Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    2. selimden sonra tahta kim geçti

    1 ziyaretçi

    2. selimden sonra tahta kim geçti bilgi90'dan bulabilirsiniz

    2. Selim nasıl öldü? Sultan 2. Selim öldükten sonra Osmanlı tahtına kim çıktı?

    2. Selim nasıl öldü? Sultan 2. Selim öldükten sonra Osmanlı tahtına kim çıktı?

    2. Selim, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın oğludur. 11. Osmanlı Padişahıdır. Babasının vefatından sonra 1566 yılında tahta çıkmıştır ve haremdeki hamamda ayağının kayıp düşmesi sonucunda 1574 tarihinde vefat etmiştir. 2. Selim'in vefatından sonra ise sekiz erkek çocuğundan biri olan Şehzade Murad tahta çıkmıştır.

    2. SELİM NASIL ÖLDÜ?

    Sarı Selim olarak bilinen Sultan 2. Selim babasının aksine seferde vefat etmemiştir. 2. Selim haremdeki hamamda ayağının kayması sonucu düşmüştür. Ve bu düşüşten sonra göğüs boşluğunda bir kanama meydana gelmiştir. 2. Selim doktorların uyguladığı tüm tedavilere rağmen 15 Aralık 1574 tarihinde vefat etmiştir. Ayasofya Cami'nin avlusuna inşa ettirmiş olduğu kendi türbesine defnedilmiştir.

    2. SELİMDEN SONRA TAHTA KİM ÇIKTI?

    2. Selim'in Murad, Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmet, Mahmut ve Cihangir adlarında sekiz tane erkek çocuğu vardır. Bu çocuklarından Şehzade Murat 2. Selim'den sonra 3. Murat adıyla tahta çıkan padişahtır. 3. Murat'ın annesi Nur-Banu Sultandır.

    2. Selimden sonra tahta çıkan 3. Murad 4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa'da doğmuştur. Babası 2. Selim annesi ise Nur-Banu Sultandır. 3. Murad Osmanlı İmparatorluğu'nun 12. Padişahı ve 91. İslam Halifesidir. Padişah olarak tahta çıkmadan önce başta Manisa olmak üzere birçok şehirde sancak beyliği yapmıştır. Babasının ölümünden sonra 1574 tarihinde tahta geçmiştir ve 1595 yılına kadar ülkeyi yönetmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun en otoriter padişahlarından biri olan 3. Murad Osmanlı Devletini tam 21 yıl yönetmiş ve bu yönetim sırasında Osmanlı Devleti doğudaki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Fethettiği yerler arasında Şirvan, Yanıkkale ve Tiflis vardır.

    2. SELİM KAÇ YIL TAHTTA KALDI?

    2. Selim Kütahya sancak beyi iken babası Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatından sonra 30 Eylül 1566 yılında kırk iki yaşındayken tahta geçmiştir. Tam 8 yıl 2 ay ve 19 gün padişahlık yaptıktan sonra Sultan 2. Selim 15 Aralık 1574 yılında vefat etmiştir.

    Yazı kaynağı : www.sabah.com.tr

    II. Selim

    II. Selim

    II. Selim (Osmanlıcaسلیم ثانی Selīm-i sānī, divan edebiyatındaki mahlasıyla Selîmî ve Tâlibî[1]), Sarı Selim veya Sarhoş Selim (30 Mayıs 1524[2] - 15 Aralık 1574), 11. Osmanlı padişahı ve 90. İslâm halîfesidir. Kânûnî Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın oğludur.[3][4][5] Kardeşi Bayezid'e karşı Konya'da yapılan savaşı kazanarak, babasının desteğini aldı. Babasının ölümü üzerine, hayattaki tek oğlu olarak 24 Eylül 1566 tarihinde on birinci padişah olarak tahta geçti. Padişah olur olmaz ilk seferini Batı’ya yaptı. Ülke sınırlarını Orta Avrupa’ya kadar genişletti. Kıbrıs, Tunus kayıtsız şartsız teslim olanlar arasındaydı. Ülkesinin denizlerde de egemenliğini genişleterek, deniz egemenliğine önem verdi.

    Turgut Reis gibi kaptanlar onun zamanında yetişti. Sokollu Mehmed Paşa gibi çok güçlü bir vezire sahipti, devlet işlerinde en önemli yardımcısı idi. Onun zamanında İstanbul ve ülkenin çok değişik alanlarında birçok mimari eseri yapıldığı gibi, önemli onarım faaliyetlerini de gerçekleştirdi. Devrinin usta mimarı, Mimar Sinan’a Edirne’de Selimiye Camii'ni yaptırdı. 15 Aralık 1574 günü 50 yaşında vefat etmiş, Ayasofya'daki türbesine gömülmüştür. 8 yıllık saltanatı boyunca ordunun başında sefere çıkmamıştır. Kendisinden sonra gelen bazı padişahların da sefere çıkmaması sebebiyle bir gelenek başlattığı görüşü bulunmaktadır. Ölümüne kadar padişahlığını sürdürmüştür.

    Çocukluğu ve tahta geçişi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Şehzade Selim'in çocukluğu İstanbul'da Eski Saray'da geçmiştir. 27 Haziran 1530'da kardeşleri Şehzade Mustafa ve Mehmed ile birlikte At Meydanı'nda bir hafta boyunca süren bir eğlence ve törenle sünnet edildi. 16 yaşına kadar sarayda kalıp derin bir saray eğitiminden geçirildi. 1542'de 16 yaşında iken Konya Sancak beyi olarak atandı. 1544'te Manisa Sancak beyi olarak tayin edildi ve Manisa Sancak beyi olarak 1558'e kadar görev yaptı. Manisa'da zamanını eğlence ve av partileri ile geçirdiği bildirilir. 1558'de tekrar Konya Sancak beyliğine atandı ve 1562'ye kadar orada kaldı.[5]

    Şehzade Selim babası Kanuni Sultan Süleyman hayatta iken, özellikle 1553'ten sonra, babasına varis olabilecek diğer şehzadelerle taht mücadelesine girişti. Kanuni'nin şehzadelerinden Mustafa, Mahmud, Murad, Mehmed, Abdullah ve Cihangir, babaları sağken ölmüşlerdi. Kanuni'nin çok bağlı olduğu karısı Hürrem Sultan kendi oğullarından Selim veya Bayezid'in taht varisi olmasını istemekteydi. Ağustos 1553'te Kanuni Nahcivan Seferi'nde iken Konya Ereğlisi'nde o sefere katılan Şehzade Mustafa, Hürrem Sultan'ın yakın adamı olan Sadrazam Rüstem Paşa'nın tavsiyesine uyan, babası Kanuni tarafından idam ettirildi. Tahta varis olarak Hürrem Sultan'ın iki oğlu Şehzade Bayezid ve Selim kaldı. 1558'de Hürrem Sultan ölünce bu iki kardeş birbirleriyle açık mücadeleye giriştiler. Amasya Sancak beyi olan Şehzade Bayezid daha atak ve isyancıydı. Sabırlı ve sağduyulu davranışlı görünen Şahzade Selim babasının desteğini kazandı. 29 Mayıs 1559'da iki şehzade taraftarları ve kendi sancak orduları ile birlikte Konya yakınlarında bir muharebeye giriştiler. Babasının desteğini almış olan Şehzade Selim bu çarpışmadan galip çıktı. Selim kaçan Bayezid'i Hınıs'a kadar kovalayıp Konya'ya geri döndü. Bayezid, oğulları ile birlikte, önce Amasya'ya ve sonra babasının kendi üzerine gelmek üzere Üsküdar'da ordugaha geçtiği haberini alınca, 2.000 kişilik ordusuyla İran'a Safevi devletine sığındı. Kanuni, Şah Tahmasb ile yapılan yazışmalarla isyankar oğlunun geri verilmesini istedi. 25 Eylül 1561'de Şah Tahmasb elinde bulunan şehzadeleri Kazvin'de boğdurtup naaşlarını geri gönderdi ve bu cenazeler Sivas'a getirilip gömüldüler. Böylece 1561'de, Konya Sancak beyi olarak bulunan Şehzade Selim, Kanuni'nin rakipsiz tek veliahtı olarak kaldı. Bu nedenle 1562'de devlet başkentine daha yakın olan Kütahya Sancak beyliğine atandı.

    Şehzade Selim babasının son seferi olan 1566 son Avusturya Seferi'ne katılmadı. Selim Kütahya yakınlarında Sıçanlı sahrasında avda iken, babasının Zigetvar Kuşatması sırasında 7 Eylül'de öldüğünü, bu ölümü herkesten gizleyen Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'nin güya fetihname olarak gönderdiği, gizli mektubundan öğrendi. Hemen lalaları Hüseyin Paşa, Hoca Ataullah ve muhasibi Celal Bey ile birlikte bir alayla İstanbul'a hareket etti. 30 Eylül'de Üsküdar'a vardı. Herkes sultanın ölümünden habersizdi. Üsküdar İskelesi'ne saltanat kayığı ile gelen Bostancıbaşı Davut Ağa, Sultan Selim'in padişahlığını ilk tanıyanlardan biri olarak, onu saltanat kayığı ile Topkapı'ya geçirdi. O sırada Tersane ve Tophane'den saltanat topları atılıp yeni sultanın tahta geçtiği halka ilan edildi. Sultan Selim Köşk İskelesinden şehir kapısına kadar özel murassa giyimle at üzerinde alayla geçti ve yolda etraftan gelen halka paralar saçıldı. Saraya gelen Selim tahta oturtuldu ve İstanbul'da bulunan devlet ricali (İstanbul Muhafızı İskender Paşa, Şeyhülislam Ebussuud Efendi vb.) tarafından egemenliği tanındı. Bu sırada yapılan harcamaları karşılamak için, devlet hazinesi açılmadı ve ablası Mihrimah Sultan tarafından borç verilen 50.000 altın kullanıldı.[5]

    Sultan Selim hemen iki gün sonra orduyu ve babasının cenazesini karşılamak üzere İstanbul'dan ayrıldı. Edirne, Filibe, Sofya üzerinden (genellikle 30 gün çeken yolu) çok hızla geçerek 15 günde Belgrad'a ulaştı. Kanuni'nin ölümü seferden geri dönmekte olan orduya Belgrad'a dört menzil kala açıklandı ve Sultan Selim üzüntüden perişan orduyu Belgrad'da karşıladı. Belgrad'da kılınan cenaze namazından sonra Kanuni'nin naaşı acele İstanbul'a gönderildi. Belgrad'da kalan Sultan Selim orada yeniden bir cülus (tahta çıkma töreni) yapılmasını reddetti. Askere dağıttığı cülus bahşişi de kapıkulu askeri tarafından az görülüp kızgınlıkla karşılandı. Sultan Selim Kasım ayında Edirne'ye vardı ve orada bekledikten ve yollarda kapıkullarının yaptıkları isyankar hareketler altında Aralık'ta İstanbul'a gelebildi.

    Saltanatı sırasında savaşlar ve barışlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    II. Selim Osmanlı tarihinde devlet yönetimiyle ilgilenmeyen ve ordusunun başında sefere gitmeyen ilk padişahtı. Yönetimi kızı Esmehan Sultan'ın kocası olan ve çok başarılı sadrazam olan Sokollu Mehmed Paşa'ya bıraktı.[4] Ayrıca Cülûs bahşişinin ilmiye sınıfına da verilmesi âdetini ilk defa II. Selim çıkarmıştır.

    Sakız Adası'nın fethi (1566)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sultan II. Selim'in babası Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra padişah olduğunda fethettiği ilk yer olarak bilinir. Sokullu Mehmed Paşa komutasındaki birlikler 1566 senesinde adayı fethederek boğazların güvenliğini sağlamışlardır. Ada Venedik ve Cenevizlilerden alınmıştır. Her iki tarafta da fazla kayıp verilmemiştir.

    Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'yla savaş (1566-1568)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kanuni Sultan Süleyman döneminde imzalanan 1562 tarihli barış 1566 yılında bozulmuş, Zigetvar Savaşı ile Osmanlı ordusu, Avusturya ordusunun mütecaviz tavrını cezalandırmıştı. Sultan Selim'in babasının cenazesini karşılamak için Manisa'dan Belgrad'a harekâtı sırasında Drava üzerindeki Bobokça Kalesi Özdemiroğlu Osman Paşa komutasında fethedilmiştir.

    Her iki tarafın da barışa mayletmesiyle 17 Şubat 1568'de Edirne Antlaşması imzalandı.

    Yemen isyanı ve bastırılması (1567-1570)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yemen 1517 yılında Osmanlı egemenliğine girmiş, Hadım Süleyman Paşa'nın 1538 tarihli Hint deniz seferi ile kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştı. 1567 yılında bölgede Zeydi İmamı Topal Mutahhar önderliğinde isyan çıkınca bölgedeki Türk egemenliğini yeniden tesis etmek amacıyla Özdemiroğlu Osman Paşa ve Şam Beylerbeyi Lala Mustafa Paşa Yemen Serdarlığına tayin edildiler. 1568 tarihli Yemen Seferi'nde Taiz ve Kahire kalelerinden sonra 15 Mayıs'ta Aden'i, 26 Temmuz'da da Sana'yı fetheden Türk ordusu ülkeyi tekrar Osmanlı topraklarına kattı.[6]

    Sumatra Seferi (1569)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Bugünkü Endonezya'ya bağlı Sumatra Adası'nın kuzeybatısında bulunan Açe Sultanlığı bölgedeki zenginliklere gözlerini diken Portekizlilerin hedeflerinden biriydi. Günden güne artan Portekiz baskısına dayanamayan zamanın Açe Sultanı Alaüddin Şah bir elçi heyetini yardım istemek amacıyla İstanbul'a gönderdi. Açe heyeti 1566 yılında İstanbul'a ulaştığında, o sırada Zigetvar Seferi'nde bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi geldi. Kanuni'nin yerine tahta geçen II. Selim heyete her türlü yardımı yapacağına söz verdi. 1569 yılında Osmanlı'nın Kızıldeniz filosu amirali Kurdoğlu Hayreddin Hızır Reis komutasında 22 parçadan oluşan Osmanlı Donanması Hint Okyanusu'na açılarak Açe'ye vardı ve yardımı ulaştırdı. Açe Sultanlığı Osmanlı Devleti'ne bağlanırken, Portekizlilere karşı taarruza geçebilecek kudrete ulaştı.[7]

    Don-Volga Kanal Projesi (1569)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Rusya'nın 1552'de Kazan Hanlığı'nı, 1556'da da Astrahan Hanlığı'nı ilhak etmeleri kuzeyde ilk kez bir Rus tehdidini ortaya çıkarmıştı. Sokullu Mehmed Paşa, Don ve Volga nehirlerinin bir kanalla birleştirilerek, Karadeniz ile Hazar Denizi'nin birbirine bağlanması sayesinde Rusların güneye doğru inmelerini engellemeyi, ayrıca İpek Yolu ticaretini canlandırmayı, İran ile yapılan savaşlarda donanmadan yararlanmayı ve Asya'daki Türk hanlıkları ile irtibat sağlamayı hedeflemiştir. 1569 Ağustosunda Kefe Beyi Kasım Paşa tarafından başlanan çalışmalar Rusya'nın saldırıları, mevsimin kış olması ve Kırım Hanlığı'nın projeyi kösteklemesi sonucunda başarıya ulaşamamıştır.[8]

    Astrahan Seferi ve Kırım Hanlığı'nın Moskova seferleri (1569-1572)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Osmanlı Devleti Don-Volga Kanal Projesi'ne koşut olarak 1556'dan beri Rusların elindeki Astrahan'ın geri alınması için bir de sefer tertipledi. 1569 yılının Kasım ayında çok olumsuz hava koşullarında başlayan kuşatma Rus Çarı Korkunç İvan'ın bölgeye Prens Serebiyanov komutasında 20.000 kişilik bir kuvvet gönderip Türk askerlerini iki ateş arasına almasıyla başladıktan 16 gün sonra sona erdi ve Türk ordusu bir huruç harekâtı yaparak kendini kuşatılmışlıktan kurtarmak zorunda kaldı.[9]

    Kırım Hanı I. Devlet Giray Osmanlı Devleti'nin Don-Volga Kanal Projesi ve Astrahan seferi ile ulaşmak istediği Rus tehdidinin bertaraf edilmesi hedefine doğrudan Moskova'ya yürüyüp Rus gücünü örseleyerek ulaşılabileceğini düşünüyordu. 120.000 kişilik bir orduyla Oka Nehri'ni ve Serpukhov Tahkimatı'ni aşan Devlet Giray Han direnen 6.000 kişilik bir Rus ordusunu da mağlup etti ve Moskova önlerine geldi. Moskova'yı 24 Mayıs 1571'de yakarak yerle bir eden ordu, çok sayıda sivil Rus'un ölmesine rağmen Rus ordusunu örseleyemeden geri döndü. Bir yıl sonra yeniden Moskova'ya yürüyen Han bu sefer karşısında Moskova'nın 60 kilometre güneyinde 60.000 kişilik Rus ordusunu buldu. Molodi'de 30 Temmuz-3 Ağustos arasında yapılan muharebede yakın savaşa zorlanan süvari ağırlıklı Kırım ordusu ağır kayıplar verdiği bir yenilgiye uğrayarak Kırım'a çekilmek zorunda kaldı.

    Bu başarısızlıkların sonucunda Rusya'nın fetihleri kabul edilmek zorunda kalındı ve ileride Osmanlı Devleti'ne büyük sıkıntılar çıkaracak bir devlet oluşmaya başladı.

    Osmanlı-Venedik Savaşı (1570-1573)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Doğu Akdeniz, Kanuni Sultan Süleyman'ın fetihleriyle artık iyice Osmanlı iç denizi haline gelmiştir. Ancak Venedikli korsanların son bir sığınma yeri kalmıştı. Kıbrıs'ın fethinin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

    1571 senesinde Kıbrıs'ın fethi sırasında donanmanın Akdeniz'e inmesi sırasında feth edilmiştir. Fethin komutanlığını Sokullu Mehmed Paşa tarafından yapılmıştır.

    Kıbrıs'ın Türk ordusunca fethi Batı Avrupa'da önemli bir yankı uyandırdı. Venedik'in kışkırtmasıyla İspanyol, Ceneviz, Papalık ve Malta Şövalyeleri donanmalarının da dahil oldukları bir "Kutsal İttifak" oluşturuldu. Avusturyalı amiral Don Juan komutasındaki Haçlı donanması karşısında Müezzinzade Ali Paşa kumandasındaki Osmanlı donanması büyük bir yenilgiye uğradı. Osmanlı donanması ilk kez yakılmıştır. Bu yenilginin sonuçları kısa sürelidir. Dönemin sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa bu durumu Venedikli elçiye şöyle belirtmiştir: Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu koparttık; siz donanmamızı yakmakla uzamış sakalımızı tıraş ettiniz. Kopan kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür çıkar.

    Osmanlı başkenti donanmasının yenilgiye uğradığını muharebede başarılı olan tek denizcisi Uluç Ali Paşa sayesinde öğrendi. Uluç Ali Paşa kaptan-ı deryalığa getirildi ve Sokollu Mehmed Paşa'nın emriyle yeni bir donanmanın inşasına girişildi. Çok kısa bir zaman sonra oluşturulan donanma 1572 yazında Akdeniz'e açıldı. İspanya'nın da yeniden batıdaki mücadelesine yoğunlaşmasıyla yalnız kalan Venedik barış istedi. 1573 yılında imzalanan barış antlaşması ile Venedik Kıbrıs'ı Osmanlı Devleti'ne terk etti ve savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

    Tunus'un fethi (1574)[değiştir | kaynağı değiştir]

    1573 yılında Venedik'i barışa zorlayan bu büyük donanmanın bir sonraki hedefi 1574 yılında İspanya'nın elindeki Tunus kenti ve kalesi oldu. Bu kent 1534 yılında Barbaros Hayreddin Paşa tarafından fethedilmiş, ancak ertesi yıl bizzat Alman İmparatoru ve İspanya Kralı V. Karl'ın komuta ettiği sefer sonucu Alman-İspanyol ordularınca geri alınmıştı. Özellikle Turgut Reis'in fetihleriyle Tunus ülkesinin tamamı Türk egemenliğine girmiş, geriye kukla Hafsiler'in İspanyol işgali alında hüküm sürdükleri Tunus kenti kalmıştı. Uluç Ali Paşa komutasındaki Türk donanması 13 Eylül 1574'te kenti fethetti. Aynı yıl Tunus Eyaleti kuruldu.

    Ölümü (1574)[değiştir | kaynağı değiştir]

    II. Selim, 1574'te 50 yaşındayken hamamda düşme sonucu göğüs boşluğunda meydana gelen kanama yüzünden öldü.[10][11] Cenaze namazından sonra Ayasofya Camii'deki türbesine defnedildi.

    Edebî kimliği[değiştir | kaynağı değiştir]

    Selîmî mahlasıyla şiirler yazan Selim'in bir de divanı vardır. Yahyâ Kemâl’in; Bir beyti bir de câmi-i mâ’mûru var diye övdüğü; Biz bülbül-i muhrık dem-i şekvâ-yı firâkiz Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden beyti, bütün Türk şiirinin en güzel beyitlerinden biri sayılmaktadır. İkinci Selim, aynı zamanda îmârcı da bir pâdişâhtır.

    Yaptırdığı Hayratlar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Mekke-i mükerremenin su yollarının tâmiri, Mescid-i Harâm’ın mermer kubbelerle tezyini, Lefkoşa Selimiye Câmii, Azîz Efendi tekkesi, Navarin limanına hâkim bir mevkiye yaptırdığı kule, hayrâtı arasındadır. Edirne'ye yaptırmasının sebebi ise: Sultan’ın caminin yapılacağı şehir olarak neden Edirne'yi seçtiği kesin olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi Seyahatname adlı eserinde padişahın rüyasında İslam peygamberi Muhammed'i gördüğünü ve onun kendisinden Kıbrıs'ın fethi anısına bir cami yaptırmasını istediğini yazmıştır. Bu konudaki daha gerçekçi yorumlarda ise o dönemde İstanbul'da yeni bir büyük camiye ihtiyaç duyulmadığı, Edirne'nin Rumeli'deki Osmanlı egemenliğinin merkezi konumunda olduğu ve Selim'in gençlik yıllarından beri şehre ayrı sevgi beslediğine dikkat çekilir.

    Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

    II. Selim zamanında Ayasofya Camii yeniden onarıldı. Selimiye Camii, Mimar Sinan tarafından onun döneminde inşa edildi. Babası gibi II. Selim divan edebiyatına birçok eser bırakmış bir şairdir. Selim'in özellikle Nurbanu Sultan için yazdığı şiirler divan edebiyatının en güzel eserleri arasında gösterilir.

    Ünlü bir beyti:

    Son devrin ünlü şairlerinden Yahya Kemal, II. Selim'in bu beyti için, Selimiye kadar güzel bir şiir, demiştir.

    Popüler kültürdeki yeri[değiştir | kaynağı değiştir]

    2003 yılında yayınlanan Hürrem Sultan adlı Türk televizyon dizisinde II. Selim'i Atilay Uluışık canlandırdı. 2011 yılından itibaren yayınlanan Muhteşem Yüzyıl adlı Türk dizisinde ise kendisini Engin Öztürk canlandırmıştır.

    Ailesi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kronoloji (1566-1574)[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Sırasıyla Osmanlı Padişahları: Osmanlı Devleti padişahları kimler?

    Sırasıyla Osmanlı Padişahları: Osmanlı Devleti padişahları kimler?

    Sırasıyla Osmanlı Padişahları: Osmanlı Devleti padişahları kimler?

    Osman Bey(Gazi)’den son padişah IV.Mehmed’e kadar Osmanlı İmparatorluğu’da tam 36 padişah tahta geçmiştir. İşte Fatih'ten, Kanuni'ye Osman Gazi'den Selim'e bir çok başarılı padişahın yönetimi ile 6 yüzyıl hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu'nun 36 padişahı...

    Dünya tarihinin en büyük imparatorluklarından birisi olmuş olan Osmanlı İmparatorluğu’da 36 padişah tahta geçmiştir. 600 yılı aşkın süre ayaktan kalan Osmanlı Devleti 3 kıtaya hükmetti. Osman Bey (Gazi)’den son padişah IV.Mehmed’e kadar tüm Osmanlı padişahları ve padişahların tahta kalış süreleri haberimizde yer alıyor. İşte Osmanlı padişahları…

    OSMANLI PADİŞAHLARI LİSTESİ

    Kuruluş devri
    1- I. Osman (1300-1324) (Osman Gazi) 24 yıl
    2- Orhan (1324-1360) (Orhan Gazi) 36 yıl
    3- I. Murat Hüdavendigâr (1360-1389) 29 yıl
    4- Yıldırım Beyazıt (1389-1402) 13 yıl
    Fetret devri,  (1402-1413). Yıldırım'ın oğulları arasındaki kavgada I. Mehmet Çelebi diğerlerine üstün geldi. Yenilen oğulları padişahtan sayılmaz ama bir süre hüküm sürmüşlerdir. Süleyman Çelebi 7 yıl 10 ay hükümranlığı sürdü. Musa Çelebi Rumeli’de 3 yıl 6 ay hükmetti. Mustafa Çelebi
    5- Mehmet Çelebi (1413-1421) 8 yıl.
    6- II. Murat (1421-1451) Tahta iki kez çıkmıştır. 1421-1444 arası birinci dönem 23 yıl. Sonra 2 yıl oğlu Fatih Sultan Mehmet. 30 yıl. 1446-1451 arası ikinci dönem 5 yıl.

    Yükselme devri
    7- Fatih Sultan Mehmet (1444-1481) Tahta iki kez çıkmıştır. 1444-1446 yıllarında birinci dönem 2 yıl. Daha sonra yine babası II. Murat. 1451-1481 arası ikinci dönem 30 yıl. Fatih Camii onun adına yapıldı.
    fatihsultanmehmetkapak1
    8- II..Beyazıt (1481-1512) 31 yıl 31 yıl.
    9- Yavuz Sultan Selim (I. Selim) (1512-1520) 8 yıl.
    10- Kanuni Sultan Süleyman (I. Süleyman) (1520-1566) 46 yıl. İstanbul Süleymaniye Camii onun adına yapıldı.
    kanuni-sultan-suleyman-671

    Kanuni zamanında birinci Viyana kuşatmasından sonra duraklama devrine girildi.
    11- II. Selim (1566-1574) 8 yıl. Edirne Selimiye Camii onun adına yapıldı.
    12- III. Murat (1574-1595) 21 yıl.
    13- III. Mehmet (1595-1603) 8 yıl.
    14- I. Ahmet (1603-1617) 14 yıl. Sultanahmet Camii onun adına yapıldı.
    15- I. Mustafa (1617-1618) (Deli Mustafa) Tahta iki kez çıkmıştır. III: Mehmet'in oğlu. 1622-1623 ikinci dönemidir. Akli dengesi yerinde değildi. Toplam 2 yıl padişahlık yaptı.
    16- II. Osman (1617-1622) (Genç Osman) 5 yıl. I. Ahmet'in oğlu. Öldürülen ilk padişah.
    17- IV. Murat (1623-1640) 17 yıl. I. Ahmet'in oğlu. Çocuk yaşta padişah oldu.
    18- I. İbrahim (1640-1648) (Deli İbrahim) 8 yıl. I. Ahmet'in oğlu. 19- IV. Mehmet (1648-1687) (Avcı Mehmet) 39 yıl. I. İbrahim'in oğlu.
    20- II. Süleyman (1687-1691) 4 yıl. I. İbrahim'in oğlu.
    21- II. Ahmet (1691-1695) 4 yıl. I. İbrahim'in oğlu.
    22- II. Mustafa (1695-1703) 8 yıl. Babası IV. Mehmet.

    Gerileme devri
    II. Mustafa zamanında 1699 Karlofça Antlaşması ile gerileme devri başladı.
    23- III. Ahmet (1703-1730) 27 yıl. Babası IV. Mehmet, Lale Devri 24- I. Mahmut (1730-1754) 24 yıl. Babası II. Mustafa
    25- III. Osman (1754-1757) 4 yıl. Babası II. Mustafa
    26- III. Mustafa (1757-1774) 17 yıl. Babası III. Ahmet
    27- I. Abdülhamit (1774-1789) 15 yıl. Babası III. Ahmet
    28- III. Selim (1789-1807) 8 yıl. Babası III.Mustafa, Nizam-ı Cedid Ordusu'nun kuruluşu
    29- IV. Mustafa (1807-1808) 1 yıl. Babası I. Abdülhamit
    30- II. .Mahmut (1808-1839) 31 yıl. Babası I. Abdülhamit, 1826 Vaka-yı Hayriye, Yeniçeri Ocağının kaldırılması.

    1839 Tanzimat Fermanı

    31- Abdülmecit (1839-1861) 22 yıl. Babası II. Mahmut
    32- Abdülaziz (1861-1871) 10 yıl. Babası II. Mahmut
    33- V. Murat (1876) 3 ay. Babası Abdülmecid. Padişah olmak istemiyordu. Padişah iken aklını yitirdi.
    34- II. Abdülhamit (1876-1909) 33 yıl. Babası Abdülmecid. Birinci Meşrutiyet, Plevne Savaşı, İstibdad dönemi, İkinci Meşrutiyet, İttihad ve Terakki dönemi,
    35- V. Mehmet Reşat (1909-1918) 9 yıl. Babası Abdülmecid. 1. Dünya Savaşı, İşgal dönemi ve yıkılış
    36- VI. Mehmet Vahdettin (1918-1922) 4 yıl. Babası Abdülmecid. İstanbul işgal edildikten ve Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra bir İngiliz gemisi ile ülkeyi terk etti.

    Yazı kaynağı : www.sozcu.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap