Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    şafii mezhebinde kurban bayramı namazı nasıl kılınır

    1 ziyaretçi

    şafii mezhebinde kurban bayramı namazı nasıl kılınır bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Şafii’de bayram namazı - Dinimiz İslam

    ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE BAYRAM NAMAZI KILINIŞI:

    NEVZAT ERDABAKOĞLU

    İMAM-HATİP

    ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE BAYRAM NAMAZI KILINIŞI:

    BİRİNCİ REKAT:

    Bayram namazına niyet ederek NİYET ETTİM ALLAH RIZASI İÇİN SÜNNET OLAN İKİ REKAT BAYRAM NAMAZINI KILMAYA UYDUM İMAMA Allahu Ekber diyerek eller bağlanır.Sonra VECCEHTU DUASI okunur.Sonra 7 tekbir alınır.
    Her tekbir alınışta eller kulakların hizasına kadar kaldırılır ve sonra göğüs üzerinde bağlanır.
    Her iki tekbir arasında biraz ara verilir ve gizlice SUBHANELLAH, VELHAMDULİLLEH,VELE İLEHE İLLALLLAHU VELLAHUEKBER ZİKRİ OKUNUR.
    Tekbirlerden sonra EUZU BESMELE çekilir.FATİHA ve ZAMMI sure okunur.RUKU, İTİDAL VE SECDE yapılarak ikinci rekata kalkılır.
    İKİNCİ REKAT:

    HANEFİ MEZHEBİNE GÖRE BAYRAM NAMAZI KILINIŞ ŞEKLİ:
    BİRİNCİ REKAT:Namaza niyet edilerek başlanır. Niyet:Niyet ettim Allah rızası için iki rekat vacip olan bayram namazını kılmaya uydum imama ALLAHU EKBER denir ve eller bağlanır.
    Sessiz olarak sübhaneke okunur.
    Sonra imam sesli olarak,cemaatte imamı sessiz takip ederek üç defa ALLAHU EKBER deyip tekbir getirir.
    Her tekbirde, iftitah tekbirinde olduğu gibi eller,kulak hizasına kadar kaldırılır ve her defasında eller aşağıya sarkıtılır.tekbirler hızlı getirilmeyip her iki tekbir arasında en az üç tesbih miktarı beklenir.
    Üçüncü tekbirden sonra eller sarkıtılmayıp,diğer namazlarda olduğu gibi eller bağlanır ve sessizce EUZU BESMELE çekilir.
    Sonra imam tarafından sesli olarak FATİHA ,ZAMMI SURE okunup,RUKU VE SUCUD ta yapıldıktan sonra diğer vakit namazlarında olduğu gibi ikinci rekata kalkılır ve eller bağlanır.

    KURBAN İBADETİ ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE  LUTFEN OKUMAYI İHMAL ETMEYELİM.
    İslam dini fert ve toplum hayatına büyük bir önem vermiş, fertlerin ve toplumun huzur,güven ve refah içerisinde bir yaşam sürdürebilmeleri için gereken her türlü emri vermiş her çeşit müesseseyi kurmuştur.
    İslamın kurduğu bu müesseselerin başında KURBAN İBADETİ gelmektedir. Kurban ibadeti hicretin ikinci yılında RABBİN İÇİN NAMAZ KIL VE KURBAN KES (Kevser:2) ilahi emir ile meşru kılınmıştır.

    Kurban; Allaha’a yaklaşma Onun rızasını kazanma vesilesidir. Kurban ibadeti,kişi,ye sahip olduğu mal ve mülkün(servetin)Allahın bir lutfu ve ihsanı olduğunu hatırlatır ve bunlara şükür ifadesi olarak yerine getirilen bir ibadettir.Kurban,imanlı gönülleri Allaha yaklaştıran kulluk şuurunun bir ifadesidir.Kurban,Allaha yaklaşmayı,Allah yolunda malların feda edilebileceğini,Allaha teslimiyeti ve şükrü ifade eder.Kurban ibadeti,iman ve kulluğun alemetidir,dini hayatın tezahurudur.Kurban,fakir için ziyafet sofrasıdır.Sosyal yardımlaşma ve hayır kurumudur.

    KURBANIN TANIMI :.Kurban bayramı günlerinde Allaha yaklaşmak(Allahın rızasını kazanmak)niyetiyle dinen zengin sayılan Müslümanların koyun,keçi,sığır,manda ve deveyi kesmektir.(kanını akıtmaktır)Kurban bayramının belirli günlerinde kesilen kurbana UDHİYYE adı verilir.
    Dini yönden kurban kesebilecek durumda olan Müslümanlardan Hanefi mezhebine mensup olanlar için VACİP, Şafii mezhebine mensup olanlar için SÜNNETİ MÜEKKEDE dir.Hazreti Peygamber hayatları boyunca bu ibadeti en güzel bir şekilde yerine getirmiş ashabı kiramda bu ibadet üzerinde önemle durmuş en güzel bir şekilde yerine getirmişlerdir.
    Sünneti Müekkede demek Hazreti peygamberin hayatları boyunca yaptığı ibadetler demektir. Bundan dolayıdır ki Şafii mezhebine mensup Müslüman kardeşlerimizin imkanları olduğu halde sünnettir diyerek bu ıbadeti terk etmeleri yada ihmal etmeleri doğru değildir.Zira imamı Şafii dahil bu mezhebe mensup olgun müminler,alimler ve Allah dostları kurban bayramında Allahın en çok hoşlandığı ibadet olan kurban ibadetini en güzel bir şekilde yerine getirmişlerdir.Şunu unutmayalım ki hazreti Peygamberin sünnetini yerine getiren Onun şefaatını kazanmayı hak eder.Ayrıca Yüce Allah Kuranı Kerimin bir çok ayetlerinde bizlere hitaben Hazreti peygambere tabi olmamızı emretmiştir.Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak isterim.

    Yemin olsun sizin için Allahı ve ahiret gününü arzu edenler ve Allahı çok ananlar(zikredenler)için,Allahın Peygamberinde pek güzel bir örnek vardır.(ahzap:21)
    Birde Peygamber size ne verdi ise onu alın, neyi yasak etti ise ondan vazgeçin(Haşr:7)
    Kim Peygambere itaat ederse , Allaha itaat etmiş olur.(Nisa:80)
    Her kim Allaha ve Peygambere itaat ederse, işte bunlar Allahın nimet verdiği peygamberlerle, sıdıklarla(doğru olanlarla) şehitlerle ve iyilerle beraberdirler Bunlar ne güzel arkadaştırlar.(Nisa:69)

    İşte Yüce Allahın bu müjdelerine nail olmak hazreti peygamberin hadisi şeriflerindeki sevapları kazanabilmek için kurban ibadetini sünnettir diyerek ihmal etmemeliyiz. Mümin olarak hazreti peygamberi örnek almazsak, yaptıklarını yapmazsak kimi örnek ve rehber alacağız.Nefsimizi ve şeytanı yenip bu ibadeti en güzel bir şekilde yerine getirmeye çalışalım. Evlatlarımıza bu konuda iyi örnek olalım. Fakirin, yoksulun ,okuyan öğrencilerin hayırlı ve makbul duasını alalım.Unutmayalım ki mümin kardeşimizi sevindirmenin hazreti peygamberi sevindirdiğimizin bilincinde olalım.

    KURBAN EDİLEBİLECEK HAYVANLAR

    Koyun: Bir yaşını bitirmiş olmak (7yada 8 aylık koyun irileşmiş büyümüş ise kurban edilebilir)
    Keçi: Bir yaşını bitirmiş olmak(Şafide iki yaşını bitirmiş olmak)

    SIĞIR VE MANDA.iki yaşını bitirmiş olmak
    DEVE. Beş yaşını bitirmiş olmak
    NOT.Bu hayvanlar dışında hiçbir şekilde başka hayvanlar kurban olarak kesilemez ve kurban ibadeti yerine geçmez.Ayrıca u hayvanların kurban edilmesi yerine kurban bedeli olarak fakirlere sadaka olarak para verilmesi de kesinlikle kurban ibadeti yerine geçmez.Bu gıbı açıklamaların basında görülmesi yada duyulması halinde onlara itibar edilmemesine dikkat etmeliyiz.

    Koyun veya keçiden kesilen kurban. yalnız bir kişi adına kesilebilir. Sığır,manda ve deve yedi kişi adına kesilebilir.Allahın rahmetine kavuşmuş olan ölülerimiz adına kurban kesilemez.

    KURBAN KESME ZAMANI.

    Hanefı mezhebine göre kurban kesme zamanı ; bayramın birinci günü şafağın sökümü ile başlar,üçüncü günü güneşin batımına kadar devam eder.
    Şafii mezhebine göre ise,güneşin doğduktan sonra iki rekat namaz kılınacak ve iki hutbe okunacak kadar bir zamanın geçmesiyle kesim vakti başlar .Bayramın dördüncü günü güneşin batışına kadar devam eder.(geceleyin kurban kesmek caizdir.Ancak mekruhtur.) En faziletli kesme vakti bayram namazından hemen sonradır. Zira Hazreti Peygamber öyle yapmıştır.

    KURBANLIK HAYVANDA ARANAN ŞARTLAR(OLMAMASI GEREKEN NOKSANLIKLAR)

    Kurban edilecek hayvanın çok zayıf ve hastalıklı olmaması, apaçık kör olan (hanefı de bir veya iki gözü kör olan),topal olan, kuyruğu kesilen, kulağı kesilmiş olan(işaret için kesik mani değil)dili ve memesi kesik olan, açıkça şaşı olan,yaratılmıştan (doğuştan)kulaksız olanlar,

    NOT.Ancak kulağı delinmiş yada yarılmış,boynuzu kırık veya doğuştan boynuzsuz olanların kurban edilmesinde sakınca yoktur.

    KURBAN ETİ VE DERİSİ

    Hanefi mezhebinde kurban kesen kişi kurban etinin tamamını kendisine alsa bile yine ibadet yerine getirilmiş olur. Şafii de ise bir parçasını sadaka olarak vermek üzere istediği kadar kurban etinden yemesi caizdir. Ancak her iki mezhepte de kurban etinden ne kadar fakir ve yoksula dağıtılsa o kadar sevabı çoktur. Ancak kurban etini üçe bölüp bir kısmını kendisi ve ailesi,bir kısmını komşu ve akrabalara vermesi,bir kısmını da fakir ve yoksullara dağıtması kurban ibadetinin sosyal yardımlaşma ve kardeşliği güçlendirme acısından faydalı olacaktır.
    Kurban derisi hiçbir şekilde kurbanı kesen kişiye ücret karşılığı olarak verilemez.Zira kurban derisi fakirin,yoksulun ve hayır kurumlarının hakkıdır.Kurbanını kesen Müslüman kardeşımız kesimi yapan kişiye ücretini ayrıca verecektir.

    Not:Ayrıca Kurban derisini kurbanı kesen kişiye ücret karşılığı kesinlikle veremeyiz.

    KURBAN İBADETİ HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN HADISİ ŞERİFLERİNDEN BİR KAÇI

    Kurban Bayramı günlerinde Allahın en çok hoşlandığı ibadet kurban ibadetidir.
    Hazreti Peygamber (SAV)kurbanı kesilecek olan Hazreti Fatıma anamıza Kalk kurbanının yanına git ve onu izle.Onun akıtılacak ilk damlası senın geçmiş günahların affedılecektir.
    Kurbanlarınızı iyi ve güzel olanlardan(Semiz ve Güçlü) seçiniz.Zira onlar mahşer günü SIRAT KÜPRÜSÜ ÜZERİNDE BİNİTİNİZ OLACAKTIR.

    KURBAN İBADETİNDE VEKALET VE TAKSİTLENDİRME

    Vekalet yolu ile kurban kestirilmesinde dinen kesinlikle hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Bu işi yapan kurumlarda Müslüman kardeşimiz tercihini istediği şekilde kullanabilir.Ayrıca kurbanın taksitle yada kredi kartı ile alınmasında da hiçbir sakınca bulunmamaktadır.Vekalet yolu ile kurban kesiminden bahsederken Diyanet İşleri Başkanlığımız ile Türkiye Diyanet Vakfı işbirliği ile 1999 yılından beri vekalet yolu ile kurban kesimini gercekleştirmektedirler
    Bu organizasyonda kurban ibadeti en güzel bir şekilde yerine getirilmesi için gereken önlemler alınmakta,din görevlileri gözetiminde,en temiz ve en güzel bir şekilde kurbanlar kesilmekte,kurban etleri dünyanın değişik bölgelerinde açlık çeken müslüman kardeşlerimize dağıtılmakta, Türkiyede de Kuran kursu öğrencilerine ve fakir yoksul vatandaşlara , kurban eti il ve ilçe müftülükleri tarafından dağıtılmaktadır.Türkiye Diyanet Vakfı aracılığı ile kurbanlarını kestirmek isteyen vatandaşlarımız bu konuda il ve ilçe müftülüklerinden bilgi alabilirler.bu konu için değişik bankalarda açılan hesaplara kurban bedelini (290 TL) yatırmaları gerekmektedir.

    KURBAN İBADETİNDE AMAÇ

    Bütün ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinde de gayemiz Allahın Rızasını kazanmak olmalıdır..Zira Cenabı Allah Kuranı Kerimde bu konuda ;Şüphesiz kurbanların ne etleri ne de kanları Allaha ulaşmaz.Lakin sizin takvanız (niyetiniz)Allaha ulaşır.(Hac:37)Bütün ibadetlerimizde Allahın Rızasını gaye edinmeliyiz.Aksi takdirde Allah katında hiç bir değer ifade etmez.

    Şunu da son olarak belirtmek isterim ki, kurban ibadeti Müslümanlar arasında kardeşlik,yardımlaşma ve dayanışma bilincini canlı tutar.sevgi ve dostluğu pekiştirir.İnsanoğlundaki cimrilik ve bencillik hastalığını giderir.Kişiye sahip olduğu nimetleri Müslüman kardeşleriyle paylaşmayı öğretir.Çok sevap kazanmasını sağladığı için Allah katındaki manevi derecesinin artmasını sağlar.Hazreti İbrahim ve oğlu Hazreti İsmailin imtihanlarını Yüce Allaha karşı nasıl başarılı bir şekilde verdilerse müminlerde bu ibadeti
    İhmal etmeden bu konudaki imtihanı en güzel bir şekilde vermelidirler ve buna çalışmalıdırlar. Yüce Allaha ne kadar ibadet ve tatlarda bulunsak,emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat yaşasak ahirette Cenabı Allahın rızasına o kadar yakın olacağımızı hiçbir zaman unutmamalıyız.
    Cenabı Allah bizlere ve bütün müminlere Kurban Bayramı günlerinde Allahın en çok hoşuna giden Kurban İbadetini en güzel bir şekilde yarine getirmeyi nasip ve müyesser eylesin AMİN

    NEVZAT ERDABAKOĞLU

    Yazı kaynağı : www.siirtsancaklarcarsicamii.com

    Bayram namazı nasıl kılınır?

    Bayram namazı nasıl kılınır?

    İçişleri Bakanlığı tarafından coronavirus önlemleri kapsamında 81 ilde 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanacağı açıklandı.

    Uygulanacak kısıtlama ile beraber ilk kez bir bayram kutlanılmayacak, namazı kılınmayacak ve bayram adaplarından olan kabir ziyareti ile bayramlaşmalar gerçekleşmeyecek.

    Bireylerin camilerde bayram namazını eda edememesi nedeniyle bu ibadeti evlerinde icra edecekler için, bayram namazının fıkhi hükümleri, mezheplere göre kılınış şeklini İmam Gazali Cami Yaptırma Derneği Başkan Yardımcısı Molla Kerbela Şanlı Hoca uygulamalı olarak anlattı.

    Bayram namazının İslam'daki yeri hakkında bilgi veren Şanlı, "Dinimiz, İslam'da iki bayram namazı vardır ve bunlar büyük ibadetlerden sonra gelir. Ramazan Bayramı, Müslümanların 30 gün boyunca eda ettikleri Ramazan ayı orucundan sonra yaptıkları bayramdır. Tabiki bu bayram Ramazan orucundan kurtulmanın değil, söz konusu farizayı layıkıyla yerine getirmenin sevincidir." dedi.

    "Bayram namazı şafiilerde sünnet, hanefilerde ise vaciptir"

    Mezheplere göre bayram namazının hükmü hakkında açıklamalarda bulunan Şanlı, "Her iki bayram namazı da Şafii mezhebine göre sünnet-i müekkededir. Bayram namazı, çok sevabının olmasıyla beraber Peygamberimizin kıldığı ve kılınmasını tavsiye ettiği bir ibadettir. Hanefi mezhebine göre ise bayram namazı Cuma namazı misali vaciptir." ifadelerini kullandı.

    Bayram namazının kılınışı açısından mezhepler arasındaki farklılıkları belirten Şanlı, "Bu namazın diğer namazlardan pek bir farkı yoktur. Bayram namazını diğer namazlardan ayıran tek bir fark niyet ve tekbirlerdir. Bayram namazının kılınışında Şafii ile Hanefi mezhepleri arasında fark vardır."şeklinde konuştu.

    Şafii mezhebine göre bayram namazının kılınışı

    Şafii mezhebine göre bayram namazını anlatan Şanlı, aşamaları şu şekilde aktardı:

    "•Şafii mezhebine göre ilk rekatta 7 tekbir vardır ve getirilen niyette şu şekildedir: 'Niyet ettim Allah rızası için Ramazan Bayramı namazını kılmaya, uydum hazır imama Allah-u Ekber!' Tekbirler getirilirken eller kulak hizasına kaldırılır ve göbek üstünde bağlanır.

    •Tekbirden sonra 'veccehtu' duası okunur ve tekbirlere başlanır. İlk rekatta getirilecek 7 tekbir için her tekbir arasında 'subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber' denir. Tekbirler tamamlandıktan sonra euzu besmelenin ardından Fatiha suresi okunur. Zammı sure olarak tavsiye edilen Kaf suresinin okunmasıdır. Bu sureyi bilmeyenler başka bir sureyi okuyabilirler. Rüku, kıyam ve secde ile ilk rekat tamamlanmış olur.

    •Secdeden doğrulduğunda 2'nci rekatta getirilecek olan 5 tekbir ile başlanır. Birinci rekatta olduğu gibi yine aynı şekilde her tekbir arasında 'subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber' denir. Besmele, fatiha ve okunacak olan zammı sürenin ardından rüku, kıyam, secde, tahiyyat ve selam ile namaz tamamlanmış olur."

    Hanefi mezhebine göre bayram namazının kılınışı

    Hanefi mezhebine göre ise bayram namazının kılınışını şöyle anlattı:

    "•Hanefi mezhebi için vacip olan bayram namazının kılınması zorunludur. 'Niyet ettim Allah rızası için Ramazan Bayramı namazını kılmaya, uydum hazır imama Allah-u Ekber!' şeklinde niyet ve ihram tekbirinden sonra 'subhaneke' (duası) okunur. Hanefi mezhebine göre 3 tekbir getirilir ve her tekbir arasında 3 kez 'subhanallah' denilecek kadar beklenilmesi gerekmektedir. Tekbirlerde eller kulak hizasına kadar kaldırılır ve sonra eller bağlanılmaz, salınır.

    •3'üncü tekbirden sonra el bağlanır ve besmelenin ardından Fatiha okunur. Eğer imamlık yapılıyorsa besmelenin sessiz okunması gerekir. Ardından zammı süre okunur. Rüku, kıyam ve secde ile ilk rekat tamamlanmış olur.

    •Secdeden doğrulduğunda 2'nci rekata başlanır, fakat bu birinci rekat gibi değildir. Secdeden doğrulduğu gibi Fatiha suresine başlar. Zammı surenin ardından yine getirilecek 3 tekbirden sonra 4'üncü tekbirle rükuya gidilir. Rükuyu takiben kıyam, secde, tahiyyat ve selam ile namaz tamamlanmış olur.

    Bayram namazlarında okunan hutbelere de değinen Şanlı, "Mevcut şartlarda hutbeye gerek yoktur. Kişi ailesiyle beraber evlerinde anlattığımız şekilde rahatlıkla kılabilirler." dedi. (İLKHA)

    Yazı kaynağı : ilkha.com

    Şafi mezhebine göre bayram namazı ile ilgili hükümler nelerdir?

    Bayram namazı, cuma namazı kılmakla yükümlü olan herkes için müekked bir sünnet-i ayındır.

    Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı, cuma namazını kılmakla yü­kümlü olanlar için vaciptir.

    Hac ibadetini eda etmekte olanlardan başkalarının bu namazı cemaatle kılmaları sünnettir. Hac ibadetini eda etmekte olanlarınsa bu namazı yalnız başlarına kılmaları sünnettir.Bayram namazının vakti, güneşin doğusuyla başlayıp zevale ermesine kadar devam eder. Ama güneşin, doğduktan bir mızrak boyu yükselmesine, yani doğduktan yaklaşık 25 dakika sonrasına kadar ertelemek daha faziletli olur.(Nevevî, el-Mecmû', 5/5, 6, 20-24.)

    Bayram namazı için ezan okunmaz, kamet edilmez. Namaza durulacağı zaman, "es-Salâtü camia!" diyerek duyuru yapılır.Bu namaz iki rek'at olup birinci rek'atında iftitah tekbirinden sonra ve eû-zü besmele çekip de kıraate başlamadan önce zevâid tekbirleri denen yedi tekbiri almak menduptur. Bu tekbirlerin her biri alınırken eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Her iki tekbir arasında normal uzunlukta bir âyet okuyacak ka­dar bir ara vermek ve bu arada da, "Sübhânellahi velhamdü lillahi ve lâ ilahe illallahu vallahu ekber." demek sünnettir.Ayrıca her iki tekbir arasında ellerin, göğüs altında sağ el sol elin üstü­ne gelecek şekilde bağlanması da sünnettir.İkinci rek'ata kalkış tekbirinden sonra her ikisi arasına fasıla konarak beş tekbir alınır. Bu fasılalar arasında da eller, birinci rek'atın tekbirleri arasında bağlandığı şekilde bağlanır.Hey'et adıyla adlandırılan bu zevâid tekbirlerinin alınması sünnettir. Bun­ların alınmaması, sehiv secdesini gerektirmemekle birlikte mekruhtur. Alınan tekbirlerin sayısında şüphe edilmesi halinde, en azı hesap edilir ve gerisi ta­mamlanır. Eûzü besmeleden önce alınmaları müstehaptır. Sıra bakımındankıraatten önceye alınmaları şarttır. Unutup tekbir almadan kıraate başlanırsa, zamanı geçtiği için artık tekbir alınmaz.Bu hükümler hem imam, hem de imama uyanlar için geçerlidir. Yalnız ikinci rek'ata imamla birlikte giren kişi, iftitah tekbirinden ayrı olarak imamla birlikte beş tekbir alır. İmam fazla tekbir alsa da muktedî, bu hususta ona uy­maz.İmamın selâm vermesinden sonra kalkıp eksik rek'atı tamamladığında yedi tekbir alır. İmam, zevâid tekbirlerini terkederse, ona uyan cemaat de ter-keder. Tekbirleri alırken şayet ellerini üç defa peş peşe kaldırırlarsa, amel-i kesîr işlediklerinden dolayı namazları bozulur. Bundan daha az sayıda tekbir alan bir imama uyan kişi, tekbir esnasında imamın ellerini kaldırmasına uya­rak kendisi de ellerini kaldırır.

    Bayram namazlarında kıraat sesli yapılır. Ancak imama uyarak bu nama­zı kılanlar, kıraati sessiz yaparlar. Tekbirlerin herkesçe sesli olarak alınması sünnettir.

    Hanefî mezhebine göre ise bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir.(Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1406.)

    Birinci rek'atta Kâf ve A'lâ sûrelerinden birinin, ikincide ise Kamer ve Gâşiye sûrelerinden birinin okunması sünnettir. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/587-589.)

    Bayram namazı vaktinde kılınmadığı takdirde daha sonra kaza edilebilir. Hacı adayları dışındaki kişilerin bayram namazını cemaatle kılmaları sünnet­tir. İmamla birlikte kılmayanlar, bu namazı diledikleri vakitte aslî şekliyle kıla­bilirler. Bayramın birinci günü zevalden önce kılınırsa eda, zevalden sonra kı-lınırsa kaza olarak kılınmış olur.

    Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı tek başına kılınamayacağı gi­bi daha sonra kazası da olmaz.

    Bayramın ve Bayram Namazının Sünnet ve Mendupları

    1. Bayram namazından sonra hutbe okunması.

    2. Hutbe esnasında hatip tekbir alırken cemaatin de tekbir alması.

    3. Bayram gecelerini, Allah'ı zikrederek, namaz kılarak, Kur'an okuyarak ve benzeri güzel ameller işleyerek ihya etmek. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

    Yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılmakla da bu geceler ihya edilmiş olur.

    4. Bayramlar için bilinen şekliyle gusletmek, koku sürünmek ve temiz el­biseler giyinmek. Varsa elbiselerin yenilerini giyinmek.

    5. Ramazan bayramında bayram namazına gitmeden önce bir şeyler ye­mek; kurban bayramında ise yeme işini bayram namazından sonraya bırak­mak.

    6. Kurban kesenin kurban etinden biraz yemesi.

    7. İmamdan başkasının bayramın birinci günü sabah namazından sonra ve henüz gün doğmadan önce de olsa, bayram namazı kılınacak yere gitmek­te acele etmesi.

    8. Bayram günlerinde tırnakları keserek, bedendeki tüy, kıl ve kirleri gide­rerek temizlemek, üst-başı düzeltmek ve bedene çekidüzen vermek.

    9. Namaza yürüyerek gitmek, giderken de seslice tekbir almak.

    Hanefî mezhehhe göre bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir. (Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1406.)

    Bu tekbirleri namaza başlayıncaya kadar devam ettirmek. İmamın ise tekbir almayı mihraba geçinceye kadar sürdürmesi.

    10. Namaza gelenin, namazdan sonra evine başka yoldan dönmesi.

    11. Bayram günlerinde kişinin, mümin kardeşlerini güler yüz, sevinç ve ferahla karşılaması.

    12. Bütçesine göre sadaka dağıtması.

    13. Yükümlüsü ise fitresini sabah namazıyla bayram namazı arasında vermeye çalışması.

    14. Ramazan bayramı hutbesinde, hatibin fitre hakkında bilgi vermesi.

    15. Kurban bayramı hutbesinde ise teşrik tekbirleri ve kurban ibadeti hak­kında bilgi vermesi.

    Bayram Hutbelerinin Rükünleri

    Bayram hutbelerinin rükünleri dört tane olup şöyle sıralanabilir:

    1. Her iki hutbede Peygamber Efendimiz'e (asm) salât okumak. Bu rüknü yeri­ne getirirken salât kelimesini telaffuz etmek zorunludur. Salâtta bulunurken Peygamber Efendimizin "Muhammed" ismini zikretmek şart değildir. Bunun yerine onun isimlerinden herhangi birini söylemek de yeterli olur. Yalnız isim yerine zamir koymak yeterli olmaz.

    Hanefî mezhebine göre bayram hutbeleri ile cuma hutbesi arasında rü­kün bakımından bir fark yoktur. Yalnızca az veya çok miktarda mutlak olarak zikretmek, hutbenin tek rüknüdür. Hutbenin tahakkuku için sadece bir defa "elhamdülillah" veya "sübhânellah" ya da "lâ ilahe illallah" demek yeterli olur. Yalnız bunlarla yetinmek tenzîhen mekruhtur. İkinci hutbenin okunması da şart olmayıp sünnettir.

    2. Her iki hutbede, -takva kelimesi kullanılmasa bile- Allah'tan sakınmayı tavsiye etmek. Bu da "Etîullaha" gibi bir cümleyi okumakla yerine getirilmiş olur.

    3. İki hutbeden birinde bir âyet okumak. Bu âyetin birinci hutbede okun­ması yeğdir. Okunan âyet kısa ise tamamını okumak gerekir. Uzun ise bir kıs­mını okumak yeterli olur. Okunan âyetin, Allah'ın vaadini, tehdidini, hükümle­rinden birini, bir kıssayı, bir meseli veya bir haberi içermesi gerekir.

    4. İkinci hutbede hatibin, mümin erkeklerle kadınlara dua etmesi ve du­anın, mağfiret talebi gibi âhiretle ilgili olması şarttır. Okunan duanın, hatibin ni­yetinde hazır bulunanların yanı sıra diğerlerini de kapsaması gerekir. Duada başkaları lafzen kastedilirse hutbe geçersiz olur.Bayram hutbelerinin anılan tekbirlerle başlatılması sünnettir. Cuma hut­besinde ise durum böyle olmayıp hutbenin hamd maddesiyle, yani "elhamdü-lillâhi" ya da "ehmedühû" gibi benzeri bir cümle ile başlatılması gerekir.

    Bayram Hutbelerinin Şartları

    Bayram ve cuma hutbelerinin sahih olması için hatibin, hutbe rükünlerini sesli okuması şarttır. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/589.)

    Sesinin yükseklik sınırı ise, onu cemaatten en azın­dan kırk kişinin işitmesidir. Bu kırk kişi cuma namazının kılınabilmesi için mut­laka gereklidir. Bu sayıdaki cemaatin hutbeyi bilfiil işitmesi şart değildir. Sadece hatibi işitebilecek bir mesafede bulunmalıdırlar. Öyle ki kulak verdikleri tak­dirde onu işitebilmelidirler. Ama hutbeyi dinlemeyip kulaklarını başka tarafa vermeleri halinde bu, hutbenin sıhhatine zarar vermez. Ancak bunlar sağır ol­dukları veya uyudukları yahut hatipten uzakta bulundukları takdirde işiteme-yecek durumda olurlarsa, hutbe sahih olmaz. Zira bu durumda hutbeyi hük­men de olsa işitebilecek durumda değildirler.Bayram hutbelerinin namazdan sonra okunması şarttır. Namazdan önce okunursa geçerli olmaz ve bu durumda namazdan sonra yeniden okunması gerekir.

    Teşrîk Tekbirleri

    Arefe günü sabah namazından başlayıp kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit namazın farzları kılındıktan sonra teşrîk tekbiri almak sünnettir.

    Hanefî mezhebine göre anılan günlerde yirmi üç vakit namazının farzın­dan sonra teşrîk tekbiri almak vaciptir.

    Eskiden bu günlerde kesilen kurbanların etleri kıyılıp kurutulurmuş. Buna Arapça'da "teşrîk" dendiği için, bu günlerde alınması sünnet olan tekbirlere de bu sebeple teşrîk tekbiri ve bu günlere de teşrîk günleri denmiştir. Bu günler­de vakit namazlarının yanı sıra kaza namazları, adak namazları, farzlara bağ­lı sünnet namazlar, mutlak veya mukayyed nafile namazlar kılındığında bu namazlardan sonra da teşrîk tekbiri alınması sünnettir.Her iki bayramda da evlerde, yollarda, mescidlerde, çarşı-pazarlarda yüksek sesle tekbir almak  Sünnettir. Nâtiİn Abdullah b. Ömer'den rivayet etti­ğine göre Resûlullah (asm) ramazan ve kurban bayramlarında amcası Ab-bas'ın oğulları FazI ile Abdullah'ı, amcası Ebû Tâlib'in oğulları Ali ile Ca'fer'i, torunları Hasan ile Hüseyin'i, Üsâme b. Zeyd, Zeyd b. Harise ve Ümmü Ey-men'in oğlu Eymen'i yanına alarak yüksek sesle tekbir ve tehlîl getirerek na­mazgaha gitmiştir.(Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1410.)

    Teşrîk tekbirinin metni şöyledir:

    Üçüncü tekbirden sonra şu ilâvenin yapılması müstehap olur:

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap