Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    adnan menderes ne zaman asıldı

    1 ziyaretçi

    adnan menderes ne zaman asıldı bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Adnan Menderes'in idamı

    Adnan Menderes, 27 Mayıs Darbesi sonrası Başbakanlık görevinden alındı ve Yüce Divan'da yargılandı. (bkz. Yassıada Yargılamaları) Mahkemede suçlu bulunan 62 yaşındaki Menderes, İmralı Cezaevi'ne nakledilerek 17 Eylül 1961, Pazar günü asılarak idam edildi.

    Yargılama Yargılamaları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Adnan Menderes, 27 Mayıs 1960 tarihli askerî darbe sırasında Eskişehir'de tutuklanarak önce Ankara'daki Kara Harp Okulu'na, sonrasında 1 Haziran 1960 tarihinde ise Yassıada'ya getirildi. Daha sonra geçen sürede ise çok sayıda Demokrat Parti üyesi adaya getirildi. Adada kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu kimlerin yargılanacağına yapılan sorgulamalar ve alınan ifadeler sonucunda 5 ay sonra karar verdi ve Ekim 1960'ta yargılanmasına karar verilen DP üyeleri Millî Birlik Komitesi tarafından oluşturulan Yüksek Mahkeme'de yargılanmaya başlandı. Mahkemenin kararlarına itiraz yolu kapalı olup, mahkemede idam kararı verilmesi halinde cezanın infazı için Milli Birlik Komitesi'nin onayı şart koşulmuştu.

    Adada geçen süre içinde tutuklulara kötü muamele yapıldığına dair söylentiler çıkması üzerine sinema salonlarında gösterilmek üzere kısa bir film çekildi ve filmde DP üyelerine hakaret içeren seslendirme yapıldı. Filme tepki olarak 25 Eylül 1960 tarihinde Celâl Bayar başarısız bir intihar girişiminde bulundu.

    Ülke sıkıyönetim ile yönetildiği için dönemin basın-yayın organlarında kötü muamele yapıldığına dair haber bulmak mümkün değildir. O dönem adada bulunan gazeteci Tekin Erer'in yıllar sonra aktardığına göre, Menderes'in odası başında 24 saat bir asker nöbet tutuyor, odasındaki ışık sürekli açık oluyordu. Adada tutuklu bulunan Samet Ağaoğlu'na göre oda penceresi hiç açılmıyor, yaz aylarında artan sivrisinek, pire ve tahtakuruları ile mücadele için herhangi bir ilaçlama yapılmıyordu.[1]

    Menderes'in avukatı Talat Asal'ın 2003 yılında yayımlanan hatıratına göre, Menderes küçük bir odada tutulmakta, odada 2 sandalye bulunmakta, diğer sandalyede sürekli nöbetçi asker oturmakta, somyasız demirden bir karyola ve 1 masa haricinde odada başka bir eşya bulunmamaktadır.[1]

    Adadaki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Topçu ve Harekât Okulu'na ait kapalı spor salonu mahkeme alanına çevrildi ve ilk duruşma 14 Ekim 1960 Cuma sabahı saat 9.30'da başladı. Yaklaşık 1 yıl süren mahkemede toplamda 592 DP üyesi yargılandı. Mahkeme heyeti Salim Başol başkanlığında 15 hakim ve 9 savcıdan oluşmaktaydı. İlk duruşmada Adnan Menderes'in mahkeme heyetine karşı tutumu, mahkeme heyetini tanımadığına dair bir tavır alıp almayacağı merak uyandırmaktaydı. Ancak Menderes nazik bir üslupla mahkeme heyetinden tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi talebinde bulundu.

    Mahkeme sonuçlanmadan önce kamuoyunda idam cezaları verileceğine dair bir beklenti oluşmuştu. CHP genel başkanı İsmet İnönü, Milli Birlik Komitesi başkanı Cemal Gürsel'e ithafen 13 Eylül 1961 tarihli bir mektup yazarak idamların gerçekleşmesi halinde "halk ile ordu arasında geri dönülmez bir kırgınlık" oluşacağı mesajını verdi, ayrıca 25. Türkiye Hükûmeti (II. Cemal Gürsel Hükûmeti) bakanlarından oluşan 14 kişi ortak bir bildiri yayınlayarak idam olmasın açıklamasında bulundu. Öte yandan, mahkeme kararı açıklanmadan iki gün önce Milli Birlik Komitesi üyeleri ve kuvvet komutanlarının katıldığı bir toplantı yapıldı ve komutanlar arasında idamın yapılması kanaati oluştu.

    Mahkeme kararının açıklanacağı gün sabah saat dörtte Menderes, çok sayıda uyku hapı içerek intihar girişiminde bulundu ve odasında koma halinde bulundu. Midesi yıkanarak tedavi altında alınan Menderes bu nedenle karar duruşmasına katılamadı.

    Yargılama süreci 15 Eylül 1961 tarihinde saat 9.30'da açıklanan kararlar ile sona erdi, aralarında Menderes'in de olduğu 15 kişinin idamına, 31 kişinin müebbet hapsine karar verildi.

    İdam kararının onaylanması[değiştir | kaynağı değiştir]

    İdam kararının uygulanabilmesi Millî Birlik Komitesi'nin onayına bağlıydı. Milli Birlik Komitesi, mahkeme kararının açıklandığı 15 Eylül günü Ankara'da toplandı ve üç saat süren bir toplantı gerçekleşti. 16 Eylül 1961 tarihli Resmî gazete'de yayımlanan[3] Milli Birlik Komitesi'nin 75 numaralı kararı ile Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam kararı onaylandı, Celal Bayar'ın 65 yaş üstü olması nedeniyle idam kararı müebbet hapis cezasına çevrildi.

    İdam kararının onaylanmasının ardından Menderes'in eşi Berin Menderes, CHP genel başkanı İsmet İnönü, CKMP üyesi Osman Bölükbaşı ve AP üyesi Ragıp Gümüşpala'dan cezanın müebbet hapis cezasına çevrilmesi talebinde bulundu.[4]

    Uluslararası tepkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

    İnfazı ve defni[değiştir | kaynağı değiştir]

    16 Eylül 1961'de Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun idamı infaz edilmişti. Menderes'in tedavisi 17 Eylül 1961'de sona erdi ve aynı gün sağlıklı olduğuna dair rapor düzenlendi. Aynı gün saat 12 sularında askeri bir gemi ile Yassıada'dan alınarak İmralı adasındaki İmralı Cezaevi'ne nakledildi. İmralı adasına nakledilirken "İdama mı götürülüyorum" diyen Menderes'e, hakkındaki idam kararı ilk kez İmralı Cezaevi savcısı Altay Ömer Egesel tarafından okundu. Tutulduğu hücrede şu sözleri söyledi:

    Menderes'e beyaz infaz gömleği giydirilerek darağacına çıkarıldı. Saat 14.20'de asılarak idam cezası infaz edildi. İdam, ilk olarak aynı gün saat 19.00'da Ankara Radyosu'nda kamuoyuna duyuruldu.[7] Aynı gün Milli Birlik Komitesi tarafından da açıklama yapıldı:

    Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu ve Adnan Menderes, İmralı adası'nın doğu yönünde bulunan ve günümüzde "Menderes Burnu" olarak bilinen yere defnedildi. Mezar yerine ziyaretçi alınması mümkün değildi. Mezar yeri yalnızca beton ile çevrilmişti. 1990'da naaşların nakledilmesine kadar mezar yeri için bir bakım çalışması yapılmadı.[9]

    İdam sonrası siyasi durum[değiştir | kaynağı değiştir]

    İdam kararı açıklanmadan önce Milli Birlik Komitesi, siyasi partiler ile Millî Antlaşma, basın kuruluşları ile Türk Basın Antlaşması imzalayarak mahkeme kararlarının siyasi tartışma ve seçim propagandası yapılmasının önüne geçti. Böylece ülke kamuoyunda idam kararlarının eleştirilmesi ve tartışılması engellendi.[10]

    Adnan Menderes'in idamından üç hafta sonra yapılan 1961 Türkiye genel seçimleri'de, Demokrat Parti oy tabanının "mirasçıları" olarak görülen Adalet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi oyların yüzde 62'sini alarak 277 milletvekili çıkardı. Buna karşın Cumhuriyet Halk Partisi 173 milletvekili çıkarabildi. Bu seçim "Menderes'in zaferi" olarak nitelendirildi ve bir grup ordu mensubu bu durumdan rahatsız oldu.[11][12] 21 Ekim Protokolü olarak bilinen, yüksek rütbeli bir grup askerin yeni bir darbe teşebbüsü genelkurmay başkanı Cevdet Sunay'ın girişimi ile engellendi ve parti liderleri imzaladıkları protokol ile bir takım sözler vererek uzlaşı sağlandı. Bu protokol ile DP üyelerine af getirilmeyeceği güvence altına alınmıştır.

    25 Ekim 1961'de ise 12. dönem TBMM toplandı ve cunta dönemi sona erdi. 20 Kasım 1961'de CHP-AP koalisyonu ile 26. Türkiye Hükûmeti (VIII. İsmet İnönü Hükûmeti) kuruldu.

    1965 Genel seçimleri'nde Adalet Partisi tek başına iktidar oldu ve 30. Türkiye Hükûmeti (I. Süleyman Demirel Hükûmeti) döneminde 3 Ağustos 1966'da çıkarılan bir kanun ile cezaevinde hükümlü tüm Demokrat Partililere af getirilerek serbest bırakıldı.[10]

    Naaşının nakledilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İdamın gerçekleşmesi sonrasında Menderes ailesi cenazenin teslim edilmesini talep etti, Hıfzısıhha Kanunu'na göre cenazenin nakli için beş yıllık süre zorunlu olduğundan bu talep reddedildi.[10] 25 Eylül 1967'de Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığından cenazelerin taşınmasına yönelik engel olmadığına dair izin çıktı ve buna istinaden Menderes ailesi cenazenin Eyüp Mezarlığı'na nakledilmesi için yer ayarladı. Ancak bazı senato üyeleri cenazenin nakli sırasında dini tören yapılmasının Türk Ceza Kanunu'na aykırı olduğunu, dönemin büyükşehir belediye başkanı Haşim İşcan Eyüp mezarlığında defnetmenin kanuna aykırı olduğunu ifade etti. Bu gelişmeler üzerine kamuoyunda oluşan gerginlik nedeniyle Menderes, Zorlu ve Polatkan aileleri ortak bir bildiri yayınlayarak cenazelerin nakli talebinden vazgeçti. Ayrıca Cumhuriyet Senatosu yayınladığı bildiride cenazelerin taşınmasının anayasal düzene tehdit olduğunu ifade etti.[10]

    Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde 22 Mayıs 1987'de TBMM'de kabul edilen ve 6 Haziran 1987 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan kanun kapsamında Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşlarının devlet töreni ile nakledilmesine karar verildi ve 1 Haziran 1990 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul'da Topkapı Mezarlığı içinde inşa edilen Adnan Menderes Anıt Mezarı'na 17 Eylül 1990'da nakli gerçekleşti. Menderes ve arkadaşlarının naaşının nakli öncesinde Aksaray semtindeki Murat Paşa Camii'nde cenaze namazı kılındı ve Anıt Mezar'da dönemin Cumhurbaşkanı ve çok sayıda siyasetçinin katıldığı devlet töreni düzenlendi.

    Eleştiriler[değiştir | kaynağı değiştir]

    Menderes'in idam edilmesi Türkiye siyasi tarihinde birçok kişi tarafından kara bir leke olarak adlandırılır.[13] Öte yandan seçimle iktidara gelen Menderes'in askerî darbe sonucu görevden alınarak idam edilmesi sebebiyle bazı kaynaklarda Menderese "Demokrasi Şehidi" denilmektedir.[14][15]

    İdam kararının hükümsüz hale gelmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yassıada yargılamalarının hukuki dayanağının kaldırılmasını içeren kanun teklifi TBMM'de 24 Haziran 2020 günü kabul edildi ve kanuna göre Yüksek Adalet Divanı'nın kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan ve yürürlükte bulunan kanun hükümleri geçmişe dönük yürürlükten kaldırıldı.[16] Böylece idam kararının hukuki dayanağı ortadan kaldırıldı ve idam kararı hükümsüz kaldı.

    Kültür ve sanatta yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    Menderes'in idam edilmesi çok sayıda kültür ve sanat ürününde konu edildi:

    Demokrasi ve Özgürlükler Adası[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yargılamaların gerçekleştiği Yassıada'nın ismi 2013 yılında Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak değiştirildi. 2015 yılında adada başlayan inşaat çalışmaları tamamlanarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP genel başkanı Devlet Bahçeli'nin katıldığı bir devlet töreni ile darbenin 60 yıl dönümü olan 27 Mayıs 2020 tarihinde ada yeniden kullanıma açıldı.[18]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Adnan Menderes neden asıldı? 27 Mayıs Adnan Menderes olayı nedir, kaç yaşında öldü?

    Adnan Menderes neden asıldı? 27 Mayıs Adnan Menderes olayı nedir, kaç yaşında öldü?

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihindeki ilk darbe olan 27 Mayıs 1960 ihtilali, düşük rütbeli subaylardan oluşan 37 kişilik bir grubun planlaması ile sabah erken saatlerde uygulandı. Darbeyle üst komuta kademesi etkisiz hale getirildi ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Demokrat Parti (DP) lideri Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere devlet ve hükümet yetkilileri tutuklandı. MBK açıklamasında "Demokrat Parti'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" ileri sürülerek, darbenin gerekçesinin bu olduğu belirtildi. 27 Mayıs darbesi sonrası yapılan yargılamalarda 15 yargıç ve 9 savcı görev yaptı. Yüksek Adalet Divanı’nın başkanlığını Salim Başol'un yaptığı duruşmalar Yassıada Spor Salonu'nda görüldü. Yassıada'da yargılamaları, 14 Ekim 1960'ta başladı ve 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Duruşmalarda 592 sanıktan 288'i için idam istendi. Yüksek Adalet Divanı ise 15 sanığın idam cezasına çarptırılmasına hükmetti. Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam kararları oy birliğiyle alındı. Bayar hakkındaki idam kararı, yaş haddi nedeniyle müebbet hapse çevrildi. Peki, Adnan Menderes neden asıldı? 27 Mayıs Adnan Menderes olayı nedir, kaç yaşında öldü?

    ADNAN MENDERES NEDEN ASILDI?

    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre7 partinin katıldığı 14 Mayıs 1950'deki seçimlerde, DP ilk büyük zaferini kazanmış, yüzde 53 oy ve 416 milletvekili ile meclise girmiş, CHP ise ancak 69 sandalye kazanabilmişti.

    DP'nin ilk yıllarında yaptığı en önemli icraatların başında, Türkçe okunan ezanın tekrar Arapça okunmasına dair kanunun Meclis'e sunulup kabul edilmesi gelmişti.

    Katılımın yüzde 88,63 gibi oldukça yüksek bir oranda gerçekleştiği 1954 seçimlerinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin en yüksek oyunu alarak iktidarda kalmayı başaran DP, ilk yıllarından itibaren sivil ve askeri kanadın muhalefeti ile karşı karşıya kaldı. Selanik'te Atatürk'ün doğduğu evin yanındaki Türk konsolosluğunun bahçesine atılan iki bombadan birinin patladığı, evin ve konsolosluk binasının camlarının kırıldığı haberi ile Ankara, İstanbul ve İzmir'de halkın sokağa dökülmesi ile 6 Eylül 1955'te başlayan "6-7 Eylül Olayları"nda, azınlıkların yaşadıkları semtlerde yangınlar çıkarılmış, kiliselere ve mezarlıklara saldırılarda bulunulmuştu. 6-7 Eylül olaylarına ilişkin Yassıada'da dava açılmasında en büyük rol, Fuad Köprülü'nün olmuştu. 27 Mayıs 1960 darbesinden sadece 8 gün sonra bir gazeteye röportaj veren Köprülü, 6-7 Eylül Olaylarıyla ilgili dönemin Başbakan Yardımcısı Fatin Rüştü Zorlu ve Başbakan Adnan Menderes'i suçlayarak "Bu müessif hadisenin baş tertipçisi ve müsebbibi bizzat Menderes'ti. Kıbrıs'ı fethetmek için bu şekilde bir yol takip etmeyi doğru bulmuştur." ifadelerini kullandı.

    Atatürk'ün evinin bombalanması hadisesinin de bir tertip olduğunu ileri süren Köprülü, "Bizzat tertipçisi Menderes'tir. Kendisine bu aklı yine Kıbrıs fatihlerinden Zorlu vermiştir." iddiasında bulundu. Bu iddialar üzerine, darbeden sonra Yassıada'da alelacele bir 6-7 Eylül Olayları davası açılmış ve Adnan Menderes ile Fatin Rüştü Zorlu altışar yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

    DP'nin kurucularından ve Dışişleri Bakanı olan Fuad Köprülü ile hayli uzun süren bir çekişme içine giren Zorlu, 1957 seçimlerinden sonra 25 Kasım 1957'de Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturdu. Fuad Köprülü'nün kişisel husumeti nedeniyle böyle bir röportaj verdiği ve Zorlu'nun mahkum edilmesini istediği iddia edilmişti.

    1957 seçimleri ve 9 Subay Olayı

    DP, 1957 seçimlerinde oy kaybetmiş olmasına rağmen 424 sandalye kazanmayı başardı. Seçimlerden kısa süre sonra yaşanan "9 Subay Olayı", ordu içinde bir grup subayın hükümete komplo hazırlamak suçundan tutuklanıp yargılanmaları şeklinde gerçekleşti. DP'nin iktidara gelmesinin ardından bir grup subayın ordu içinde kurduğu örgüt, 1950'li yılların ikinci yarısında genişlemeye başladı.

    Hükümete yapılan ihbar neticesinde ortaya çıkan grup, DP iktidarına karşı darbe düzenlemek amacıyla kurulmuştu. 9 Subay Olayı, yaklaşık 3 yıl İstanbul'da etkinlik gösteren, ordu içindeki gizli örgütün kısa dönemde zayıflamasıyla son buldu.

    Üniversite öğrencilerinin gösterileri

    Türkiye'de 1946 yılında çok partili hayata geçilmesinin ardından, 1950 yılında iktidara gelen DP, 10 yıl iktidarda kaldı. DP iktidarının son dönemlerinde ülkede yaşanan gerilim, zaman zaman şiddetle kendini gösterdi. Muhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı İsmet İnönü'nün bazı yurt gezilerinin engellendiği ve saldırıya uğradığı iddiaları ortaya atıldı. Üniversite öğrencileri, hükümet aleyhine gösterilere başladı. İstanbul Beyazıt Meydanı'nda üniversite öğrencilerinin eylemi sırasında Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz, seken bir kurşunun başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti. Emeksiz'in "polis kurşunuyla hayatını kaybettiği" yönündeki haberler dolayısıyla olaylar daha da şiddetlendi. Ülkede yaşananlar nedeniyle İstanbul ve Ankara'da sıkıyönetim ilan edildi.

    Ankara'da 5 Mayıs 1960'da bir öğrenci grubu, ''555K'' yani "5'inci ayın 5'inde saat 5'te Kızılay'da" koduyla gösteri düzenledi. Adnan Menderes, kendisine karşı eylem yapılan yere giderek eylemcilerin arasına girdi. O sırada bir genç Menderes'in boğazını sıktı. "Ne istiyorsun" diye sorduğu gençten "Hürriyet istiyorum" cevabını alan Menderes, "Bir başbakanın boğazını sıkıyorsun bundan ala hürriyet mi var?" ifadelerini kullandı.

    21 Mayıs'ta da Harp Okulu öğrencileri sokağa çıktı ve Zafer Anıtı'na kadar ''sessiz" yürüyüş yaptı.

    Ankara Radyosundan okunan bildiriyle ''ihtilal'' duyuruldu

    Olaylardan rahatsızlık duyulduğu iddiasıyla Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bazı general ve subayların oluşturduğu 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, "DP'nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü" gerekçelerini ileri sürerek 27 Mayıs sabaha karşı yönetime el koydu. Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından Ankara Radyosundan okunan bildiriyle ''ihtilal'' duyuruldu. Bildiride şöyle denildi:

    "Bugün demokrasimizin içine düştüğü buhran ve son müessif hadiseler dolayısıyla kardeş kavgasına meydan vermemek maksadıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, memleketin idaresini ele almıştır. Bu harekata, Silahlı Kuvvetlerimiz partileri, içine düştükleri uzlaşmaz durumdan kurtarmak ve partiler üstü tarafsız bir idarenin nezaret ve hakemliği altında en kısa zamanda adil ve serbest seçimler yaptırarak idareyi, hangi tarafa mensup olursa olsun, seçimi kazananlara devir ve teslim etmek üzere girişmiş bulunmaktadır."

    Anayasa ve TBMM feshedildi

    "Ülkenin gitgide baskı rejimine götürüldüğü" iddiasıyla Milli Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen darbe sonrasında, bütün antidemokratik yöntemler devreye sokuldu.

    Milli Birlik Komitesi, Anayasa ve TBMM'yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, hükümet üyeleri, DP'li milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı. Adnan Menderes, aynı gün yurt gezisi kapsamında bulunduğu Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürüldü ve daha sonra diğer tutuklu DP üyeleriyle Yassıada'da hapsedildi.

    Yassıada'daki yargılamalar, 14 Ekim 1960'ta başlayıp 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. Toplam 19 dosyada toplanan davalar, "anayasayı ihlal" davasıyla birleştirildi. 592 sanıktan 288'i için idam istendi. Kararı açıklayan Yüksek Adalet Divanı, 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam kararları oy birliğiyle alındı. Celal Bayar hakkındaki karar, yaş haddi nedeniyle müebbet hapis cezasına çevrildi.

    Eski TBMM Başkanı Refik Koraltan, eski TBMM Başkanvekilleri Agah Erozsan, İbrahim Kirazoğlu, eski Tahkikat Komisyonu Başkanı Ahmet Hamdi Sancar, eski Tahkikat Komisyonu üyeleri Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger, eski bakan Emin Kalafat, eski milletvekilleri Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman ile eski Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun hakkındaki idam kararları ise oy çokluğuyla alındı.

    Aralarında eski bakan, eski milletvekilleri, Tahkikat Komisyonu üyeleri, İstanbul Valisi ile İstanbul Belediye Başkanı'nın da bulunduğu 31 sanık hakkında ise müebbet hapis cezası verildi. Sanıklardan 92 kişiye 20 yıl ile 6 yıl arasında ağır hapis, 94 kişiye 5 yıl ağır hapis cezası verildi. Diğer sanıkların bazıları da kısa süreli hapis cezaları aldı, bazıları da beraat etti.

    Birçok yabancı ülke lideri, idamların durdurulması için Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesine defalarca çağrıda bulundu. Bunun üzerine Komite, Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar'ın cezası, yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi.

    Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, o gün başarısız bir intihar girişiminde bulunan Adnan Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra saat 13.21'de idam edildi.

    Yassıada, "Demokrasi ve Özgürlükler Adası" yapıldı

    TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi. Aynı kanun uyarınca Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşları, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.

    27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 592 kişinin yargılandığı ve bu yargılamaların sonunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idamına karar verildiği Marmara'daki Yassıada ise darbenin 60. yıl dönümünde Demokrasi ve Özgürlükler Adası adıyla açıldı.

    Yazı kaynağı : www.gazetevatan.com

    Adnan Menderes kimdir, ne zaman ve neden idam edildi?

    Adnan Menderes kimdir, ne zaman ve neden idam edildi?

    Hem eğitim hayatında hem de siyasi kariyerinde önemli başarılara sahip olan merhum Başbakan Adnan Menderes milletvekilliği, parti kuruculuğu, başbakanlık ve parti genel başkanlığı yaptı. İşte Menderes’in eğitimden, siyasete hayatı ile ilgili tüm detaylar…

    ADNAN MENDERES KİMDİR?

    Adnan Menderes (1899, Aydın - 17 Eylül 1961, Bursa) Tam adı, Ali Adnan Ertekin Menderes, 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, devlet adamı ve hukukçu.

    1899 yılında Aydın'da doğdu. Babası İzmirli Katipzade İbrahim Ethem Bey, annesi Aydınlı Hacı Alipaşazadeler'den Tevfika Hanım'dır. Menderes, anne ve babasını küçük yaşta kaybettiği için onları neredeyse hiç hatırlamamaktadır. Hacı Ali Paşa dedesinden miras yoluyla kalan Aydın'daki Çakırbeyli Çiftliği ile Menderes, daha dokuz yaşındayken küçük ama yalnız bir ağa olmuştur.

    Eğitim Hayatı

    Okul hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi'nde başlayan Menderes, eğitimine İzmir Amerikan Koleji'nde devam etti. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi'ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı'na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası almaya değer görüldü. İzmir'in ünlü ailelerinden, Evliyazade Fatma Berin Hanım ile 1929 yılında evlendi ve Yüksel, Mutlu, Aydın olmak üzere üç oğlu oldu.

    Siyasi Hayatı

    Menderes'in ilk siyasal yaşam mücadelesi ilginçtir ki aile içinde başlamıştır. Adnan Menderes politikaya atılma konusunda, bir taraftan çiftlik işlerinden dolayı çekince duyarken, bir taraftan da eşi Berin Hanım, Menderes'in politikaya atılması hususuna isteksiz yaklaşmıştır.

    1946'da Demokrat Parti Kuruldu

    Adnan Menderes, 1930 yılında kısa süreli de olsa Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra ise Cumhuriyet Halk Partisi'ne geçti ve 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden Aydın milletvekili olarak seçildi. 1945 senesine kadar, TBMM'de komisyon raportörlüğü yaptı. O yıl Saracoğlu Hükümeti'nin gündeme getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle tenkit ederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, 12 Haziran 1945'te, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte, CHP Disiplin Kurulu tarafından ihraç edildiler. Bu hareketler, Demokrat Parti'nin 7 Ocak 1946'da kurulmasına sebep oldu.

    DP İktidarının Tek Başbakanı Oldu

    1946 seçimlerinde, Demokrat Parti'den Kütahya milletvekili seçildi. Celal Bayar'dan sonra, partide ikinci adam durumuna geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, DP, oyların 53,5'ini alarak iktidar oldu. On senelik DP iktidarının, tek başbakanı (22 Mayıs 1950 - 27 Mayıs 1960) oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında, 5 hükümet kurdu. Bu on senelik zaman içinde, Türkiye'nin iç ve dış siyasetinde büyük gelişmeler oldu. Sanayileşme ve şehirleşme hamlesi başladı. Köye makine girdi. Ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık yeniden başladı. Türkiye kalkınma kavramıyla tanıştı.

    ADNAN MENDERES NE ZAMAN VE NEDEN İDAM EDİLDİ?

    Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti'de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etti.

    Yazı kaynağı : www.cnnturk.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap