Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    şeker hastalığı neden olur

    1 ziyaretçi

    şeker hastalığı neden olur bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Şeker hastalığı (Diyabet) nedir? Şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

    Şeker hastalığı (Diyabet) nedir? Şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

    Çağın hastalıkları arasında en ön sıralarda yer alan diyabet (şeker hastalığı), ölümcül birçok hastalığın oluşumunda birinci sırada rol oynayan ve dünyanın her yerinde çok yaygın olarak görülen bir hastalık türüdür. Hastalığın tam adı olan Diabetes Mellitus, Yunancada şekerli idrar anlamına gelir. Sağlıklı bireylerde açlık kan glukoz düzeyi 70-100 mg/dL aralığındadır. Kandaki şeker seviyesinin bu aralığın üzerine çıkması, genellikle diyabet hastalığına işaret eder. Hastalığın nedeni insülin hormonu üretiminin herhangi bir nedenle yetersiz olması veya hiç olmaması, ya da vücut dokularının insüline karşı duyarsız hale gelmesidir. Birçok farklı çeşidi bulunan diyabet hastalığının en yaygın görülen ve genellikle 35-40 yaş üzeri bireylerde ortaya çıkan türü Tip 2 diyabettir. Bir diğer adı insülin direnci olan Tip 2 diyabette pankreasta insülin üretimi yeterli olduğu halde hücrelerde insülin hormonunu algılayıcı reseptörlerin çalışmaması nedeniyle bu hormona karşı duyarsızlık gelişir. Bu durumda kan şekeri insülin tarafından dokulara taşınamaz ve kan glukoz düzeyi normalin üzerine çıkar. Bu durum ağız kuruması, kilo kaybı, çok su içme ve çok yemek yeme şeklinde belirtiler ile kendini gösterir.

    Birçok farklı önemli hastalığın oluşumunda birincil neden olarak karşımıza çıkan Tip 2 diyabette tedavi ilkelerine tam olarak uyulması büyük önem taşır. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri; kardiyovasküler sistem, böbrekler ve gözler başta olmak üzere tüm vücutta kalıcı hasarlara yol açtığından diyabet teşhisi konulan bireyler derhal diyabet eğitimi almalı, diyetisyen tarafından uygun görülen beslenme programına tam olarak uymalıdır.

    Diyabet (Şeker Hastalığı) nedir?

    Halk arasında genel olarak  şeker hastalığı olarak tabir edilen Diabetes Mellitus, genel olarak kanda glukoz (şeker) seviyesinin normalin üzerine çıkması, buna bağlı olarak normalde şeker içermemesi gereken idrarda şekere rastlanmasıdır. Farklı türevleri bulunan diyabet hastalığı, ülkemizde ve dünyada en sık rastlanan hastalıklar arasında yer alır. Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun sağlamış olduğu istatistiki verilere göre her 11 yetişkinden biri diyabet hastalığına sahip olmakla birlikte her 6 saniyede 1 birey diyabet kaynaklı sorunlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

    Diyabet (Şeker Hastalığı) belirtileri nelerdir?

    Diyabet hastalığı, bireylerde kendini üç temel belirti ile gösterir. Bunlar normalden fazla yemek yeme ve doymama hissi, sık idrara çıkma, ağızda kuruluk ve tatlılık hissi ve buna bağlı olarak aşırı su içme isteği olarak sıralanabilir. Bunun haricinde kişilerde görülebilecek diğer diyabet belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

    Diyabet (Şeker Hastalığı) nedenleri nelerdir?

    Şeker hastalığı nedenleri konusunda yapılan birçok araştırmanın neticesinde, diyabet hastalığında genetik ve çevresel nedenlerin birlikte rol aldığı sonucuna varılmıştır. Temelde Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabet olarak iki türü bulunan şeker hastalığında hastalığa neden olan etmenler bu türlere göre farklılık göstermektedir. Tip 1 Diyabet nedenleri arasında yüksek oranda genetik faktörler rol oynamakla birlikte kan şekerinin düzenlenmesinde görev alan insülin hormonunu üretimi yapan pankreas organına zarar veren virüsler ve vücut savunma sisteminin çalışmasındaki aksaklıklar da hastalığa sebep olan etmenler arasındadır. Bunun yanı sıra şeker hastalığının daha yaygın görülen türü olan Tip 2 diyabetin nedenleri arasında şu şekilde belirtilebilir:

    Diyabet (Şeker Hastalığı) çeşitleri nelerdir ?

    Diyabet hastalığının türleri şu şekilde sıralanır:

    Yukarıda belirtilen diyabet türleri haricinde halk arasında gizli şeker hastalığı olarak adlandırılan pre-diyabet dönemi, Tip 2 diyabet oluşumunun öncesinde kan şekerinin diyabet tanısı koymak için yeterli yükseklikte seyretmeden hafif bir yükseklik eğiliminde olduğu, doğru tedavi ve diyet ile birlikte diyabet oluşumunun önüne geçilebildiği veya yavaşlatılabildiği döneme verilen addır. Şeker hastalığının en çok görülen iki çeşidi Tip 1 Diyabet ve Tip 2 Diyabettir.

    Diyabet (Şeker Hastalığı) tanısı nasıl konulur?

    Diyabet tanısında kullanılan en temel iki test açlık kan şekeri ölçümü ve şeker yükleme testi olarak da bilinen Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT)'dir. Sağlıklı bireylerde açlık kan şekeri düzeyi ortalama 70-100 mg/Dl arasında değişkenlik gösterir. Açlık kan şekerinin 126 mg/Dl'nin üzerinde olması, diyabet tanısının koyulabilmesi için yeterlidir. Bu değerin 100-126 mg/Dl arasında olması durumunda bireye OGTT uygulanarak tokluk kan şekeri araştırılır. Öğün başlangıcından 2 saat sonra kan şekerinin ölçülmesi sonucunda kan glukoz seviyesinin 200 mg/Dl'nin üzerinde olması diyabet hastalığının, 140-199 mg/Dl aralığında olması gizli şeker adı verilen pre-diyabet döneminin göstergesidir. Bunların yanı sıra yaklaşık son 3 aylık kan şekerini yansıtan HbA1C testinin %7'den yüksek olması diyabet tanısını işaret eder.

    Diyabet (Şeker Hastalığı) tedavisi yöntemleri nelerdir?

    Diyabet tedavi yöntemleri, hastalığın türüne göre farklılık gösterir. Tip 1 diyabette insülin tedavisi ile birlikte tıbbi beslenme tedavisi titizlikle uygulanmalıdır. Hastanın diyeti doktor tarafından önerilen insülin dozu ve planına göre diyetisyen tarafından planlanır. Besinlerin içerdiği karbonhidrat miktarına göre insülin dozunun ayarlanabildiği karbonhidrat sayımı uygulaması ile birlikte Tip 1 diyabetli bireylerin hayatı oldukça kolaylaştırılabilmektedir. Tip 2 diyabetli bireylerde ise tedavi beslenme düzeninin sağlanmasının yanı sıra genellikle hücrelerin insülin hormonuna duyarlılığını artırmaya veya doğrudan insülin hormonu salınımını artırmaya yönelik oral antidiyabetik ilaçların kullanılmasını içerir.

    Diyabet hastalığında dikkat edilmesi gerekenler ve önerilen tedavi ilkelerine uyulmadığı durumlarda kan şekerinin yüksek seviyelerde seyretmesi, başta nöropati (sinir harabiyeti), nefropati (böbreklerde hasar oluşumu) ve retinopati (göz retinasında hasar oluşumu) olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açar. Bu nedenle eğer siz de diyabet hastalığına sahip bir bireyseniz, düzenli olarak kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyiniz.

    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren ögelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Yazı kaynağı : www.medicalpark.com.tr

    Şeker hastalığı belirtileri ve tedavisi

    Şeker hastalığı belirtileri ve tedavisi

    Şeker hastalığı (Diyabet) nedir? 

    Halk arasında şeker hastalığı olarak adlandırılan diabetes mellitus bir diğer adıyla diyabet pankreastan salgılanan insülin eksikliği veya etkisizliği  sonucu ortaya çıkan kan şekeri yüksekliğinin söz konusu olduğu yaygın görülen bir hastalıktır.

    Vücudun ihtiyaç duyduğu enerji temel besin öğeleri protein, yağlar ve karbonhidratlardan sağlanır. Bu besin öğelerinin en önemlisi parçası ‘glikoz’ yani basit şekerdir.

    Glikozun önemi, en başta beyin olmak üzere vücudun en önemli enerji kaynağı olmasından kaynaklanır. Hücreler ihtiyaç duydukları glikozu pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla kullanır. İnsülin hormonu vücutta yapılamaz ise glikoz enerji olarak kullanılamayacak ve kan şekeri yükselecektir.

    Diyabet hastalığının yaygınlaşmasında değişen yaşam koşulları ve beslenme alışkanlıkları etki göstermektedir. Düzenli ve dengeli beslenme prensiplerine uyarak hareketsiz yaşam tarzını terk etmek diyabet hastalığından korunmak mümkün hale gelebiliyor. Diyabet tanısı konulan hastalar uygun şekilde tedavi edilmediğinde beklenen yaşam süresi 8 yıl kısalmaktadır.

    Şeker hastalığı (Diyabet) kimlerde görülür? 

    Diyabet hastalarının kanında şeker miktarı artmakta ve böbreklerden dışarı atılmaktadır. Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi veya ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda ortaya çıkan diyabet yeni doğmuş bir bebekte de 80 yaşında bir bireyde de görülebiliyor.

    Kentleşme ile birlikte gelen hareketsiz yaşam tarzı, yanlış beslenme alışkanlığıyla birlikte tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan diyabete çoğunlukla obezite eşlik etmektedir.En sık orta yaş ve üzerindeki kişilerde görülmektedir.

    Beslenme alışkanlığındaki yanlışlıklar neticesinde son yıllarda çocuklarda, genç erişkinlerde obezite görülme sıklığının artış göstermesi diyabetin başlama yaşını öne çekebiliyor.

    Şeker hastalığı (Diyabet) çeşitleri nelerdir? 

    Diyabetin birden fazla tipi vardır. Diyabet hastalığı sınıflaması en son kabul edilen şekle göre;

    Toplumda en sık rastlanan diyabet türleri Tip 1 ve Tip 2’dir.

    Tip 1 Diyabet

    Tip 1 diyabet insülin hormonunun mutlak eksikliğinde meydana gelir. Tip 1 diyabet, bağışık sisteminin virüs, ilaç, aşılanma, fizik veya psişik stres v.b bir nedenle normalden sapması sonucu insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerinin tahribi sonucu gelişir. Bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında şeker hastalığı belirtileri ortaya çıkmaya başlarBu hastaların mutlaka ömür boyu insülin tedavisi almaları gereklidir.

    Tip 2 Diyabet

    Bu şeker hastalığı türünün başlangıç döneminde pankreas yeterli miktarda insülin salgıladığı halde salgılanan insülin hücreler tarafından kullanılamaz. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise pankreastan insülin salgılanması yetersiz hale gelir. Tip 2 türündeki şeker hastalığında uzun yıllar klinik olarak bir belirti görülmeyebilir.

    Enfeksiyon, ameliyat, gebelik, stres veya fazla kilo alınması diyabeti klinik olarak ortaya çıkarabilir. Tip 2 diyabet  genellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülür. Aile fertlerinde şeker hastalığı olanlar, aşırı kilolu kişiler, 4 kg’dan daha ağır bebek doğuran kadınlarda bu tür şeker hastalığının görülme riski daha fazladır.

    https://www.youtube.com/embed/ZGwJAr8WOOE

    Şeker hastalığı (Diyabet) belirtileri nelerdir? 

    Tüm hücrelerin ve dokuların etkilendiği diyabet hastalığında, düzenli tıbbi bakım gerekmektedir. Hastaların en tipik şikayetleri; çok su içme, sık idrara çıkma (özellikle geceleri) ve anormal biçimde iştah artışı olarak bilinmektedir. Hastalığın belirtileri ise; kilo kaybı, bulanık görme, idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları gibi çok geniş bir yelpazede yer almaktadır.

    Tip 1 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

    . Diyabetin belirtileri şu şekilde sıralanabilir;

    Tip 2 şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

    Derin solunum, soluğun aseton (ekşimiş elma gibi)kokması, dilde kuruluk, uyku hali Tip 2 diyabette komanın belirtileri olup hemen hastaneye başvurmayı gerektirir.

    Şeker hastalığı (Diyabet) tanısı nasıl konulur? 

    Dünyanın hemen bölgesinde çok yaygın olarak görülen şeker hastalığı neredeyse salgın halinde her geçen gün artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri şeker hastalığının görülme sıklığını gözler önüne sermektedir. Verilerde 2035 yılına gelindiğinde dünyada tahmini diyabetli sayısının 592 milyon olacağı görülmektedir.

    Türkiye'de şeker hastalığının görülme sıklığı yüzde 13,7'dir. Türkiye’de bazı bölgelerde diyabet sıklık oranı yüzde 20’leri bulmaktadır.

    Tanı doktor muayenesi ve kan şekeri ölçümü ile konulmaktadır. Diyabet takibi uzman doktorlar eşliğinde yapılmakta ve ömür boyu sürmektedir.

    Diyabet doğru yöntemler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile önlenebilir bir hastalıktır. Şeker hastalığı belirtilerinin erken dönemde fark edilmesi ve vakit kaybedilmeden önlem alınması elzemdir.

    Şeker hastalığı yani diyabet tanısı kan şekeri ölçümleri ve şeker yüklenmesi ile konulabilmektedir. En az 8 saat süren açlıktan sonra bakılan açlık kan şekeri (AKŞ) veya yemek sonrası ikinci saat bakılan tokluk kan şekeri (TKŞ) şeker hastalığı teşhisi için fikir vermektedir.

    Gün içinde açlık tokluk dikkate alınmadan rastlantısal olarak bakılan kan şekeri değeri de şeker hastalığı teşhisinde kullanılabilmektedir. Diyabet teşhisi konulması için bu değerlerin birkaç ölçümle daha teyit edilmesi gerekmektedir.  

    HbA1c denilen tetkikle de şeker hastalığı tanısı konulabilmektedir. Bu tetkikle kan glikozunun bir üç ay arası değerlerinin ölçümü yapılmaktadır.

    OGTT, oral glikoz testi ile de bilinen şeker hastalığı şikayeti olmayan; fakat şeker hastalığı riski taşıyan kişilere genellikle 75 gram glikoz kullanılarak şeker yükleme yapılabilir.

    Tip 1- Tip 2 şeker hastalığı tedavi yöntemleri nelerdir?

    Şeker hastalığı tedavisinde amaçlanan şey kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Diyabet komplikasyonlara neden olabileceği için ihmal edilmemesi gereken çok önemli bir hastalıktır. Şeker hastalığı tedavisinde; hem günlük iyilik halini oluşturmak hem de uzun dönem komplikasyonların gelişiminin önüne set çekilmek istenir.

    Şeker hastalığının tedavisinde değişmez kurallar; eğitim, dengeli beslenme düzeni, egzersizdir.Tip 1  şeker hastalığında ömür boyu insülin kullanmak gereklidir.  

    Tip 2 diyabette önerilen yaşam tarzı değişiklikleri ile kan şekeri düzeyleri normal sınırlar içinde tutulamaz ise ağızdan hap olarak alınan ilaçlar tedavi planına eklenir. Tip 2 şeker hastalarının bazılarında ise kan şekeri düzeyini normal sınır altında tutabilmek için geçici veya kalıcı süreyle insülin tedavisine ihtiyaç duyulabilir.

    İnsülin tedavisinin zorunlu olduğu haller, şeker hastasının pankreasındaki hücrelerin yeterli miktarda insülin üretememesine bağlıdır. İnsülin tedavisi geçici veya kalıcı olabilir. İnsülin tedavisinin kalıcı süre ile uygulanması zorunluluğu hastanın pankreasındaki hücrelerin yeterli miktarda insülin üretememesine bağlıdır.

    Diyabet eğitimi, diyabet hastalarının ve yakınlarının şeker hastalığı bulgularına, doğru beslenme planına, şeker hastalığına bağlı gelişen hastalıklara dair bilgi sahibi olmasına (komplikasyonlar), şeker hastalarının kendi kendilerini takip edebilmesini, kan şekerin nasıl ölçüleceğine dair bilgilerini öğrenmesini ve öğrendiklerini günlük hayatta uygulanmasını kapsamaktadır. Nitekim diyabet eğitimi tedavide olmazsa olmazlardandır.

    https://www.youtube.com/embed/oGhemuUYmTc

    Kan şekeri değeri kaç olmalı?

    Açlık kan şekeri 126 mg/dL'den yüksek, rastgele ölçülen kan şekeri düzeyi 200mg/dL'den yüksek, şeker yükleme testi sırasında 2.saat kan şekeri düzeyi 200mg/dL veya üzerinde, HbA1c değeri  %  6,5’tan fazla ise ise kişi diyabetli olabilmektedir ve vakit kaybetmeden uzmana başvurmalıdır.

    Şeker hastalığından korunmak için neler yapılmalı?

    Tip 1 şeker hastalığının önlenmesini sağlayabilecek etkin bir tedavi yöntemi günümüzde mevcut değildi. Nitekim Tip 1 diyabetin komplikasyonlarından korunmak için erken tanı elzemdir.  

    Tip 2 şeker hastalığı ve komplikasyonlarından korunmak için öneriler:

    Şeker ameliyatı nedir, kimlere yapılır?

    Tip 2 şeker hastalığında, kan şekeri düzeyini normal sınırlarda tutmak için bazı hastalara ilaç tedavileri, bazı hastalara da insülin desteği uygulanmaktadır. Ömür boyu sürmekte olan diyabet takibi esnasında hastaların hareketli yaşam tarzı, doğru beslenme alışkanlıkları kazanmaları da sağlanmaktadır. Tüm bu önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda Tip 2 diyabet tedavisi için cerrahi seçenek gündeme gelebilmektedir.

    Diyabet yaşam tarzı değişikliklerine ve ilaç tedavisine uyulduğunda başarı ile kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır. Ancak hastalığın ciddi seyri veya hastanın tedaviye uyum problemi gibi nedenlerden dolayı  hastalığa bağlı ciddi organ hasarları gelişme riski varsa , diyabet hastalarının çok az bir kısmında cerrahi tedavi düşünebilir.

    Şeker hastalığında ilaçsız tedavi mümkün mü?

    Şeker hastalığında ilaçsız tedavi, erken tanı döneminde özellikle yüzde 10’ları bulan bir kilo kontrolü sağlandığı takdirde Tip 2 diyabetli hastaların başarılı bir şekilde tedavi edilmesine yardımcı olur; ama hastalık için tam bir iyileşme sağlayamaz.

    İlaç tedavisi hastaların durumuna göre belirlenebilmektedir. Öte yandan diyabeti tedavi edici doğal bir ürün henüz bulunmamaktadır.

    Şeker hastalığının yol açtığı diğer organ hasarları (komplikasyonlar) nelerdir?

    Şeker hastalığı teşhisi konulan bazı insanlar uzun yıllar bu hastalıkla yaşamalarının ardından birtakım komplikasyonlar ile karşılaşabilir. Bazı şeker hastalarının gözlerinde, böbreklerinde, sinirlerinde ve ayaklarında bazı problemler çıkabilir. Yüksek tansiyon riski, kalp ve damar hastalıkları riski de diyabet hastalarında artmakta, diyabet hastalığı ilerledikçe bazı organlarda tahribat gerçekleşebilmektedir.

    Şeker hastalığı; el, ayak parmaklarına, deriye ve vücudun diğer yerlerine kan taşıyan küçük damarlarda hasar meydana getirebilir. Özellikle tansiyonu da yüksek olan yüksek kan şekerine sahip şeker hastalarının küçük kan damarları zayıflayabilir, alyuvarların esneklik kaybetmesiyle birlikte küçük kan damarları bu durumdan zarar görebilir. Sonuç olarak hasara uğrayan zayıflayan damarlar çoğu zaman çatlar.

    Şeker hastalığının en çok hasar verdiği organlardan biri de gözlerdir. İlerleyen şeker hastalığı kontrol altına alınmadığı takdirde gözle ilgili bazı sorunları da beraberinde getirebilir.

    Diyabet tanısı konulan hastalar mutlaka göz dibi muayenesinden geçmelidir. Şeker hastalığının yol açtığı göz sorunlarının erkenden fark edilmesi bu sorunların hastanın yaşamını etkileyecek düzeye gelmesini önleyecek önlemlerin alınmasını sağlar.

    Şeker hastalığının yol açabildiği bazı gözle ilgili sorunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

    Şeker hastalığı aynı zamanda süreç içinde böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir, hastayı böbrek yetmezliğine kadar götürebilir. Diyaliz tedavisi gören hastaların % 30-40’ında şeker hastalığına dayalı böbrek yetmezliği vardır.Diyabetik hastalarda görülen böbrek hastalığına diyabetik nefropati denir.

    Şeker hastalığına dayalı böbrek hastalığı için erken tanı çok önemlidir. Zira nefropatinin erken dönemde tanısı konulursa yoğun insülin ve sıkı kontrol ile ilerlemesi durdurulabilmekte ve geriye döndürülebilmektedir.

    Kalp ve kan damarları, diyabeti olmayan insanlarda da hasar görebilir ama diyabetli hastalarda daha yüksektir. Öyle ki şeker hastalarında kalple ilgili sorunların görülme sıklığı, şeker hastası olmayanlara göre 2-4 kat daha fazladır. Şeker hastalarının kanlarındaki şeker yüksekliğine bağlı olarak kalp damar yapısı bozulmakta, damar sertliğiyle birlikte damar tıkanıkları oluşmaktadır. Neticede kalp, kanı gittikçe tıkanan damarlardan geçirebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu durum kalp krizlerinin, inmelerin gelişmesine, tansiyonun yükselmesine, kollara, bacaklara ve başa yetersiz kan gitmesine neden olabilir.

    Şeker hastalarının olası bir kalp hastalığı riskine karşı tansiyon ve kolesterol değerlerini düzenli olarak kontrol ettirmeleri gerekmektedir. Hipertansiyon ve yüksek kolesterol ikilisi sık görülen kardiyak sorunlardandır. Hastalara, kan yağları ( total kolesterol, HDL, LDL ve trigliserid) düzeylerini 3-6 aylık aralıklarla ölçtürmeleri önerilir.

    Diyabet ayrıca, sinir hücrelerine de zarar verebilir.  Kan şekeri yüksek olduğunda sinir hücreleri şişer ve bozunuma uğrar.

    Vücutta organlara sinyaller taşıma görevini yerine getiremeyen sinir hücrelerinin hasar görmesi neticesinde ayaklarda ve bacakların aşağı kısımlarında karıncalanma, uyuşma, yanma, sızı ve zonklama hisleri oluşur. Bu durum diyabetik nöropati olarak adlandırılır. Kan şekeri düzeyi normal olduğunda nöropati bulguları azalır veya tamamen kaybolabilir.

    Şeker hastalığının yol açtığı sinirlerin hasar görmesi ile birlikte cinsel sağlık da bu durumdan olumsuz yönde etkilenebilir. Örneğin; erkeklerde sertleşme bozuklukları (iktidarsızlık), kadınlarda ise orgazma ulaşma yeteneğinde azalma olabilir.

    Kan şekerinin yüksek olması infeksiyonriskini artırabilir. Küçük kan damarlarındaki hasar deriye  yeterli kan gitmesine engel olur, vücudun mikroplara savaş sistemi yavaşlar. Bu iki durum da infeksiyon riskini artırmış olur. Diyabetik hastalara grip ve zatürre gibi hastalıklardan  koruyucu aşı tedavileri yapılmalıdır

    İnfeksiyonlar; ağız, akciğer, mesane, ve deri gibi pek çok yerdegörülebilir. Ciltte mantar oluşumuna eğilim artar. Ağızda oluşan infeksiyon diş eti hastalıklarına ve diğer diş sorunlarına da yol açar. Şeker hastalarında sinirlerin zarar görmesi nedeniyle yaralanmalar ve kesikler herhangi bir ağrıya yol açmayabilir. Yaralanmaları fark etmeyen hastalar daha çabuk mikrop kapabilir.

    Öte yandan kan şekerinin yüksek olması vücudun infeksiyonlarla savaşıp yarayı iyileştirme yeteneğini zayıflatır. Bu durum deri dokularının ve diğer dokuların ölmesiyle neticelenebilir.

    Özellikle tip 2 diyabet hastalığının başlangıcından itibaren vücuttaki “hiperinsulinemi”, vücutta bulunan tümör hücrelerinin daha hızlı büyümesine neden olarak hem yeni kanser oluşmasına hem de mevcut tümörlerin büyümesine yol sebep olabilir. Kanserli şeker hastalarının tedavilerinden olumlu sonuçlar almaları için doğru bir şekilde kan şekeri kontrolü sağlamaları önem teşkil etmektedir.

    Çocuklarda şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

    Diabetes Mellitus, insulin salgılanmasında ya da etkisindeki yetersizlik sonucu gelişen şeker, yağ ve protein metabolizmasında bozulma sonucu ortaya çıkan, kan şekerinin yükselmesi ile sonuçlanan ömür boyu süren bir hastalıktır. Çocukluk çağı diyabetinin yüzde 97’si Tip 1 diyabettir.

    Diyabetiklerin anne, baba ve kardeşlerinde diyabet sıklığının daha yüksek oluşu, biri diyabetli olan tek yumurta ikizlerinden diğerinde ihtimalin yüzde 50’ye yakın olması kalıtımı kanıtlar. Hastalığın ortaya çıkışında viral enfeksiyonlar, beslenme, toksinler ve stres gibi çevresel faktörler rol oynar.

    Viral enfeksiyonlar doğrudan adacık hücrelerini hasara uğratarak ya da bağışıklık sistemini bozarak beta hücre harabiyetini başlatır. Kabakulak, kızamıkçık gibi salgınlar sırasında Tip 1 diyabet sıklığında artışlar görülmüştür.

    Süt çocuklarında inek sütüne erken başlanması ile diyabet arasında ilişki kurulmuştur. Anne sütü ile beslenenlerde diyabet insidansının düşük olması, inek sütüne erken başlamanın diyabet gelişiminde tetikleyici olabileceğini destekleyen bir bulgudur.

    Diyabetiklerin yüzde 80-90’ında adacık hücrelerine karşı antikor mevcuttur.

    Yüzde 30-40’ında insulin antikorları saptanır. Bu bulgular vücudun kendi pankreas dokusuna karşı bir savaş başlattığının göstergesidir. Yani vücut kendi pankreas dokusunu artık yabancı bir doku gibi algılayıp onu vücuttan atmaya çalışmaktadır.

    Tip I DM Gelişimi 6 Evrede Gelişir

    Tip I Diyabet riskini azaltmak için:

    Çocukluklarda klinik gidiş:

    Klinik Bulgular

    Sık tuvalete çıkma, çok su içme, aşırı yeme ve kilo kaybı klasik bulgulardır. Bulgular günler, haftalar içinde gelişebilir. Genellikle bu süre bir aydan kısadır. Bazen ilk dikkati çeken bulgu, idrar kontrolünü edinmiş çocuğun gece yatağını ıslatması olabilir. Sık rastlanan diğer bulgu yorgunluk ve letarjidir. Sıklıkla tablo direkt koma ile de ortaya çıkabilir.

    Yeni tanı konmuş çocukların birçoğunda insulin tedavisine başlandıktan günler ya da haftalar sonra insulin gereksiniminde azalma görülür (balayı dönemi). Bu dönemde pankreas harabiyetini ya da vücudun insülin ihtiyacını artıran enfeksiyon, travma gibi faktör ortadan kakmıştır. İnsulin salgılanmasında kısmi iyileşme başlamıştır. Bu dönem tedaviden genellikle 2-8 hafta sonra görülür. Bu geçici iyileşme aylarca sürebilir.

    Nasıl Anlaşılır?

    Tedavi

    Amaç: İyi bir metabolik kontrol ile normal büyüme ve gelişmenin sağlanması, akut metabolik komplikasyonlar ile birlikte ileride gelişebilecek kronik komplikasyonların önlenmesidir.

    Eğitim çocuğun yaşı, ilgisi ve ailenin sosyo-kültürel durumu dikkate alınarak verilmelidir. Diyabetik bir hastanın tedavi ve eğitimi bir ekip işidir.

    Bu ekipte şu uzmanlar bulunmalıdır:

    Diyabetik çocuğun ailesi, öğretmeni ve okul doktoru hastalık konusunda bilgilendirilmelidir. Hasta ve ailenin devamlı eğitimi, yaşam boyu devam edecek olan hastalığın uygun tedavisi için şarttır.

    Tedavi

    Çocuk ve ailenin diyabet konusunda eğitimi önemlidir. Bu eğitimde şu bilgiler verilir:

    İnsulin tedavide şarttır. Çoğul doz uygulamasının normal fizyoloji ile daha uyumlu olduğu, daha iyi bir metabolik kontrol sağladığı ve damar hasarına bağlı komplikasyonları önlediği gösterilmiştir.

    Kan şekerinin açlıkta 80-120(okul öncesi 100-140) mgl /dl değerleri arasında olması istenir.

    Olası Komplikasyonlar

    Akut: Ketoasidoz, hipoglisemi, sabah hiperglisemileri, insuline bağlı komplikasyonlar

    Kronik: Büyüme gelişme geriliği, nefropati, nöropati, retinopati-katarakt, eklem kısıtlılığı, hepatomegali vb.

    Şeker hastalığında doğru beslenme nasıldır?

    Diyabette tıbbi beslenme tedavisinin hastaların yaşam kalitesi için çok önemlidir. Uygulanan sağlıklı beslenme programı ile kan şekerinin istenilen seviyede tutulması ve kan yağlarındaki artışa engel olunması amaçlanır.  Doğru gıdaları tüketen hastalar, şeker hastalığının yol açabileceği diğer rahatsızlıklara yakalanma riskini de azaltmış olurlar.

    Şeker hastalarının diyeti diyetisyenler tarafından kişiye özel olarak belirlenmelidir. Zira şeker hastasının boyu, kilosu, kan şekeri oranı ve kullandığı ilaçlar, oluşturulacak beslenme programı için temel verileri oluşturur.

    Şeker hastalarına yönelik oluşturulan günde 6 öğün olarak beslenme programı sayesinde, insülin dengeli bir şekilde kullanılmış olur, vücudun insülin ihtiyacı azalır, hasta ani şeker yükselmesi veya düşmesi gibi durumlarda da korunmuş olur. Öğün araları 2-2,5 saati aşmamalı, öğünlerde alınan kalori dengeli olmalıdır.

    Şeker hastalarına basit karbonhidratlara göre, sindirimi daha uzun bir zamanda gerçekleşen kurubaklagilerl, sebze, tahıllı ekmek gibi ‘kompleks karbonhidratlı’ besinler önerilir. Şeker hastalarına yönelik hazırlanan diyet geçici olmamalı, beslenme alışkanlığı haline getirilerek yaşam boyu devam ettirilmelidir.

    Şeker hastalarına yönelik başlıca beslenme önerileri:

    Açlık ve tokluk kan şekeri değerleri kaç olmalıdır? 

    Tokluk Kan şekeri normal değeri;

    1. saat 140 mg/dl,

    2. saat 120 mg/dl veya altındadır.

    Tokluk kan şekerinin 200 mg/dl seviyesinde veya üzerinde olması durumunda şeker hastalığı (diyabet) tanısı konur.

    Açlık kan şekeri değerlerinde ise;

    Not: Açlık ve tokluk kan şekeri sonuçlarına yönelik genel değerlendirmeler mutlaka doktor tarafından yapılmalıdır.

    Şeker hastalığı bulaşıcı mı?

    Şeker hastalığı da hipertansiyon ve hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) gibi kronik bir hastalıktır. Nitekim mikrobik ve bulaşıcı bir hastalık değildir. Şeker hastalığı kalıtsal olabileceği için aynı ailede birkaç kişide görülebilir;ancak bulaşıcı özelliği yoktur.

    Şeker hastalığında insülin kullanımı bağımlılık yapar mı?

    "İnsülin kullanımı bağımlılık yapar, başlandığında tekrar tabletlere dönmek mümkün olmaz." düşüncesi kesinlikle doğru değildir. Diyabet tedavileri ‘’bağımlılık’’ yapmaz.  ‘’Bağımlılık’’ kelimesi eskiden Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalıklarının yerine,  ‘’insüline bağımlı’’ ve ‘’insüline bağımlı olmayan’’ diyabet terimleri kullanılması nedeniyle ortaya çıkan karışıklık ile yerleşmiştir. İnsülin tedavisi geri dönüşü olmayan bir tedavi değildir. Örneğin gebelikte insülin kullanan bir şeker hastası  doğumdan sonra tabletlerine başlayabilir ya da operasyon planlandığı için insüline geçilen hasta ameliyattan sonra yemek yemeye başladığında tabletlerine dönebilir. İnsülin ihtiyacı azalan diyabet hastaları da durumlarına göre endokrinolojik değerlendirme sonucu  insülinden tablete dönebilirler.

    İnsülin tedavisi böbreklere zarar verebilir mi?

    İnsülin, vücudumuzda zaten bulunan ve eksik olduğu için şeker hastalığı oluşan hormondur, vücuda zararı yoktur. Vücuda zararlı olan ve körlük, böbrek yetmezliği gibi sorunlara neden olan ise uzun süre yüksek seyreden şeker düzeyleridir. Hastaların çoğu iğne korkusu nedeniyle insülin tedavilerine başlamaktan kaçındıkları ya da diyet düzenine uymadıkları ve  ilaçlarını düzenli almadıkları için uzun süre yüksek seyreden şeker düzeyleri sonunda organ hasarlarına neden olmaktadır.

    Şekerli besinlerden uzak duran kişilerin diyabet olma ihtimali yok mudur?

    Şeker hastalığı aşırı şekerli gıdalar tüketildiği için değil, pankreastan  insülin salınımı eksikliği veya vücutta insülin direnci olduğu için ortaya çıkar. Şeker hastalığı olanlarda ilaç tedavisine ek olarak diyette şekerli besinler kısıtlanır ve pankreasa normal şeker düzeylerinin sağlanması konusunda yardımcı olunur.

    Obezite ve diyabet arasında nasıl bir ilişki vardır?

    Şeker hastalığında en önemli risk faktörü şişmanlık yani obezitedir.  Bu durum dünyada genel olarak kabul gören “beden kitle indeksine” göre kategorize edilmektedir. Buna göre özellikle santral obezitesi yani bel çevresi belirlenen oranların üzerinde olan kişilerde, 40 yaşından itibaren; başka herhangi bir risk faktörü aranmaksızın 3 yılda bir diyabet taraması yapılmalıdır. Ancak fazla kilolu ancak şişman olmayan kişilerin, aşağıdaki risk gruplarından birinde yer almaları halinde, daha genç yaşlardan itibaren ve daha sık araştırılmaları gerekir.

    Kişi şişman ise 40 yaşından itibaren diyabet için rutin tarama testleri yaptırmalı; fazla kilolu ya da tombul ise aşağıdaki sorulardan birinin bile cevabı evet ise yine diyabet hastalığı için araştırılıp takibe alınmalıdır.

    Obez şeker hastaları beslenmede nelere dikkat etmeli?

    Tip 2 diyabetli hastaların insülin tedavisi alsın ya da almasın büyük çoğunluğu fazla kilolu ve obezdir. Beslenme programı hazırlanırken obez şeker hastalarının öncelikle fazla kilolarından kurtulması amaçlanır. Obez şeker hastalarının beslenme tedavisinden olumlu sonuç alabilmeleri için aşırı kiloların nedenlerinin ortaya çıkarılması ve buna göre çözümler üretilmesi önemlidir. 

    Şeker hastalarında ayak bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

    Şeker hastalarında ayak bakımı çok önemlidir. Zira diyabetik hastaların diğer kişilere oranla ayaklarında problem yaşama olasılığı yüksektir.

    Kan şekeri kontrolünün uzun vadede sağlanamaması sinir uçlarının hasar görmesine yani nöropatiye neden olmaktadır. His kaybı olduğunda batma, yanma, donma fark edilmeyebilir. Kaslar esnekliğini kaybeder, ayak parmaklarında ve tabanda şekil bozukluğu oluşur.

     Ayak bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:

    Şeker hastaları kış mevsiminde nelere dikkat etmelidir?

    Özellikle şeker hastalarının kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte beslenme düzeni, spor aktivitesi, vücut bakımı gibi pek çok konuda daha dikkatli olmaları gerekiyor. Hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte vücudun kalori harcaması ve buna bağlı metabolizma hızında azalma meydana gelir. Bu durum da kan şekeri ayarı bozulmasına neden olur.

    Kan şekerini dengede tutan diyet ve ilaçlar da yaz aylarına oranla kış aylarında daha az etkili olabilir. Nitekim kış aylarında hastalar kan şekerini bir dönem için sık kontrol etmeli, diyet ve tedavide oluşabilecek değişiklikleri hekimine danışmalıdır.

    Hastalarda azalmış aktivite ve buna bağlı olarak öğün saatlerinde aksatılma yaşanması “hipoglisemi” denilen şeker düşüklüğüne sebebiyet verebilir. Diyabet hastaları kış aylarında da uzun süre aç kalmamaya öğün atlamamaya dikkat etmelidir.

    Özellikle diyabetik nöropati gelişmiş hastalar ayaklarında sürekli üşüme hissi olabileceğinden  soba ve diğer ısıtıcılara ayaklarını yakın ve uzun süre tutabilmektedir. Bu durum ayak yanıklarının kışın fazlaca görülmesine davetiye çıkarmaktadır.

    Şeker hastaları yaz mevsiminde nelere dikkat etmelidir?

    Yaz aylarındaki yüksek sıcaklık nedeniyle birçok fizyolojik reaksiyon meydana gelmektedir. Yüksek sıcaklıkta nem ve buna bağlı yüksek basınç diyabet hastalarının sağlıklarını olumsuz yönde etkiler. Şeker hastalarının yaz aylarında çalışma programlarını ve tatil planlarını olabildiğince sağlık durumlarını göz önüne alarak yapmaları önerilmekte, sıcaklığın yüksek olduğu saatlerde kapalı yerlerde bulunmaları, açık alanlarda ise mutlaka şapka kullanmaları gerekmektedir.

    Şeker hastaları, hastalığını etkileyecek sorunları bilerek önlem alması durumunda yaz aylarında seyahat edebilir. Yaz aylarında deri ısısının artması neticesinde deri altına uygulanan insülinin etkisi daha hızlı meydana gelerek hipoglisemi riski artmaktadır. Bu durumla karşılaşan şeker hastalarının doktora başvurması ve insülin uygulama tekniklerine dair detaylı bilgi almaları gerekmektedir. Bununla birlikte kullanılan insülin kalemlerinin çok iyi muhafaza edilmesi ve direk güneş ışınlarından uzak tutulması gerekmektedir.

    Şeker hastalığı gözde ne gibi hasar yapmaktadır?

    Katarakt, diyabeti olanlarda olmayanlara oranla daha sıklıkla ve daha genç yaşlarda oluşmaktadır. Ayrıca, görme sinirini etkileyebilir ve göz kaslarında felçlere yol açarak paralitik göz kaymasına (şaşılık) yol açabilmektedir. Diyabetin en önemli komplikasyonu retina tutulumudur. Retinada ödem (su tutulması), kanama odakları ve yeni damarlanmaya yol açabilmektedir.

    Bu yeni oluşan hassas damarlar da kanayarak göz içi kanama ve retina dekolmanı oluşturabilmaktedir. Hastalığın daha ileri evrelerinde de glokom (göz içi basıncının artması) oluşabilmektedir.

    Hastalık ve komplikasyonları tedavi edilmezse körlükle sonuçlanabilmektedir. Şeker hastalarında genelde yavaşca ilerleyen görme azalması olabileceği gibi ani görme kayıpları da olabilir. Bununla birlikte, hastaların gözlerinde hasar başlamasına karşın görmeyle ilgili hiçbir şikayetleri olmayabilir. Bu da, şeker hastalarının muayenelerinin, diyabet uzmani ile birlikte göz doktoru tarafından yapılmasının önemini göstermektedir.

    Erken teşhis ve tedavi ve sık kontrollerle birçok şeker hastasında  ciddi görme kayıpları engellenebilmektedir. Diyabetik hastalar görmelerinde azalma olmasını beklemeden göz doktoruna muayane olmaları gerekmektedir. Erken evrede tespit edilen lezyonlar daha etkin ve güvenli bir sekilde tedavi edilebilmektedir.

    Kan şekeri düzeyi, hipertansiyon, kolesterol düzeyi ve diğer önemli tetkiklerin de şeker hastalığınızla ilgilenen doktor tarafından kontrol altında tutulması gerekmektedir.

    Şeker hastalığı ruhsal sorunlara yol açabilir mi?

    Diyabet, kişinin fizyolojik yapısında birtakım değişikliklere neden olmakla birlikte, ruhsal denge ve uyumunda da bazı sorunlara yol açabilmektedir. Özellikle hasta kişideki kaygı, stres, toplumsal ve sosyal desteğin yetersiz olması, diyabet ile ilgili olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Aynı şekilde ağır strese maruziyet, diyabete yatkınlığı olan kişilerde hastalığın ortaya çıkmasına da yol açabilmektedir.

    Bazı araştırmalar diyabete neden olan faktörler arasında; yas, travma gibi olayların da yer aldığını göstermektedir.  Diyabetli hastalarda duygusal tepkiler ve uyum güçlükleri sıklıkla görülmektedir.

    Hastalık belirtileri, komplikasyonlar ve uygulanan tedavilerin yarattığı doğal sıkıntı ile birlikte; geleceğe yönelik endişe, yeterliliğinin kaybedileceği ve başkalarına bağımlı hale gelinebileceği korkuları, beden görünümünün bozulacağına ilişkin kaygılar; hastanın fiziksel, bilişsel ve duygusal işlevlerini ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir.

    Diyabet tanısı sebebiyle  demoralize olan hastalar; beslenme, tedavi yönetimi ve fiziksel aktivitelere uyum konusunda güçlük çekebilir. Ruhsal durumdaki olumsuz değişiklikler stres hormonlarını artırarak kan şekeri düzeylerinde dengesizlik ve insülin etkisinde azalmaya neden olabilir.

    Tedaviye rağmen kan şekeri düzenlenmeyen hastalarda, stres ve kaygı önemli bir etkendir. Şeker hastalarında bir diğer dikkat edilmesi gereken sorun,  yüksek kaygıdır.  Kendine yetememe, bağımsız olamama, organlarında hasar olacağı, çevrenin ve ailenin desteğinin kaybolacağı gibi endişeler sık görülmektedir. Ancak bozukluk düzeyinde olan ile normal duygusal yanıtı birbirinden ayırmak gerekir. 

    Diyabetik hastalarda yapılması gereken, psikiyatrik bozukluklar oluşmadan önleyici tedbirler almaktır. Ayrıca hastalığı odak noktasından kaldırıp, yaşam alışkanlıklarından birtakım değişikliklere gitmenin de önemli ölçüde faydası olacaktır. İşte bu değişiklikler şu şekilde sıralanabilir:  

    Kişi kendini iyi tanımalı, etkilendiği  stres yapıcı  olayları saptamalı ve bunlara nasıl yanıt vermesi gerektiğinin farkında olmalıdır.

    Bütün bu alınan önlemlere rağmen hastalığa uyum sağlamakta güçlük çekildiği durumlarda psikiyatrik yardım almak uygun olacaktır.  Terapi desteği  ve gerekli hallerde ilaç tedavisi, bu süreçte hastaların mevcut stres faktörleri ile baş etmelerini kolaylaştıracaktır.

    Şeker hastalığı dilde uyuşma yapar mı?

    Düşük kan şekeri veya hipogliseminin bir belirtisi de dilde veya dudaklarda ani uyuşma veya karıncalanma hissidir. Sonuç olarak diyabet ve düşük kan şekeri (hipoglisemi) , ağız ve dudak uyuşması gibi bir takım semptomlara yol açabilir.

    Şeker hastalığı genetik mi?

    Tip 1 ve tip 2 diyabetin farklı nedenleri mevcuttur. Hastalığa yol açan tek etken genetik değildir. Örneğin tek yumurta ikizleri aynı genlere sahiptir. Ancak bir ikizden biri tip 1 diyabetli olduğunda, diğeri en fazla yüzde 50 ihtimalle hastalığa yakalanır. Yineiİkizlerden biri tip 2 diyabetli olduğunda, diğerinde diyabetin oluşma riski en fazla dörtte üçtür.

    Memorial Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

    Yazı kaynağı : www.memorial.com.tr

    Şeker hastalığı (Diyabet nedir) nedir? Belirtileri nelerdir?

    Diyabet günümüzde dünyanın en önemli sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Diyabete yakalanan hasta sayısı, tüm dünyada giderek artan bir hızla çoğalıyor. Ülkemiz de diyabetin en hızlı arttığı ülkeler arasında yer alıyor.  Diyabet hastalığındaki bu artış hızı dünya ve ülkemiz için kaygı verici boyutlara ulaştı.

    Önemli bir halk sorun haline gelen diyabet hem toplum sağlığını hem de sağlık ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor. Diyabet artışında etkili olan faktörler arasında modern yaşam tarzı, fiziksel aktivite yetersizliği, hazır gıdalarla beslenme eğilimi ve obezite yer alıyor.

    İstatistiklere baktığımızda, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre; dünyada her 11 yetişkinden 1’i diyabet hastası,2 diyabetli yetişkinden1’ine teşhis konulmamış yani diyabetli olduğunu bilmiyor. Ülkemizde yapılan çalışmalarda nerdeyse her 5 kişiden 1 kişide şeker hastalığı mevcut, obezitenin görülme sıklığının artması ile bu oranın daha da artacağı öngörülmektedir.

    Diyabet (Şeker) hastalığı nedir?

    Vücudumuzda şekerin hücre içine besin olarak taşımasında sorun oluştuğunda şeker hastalığı ortaya çıkar. Hücrelerimizin sağlıklı olarak çalışması için, şeker hücre içine sağlıklı bir şekilde alınıp yakıt olarak kullanılmalıdır. Şekerin hücre içine taşınmasında insülin anahtar hormondur. İnsülin hormonu eksikliği ve/veya hücrelerin insülin hormonuna yanıtsızlığı, şekerin kanda yükselmesine neden olur.

    Diyabetin en sık görülen belirtileri nelerdir?

    Agız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma, kilo kaybı, iyileşmeyen yaralar, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, kaşıntı gibi şikayetlere neden olur. Hastalığın erken dönemlerinde herhangi bir şikayet olmayabilir.

    Sessiz ilerleyebilen şeker hastalığı fark edilmediğinde; kalp hastalığı, damar hastalığı, felç, böbrek hastalığı, göz arkasında kanama, uzuvlarda his kaybına gibi pek çok sorunlara neden olabilir. Bu nedenle düzenli hekim kontrolü önem taşıyor.

    Diyabet tanısı nasıl konur?

    Doktorunuzun istediği basit kan testleri ile şeker hastalığı tanısı netleşir. Bu testlerden biri Hemoglobin A1C’dir.

    Hemoglobin A1C değerli ne olmalı?

    ​Diyabet tanı amaçlı ölçüldü ise; duyarlı yöntem ile ölçülmüş olmak şartıyla  % 5.7-6.4 aralığı diyabet açısından riskli grupta olduğunuzu gösterir.

    Bu durumda diyabet riskinizi azaltmak için daha fazla hareket etmeniz gerektiğini, fazla kilolarınız varsa vermeniz gerektiğini gösterir. Sonuç %6.5 ve üstü değer çıktıysa diyabetlisiniz demektir. Bu durumda tedavisine başlamanız önerilir. Diyabetli hastalarda kontrol amaçlı ölçülmüş ise; ise ileri yaş, ciddi kalp ve nörolojik hastalık yoksa % 6.5 altında olması hedeflenmektedir. Bu hastalıkları olan bireylerde %7-7.5 değerleri hedef değer olarak baz alınmalıdır.

    Kan şekeri düşüp sonra yükselen bir grup bireyde A1c düzeyi iyi gelebilir ki; bu duruma şeker dalgalanması diyoruz. Kan şekeri düşük ve yüksek giden hastalarda değer iyi olabilir fakat hasta ve hekim glisemik dalgalanmaları kırmak için tedaviyi gözden geçirilmelidir. Hastanın ev ölçümleri bu nedenden dolayı çok önemlidir.

    Şeker hastalığım güncel tıp uygulamalarında nasıl tedavi edilir?

    Öncelikli olarak hastanın diyet ve egzersizi doğru bir şekilde düzenlenir. Hastanın kan şekerini düşürmek üzere tedavi amacı ile kullanılan 6-7 farklı grup ilaç mevcuttur. Her grup ilaç değişik mekanizmalarla kan şekerini düşürür. Tek bir ilaçla kan şekeri kontrolü sağlanabileceği gibi 2-3 farklı ilaçla beraber kontrol de sağlanabilir. Gerektiğinde uygun hastalara insülin hormonu tedavisi eklenir. Örneğin ilaçlar, insülin hormonunun hücrelere etkinliğini artırarak etki gösterirken,  pankreasdan salınan insülin hormonu sekresyonunu artırarak da etki gösterebilir. Bazı ilaçlar karaciğerde olması gerekenden fazla üretilen şekerin, üretimini baskılamaktadır. Bir grup ilaçsa, bağırsaklardan salınan şeker metabolizmasında etkili bir takım hormonların miktarını değiştirerek şekerin düşmesi yönünde etki etmektedir. İdardan şeker atılımını artırarak kan şekerini düşüren ilaçlar da mevcuttur.

    İnsülin tedavisinde “uygun zaman, uygun doz ve uygun hasta” kuralı

    Tabi ki gerektiğinde “uygun zaman, uygun doz ve uygun hastada” insülin tedavileri uygulanmalıdır. Çok farklı çeşit insülin hormonu olduğu gibi farklı günlük dozlarda hastaya özgün insülin tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Günde tek doz, çift doz, üçlü doz, dörtlü doz insülin tedavi uygulamaları mevcuttur.

    Uygun hastalara ve gebelere, gerektiğinde insülin pompa tedavisi uygulanmaktadır. İnsülin pompa tedavisi ile hastaya cilt altından sürekli insülin hormonu verilirken bir taraftan da öğün öncesi tokluk kan şekerini düşürmek üzere ek doz insülin uygulamaları cihaz aracılığı ile yapılır.  İnsülin pompa tedavisi, hastayı enjeksiyonlardan kurtarır ve daha sıkı kan şekeri kontrolü sağlar.

    Bir başka grup tedavide kullanılan şeker ilacı, insülin olmayan fakat enjeksiyon halinde yapılan, günde tek sefer, günde iki kez, haftada bir yapılabilen şeker ilaçları mevcuttur. Bu ilaçların önemli bir avantajı çoğu hastada kilo kaybı yapmasıdır. Özellikle obezitesi olan şeker hastalarında bu tedaviler öncelikli olarak düşünülmelidir.

    Şeker hastalığının tedavisindeki ana hedef; kan şekerinin olabilen en kısa sürede normal insanlardaki düzeylere düşürülmesidir.

    Kan şekerimi, parmaktan şeker ölçümü yapılan cihazların dışında başka bir yöntemle de izleyebilir miyim ?

    Evet, günümüzde cilt üzerine takılan, bir takım küçük cilt altı aparatlarla profesyonel şeker grafiği çıkaran, doktora ve hastaya bilgi aktaran cihazlar bulunmaktadır. Bu cihazlar şeker takip sensörü olarak isimlendirilmektedir. Takıldıktan sonra cilt üzerinde 7 gün ile 14 gun arasında kalmaktadır. Bu tür cihazlar hastaya ve doktora aşırı şeker düşüklüğü veya yüksekliğinde görsel ve işitsel uyarı yollayabilmektedir. Bireyin şeker düzeyleri günlük grafik halinde raporlanmaktadır. Kan şekeri dalgalanması olan bireylerin tespit ve tedavi planlamasına ciddi katkı sağlamaktadır.

    Şeker hastalığı tedavisinde cerrahinin yeri neresidir?

    Hastalık birden çok bozulan hücre-organ sistemlerinin (örneğin hastalığın gelişmesinde pankreas, karaciğer, kas, yağ dokusu, bağırsaklardan üretilen hormonlar, genetik mutasyonlar gibi) etkilenmesiyle geliştiği için, kilo kaybı sağlayan cerrahi yöntemler her hastada aynı oranda kan şekeri düzelmesi sağlamaz. Ameliyatlar uygun hastalara, doğru seçilen cerrahi yöntem ile uygulanırsa hastaya en olumlu katkıyı sağlar. Hastaların bir kısmının diyabet tedavisi ciddi manada rahatlar, ilaç tedavisi ihtiyacı azalır.

    Şekerim uzun yıllardır yüksek seyrediyorsa hangi organlarımın kontrolü daha önemlidir?

    Şeker düzeyleriniz kötü seyrediyorsa kalp damar hastalığı gelişip gelişmediği, göz arkasında retinada kanama, böbrek fonksiyon bozukluğu ve protein kaçağı olup olmadığı, sinir sistemi hastalığı gelişip gelişmediği kontrolü önem arzetmektedir. Özellikle kalp damar hastalığı kontrolü için şikayet beklemek geri dönüşsüz sonuçlara yol açabileceği için muhakkak şikayet beklemeden tetkik edilmelidir.

    Şeker hastalığı gelişme riskimi azaltmak için ne yapabilirim?

    Özellikle kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz, sigara ve alkolden kaçınmak değiştirebileceğiniz en önemli risk faktörleridir.

    Diyabetli ve diyabet riski olan hastalarda sağlıklı bir yaşam sürmeleri açısından 3 parametreye dikkat etmek gerekiyor. Şeker değeri, tansiyon değeri ve LDL

    Şekeriniz kabul edilir düzeylerde olmalı, kan basıncınız 13/8 mmhg düzeylerini geçmemelidir. Kötü kolesterol LDL düzeyleriniz kalp damar sağlığı açısından riski azaltmak üzere 100mg/dl altında olmalıdır.

    Yazı kaynağı : www.birunihastanesi.com.tr

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap