Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    10 yas alti cocugu olan annelere izin devam edecek mi

    1 ziyaretçi

    10 yas alti cocugu olan annelere izin devam edecek mi bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Covid önlemleri: 10 yaş altı çocuğu olan kamu personeli kadınların idari izinli sayılması ne anlama geliyor?

    Yayımlanan genelgeye uyulmadı

    Yayımlanan genelgeye uyulmadı

    Genelgede, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamilelerin, süt izni kullananların, engellilerin, 60 yaş ve üzerindekilerin, kronik rahatsızlığı bulunanların, 10 yaş ve altı çocuğu olan kadınların “idari izinli sayılacağı” belirtilmişti.  

    Çanakkale Gençlik ve Spor İl Müdürü Ömer Kalkan ise 16 Nisan’da, personele, “idari izin” konulu yazı gönderdi. “Cumhurbaşkanlığı genelgesi doğrultusundaki Çanakkale İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararları” anımsatılan yazıda, “kurumda çalışan 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın personel sayısının fazla olduğu, bu nedenle kamu hizmetinde aksamaya sebebiyet vermeyecek şekilde idari izin kullandırılacağı” belirtildi. 

    Valilik “idari izin kapsamındaki personele kolaylık gösterilmesini” kararlaştırdı. Uzaktan veya dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma yöntemlerine ise birim amirince karar verileceği vurgulanan yazıda, “bu personellerin, amirinin izni dışında görev mahallinden ayrılmayacağı ve hizmetine ihtiyaç duyulanların görevlerine döneceği” kaydedildi.

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    Kadın personele izin: Var olan eşitsizliği derinleştiriyor

    Kadın personele izin: Var olan eşitsizliği derinleştiriyor

    Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle Covid-19 ile mücadele için alınan önlemler kapsamında, kamu kurumlarında çalışan, 10 yaş ve altı çocuğu olan kadınların idari izinli sayılarak evden çalışması kararı alındı. Karar, cinsiyet eşitsizliğinin temellendirilmesi şeklinde eleştirilere neden olurken birçok kurumda da zaten uygulanmadığı ortaya çıktı. Eğitim Sen 4 No’lu Şube Sekreteri, KESK Kadın Meclisi üyesi Döne Gevher Koyun ve ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan’a göre olması gereken babanın da sorumluluk aldığı ebeveynlik izni. 

    EVİN İÇİNE SIKIŞAN ÜÇLÜ ROL

    “Eğitim Sen olarak çocuk bakımından doğan tüm izin haklarının sadece kadın üzerinden tanımlanmasını doğru bulmuyoruz” diyerek sözlerine başlayan Koyun, okullarda uygulamada farklılıklar yaşandığını belirterek “Bazı okullarda uygulanırken bazı okullarda uygulanmıyor. Bakanlığın gönderdiği genelgedeki 8. ve 9. maddelerde idari izinli sayılan personelin ihtiyaç dahilinde çağrılabileceği yazıyor. Bu, çok esnek bir cümle, zaten bakanlığın yaklaşımı da bunun üzerinden gidiyor” dedi. 

    Kadınlar açısından zaten var olan cinsiyetçi rollerin bu gibi kararlarla yeniden tanımlandığını ifade eden Koyun, “Çocuk bakımının anne izni olarak değil, ebeveyn izni olarak tanımlanması gerekiyor. Kadın ya da erkek, hangisi istiyorsa onun kullanabileceği şekilde olmalı” şeklinde konuştu. Koyun, kararın çevrimiçi dersleri kapsamadığını da belirterek “İdari izin sadece yüz yüze eğitim için geçerli. Çocuk sahibi öğretmen anneler, çevrimiçi dersler de dahil olmak üzere hem annelik hem velilik hem de öğretmenlik yapıyor. Bir evin içine sıkışan üçlü rol, kadını emek anlamında çok daha zorluyor” dedi.

    İSTİHDAMDA UÇURUM

    Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Direktörü Numan Özcan da 2018 yılında yayımlanan “İnsana Yakışır İşlerin Geleceği için Bakım İşi ve Meslekleri” başlıklı ILO raporunun bu konularda çarpıcı veriler ortaya koyduğunu belirtti. 

    Özcan, şöyle devam etti: “Rapora göre Türkiye’de küçük çocuğu olan kadınların istihdama katılımı yüzde 24 iken anne olmayan kadınlarda bu oran yüzde 34’tür. Ayrıca evde bakım sorumluluğu olmayan kadınların kayıt dışı istihdam oranı yüzde 42 iken bakım sorumluluğu olan kadınlarda bu oran yüzde 62’ye yükselmektedir. Covid-19 salgın döneminde, kadınların çalışma yaşamı ve evdeki işler için harcadıkları sürenin değiştiği ve toplumsal cinsiyet rollerinden dolayı yüklerinin daha da ağırlaştığı göz önüne alındığında bu ağırlaşan ve artan yükün çalışma yaşamında da ücret farkı, yatay ve dikey ayrımcılık gibi farklı eşitsizlik biçimleri ile tezahür ettiği ve kadınları işgücünün dışına çıkmak durumunda bıraktığı açık.”

    Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2021 Raporu’na göre dünyada cinsiyet eşitliğine ulaşmak için gereken süre 135.6 yıl. Raporun cinsiyet eşitliği endeksinde Türkiye, 3 basamak daha geriledi; 156 ülke içinde 133. sırada.

    EV İÇİ YÜK FAZLA

    “Annelik izni” kararını yorumlayan Numan Özcan, konunun iki boyutu olduğunu ifade ederek “Alınan önlem bir anlamda, kadın çalışanların ev içi yükünün fazla olduğunu teyit etmiş oluyor. Diğer yandan ise bu iznin sadece kadın çalışanlara verilmiş olması, çocuk bakımının kadınların görevi olduğu düşüncesinin bir yansıması” dedi.

    POLİTİKA GELİŞTİRİLMELİ

    Özcan’a göre çözüm, toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların geliştirilmesi ve uygulanması: “Bu tür izinlerin aynı durumdaki babalarca da kullanılabilmesine imkân sağlamak faydalı olacaktır. Çalışma yaşamındaki kadın-erkek ayrımının derinleşmesinin önüne geçmek için büyük bir adım atılabilir.” 

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    Dönüşümlü çocuk bakımı!

    Dönüşümlü çocuk bakımı!

    Nuray ÖZTÜRK
    İzmir

    “Tam kapanma” diye açıklanan pandemi kısıtlamaları kapsamında Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle Sağlık Bakanlığı ve MİT hariç kamuda 10 yaş altı çocuğu olan kadınların idari izinli sayılması kararı alındı. Bu kararın erkekleri kapsamaması tartışılırken, İçişleri Bakanlığı ile Çalışma Bakanlığının da bu izinden muaf tutulduğu açıklandı. Dönüşümlü çalışan, kreş ve okulların kapanmasıyla mağdur edilen kamu çalışanları çocuk bakımını da kendi aralarında dönüşümlü hale getirdi.

    Genç kadın çalışanların yoğun olduğu İŞKUR’da dönüşümlü çalışma kapsamında emekçiler haftada 3 gün işyerinden 2 gün evden çalışıyor. Bazı haftalar gün sayısı değişiyor. İşe gidilen günlerde çocuklarını bırakacak bir yer bulamayan İŞKUR’da çalışan 10 yaş altı çocuğu olan kadınlar, sadece çalışmayı değil çocuk bakımını da dönüşümlü hale getirdiklerini söyleyerek, tam kapanma yalanına ve uygulamaya tepki gösterdi. Yaşadıkları baskı nedeniyle isimlerini açıklamak istemeyen dört kadından Banu, meslek danışmanı olarak çalışıyor. 3 yaşında bir çocuğu olduğunu ve kreşler açılmayınca çok zorda kaldıklarını belirten Banu, “Başta sevindik 10 yaş altı çocuğu olanlar idari izinli sayılacak diye ancak sonra Çalışma Bakanlığına bağlı işyerleri muaf tutuldu. Eşim özel sektörde çalışıyor. O da çalışmaya devam ediyor. Ailelerimiz yakınımızda değil. Çocukları ne yapacağımızı bilemedik. İşyerinden arkadaşlarımızla çocukları aramızda döndürüyoruz. Dönüşümlü çocuk bakıyoruz yani” diye konuştu.

    Çocuğunu sürekli tek başına televizyon başında bırakması gerektiğini dile getiren Banu, “Telefon görüşmeleri yaparken normalde yaptıramayacağı şeyleri istiyor çünkü biliyor ki görüşmeyi rahat yapabilmem için izin vereceğim. Bu haliyle çalışmak eziyet” diyerek tepki gösterdi.

    Salgının yayılmaması için gerçek bir tam kapanma olması gerektiğini ifade eden Banu, “Bir yandan can derdi diğer yandan geçim derdi, insanlar ikilemde kalmış durumda. Sosyal destek ve ekonomik destek daha yaygın ve daha yüksek oranlarda yapılsa bu ikilemde kalmayacak kimse. Çalışması zorunlu işyerleri için de yaşanacak sorunlar dikkate alınmalı” diye konuştu.

    BİR ELDE BEBEK BİR ELDE TENCERE

    “Sorun varsa kendin çözmek zorundasın yaklaşımı var. Sessiz bir mobbing uygulanıyor” diye tepki gösteren Zeynep de şöyle devam etti: “Evden çalışmada mesai saati kavramı kalmadı. Çalışma saatlerimiz esnedikçe esnedi. Gece 01.00’den sonra mail attığım zamanları biliyorum ya da maillere cevap verdiğimi. Kucağımda bebek bir taraftan çorba karıştırıp bir taraftan bilgisayarda iş yapıyoruz. Telefonda konuştuğumda sürekli telefonu almak istiyor. Her günümüz böyle geçiyor. Daha yeni doğmuş bebeğe reklamları açmak zorunda kalıyorum, oysa yaşı buna uygun değil. Tuvalete bilgisayar götürüyorum işi yetiştirmek için” dedi.  

    İŞSİZLİK FONU PATRONLARA AKTI

    Salgına karşı alınan önlemleri de değerlendiren Zeynep, “Kısa çalışma uygulamasının yüzde 80’i etik dışı. Cirolarıyla dünya sıralamasına giren çok büyük şirketler kısa çalışma ödeneğine başvuruyor. Fon onlara aktı gitti, sadece direkt işçinin eline gitse tamam da öyle olmadı. Hem çalıştırmaya devam ettiler hem de maaşları İşsizlik Fonu’ndan karşıladılar, patron kârlarını katladı ama işçilerin geliri düştü. SGK kopmuş durumda, pandemi döneminde kapanan şirketler kodlarını değiştirip üretmeye devam ediyor. Denetleme yok, bizim kurumdan dolayı biliyorum saha çalışmaları azaldığı için süreç suistimal ediliyor işverenler tarafından. Bu süreçte İşsizlik Fonu’ndaki paralardan faydalanan işveren oldu. Evet aktif istihdam paketleri var. Onları uyguluyoruz ama son zamanlarda işsizlere değil de işverene dönük uygulanmaya başlandı” diye konuştu. Gerçek bir tam kapanmanın uygulanması gerektiğini söyleyen Zeynep, ekonomik ve sosyal desteklerin eşit ve yeteri kadar dağıtılması gerektiğine işaret etti.

    "ÇOCUĞUMU İŞE GÖTÜRDÜM"

    Kapanmanın kendisini çok etkilediğini söyleyen 3 yaşında bir çocuk annesi Sibel de eşinin çalıştığını ve ailelerinin de uzakta olduğu belirtti. “İlk gün ne yapacağımı bilemedim, uykularım kaçtı. Kızım ortada kaldı. İşe götürmek zorunda kaldım. Onu da istemiyorlar, ‘Çocukları işe getirmeyin’ diyorlar ama bir çözüm sundukları yok. Buna rağmen işe götürdüm, bu baskı yüzünden çocuğu gizlemek için ne yapacağımı şaşırdım. Tuvalete götürmem gerek, mesai arkadaşlarımla kamufle ederek götürmek zorunda kaldık. Biz de çözümü böyle bulduk. Bugün çocuklar bende, benim işe gittiğimde de başka arkadaşımda” diyen Sibel çözüm üretilmemesine tepkili.

    Sibel dışarıdaki görevinde yaşadıkları ise şu şekilde anlattı: “Çocuğu arkadaşıma bırakmak istemedim çünkü o da çok yoğun çalışıyor. Evde üç tane çocuğa nasıl bakacak bir de iş yapacak diye düşünerek yanımda götürdüm. Bebek arabasına bindirdim işyeri işyeri dolaşıyoruz. Çocuğun yaşı bebek arabasına binmeye de uygun değil. Ayakları sığmıyor dönse dönemiyor, bütün gün o şekilde sıkış tepiş çalıştık.”

    Daha önceki dönüşümlü çalışma döneminde evden rahat çalışabilmek için bakıcı ayarladığını, bakıcı işi bıraktığında da yıllık izin hakkını kullanmak istediğini anlatan Sibel, “Çocuk ortada kaldı ben yıllık izni alıp çalışmaya razıyım onlar razı değil” diyerek kurum yöneticilerinin de süreci iyi yönetemediğini ifade etti. Sibel, kreşler açıldıktan sonra idari izinli sayılmalarının kendileri için bir anlam ifade etmediğini dile getirdi.

    "İKİ MESAİ ARKADAŞIMIN ÇOCUĞUNA BAKIYORUM"

    4 yaşında çocuğu olan Esra da “Çocuklar ortada kaldı çareyi birbirimize bırakmakta bulduk. Döndürüyoruz çocukları” diyor gülerek.

    Küçük çocuğu olan kadın çalışanların tamamının mağdur edildiğini söyleyen Esra, “Ben şu an çalıştığı için 2 tane mesai arkadaşımın çocuğuna bakıyorum. Yarın da onlar benimkine bakacak. Bu durumda evden çalışma da yalan oluyor. Çalışma saatlerimiz iyice esniyor. Yapacağımız işleri haliyle çocuklar uyuduğunda dinlenme vakitlerimizde yapıyoruz. Kızım biraz haylaz, bilgisayarıma süt döktüğü, tuşlarını söküp attığı zamanlar oldu. Kendimi odaya kilitleyip içerde hem ağlayıp hem çalıştığımı biliyorum” dedi.

    "İŞ YÜKÜMÜZ ARTTI"

    Kısa çalışma ödeneğinden dolayı iş yoğunluğunun arttığını ifade eden Esra, “Bir de baskıyla uğraşıyoruz. 3 kişinin işini bir kişiye yaptırıyorlar. İtiraz ettiğimizde performansa dayalı sistem olduğunu bilerek girdiniz işe diyorlar” dedi.

    Kapanmada tüm fabrika ve işyerlerinin çalışmaya devam ettiğini ve kapanmanın göstermelik olduğunu dile getiren Esra, “Normalde çalışma izni olmayan sokağa çıkmaması lazım değil mi? Sigortasız, işsiz bir yerde çalışmamasına rağmen iş aramak için geliyor ve biz bu insanlara hizmet vermeye devam ediyoruz. Ne yapsın işsiz. Devlet de göz yumuyor. Sürekli insanlarla temas halindeyiz, avukatlara, veterinerlere aşı hakkı tanındı ama günde 15 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapan bizler aşılanmadık. Gelen tüm danışanların dosyalarını tek tek kontrol ediyoruz. Bir örnek vereyim kovid raporu getirmiş, raporu işleme almamız gerek. Elinden evrakı almak zorundayım. Çok fazla riskle karşı karşıyayız” diye konuştu.

    Yazı kaynağı : www.evrensel.net

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap