç vardır. Bu yüzden iş bölümleri yaparız.

    Yazı kaynağı : www.egitimsistem.com

    Ali Kuşçu

    Ali Kuşçu

    Ali Kuşçu (Özbekçe: Ali Qushchi Samarqandiy) veya asıl adıyla Ali bin Muhammed (1403, Semerkand - 16 Aralık 1474, İstanbul), Timur İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşamış olan bir astronom, matematikçi ve dil bilimcidir.

    Hayatı[değiştir | kaynağı değiştir]

    Astronom, matematikçi ve kelâm âlimi olan Ali Kuşçu, 1403'te Semerkand'da, Timur İmparatorluğu topraklarında doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu hükümdarı ve astronomu olan ve aynı zamanda Timur'un torunu olan Uluğ Bey'in kuşçusu olduğu için, ailesi "Kuşçu" lakabıyla meşhur olmuştur. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye pek ilgi duyan Ali Kuşçu, bu alanlarda Bursalı Kadızâde Rûmî, Gıyaseddin Cemşid ve Muînuddîn Kâşî gibi isimlerden ders aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman'a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrid adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu, Semerkand ve Kirman'da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey'e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu.

    1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Osmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Bunun üzerine Ali Kuşçu, bir süre Uzun Hasan'ın sözcülüğünü yaptı. Ardından, Osmanlı padişahı II. Mehmed'in davetiyle İstanbul'a gitti.

    Osmanlı - Akkoyunlu sınırında Fatih Sultan Mehmed'in emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Fatih tarafından Sahn-ı Seman Medresesi'ne müderris olarak atandı.

    Ali Kuşçu, 16 Aralık 1474 tarihinde, 71 yaşındayken İstanbul'da öldü. 15. yüzyıla özgü olan mezarı, İstanbul'un Eyüp Sultan Türbesi etrafındaki hazirededir.[1][2] Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in Maraş'ı fethetmesinden kısa bir süre sonra o bölgede Şiî mezhebinin tekrar artması sonucu Ali Kuşçu'nun torunlarından bir kısmı, ferman ile Maraş'a gönderilmiştir. Geriye kalan torunları ise daha sonra Düzce'ye kendi arzularıyla göç etmişlerdir. Maraş'ta bulunan ailenin bir kısmı da cumhuriyetin ilanından sonra Bursa'ya yerleşmişlerdir. Bursa'daki Fuat Kuşçuoğlu Caddesi de ismini Ali Kuşçu'nun torunlarından Fuat Bey'in isminden almıştır. Soyu Kahramanmaraş, Düzce ve Bursa'da Kuşçuoğlu soy isimleriyle devam etmektedir.

    Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Galeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    ALİ KUŞÇU

    ALİ KUŞÇU

    Asıl adı Alâeddin Ali, babasının adı Muhammed’dir. Doğum yeri ve tarihi tam olarak bilinmemekle beraber XV. yüzyıl başlarında Semerkant’ta dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Babası, Uluğ Bey’in doğancıbaşısı olduğu için “kuşçu” lakabıyla anılmıştır. Kendisi de büyük bir âlim olan ve âlimleri koruyan Uluğ Bey, Ali Kuşçu’yu ya doğrudan doğruya babası vasıtasıyla veya aslen Bursalı olan ve tahsil için Mâverâünnehir’e giden Kadızâde-i Rûmî aracılığıyla tanıyarak ona ders verdi. Dolayısıyla o, matematik ve astronomi alanındaki temel bilgileri Semerkant’ta Uluğ Bey, Kadızâde-i Rûmî ve Gıyâseddin Cemşîd’den aldı. Rivayete göre, bir türlü ilme doymayan Ali Kuşçu, Uluğ Bey ve Kadızâde’den izin alamama endişesiyle gizlice Kirman’a gitti. Orada birçok kitabın yanı sıra Nasîrüddîn-i Tûsî’nin Tecrîdü’l-kelâm adlı eseriyle şerhini de okuma fırsatı buldu ve daha sonra Tûsî’nin eserini Şerḥu’t-Tecrîd adıyla şerhederek Ebû Saîd Han’a takdim etti. Tekrar Uluğ Bey’in yanına döndüğünde ona Kirman’da kaleme aldığı Ḥallü eşkâli’l-ḳamer adlı risâlesini sunarak takdirini kazandı. Bundan sonra ilmini ilerletmek üzere Uluğ Bey tarafından Çin’e gönderildiği ve dönüşünde dünyanın yüzölçümünü, ayrıca meridyeni hesap ettiği bilinmektedir.

    Uluğ Bey’in öldürülmesinden (1449) sonra koruyucusuz kalan Ali Kuşçu, Timurlular’ın sarayından ayrılarak hac maksadıyla Mekke’ye giderken Tebriz’e uğradı. Burada Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’dan büyük ilgi gördü ve elçilik göreviyle Fâtih Sultan Mehmed katına gönderildi. İlmine hayran olan Fâtih’in ısrarı üzerine elçilik görevini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndü ve yol boyunca büyük törenlerle, armağanlarla karşılandı. Fâtih 1473’te Uzun Hasan üzerine yaptığı sefere birlikte götürdüğü Ali Kuşçu’yu dönüşte Ayasofya Medresesi’ne müderris tayin etti. Bu tayin İstanbul’da astronomi ve matematik alanındaki çalışmalara canlılık getirmiş, hatta Ali Kuşçu’nun derslerini ilim adamları dahi takip etmişlerdir.

    Ali Kuşçu’nun Fâtih zamanında Molla Hüsrev’le birlikte Semâniye medreselerinin programını düzenlemeye memur edildiği de rivayet edilmektedir. İstanbul’un boylamını, eskiden belirlenmiş olan 60 derecelik değeri düzeltip 59 derece, enlemini de 41 derece 14 dakika olarak tesbit ettiği bilinmektedir. Fâtih Camii’nde de bir basîtesi (güneş saati) vardır. Ali Kuşçu 5 Şâban 879’da (15 Aralık 1474) İstanbul’da vefat etti ve Eyüp Sultan Türbesi civarına defnedildi. Yetiştirdiği talebeler arasında torunu Mîrim Çelebi ile Molla Lutfî meşhurdur.

    Eserleri. Ali Kuşçu’nun daha çok şerh-hâşiye türünden olan değişik sahalardaki eserlerini üç grupta toplamak mümkündür:

    Astronomi-Matematik. 1. Risâle fi’l-heyʾe. Astronomi ile ilgili Farsça bir risâle olup Süleymaniye (Ayasofya, nr. 2639, 2640; Esad Efendi, nr. 2033/4), Nuruosmaniye (nr. 4913) ve Köprülü (nr. I, 1582/14) kütüphanelerinde nüshaları vardır. Bir mukaddime ve iki “makale”den oluşan risâleyi Molla Pervîz Mirkātü’s-semâ adıyla Türkçe’ye çevirmiştir. Bu tercümenin bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’ndedir (nr. 2949). Ayrıca Muslihuddîn-i Lârî’nin bu risâleye yaptığı Farsça bir şerhi de bulunmaktadır (Köprülü Ktp., nr. I, 1586/2).

    2. Risâle fi’l-ḥisâb. Üç makaleden oluşan Farsça bir eserdir. Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Ayasofya, nr. 2733) müellif hattı bir nüshası bulunmaktadır.

    3. er-Risâletü’l-fetḥiyye. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’a karşı elde ettiği zafer münasebetiyle Fâtih’e ithaf edilmiş olan astronomi ile ilgili Arapça bir eserdir. Risâleyi Ali Kuşçu’nun torunu Mîrim Çelebi ile talebesi Sinan Paşa ayrı ayrı şerhetmişlerdir. Eserin, Kanûnî’nin emri üzerine 1548 yılında Halep’te Hulâsatü’l-hey’e adıyla Ali b. Hüseyin, 1824 yılında da Mir’âtü’l-âlem adıyla Mühendishâne-i Hümâyun başmüderrisi Seyyid Ali Paşa tarafından (bk. Râgıb Paşa Ktp., nr. 250) yapılmış Türkçe tercümeleri de vardır. Bu eserin yukarıda adı geçen Farsça Risâle fi’l-heyʾe’nin Arapça tercümesi olup olmadığı konusu tartışmalıdır (bk. İA, I, 323; Ünver, s. 44-45). er-Risâletü’l-fetḥiyye’nin Süleymaniye (Ayasofya, nr. 2733/1 müellif hattı; Dârülmesnevî, nr. 340; Pertev Paşa, nr. 633/22; Hâlet Efendi, nr. 538; Lala İsmâil, nr. 292/1) ve Nuruosmaniye (nr. 2950/3) kütüphanelerinde birçok nüshası mevcuttur.

    4. er-Risâletü’l-Muḥammediyye. Ali Kuşçu’nun Arapça olarak kaleme alıp Fâtih’e ithaf ettiği hesap ilmi ile ilgili bu eseri bir mukaddime ve beş makaleden ibarettir. Eserdeki makale sayısı, Farsça Risâle fi’l-ḥisâb’dan fazladır. Bu iki risâlenin birbirinin tercümesi olup olmadığı konusu da tartışmalıdır (bk. İA, I, 23; Ünver, s. 41-42). Risâlenin Süleymaniye Kütüphanesi’nde biri müellif hattı olmak üzere (Ayasofya, nr. 2733) çeşitli yazma nüshaları vardır (Lâleli, nr. 2715/2; Pertev Paşa, nr. 623/23; Kılıç Ali Paşa, nr. 683/4).

    5. Şerḥ-i Zîc-i Uluġ Beg. Farsça bir şerh olup tertip açısından bir zîc için gerekli bütün bilgileri ihtiva etmektedir. İstanbul Kandilli Rasathânesi (nr. 113) ve Râgıb Paşa (nr. 928) kütüphanelerinde birer nüshası bulunmaktadır.

    6. Şerḥu’t-Tuḥfeti’ş-Şâhiyye. Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin astronomiyle ilgili et-Tuḥfetü’ş-Şâhiyye adlı eserinin şerhidir (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 367-368). Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Cârullah Efendi, nr. 2060) bir nüshası tesbit edilmiştir. Şerhin Ali Kuşçu’ya ait olduğuna dair metinde herhangi bir işaret yoktur. Tabakat kitaplarında da Ali Kuşçu’ya böyle bir şerh nisbet edilmemiştir. Yalnız söz konusu nüshanın ilk varağının üst tarafında Ali Kuşçu’ya ait olduğu kaydedilmiş bulunmaktadır.

    Kelâm ve Usûl-i Fıkıh. 1. eş-Şerḥu’l-cedîd ʿale’t-Tecrîd. Nasîrüddîn-i Tûsî’nin kelâm ilmi alanında pek meşhur olan, birçok şerh ve hâşiyesi bulunan Tecrîdü’l-kelâm adlı eserinin şerhi olup bunun üzerine de epeyce hâşiye kaleme alınmıştır. Celâleddin ed-Devvânî ile Sadreddîn-i Şîrâzî söz konusu şerh üzerine yazdıkları hâşiyelerle aralarında ilmî tartışmaya girmişler, bu sebeple de aynı kitaba birden fazla hâşiye yazarak itiraz ve cevap mahiyetindeki tartışmalarını sürdürmüşlerdir (bk. TECRÎDÜ’l-İ‘TİKĀD). Şerhin Süleymaniye Kütüphanesi’nde birçok yazma nüshası bulunduğu gibi Köprülü (nr. I, 821, 822; II, 151), Nuruosmaniye (nr. 2104/2) ve Kayseri Râşid Efendi (nr. 484) kütüphanelerinde de nüshaları mevcuttur. Kitap ayrıca basılmıştır (Tebriz 1301, taş basması; bk. İÜ Ktp., nr. 74152, 82016).

    2. Ḥâşiye ʿale’t-Telvîḥ. Sadrüşşerîa’nın fıkıh usulüne dair Tenḳīḥu’l-uṣûl’ü üzerine Teftâzânî tarafından yapılan et-Telvîḥ adlı şerhin hâşiyesi olup bir tek nüshası tesbit edilebilmiştir (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 1438/2).

    Dil-Gramer. 1. Şerḥu’r-Risâleti’l-vażʿiyye. Adudüddin el-Îcî’nin vaz‘ ilmine dair risâlesinin şerhidir; Süleymaniye Kütüphanesi’nde birçok yazma nüshası bulunmaktadır. Ayrıca Köprülü (nr. II, 339/1), Râgıb Paşa (nr. 1285/6, 1289/3), İstanbul Üniversitesi (nr. 1532, 6035) ve Kayseri Râşid Efendi (nr. 1001/4) kütüphanelerinde de nüshaları vardır. Şerh üzerine Seyyid Hâfız tarafından bir de hâşiye yazılmıştır. Bu hâşiye, şerh ve metinle birlikte birkaç defa basılmıştır (İstanbul 1259, 1267, 1272).

    2. Risâle fî vażʿi’l-müfredât. Müstakil küçük bir risâle olup birçok yazma nüshası vardır (Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki birçok nüshadan başka Nuruosmaniye Ktp., nr. 4509/7; Köprülü Ktp., nr. 1610/35).

    3. ʿUnḳūdü’z-zevâhir. Lugat, sarf ve iştikakla ilgili olan bu eser Kahire (ts.) ve İstanbul’da (1866, taş basması) basılmıştır. Ayrıca Süleymaniye (Fâtih, nr. 4676; Yenicami, nr. 1181/1; Esad Efendi, nr. 3087; Lâleli, nr. 3030/10; Şehid Ali Paşa, nr. 2576, 2577, 2578) ve Nuruosmaniye (nr. 4512/4) kütüphanelerinde yazma nüshaları mevcuttur. Eser Müftîzâde Abdürrahim tarafından şerhedilmiştir (Şerḥu ʿUnḳūdi’z-zevâhir, İstanbul, ts., 200 sayfa; yazma nüshası için bk. Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3070).

    4. Şerḥu’ş-Şâfiye li’bni’l-Ḥâcib. Farsça bir eser olup burada eş-Şâfiye’nin bazı yerleri şerhedilmiştir (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1021). Köprülü Kütüphanesi’ndeki (nr. I, 1598) mecmuada bulunan eş-Şâfiye’nin sonundaki Farsça risâle muhtemelen bu şerhtir.

    5. Fâʾide li-taḥḳīḳi lâmi’t-taʿrîf. Harf-i ta‘rifin bazı özellikleri üzerinde duran tek varaktan ibaret bir risâle olup Köprülü (nr. I, 1593/21) ve Süleymaniye (Reşid Efendi, nr. 1032/39) kütüphanelerinde nüshaları mevcuttur.

    6. Risâle Mâ ene ḳultü. Teftâzânî’nin Telḫîṣü’l-Miftâḥ üzerine yazdığı ve el-Muṭavvel diye tanınan şerhte geçen “mâ ene ḳultü” ibaresiyle ilgili olarak yazılmıştır. Aynı adla başka müelliflerin de risâleleri vardır (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 888). Risâle fî beyâni sebebi taḳdîmi’l-müsnedi ileyh diye de anılır (nüshaları için bk. Köprülü Ktp., nr. III, 704/3; Râgıb Paşa Ktp., nr. 374, vr. 208-211; Süleymaniye Ktp., Reşid Efendi, nr. 1032/30). Abdülgafûr-i Lârî bu risâle üzerine bir başka risâle yazmıştır (Risâle ʿalâ Risâle Mâ ene ḳultü, bk. Köprülü Ktp., nr. III, 704/4).

    7. Risâle fi’l-ḥamd. Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin el-Ḥâşiyetü’l-kübrâ’sında söz konusu ettiği “hamd” ile ilgili sözlerinin tahkikine dair bir risâledir (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 862). Baş tarafında Ali Kuşçu bu risâlesini el-Fetḥiyye’den sonra yazdığını bildirmektedir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5384/9).

    Kaynaklarda Ali Kuşçu’ya nisbet edilen, ancak nüshaları tesbit edilemeyen başka eserler de vardır: Târîḫu Ayasofya, Tefsîrü’z-zehrâveyn, Maḥbûbü’l-ḥamâʾil, Risâle fî ḥalli eşkâli’l-ḳamer, Risâle fî mevżûʿâti’l-ʿulûm, Meserretü’l-ḳulûb fî defʿi’l-kürûb (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 286, 448, 572, 883; II, 1676; Sicill-i Osmânî, III, 486-487; Adıvar, s. 47).

    Yazı kaynağı : islamansiklopedisi.org.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap