Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    üç aylar ve regaib kandili vaaz

    1 ziyaretçi

    üç aylar ve regaib kandili vaaz bilgi90'dan bulabilirsiniz

    GÜNAHLARDAN ARINMA MEVSİMİ: ÜÇ AYLAR…

    GÜNAHLARDAN ARINMA MEVSİMİ: ÜÇ AYLAR…

    GÜNAHLARDAN ARINMA MEVSİMİ: ÜÇ AYLAR…

    Üç Aylara –Recep, Şaban, Ramazan- Girerken

    Recep

    Şaban

    Ramazan

    Bu Ayları ve Geceleri Fırsat Bilmek

    Tövbe

    Nefis Muhasebesi

    Ramazana Hazırlık

    یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبیرٌ بمَا تَعْمَلُونَ

    Ey iman edenler! Allah'tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah, işlediklerinizden haberdardır. (Haşr, 59/18)

    Üç Aylara –Recep, Şaban, Ramazan- Girerken

    Dinî hayatımızda "Üç Aylar'' olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının feyizli ve bereketli maneviyat mevsimine bir defa daha girmek üzereyiz.

    22 Mayıs Salı günü Üç Ayların ilki olan Recep Ayının birinci günü, bu ayın ilk Cuma gecesi olan 24 Mayıs Perşembe akşamı da "Regaip Kandili'' dir.

    Üç aylar, kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu mübarek aylardan birincisi Recep'in manevî değerine, Kur'an-ı Kerim’de ve Sevgili Peygamberimizin hadis-i şeriflerinde işaret buyrulmuştur. Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.

    إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِندَ اللّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِی کِتَاب اللّهِ یَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَات وَالأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِکَ الدِّینُ الْقَیِّمُ فَلاَ تَظْلِمُواْ فِیهِنَّ أَنفُسَکُمْ

    “Allah’ın gökleri ve yeri yönettiği günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylarıdır. Bu, dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin...” (Tövbe, 36) Bu ayet-i kerimede işaret edilen haram ayların Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğunu Hz. Peygamber şu hadisleriyle açıklamışlardır:

    عَنْ أَبی بَکْرَةَ عَنِ النَّبیِّ - صلی الله علیه وسلم - قَالَ « إِنَّ الزَّمَانَ قَد اسْتَدَارَ کَهَیْئَتِهِ یَوْمَ خَلَقَ اللَّهُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ ، السَّنَةُ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا مِنْهَا ، أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ، ثَلاَثٌ مُتَوَالِیَاتٌ ، ذُو الْقَعْدَةِ وَذُو الْحِجَّةِ وَالْمُحَرَّمُ وَرَجَبُ مُضَرَ الَّذی بَیْنَ جُمَادَی وَشَعْبَانَ » .

    “Muhakkak zaman Allah'ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Bunlardan üçü peşpeşedir: Zilkade, Zilhicce, Muharrem, bir de Cemaziyel-ahir ile Şaban ayları arasında olan Mudar Kabilesinin ayı Recep'tir”(Buhârî, Tefsir, Sûre-i Tevbe, 8, 9, Bed'ûl-Halk, 2, Meğazi, 77, Edâhî, 5, Tevhid, 24; Müslim, Kasâme, 29)

    Haram aylarda savaşmak Araplar arasında yasak kabul edilmişti, hatta bu uygulama İslâm'ın başlangıcında da yürürlükteydi. Buna sebep, Mekkelilerin bu aylarda geçimlerini temin etmeleri, Kâbe ziyaretçilerinin emniyetinin sağlanması idi.

    Ayrıca Peygamberimiz üç aylar hakkında şöyle buyururlar:

    “Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır”(Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, c. l, s. 423, Hadis No:1358) Bu ayların başlangıcında Hz. Peygamber’in şöyle dua ettiği de rivayetler arasında yer almaktadır.

    عَنْ أَنَس بْنِ مَالِکٍ قَالَ کَانَ النَّبیُّ صلی الله علیه وسلم إِذَا دَخَلَ رَجَبٌ قَالَ  اللَّهُمَّ بَارِکْ لَنَا فِی رَجَبٍ وَشَعْبَانَ وَبَارِکْ لَنَا فِی رَمَضَانَ

     “Ey Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a kavuştur.”(Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. l, s. 259)

    Recep Ayı

    Recep Ayı, gerek İslam’dan önce gerekse İslam’dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslam dini gelmeden önce, bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harp etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes kendisini bu ayda güven içinde hissederdi. İslam geldikten sonra da, bu aya olan hürmet devam ettirildi. Bu ay Regaib ve Mirac gibi mübarek geceler ve ilâhî tecellilerle şereflendirildi. Ülkemizde de yukarıdaki beyanlar ışığında, asırlardır bir “Üç Aylar” geleneği oluşmuş; “Ramazana hazırlık” Recep ayının gelmesiyle başlar hale gelmiştir. Bu mübarek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Yüce Allah’ın rahmet ve mağfireti, bu gecelerde mü’minler üzerine yağmur gibi yağar.

    Receb ay'ı, içinde iki kandil gecesi bulunmasıısından da faziletli bir aydır. Receb ayının ilk cuma gecesi Regaib kandilidir.

    Regaib Kandili, Allah Teâlâ’nın kullarına bol bol bağışta bulunduğu, az ibadetlerine karşılık çok sevap verdiği bir rağbet gecesidir.

    Regaib gecesi duaların kabul edileceği ve isteyen kullarına Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ve ikramını bol bol vereceği bir gecedir.

    İslâm âlimleri, Hz. Peygamber (s.a.s)'in bu gecede Yüce Allah'ın manevi ikramlarına eriştiğini, bu sebeple şükür ve hacet için namaz kıldığını bildirmektedirler. Bu gece hakkında halk arasında bilinen şekliyle, Regaib gecesi Hz. Peygamber (s.a.s)'in anne rahmine düştüğü gecedir, tarzındaki ifade yanlış bir iddiadan ibarettir. (Mefail Hızlı, ŞİA, “Recep” md.)

    Recep ayı içerisinde bulunan bir başka mübarek gece de Mirac gecesidir. Mirac gecesi, Allah Teâlâ’nın, sevgili kulu ve rasûlü Hz. Muhammed (s.a.s.)’i ; Mekke’deki Mescid-i Haram’dan, Kudüs’teki Mescid-i Aksa'ya götürdüğü (Bkz. İsra, 1) ve oradan da göklerin derinliklerine yükselttiği gecedir. Mirac gecesi, Yüce Allah’ın, Peygamberimiz’e büyük hakikatlerin ilâhî sırlarını gösterdiği , vasıtaları kaldırarak ilâhî vahye muhatap kıldığı, kendi ayatını ve kainatın sırlarını seyrettirdiği, müminlere beş vakit namazın farz kılındığı ve biz Müslümanlar için de ilâhî lütuflarla dolu olan feyizli bir gecedir.

    Regaib Kandili, Recep ayının 27. gecesindeki Mirac ve Şaban ayının 15. gecesindeki Berat kandillerini, Ramazan ayını, Kadir Gecesini, Ramazan ve Kurban Bayramlarını müjdeleyen mübarek bir gecedir.

    Şaban Ayı

    Üç ayların ikincisi olan Şaban ayı ve onun 15. gecesindeki Berat Kandili de Mü’minlerce kutsal sayılmış , bu gecenin , diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibadet edilmesi adet halini almıştır.

    Bu gece hakkında Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.

    فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ تَعَالَی یَنْزلُ لَیْلَةَ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ إِلَی السَّمَاءِ الدُّنْیَا فَیَغْفِرُ لِأَکْثَرَ مِنْ عَدَد شَعَرِ غَنَمِ کَلْبٍ

    “Allah Teâlâ, Şaban’ın 15. gecesi, -rahmetiyle- dünya semasında tecelli eder ve Kelb Kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39; İbn-i Mâce, İkâme, 191, (1379)

     عَنْ عَلِیِّ بْنِ أَبی طَالِبٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّی اللَّهُ عَلَیْهِ وَسَلَّمَ إِذَا کَانَتْ لَیْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَقُومُوا لَیْلَهَا وَصُومُوا نَهَارَهَا فَإِنَّ اللَّهَ یَنْزلُ فِیهَا لِغُرُوب الشَّمْس إِلَی سَمَاءِ الدُّنْیَا فَیَقُولُ أَلَا مِنْ مُسْتَغْفِرٍ لِی فَأَغْفِرَ لَهُ أَلَا مُسْتَرْزقٌ فَأَرْزُقَهُ أَلَا مُبْتَلًی فَأُعَافِیَهُ أَلَا کَذَا أَلَا کَذَا حَتَّی یَطْلُعَ الْفَجْرُ

    “Şaban ayının ortasında (Berat gecesinde) gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz, Allah o gece, güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, yok mu benden af isteyen, onu affedeyim; yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim; yok mu bir musibete uğrayan, ona afiyet vereyim; yok mu şöyle, yok mu böyle!, der” (İbn-i Mâce, İkâme, 191, (1378)

    عَنْ أَبی مُوسَی الْأَشْعَرِیِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّی اللَّهُ عَلَیْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِنَّ اللَّهَ لَیَطَّلِعُ فِی لَیْلَةِ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ فَیَغْفِرُ لِجَمِیعِ خَلْقِهِ إِلَّا لِمُشْرِکٍ أَوْ مُشَاحِنٍ

    "Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar (Mâce, İkâme, 191, (1380)

    Hz. Peygamber (s.a.s) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Rasûlüllah (s.a.s)'ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: "Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim" (Tecrid-i Sarih, VI, 295).

    حَدَّثَنِی أُسَامَةُ بْنُ زَیْدٍ قَالَ قُلْتُ یَا رَسُولَ اللَّهِ لَمْ أَرَکَ تَصُومُ شَهْرًا مِنَ الشُّهُورِ مَا تَصُومُ مِنْ شَعْبَانَ . قَالَ « ذَلِکَ شَهْرٌ یَغْفُلُ النَّاسُ عَنْهُ بَیْنَ رَجَبٍ وَرَمَضَانَ وَهُوَ شَهْرٌ تُرْفَعُ فِیهِ الأَعْمَالُ إِلَی رَبِّ الْعَالَمِینَ فَأُحِبُّ أَنْ یُرْفَعَ عَمَلِی وَأَنَا صَائِمٌ.

    Üsame b. Zeyd (r.a) dedi ki: Ya Rasulallah  dedim;

    -          Şaban ayında tuttuğunuz kadar başka aylarda oruç tuttuğunu görmedim.

    -          Bu Ramazan ve recep ayı arasında olan ve insanların gaflet ettikleri bir aydır.Ameller o ayda Alemlerin Rabbine yükseltilir. Ben de oruçlu olduğum halde amellerimin yükseltilmesini severim. (Nesai, Sıyam, 2369)

    Bir kısım alimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksa’dan , Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin  (Bakara, 144), Hicret’in ikinci yılında Berat Gecesi’nde vukû bulduğunu kabul etmeleri de bu geceye ayrı bir önem kazandırmıştır.

    Bu rivayetlerle, Hz. Peygamber'in Şaban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir önem vererek, onu ihya ettiğine dair diğer rivayetleri göz önüne alan İslam alimleri, bu geceyi ibadetle geçirmenin sevaba vesile olacağını söylemişlerdir. (T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, “Berat Gecesi” Maddesi, c. 5, s. 475-476)

    Ramazan Ayı

    Üç Ayların sonuncusu olan Ramazan ayı ve onda bulunan Kadir Gecesi’nin ise dinî hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi vardır. Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Ramazan ayı, hayır ayı, yoksullara ve düşkünlere yardım ayı ve bütün anlamıyla Kur’an ayıdır. Ramazan’ın diriltici özelliği, bütün insanlığı huzura ve mutluluğa kavuşturmak için yeryüzüne gönderilen Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmeye başlamasından (Bakara, 185), bin aydan yani seksen küsur yıllık bir ömürden daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nin (Kadir, 3) bu ay içerisinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İslam’ın beş esasından biri olan Oruç, bu aya tahsis edilmiştir.(Bakara, 185) Ramazan ayının, günahkar kullar için, yeniden kendine gelme, canlanıp ayağa kalkma ve şeytanın vurduğu prangayı koparma fırsatı verdiğini de Hz. Peygamber şöyle belirtir:

    قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلی الله علیه وسلم  إِذَا دَخَلَ شَهْرُ رَمَضَانَ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ السَّمَاءِ ، وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ جَهَنَّمَ ، وَسُلْسلَتِ الشَّیَاطِینُ

    "Ramazan ayı gelince, cennet kapıları ardına kadar açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”(Buhârî, Savm, 5; Müslim, Sıyam, 1-2)

    Böylece Ramazan ayı, diğer aylar içerisinde bir başka aydır, sanki yeni bir hayatın başlangıcıdır. Hayatımızın kazandığı ve kazanacağı yeni boyutların filizleneceği önemli bir devredir. İnsanî ve sosyal ilişkilerimizin daha güzel hüviyet kazanacağı bir zaman dilimidir. Ramazan ayının, özellikle Müslüman Türk toplumunun dinî hayatında müstesna bir yeri vardır. Türkler, Ramazan’ı yılda bir defa gelen önemli bir misafir olarak kabul eder ve hazırlıklarını buna göre yaparlar.

    Her yıl Ramazan ayı yaklaşırken neşe, hareket ve bir canlılık görülür. Toplum geleneğimizin canlı ve dipdiri bir tezahürü olarak Ramazan; yıllık takvimimiz içinde hatırı sayılır bir ağırlığa sahiptir.

    Ramazan; aylar içinde sultanlıkla taltif edilen bir payenin sahibi olarak, kandillerle karşılanıp, bayramlarla uğurlanır. İftar, sahur ve teravih gibi ibadet neşesinin ötesinde manalar taşıyan merasimleriyle de sultan olmanın ayrıcalıklarını yaşar. Daha kendisi gelmeden önce, kandilleri gönderip; sonra kendileri teşrif eden sultan ay Ramazan, sosyal iklimde meydana getirdiği değişiklik ve yumuşamayla da istisnai bir imtiyaza sahiptir.

    Ramazan ay'ına "on bir ayın sultanı" denilmiştir. Bu ayın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

    1- Kur'an-ı Kerim'de ismi açık olarak geçen tek ay Ramazan ayıdır.

    2- Kur'an-ı Kerim bu ay içerisinde indirilmiştir. Yüce Rabbimiz; Ramazan ay'ı öyle bir aydır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur'an, bu ayda indirildi" (Bakara, 2/185) buyurmuştur.

    3- Kur'an-ı Kerim'de, "bin aydan daha hayırlı" olduğu belirtilen Kadir gecesi bu ay içerisindedir.

    4- Dinimizin beş temelinden biri olan oruç ibadeti bu ayda üzerimize farz kılınmıştır. Kur'an-ı Kerim'de; "Sizden kim bu aya yetirirse oruç tutsun” (Bakara, 2/185) buyurulur.

    5- Fıtır sadakası vermek bu aya mahsus bir ibadettir

    6- Teravih namazı da bu ay'a mahsus ibadetlerimizdendir. Ebû Hüreyre (r.a)'dan şöyle rivayet edilmiştir:

    "Resulullah (s.a.s)'in Ramazan hakkında şöyle buyurduğunu işittim: Kim inanarak ve sevabını umarak Ramazanı değerlendirirse -teravih kılarsa- geçmiş günahları bağışlanır" (Buhârî, Teravih,I).

    7- İtikafa girmek: Ramazan ay'ının son on gününde itikafa girmek sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde daha çok ibadet ve taatta bulunurdu. Hz. Âişe validemizden şöyle rivayet edilmiştir:

    "Resulullah (s.a.s) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı" (Buhari, Kadr, V). Yine Hz. Âişe (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s) Ramazan'ın son on gününde vefatına kadar itikafa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikafa devam ettiler" (Buhari, İtikaf I).

    8- Ramazan ayında Kur'an-ı Kerim'i okumak, hayır ve hasenatta bulunmak: İbn Abbas (r.a.) dan şöyle rivayet edilmiştir: "Resulullah (s.a.s) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan ay'ı girip de kendisiyle Cebrail (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (a.s.) Ramazan ay'ı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (s.a.s) ile buluşup, Resulullah (s.a.s) Kur'an'ı arzeder (okur) du. Resulullah (s.a.s) Cebrail (a.s) ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu" (Buhari, Savm, 7). (Durak Pusmaz, ŞİA, “Ramazan” md.)

    Bu Ayları ve Geceleri Fırsat Bilmek

    Üç Aylar diye adlandırılan Recep, Şaban ve Ramazan ayları Yüce Allah’ın ruhumuza ikram ettiği faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir. Yapılan dileklerin dalga dalga Allah’a ulaştığı, dökülen pişmanlık gözyaşlarının günahları silip yok ettiği kandiller geçididir.

    Tövbe

    Özellikle bu ay ve gecelerde geçmişteki hata ve günahlarımızdan pişman bir şekilde “Af ve Merhamet” sahibi Rabbimize gönülden yalvararak “tövbe ve istiğfar”da bulunmalıyız.

    Melekî olduğu kadar, şeytanî özelliklere de sahip, günah işlemeye müsait olan insanın, günahlarından temizlenmesi için Üç Aylar bir fırsattır. Kısaca Üç Aylar, günahlardan arınma, sevaplarla bezenme mevsimidir. Ramazandan önce oruçla buluşanlar, Cuma Namazına koşanlar, namaza başlayanlar, ibadetlerini çoğaltanlar, tevbe ile Allah’a yaklaşanlar... gibi manevî kazanç elde edenlerin çokça görüldüğü anlardır üç aylar.

    İnsanoğlu, yaşadığı günlerde farklılıklar olmazsa belli alışkanlıklarıyla hayatını sürdürür. Fakat alışkanlıklarının dışında ve farklı durumlarla karşılaşırlarsa kendine bir çeki düzen verir. İşte idrak edeceğimiz üç aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübarek geceler, mü’minin hayatındaki mutad gün ve geceler arasında, fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli zaman dilimidir.

    Unutulmamalıdır ki, insan bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır. Götürdükleri iyi ise sevinip mutlu olacak; kötü ise pişmanlık duyarak mahcub olacaktır. Ancak bu mahcubiyetin orada faydası da olmayacaktır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

    یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبیرٌ بمَا تَعْمَلُونَ

    "Ey iman edenler! Allah'tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah, işlediklerinizden haberdardır.''(Haşr, 18)

    Önümüzdeki üç ay içerisinde gündelik hayatın tek düzeliğinden ve sıradanlığından bizleri alıp, kendi hususi atmosferine götüren bu güzel ve özel günleri ardarda yaşayacağız.

    Güzel ülkemizin insanları, kandil, Ramazan ve Bayram gibi bu hususi zamanları, sosyal barışın ve sükunetin bir vesilesi sayarak karşılıklı sevgi ve hoşgörüyle karşılayıp uğurlayacak, kendi inanç ve değerlerini yaşama ve yaşatmayı, bizzat yaşayarak öğreneceklerdir.

    Nefis Muhasebesi

    حَتّی اِذَا جَاءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ () لَعَلّی اَعْمَلُ صَالِحًا فیمَا تَرَکْتُ کَلَّا اِنَّهَا کَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِنْ وَرَائِهِمْ بَرْزَخٌ اِلی یَوْمِ یُبْعَثُونَ

    Nihâyet onlardan birine ölüm gelince der ki: "Yarabbi! Beni geri gönder." Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır. (Mü’minun, 23/99-100)

    Pişman olmadan önce, bu aylar vesilesiyle öncelikle iman ve Salih amel yönünden durumumuzu kontrol etmeliyiz.

    Hayatımızda adeta oto kontrol sisteminin kurulmasına vesile olan mübarek Üç Aylar ve kandiller, dünyevî meşguliyetlerimizden sıyrılıp, yaratılış gayemizi düşünmemiz; Yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi de güçlendirmemiz için son derece değerli fırsatlardır.

    İşte idrak edeceğimiz mübarek Üç Aylar, Yaratıcımıza, ailemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize, gaflet uykusundan uyanmamıza vesile olmalıdır.             Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilafları, şahsî menfaat hesaplarını, basit düşünce farklılıklarını bertaraf etmeli; her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz ve Yüce Dinimizin bizden ısrarla istediği , barış, hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanî ve ahlakî meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıdır. (Şükrü Özbuğday Diyanet Aylık Dergi (Sayı:129)

    Ramazana Hazırlık

    Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir gecesinde yapacağı ibadet ve tevbe ile manevî hazza ulaşır.

    Bolca duayla, tövbe ve istiğfarla, oruçla, namazla, Kur’an okumayla, sadakayla kısacası ibadetlerle Oruç ve  Kur’an  ayı olan Ramazan ayına ulaşırız. Böylelikle Ramazan ayını daha iyi değerlendirme fırsatını yakalamış oluruz.

    Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur'ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır. (Şamil İ.Ans. “Üç Aylar” md.)

    قُلْ یَا عِبَادیَ الَّذینَ أَسْرَفُوا عَلَی أَنفُسهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ یَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِیعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِیمُ

    De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir." (Zümer, 39/53)

    Bütün Müslümanların Üç Aylarını ve Regaib Kandillerini tebrik eder, Cenab-ı Hak’tan hayırlara ve mutluluklara vesile olmasını dilerim.

    Not: Bu Vaaz; Şükrü Özbuğday Diyanet Aylık Dergi (Sayı:129)’dan yararlanılarak hazırlanmıştır.

    Yazı kaynağı : www.sunumvaaz.com

    Haftanın Vaazı: Üç Aylar ve Regaib Kandili (Vaaz)

    Haftanın Vaazı: Üç Aylar ve Regaib Kandili (Vaaz)

    ÜÇ AYLARIN ÖNEMİ VE FAZİLETİ 

    İnsan ömrünün esası, zamandır. Geçen her saniye , insanın ömrünü tüketir. insanoğlu boş geçen zamanı kendisi için kazanç zanneder Halbuki, İnsanın en kıymetli sermayesi olan ömür, geçen her saniye ile beraber tükenen bir hazinedir. Zaman sermayesini en iyi ve verimli bir şekilde kullanmak için, gücümüz nispetinde devamlı çalışmalıyız. Hayatımızda, kaybettiğimiz pek çok şeyi telafi edebilir, yeniden mal-mülk ve servet sahibi olabiliriz. Fakat boşa geçirilen zamanı asla geri getiremeyiz.

    Bizlere bazen uzun gelse de, hayallerin peşinden -daha zaman var diyerek- koşsak ta ömür çok kısa. Bu kısa hayatın sonucunda iman ile son nefesi vermek için kısa hayatımıza katmamız gereken birçok değer var.. Yüce Allah kullarının kısa hayatlarını imanla geçirmeleri ve ahiret hayatında kurtuluşa erenlerden olmaları için birçok fırsatlar sunmuştur.

    Bu fırsatların başında bazı önemli vakitler gelmektedir. Dünyadaki bütün varlıklar gibi zaman da değerini yaratan rabbinden alır. Bütün zamanlar değerli olmakla beraber bazı zamanlara zaman ve mekânın sahibi yüce Allah farklı değerler atfetmiştir

    Dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmamız için Rabbimizin ihsanı mübarek mevsimler, ay, gün ve geceler vardır. Bu mevsimlere gelindiğinde Allah’ın rahmeti, bereketi bütün dünyaya, insanlığa özellikle de Müslümanların üzerine sağanak sağanak yağar, dünya adeta rahmete gark olur. Mübarek gün ve geceler çölde yolculuk yapan kişinin su bulduğu pınarlar gibidir. Her pınarın ayrı tadı, ayrı lezzeti olduğu gibi her bir pınarın başında ayrı bir heyecan, susuzluğun giderilmesi sonucunda da yaşanılan ayrı bir lezzet, ayrı bir zevk vardır. Hiçbir pınarın suyunun tadı diğerine benzemez. Hepsinin kendine özgü bir tadı vardır. Kandil geceleri de işte böyle pınarlardır. Kandil geceleri çekmiş olduğumuz susuzluğumuzun giderildiği ve huzura erdiğimiz manevi pınarlar ve istasyonlardır.

    Üç aylar ve Kandil geceleri, Yüce Rabbimizin biz günah işleyen kulları için vermiş olduğu bir fırsat, tanınmış olan yeni kredilerdir. Bu aylar ve geceler iç dünyamızın huzura ermesi ve aydınlanmasına vesile olan, olması gereken kandillerdir. Camilerde yanan kandiller belde ve gönüllerimize nasıl bir sürur veriyorsa, işte bu gecelerin bizlere kazandırdıkları da gönüllerimize neşe ve huzur vermelidir.

    Bu mevsimlerin bir başka güzelliği ise mübarek kandil gecelerinde düzenlenen mevlit programları, hatim programları vesilesi ile camilerde, mescitlerde birlik ve beraberlik içeresinde bir araya gelmemiz ve yeniden kenetlenip bütünlüğümüzü sağlamamızdır. Aynı dine inanmış, aynı duygularla, milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş olan bizlerin birbirimizi hatırlamamızda en önemli zaman dilimlerinin başında gelen kandil gecelerinin çoğunluğu bu aylardadır. Bütün Müslümanlar bu mevsimin güzelliklerinden feyz ve bereketinden azamı derecede istifade etmelidir.

    İşte bu güzel ve özel mevsimlerden bir mevsime daha kavuşmak üzereyiz, 25 şubat Salı günü bu güzel günlerin, üç ayların başlangıcı recep ayı ve sonrasındaki ilk Cuma akşamı da bu ayların ilk kandili Regaip kandilidir

    Üç aylar recep şaban ve ramazan aylarıdır

    Yüce Allah’ın insanlara rahmetini ve nimetlerini çokça ihsan ettiği belli vakitler, belli mevsimler vardır. Haftanın günleri arasında Cuma, gecelerden kadir gecesi kameri aylardan olan Recep, Şaban ve Ramazan feyiz ve bereketi bol zaman dilimlerindendir.

    Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır.

    Recep’in ilk cuma gecesi Regaip kandili, Receb’in 27. Gecesi Mirac kandili, Şaban’ın 15. Gecesi Berat kandili, Ramazan ayının 27. Gecesi ise Kadir Gecesidir

    Rasulullah efendimizin buyurduğu duaların reddolunmayacağı beş gecenin üçü bu aylardadır

    Efendimiz şöyle buyurmuşlar:

    خَمْسُ لَیَالٍ لَا تُرَدُّ فِیهِنَّ الدُّعَاءَ: لَیْلَةُ الْجُمُعَةِ، وَأَوَّلُ لَیْلَةٍ مِنْ رَجَبٍ، وَلَیْلَةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، وَلَیْلَتَیِ الْعِیدَیْنِ

    Duaların reddolunmayacağı beş gece vardır: Receb ayının ilk gecesi, Şaban ayının 15. Gecesi, Cuma gecesi ve iki bayram gecesi.

      Üç aylar Recep ayı ile başlamaktadır. Recep ayı ise, İslam gelmeden önce Araplar arasında haram aylardan sayılan ve kendisine hürmet gösterilen bir aydı. İslam Diniyle beraber bu aya verilen hürmet devam etmiştir. Recep ayı haram aylardan olup, Sevgili Peygamber efendimiz bu aya çok değer vermiştir.

    Receb ayı: Hürmet edilmesi gereken dört kıymetli aydan birisidir. Kur'an-ı kerimde şöyle buyuruluyor:

    اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ی کِتَاب اللّٰهِ یَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِکَ الدّ۪ینُ الْقَیِّمُ

    Doğrusu Allah’a göre ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap budur.(Tevbe 36)

    Resulullah efendimiz, Recep ayı girdiğinde ;

    کَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّی اللهُ عَلَیْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دَخَلَ رَجَبٌ قَالَ: اللَّهُمَّ بَارِکْ لَنَا فِی رَجَبٍ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

    "Ya Rabbi, Recep ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir" diye dua ederdi. (Musned)

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

     فی الحدیث «إن الزمان قد استدار کهیئته یوم خلق الله السماوات والأرض، السنة اثنا عشر شهرا، منها أربعة حرم؛ ثلاث متوالیات: ذو القعدة وذو الحجة والمحرم، ورجب ».

    “Zaman yer ve gökyüzü yaratıldığından beri aynı şekildedir. Sene on iki aydır. Dört tanesi haram (Allahın değer verdiği)aylardır. Zilkade zilhicce muharrem ve recep”

    Recebin ilk Cuma gecesine Regaip gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ihsanlar, ikramlar yapar. Regaip, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu gecede dua ve tövbe edenlerin dualarını ve tövbelerini kabul eder af talep edenleri de affeder. Regaip gecesi yapılan dua reddedilmez.

    Üç ayların ikinci ayı da şaban ayıdır

     Şaban kamerî yılın recebden sonra, ramazandan önce gelen sekizinci ayının adıdır ve dinî gelenekte önemli bir yeri olan üç ayların ikincisidir. Araplar’ın şâban ismini hicrî takvimde yer alan diğer ay adlarıyla birlikte İslâmiyet’in ortaya çıktığı devirde bu isimlerle kullanmakta olduğu nakledilir. Şaban ayı “el-Mükerrem, el-muazzam, eş-şerîf” sıfatlarıyla da anılan bir aydır

    Peygamber efendimiz ve sahabeyi kiramın şaban ayına büyük önem verdikleri ve bu ayda çokça ibadet edip oruç tuttukları birçok hadisi şerifte rivayet edilmiştir

    Haz Aişeden rivayet edilen hadisi şeride göre

    عن عائشة رضی الله عنه، فما رأیت رسول الله صلی الله علیه وسلم ، وما رأیته أکثر صیاماً منه فی شعبان "ا

    Hz. Peygamber Efendimiz Şâban ayının büyük kısmını oruçlu geçiriyordu (Buhari)

    Üsameden (r.a) rivayet edilen diğer bir hadisi şerifte efendimize niye şaban ayında çokça oruç tuttuğu sorulunca efendimiz şöyle buyuruydu;

    , عن أسامة بن زید رضی الله عنه قال: «ذلک شهر یغفل الناس عنه بین رجب ورمضان، وهو شهر ترفع فیه الأعمال إلی رب العالمین، فأحب أن یرفع عملی وأنا صائم»

    “İnsanların değerini bilemedikleri bu ayda ameller Allah’a arzedilir; ben amellerimin oruçlu iken Allah’a arzedilmesini arzu ediyor ve bu ayda oruç tutuyorum” buyurmuş (Müsned, ),

    Ayşe validemizden rivayet edilen bir başka hadisi şerifte Efendimiz;

    عن عائشة رضی الله عنها قالت: "کان أحب الشهور إلی النبی صلی الله علیه وسلم أن یصومه شعبان ثم یصله برمضان"

    Ramazan dışındaki en faziletli orucun şâbanda tutulan oruç olduğunu ifade etmiştir (Tirmizî, ).

    Bu rivayetler sebebiyle şâban ayında oruç tutulması mendup olmakla birlikte Hz. Âişe’den nakledilen,

    عن عائشة رضی الله عنها، قالت فما رأیت رسول الله صلی الله علیه وسلم استکمل صیام شهر إلا رمضان "

    ,Resûl-i Ekrem’in ramazan ayından başka hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği şeklindeki rivayeti yanında (Buhârî, ) oruç tutmanın farz olduğu ramazan ayına şevkle girmeyi zorlaştıracağı için şâbanın on beşinden sonra orucun azaltılması veya terkedilmesi tavsiye edilmiştir

    Hz. Peygamber’e isnat edilen, “Receb Allah’ın ayıdır, şâban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır”; “Şâbanın diğer aylardan üstünlüğü benim diğer peygamberlere karşı üstünlüğüm gibidir” şeklindeki rivayetlerin aslının bulunmadığı tesbit edilmiştir (Süyûtî, s).

    İslâm tarihinde şâban ayında meydana gelen önemli olaylar arasında orucun farz kılınması (2/624), Hz. Peygamber’in Hafsa ile evlenmesi (3/625), Hz. Hüseyin’in doğumu (4/626), Benî Mustaliḳ (Müreysî‘) Gazvesi (5/627) zikredilebilir. Fâtımîler döneminde Ezher’de receb ve şâbanın başına ve ortalarına rastlayan “vekūd” gecelerinde dinî kutlamalar düzenlenirdi (DİA, XII, 59). Surre alayının İstanbul’dan deniz yoluyla gönderilmeye başlandığı 1864 yılından itibaren bu merasim şâban ayının on beşinde düzenlenirdi.

    Şaban’ın on beşinci gecesi berat kandilidir. Hadiste zikredilen duaların reddolunmayacağı beş geceden bir tanesidir Bu gecede Müslümanların Allah tarafından bağışlanacağı umulduğundan bu gecenin özellikle ihya edilmesine ayrı bir önem verilmiştir.

    Mübarek üç ayların üçüncüsü de on bir ayın sultanı ramazandır

    Ramazan kelimesinin kök anlamıyla ilgili olarak oruç tutulan bu ayda açlık ve susuzluğun etkisiyle insanın içinin yandığı, orucun hararetiyle günahların yakıldığı, güz yağmurlarının yeryüzünü yıkadığı gibi ramazan orucunun da müminleri günahlardan yıkayıp temizlediği için aya bu ismin verildiği yönünde rivayetler vardır

    Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay ramazan ayıdır. Yüce rabbimiz kutanı kerimde ramazanın daha önceki ümmetlere farz kılındığı

    یَٓا اَیُّهَا الَّذ۪ینَ اٰمَنُوا کُتِبَ عَلَیْکُمُ الصِّیَامُ کَمَا کُتِبَ عَلَی الَّذ۪ینَ مِنْ قَبْلِکُمْ لَعَلَّکُمْ تَتَّقُون”

     “Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı” bildirir.Orucun farz kılındığını bildiren âyetlerin hemen ardından(bakara 184)

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓی اُنْزلَ ف۪یهِ الْقُرْاٰنُ هُدًی لِلنَّاس وَبَیِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰی وَالْفُرْقَانِۚ

     “O, doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır”. (bakara 185) buyurarak Ramazanın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilir ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilir

    Hadis kaynaklarında da Hz. Peygamber’den nakledilen, ramazan ayının fazileti, başlangıcının ve sonunun nasıl tesbit edileceği, süresi ve bu aya mahsus ibadetlerle ilgili çok sayıda rivayet yer almaktadır (el-Muʿcem, ).

    Klasik ve çağdaş literatürde ramazana dair hadisleri derleyen müstakil eserler mevcuttur (bk. bibl.). Resûl-i Ekrem, “mübarek bir ay” olarak nitelendirdiği ramazan ayı girdiğinde

    عن أبی هریرة رضی الله عنه أن رسول الله صلی الله علیه وسلم قال: (إذا جاء رمضان فُتّحت أبواب الجنة، وغُلّقت أبواب النار، وصُفّدت الشیاطین) رواه مسلم

    cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapandığını ve şeytanların bağlandığını (Buhârî, Müslim, )

    قال رسول الله صلی الله علیه وسلم: (من صام رمضان إیماناً واحتساباً، غُفر له ما تقدم من ذنبه

    inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını (Buhârî, Müslim, ) haber vermektedir.

    Nitekim rivayetler ramazan geldiğinde Resûlullah’ın mânevî yaşantısında farkedilecek derecede bir değişiklik meydana geldiğini, bu ayda Cebrâil ile buluşup karşılıklı Kur’an okuduklarını, özellikle bu günlerde onun cömertliğinin doruk noktasına ulaştığını (Buhârî, Müslim), ramazan ayının son on günü girdiğinde onun geceleri ihya edip ev halkını uyandırdığını ve kendisini tamamen ibadete hasrederek eşleriyle ilişkisini kestiğini (Buhârî, Müslim) bildirmektedir.

    Müslümanlarca sabır, ibadet, rahmet, mağfiret ve bereket ayı olarak kabul edilen, büyük bir coşku ve heyecanla karşılanan ramazanın başlıca özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

    Kur’ân-ı Kerîm bu ayda indirilmeye başlanmış olup âyet ve hadislerde bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen ;

    اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ی لَیْلَةِ الْقَدْرِۚ

    Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. (el-Kadr;)

    Kadir gecesi de bu ayın içindedir. Bir âyette Kur’an’ın ramazan ayında(شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓی اُنْزلَ ف۪یهِ الْقُرْاٰنُ), bir başka âyette mübarek bir gecede(اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ی لَیْلَةٍ مُبَارَکَةٍ), bir diğerinde Kadir gecesinde( اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ف۪ی لَیْلَةِ الْقَدْرِۚ ) inmeye başladığı haber verilmektedir (Bakara ; Duhân ,Kadr). Kadir gecesi ramazan içinde mübarek bir gece olduğundan âyetler arasında bir çelişki yoktur. 

    2. İslâm’ın beş şartından biri olan oruç bu ayda tutulur (el-Bakara , Buhârî, Müslim, ). 

    3. Hz. Peygamber’in inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kılan kişinin geçmiş günahlarının bağışlanacağını bildirdiği (من قام رمضان إیماناً واحتساباً غُفر له ما تقدم من ذنبه) ve kendisi de bizzat kılarak ümmeti için sünnet olduğunu gösterdiği (Buhârî, Müslim,) teravih namazı bu aya mahsus ibadetlerdendir. 

    4. Malî bir ibadet olan fitrenin (fıtır sadakası) bu ayın sonunda ve bayramdan önce ödenmesi gerekir. Bu ayda yapılan diğer yardımların da öteki aylara göre daha sevap ve faziletli olduğuna dair hadisler vardır (Buhârî, Müslim, Tirmizî). Bu sebeple, ramazanda ödenmesi gerekli olmamakla birlikte Müslümanlar zekâtlarını bu ayda ödemeyi âdet haline getirmişlerdir. 

    5. Bu ayın sonunda itikâfa girmek sünnettir. Kaynaklar Resûl-i Ekrem’in ramazanın son on gününde itikâfa girdiğini ve bu âdetini vefatına kadar devam ettirdiğini, onun ardından hanımlarının da itikâfa girdiğini (Buhârî, ) haber vermektedir. 

    6. Bazı hadislerde bu ayda umre yapanın hac sevabı alacağı قال " فعمرةٌ فی رمضانَ تقضی حجَّةً (Buhârî), diğer ibadet ve amellere de öteki aylara göre daha çok mükâfat verileceği (Müslim) bildirilmiştir. 

    7. Kur’an ayı denilen ramazan ayında çokça Kur’an okuyup tefekkür etmek müstehap kabul edilmiştir. Hz. Peygamber’in Cebrâil ile karşılıklı Kur’an okumasına dayanan mukabele uygulaması da bu aya mahsus geleneklerdendir.

    Ramazan ayının girmesi orucun vücûb sebebini oluşturduğundan bu ayın başlangıç ve bitişinin nasıl tespit edileceği hususu fıkıh kitaplarında geniş biçimde incelenmiş, günümüz şartlarında bu konuda izlenebilecek yöntemlerin belirlenip Müslümanlar arasında birliğin sağlanması amacıyla toplantılar düzenlenmiştir. Her zaman sevinç ve coşkuyla karşılanan ramazan ayında çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede ülkemizde ve İslâm dünyasında ramazana has birçok dinî ve sosyal içerikli gelenek oluşmuştur. Camilerde kandillerin yakılması, minareler arasına mahya kurulması, iftar davetleri, ihtiyaç sahiplerine yardımların arttırılması sokaklarda davul çalınıp mâniler söylenerek sahur vaktinin halka duyurulması, ramazan gecelerinde oyun ve eğlencelerin tertiplenmesi, ramazana has yiyeceklerin hazırlanması gibi uygulamalar farklı şekillerde de olsa varlığını sürdürmektedir.

    Berat kandili

    Berat kandili mübarek üç aylar ve rahmet ikliminin müjdecisidir. Uzun zamandır beklenen hatırlı misafirimizin nihayet teşrifleri ile eriştiğimiz mutluluğun doruk noktasıdır. Bu güzel ve özel misafiri elbette güzel ağırlamak gerekir. Kandil Gecelerini ihya etmek, gönlümüzü ihya etmektir. Böyle günler ve geceleri birer fırsat bilmeli ve bu fırsatları değerlendirmeliyiz. Bu gecede şu hususlara dikkat etmek İnşallah bu günün ve gecenin feyiz ve bereketinden yararlanmamıza vesile olacaktır.

    1-Nefis muhasebesi yapmak ve tövbe ve istiğfarda Bulunmak: Hayatımızın her anında hataya düşme ihtimali bulunan biz kullar için vazgeçilemeyecek en temel husustur tövbe ve istiğfardır. Yapmış olduğumuz hatalarımızı gözden geçirmek için en güzel fırsatlardan biride bu kandil geceleridir. Bu geceler Rabbimizin bizden istediği tövbe için bir fırsattır. Ayette

    یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَی اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا

    “Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tövbe edin!”[tahrim] Başka bir ayette de

    وَتُوبُوا إِلَی اللَّهِ جَمِیعًا أَیُّهَا الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّکُمْ تُفْلِحُونَ

    “Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!” buyurarak tövbenin samımı olması gerektiğini emrederken toplu tövbeyi de tavsiye eder Bu sebeple, Regaip gecemizde, toplu halde Allah’ın evlerinde mescitlerde ve yalnızken Yüce Rabbimize yapmış olduğumuz günah, hata ve isyanlarımız için tövbe edelim, istiğfarda bulunalım.

    2-Kur’an-ı Kerim okumak, anlamaya çalışmak ve anladıklarımızı yaşamaya başlamak: kutsal kitabımız Kuran- Kerimi okumak bu geceye daha güzel bir anlam katacaktır. Çünkü Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır. اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ یَأْتی یَوْم القیامةِ شَفِیعاً لأصْحابهِ

    “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olacaktır”[Riyazü’s-Salihin] Geçmişlerimizi Kuranla yad edelim, gecemizi kuranla nurlandıralım. Ölülerin ruhlarını şad dirilerimizin ruhlarını ihya edelim.

    2-Salâtü-Selâm getirmek: Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgililer Sevgilisi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) e olan bağlılığımızı ve O’na olan sevgimizi çokça salat ve selam getirmekle ifade edeceğiz. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.

    إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِکَتَهُ یُصَلُّونَ عَلَی النَّبیِّ یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَیْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِیماً

    “Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm getirin..”(Ahzap)

    3-Namazı Kılmak: Nafile namaz kılalım, geçmişte kılamadığımız namazımız var ise bu geceye kazayla başlayalım. Böylece hem Namaza başlamış hem borcu ödemiş hem de içinde bulunduğumuz mübarek kandil gecesini ibadetle ihya etmiş, değerlendirmiş oluruz.

    4-Anne ve babalarımız hayatta ve yanımızda ise gönüllerini ve hayır dualarını almalı, uzakta iseler bir telefon açmak suretiyle bu feyizli gecede kendilerini memnun etmeye çaba göstermeli, dualarıyla hayatımızı güzelleştirmeliyiz.

    5- Akrabalarımızı, komşularımızı özelliklede fakir insanlarımızı unutmamalıyız. Kandil geceleri Müslümanlar için sevinç geceleridir. İhtiyaç sahibi kardeşlerimizin yüzlerinin gülmesine, Müslümanların kardeşliklerini hatırlamasına vesile olmalıdır.

    6-Dargınların barışması: Müslümanların üç günden fazla küs kalmaları helal değildir. Rabbimizin bizden razı olması için bu gecede küslükleri sonlandırmalıyız. nefsanî arzularımızın esiri olmadan eşimize, çocuklarımıza, akrabalarımıza, komşularımıza ve beraber yaşadığımız insanlara karşı bir gönül kırıklığımız varsa bu mübarek gece müsait bir gecedir. Topluca merhamete sarılalım ki, bizlerde merhamete nail olalım.

    Bu aylar, günler geceler hürmetine Yüce Rabbim birlik, dirlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Zarar vermek isteyenlere fırsat vermesin. Ordumuzu, yurdumuzu, vatanımızı ve milletimizi her türlü tehlikelerden, afetlerden, bela ve musibetlerden korusun.. Ümmet-i Muhammed’e iyilikler nasip etsin. Zulüm altında olan Müslüman kardeşlerimize yardım etsin. 

    Mustafa ERGÜNYER 
    Sakarya Serdivan İlçe Vaizi

    Yazı kaynağı : www.mihraphaber.com

    Üç Aylar ve Önemi (Vaaz)

    Bizlere bazen uzun gelse de, olmayacak hayallerin peşinden -daha zaman var diyerek- koşsak ta ömür çok kısa. Bu kısa hayatın sonucunda bahtiyarlardan olmak, iman ile son nefesi vermek için kısa hayatımıza katmamız gereken birçok değer var. Bu değerlerin başında ise iman gelmektedir. Yüce Allah kullarının kısa hayatlarını imanla geçirmeleri ve bu vesile ile ebedi hayatları olan ahiret hayatında kurtuluşa erenlerden olmaları için birçok fırsatlar sunmuştur. Bu fırsatların en önemli zaman dilimine kavuştuk. Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan üç aylara yarın 30 Nisan Çarşamba itibariyle girmiş olacağız. Bu sebeple Yüce Rabbimize binlerce hamt ediyoruz. Bizleri bu zamanlara eriştiren, imana kavuşturan, Ümmet-i Muhammed olmayı bizlere nasip eden Rabbimize şükürler olsun.

    Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Receple başlayan, Şaban’la devam eden ve nihayetinde Ramazanla son bulan ayların toplu adıdır.  

    Sevgili Peygamberimiz bu aylara girince şöyle dua ederdi.

    “Allahım Recep ve Şaban'ı bize mübarek eyle ve bizi Ramazan ayını bize mübarek eyle (Ramazan'a kavuştur)”[1]

    Vaazımızın bu bölümünde öncelikle üç ayların içerisinde bulunan aylardan ve bu aylarda bulunan önemli kandillerden bahsetmek istiyorum. Üç aylar Recep ayı ile başlamaktadır. Recep ayı ise, İslam gelmeden önce Araplar arasında haram aylardan sayılan ve kendisine hürmet gösterilen bir aydı. İslam Diniyle beraber bu aya verilen hürmet devam etmiştir. Allah-u Teala Recep ayını haram aylardan saymış[2], Sevgili Peygamberimiz ise bu aya çok değer vermiştir.

    Recep ayında bulunan iki kandil gecesi ise bu aya ayrı bir değer katmaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib kandili ve yirmi yedinci gecesi ise Miraç kandilidir. Regaib kandili ile müminler bu önemli aylara giriş yapmaktadır. Miraç kandili ise Müminlere beş vakit namazı emredildiği, bakara süresinin son iki ayetinin verildiği ve İman ile ölenlerin Cennete gireceğinin müjdelendiği bir gecedir.

    Hz. Aişe Validemizin bizlere aktardığına göre Efendimiz Pek az bir kısmı hariç, şâban ayını baştan sona oruçlu geçirirdi.[3] Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, şâban ayında niçin fazla oruç tuttuğu konusunda, “Şâban, amellerin Allah'a arzedildiği aydır. Ben, oruçlu iken amelimin Allah'a arzedilmesini istiyorum.” “Şâban, ecellerin yazıldığı bir aydır. Ben, oruçlu iken ecelimin tayin edilmiş olmasını istiyorum.” “Şâban, insanların büyük kısmının ramazan ile recep ayları arasında ihmal ettikleri bir aydır. Ben onu ihyâ etmek istiyorum” gibi açıklamalarda da bulunmuştur.[4] Şaban ayının fazileti hakkında Hz. Enes (radıyallahu anh) şöyle anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?” diye sorulmuştu, şu cevabı verdi: “Ramazanı ta'zim için şa'bân” Tekrar soruldu: “Hangi sadaka efdaldir?” “Ramazanda verilen!" cevabını verdi.”[5]

    Şaban ayının tam ortasında ise çok değerli bir gece Beraat Kandili bulunmaktadır. Beraat gecesinde melekler iner, dualar kabul olunur. Peygamber Efendimiz Beraat Kandilinin önemini bizler şöyle bildirmektedir. “Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim” Bir başka hadiste ise şöyle buyurmaktadır. “Allah Teâlâ, Şabanın on besinci gecesi (Beraat gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asî olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.”[6]

    Ramazan ayı ise onbir ayın sultanıdır. On bir aydan daha değerlidir. İçinde bin aydan daha hayırlı olan ve o gecede Kuran’ın indirildiği kadir gecesi mevcuttur. Yüce Rabbimiz Ramazan ayının önemini bizlere şöyle bildirmektedir.

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذیَ أُنزلَ فِیهِ الْقُرْآنُ هُدًی لِّلنَّاس وَبَیِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَی وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنکُمُ الشَّهْرَ فَلْیَصُمْهُ

    “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise, sizden ramazan ayına ulaşanlar idrak edenler onda oruç tutsun.”[7] Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ise Ramazan ayında gerçekleşen manevi atmosferi şöyle bildirmektedir.

    إِذا جَاءَ رَمَضَانُ ، فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الجنَّةِ ، وغُلِّقَت أَبْوَابُ النَّارِ ، وصُفِّدتِ الشیاطِینُ

    “Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.[8] Sevgili Peygamberimiz diğer bir hadislerinde Ramazan ayında tututlan orucun önemine şu şekilde işaret etmektedir.

    مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِیمَاناً واحْتِساباً ، غُفِرَ لَهُ ما تَقَدَّمَ مِنْ ذنْبهِ

    “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”[9] 

    Allah-u Teala biz kulları dünyada başıboş bırakmamış, nefsimize uyup da hatalara düşmememiz, dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmak için Kitaplar göndermiş, göndermiş olduğu kitapların hayata aktarılması için Peygamberler vazifelendirmiştir. Kurtuluşa erenlerden olmanın yolu ise Allah’ın isteklerine ve O’nun en son Resulü ve Nebisi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in Sünnetine tabi olmaktan geçmektedir. İşte bu üç aylar mevsimi, Allah ve Resulünün isteklerinin ne kadarını yerine getirdik ne kadarını yerine getiremediğimizin sorusuna cevap bulma zamanıdır.

    Allah-u Teala nasıl bir hayat geçirmemiz gerektiğini bizlere bildirirken, yapmış olduğumuz hatalardan dönmemizi istemektedir. Üç aylar dediğimiz bu zaman dilimi hatalarımızı gözden geçirmemize vesile olacak önemli fırsat aylarıdır. Bu ayların manevi etkisi o kadar büyük ki, bu zaman diliminde yapmış olduğumuz hataların farkına varabilmekteyiz. Bazen yaptığımız hatalarımız bize çok makul gelmekte, Şeytan hatalarımızı, günahlarımızı ve isyanlarımızı bize meşru gösterebilmektedir. Bu aylardaki Rahmet-i İlahiye ile Ramazanda nefsimizin tezkiye edilmesi ile şeytanların bağlanmasıyla her şeyi daha iyi idrak etmekteyiz. Doğrularımızı yanlışlardan, sevaplarımızı günahlardan daha iyi seçebilmekteyiz.

    Susuzlukta suyun bulunması neticesinde suyun kıymeti daha iyi anlaşılır ve daha verimli kullanmaya özen gösterilirse, Manevi yağmurların sıkça yağdığı, gönüllere rahmetin bolca ulaştırıldığı üç aylardan azami şekilde istifade etmeye çalışmalıyız. Çünkü bu davranış şekli elbette kendi menfaatimize olacaktır.

      Hayatımızın her anını bir fırsat olarak görmemiz gerekmektedir. Çünkü bizler gelecekten haberdar değiliz. Ne zaman doğacağımıza karar veremediğimiz gibi bu dünya hayatından ayrılışın adı olan ölümle ne zaman buluşacağımızı da bilememekteyiz. Bu sebeple bugün girmiş olduğumuz üç ayları da fırsat olarak bilmeliyiz. Bu aylarda şu hususları yerine getirmek suretiyle feyiz ve bereketin üzerimize inzal olmasına sebep olalım.

    Öncelikle insan olmamız hasebiyle yapmış olduğumuz birçok hatalarımız, birçok günahlarımız vardır. Bu ayların üzerimize yağdırmış olduğu merhamet ve mağfiret yağmurlarından istifade etmeli, isyanlarımıza, hatalarımıza ve günahlarımıza tövbe etmeliyiz. Çünkü Yüce rabbimiz tövbe edenlerin tövbelerini kabul ettiğini bizlere şöyle müjdeliyor.

    وَمَن یَعْمَلْ سُوءاً أَوْ یَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ یَسْتَغْفِرِ اللّهَ یَجِد اللّهَ غَفُوراً رَّحِیماً

    “Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok mağfiret sahibi ve esirgeyici bulacaktır.”[10]Eğer kul hakkı almış isek üzerimizde bulunan bu hakların helal olması için çaba göstermeliyiz. Yapmış olduğumuz bütün hatalar için pişmanlık duymalı ve bir daha işlememeye azimli olmalıyız. Gelmiş ve geçmiş bütün günahları affedilmiş olduğu kendisine müjdelendiği halde günde yüz defa tövbe ve istiğfarda bulunan bir Peygamberin Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in ümmeti olarak bizlerde Rabbimize tövbede bulunmalıyız. Yüce Rabbim bu mübarek günlerin ve ayların hürmetine yapmış olduğumuz bütün hatalarımızı ve günahlarımızı affetsin.

    Ramazan ayında tutacağımız bir aylık oruçtan başka Recep ve Şaban aylarında da oruç tutmaya özen gösterelim. Pazartesi ve Perşembe günleri, ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri kandil gecelerinde oruç tutalım. Nefsimizi dizginleyen ve günaha gitmeye en büyük engellerden olan Oruca ayrı bir ehemmiyet verelim.

    Bu aylar namaz ibadetimizi hayatımıza aktarmada ve hayatımızın pir parçası haline getirmemizde önemli zaman dilimleridir. Üç aylar, sadece namaz kılmayı değil aynı zamanda namazımızı cemaatle kılmayı ahlak haline getireceğimiz çok önemli mübarek aylardır. Beş vakit namazlarımızı cemaatle kılmaya gayret gösterelim. Yüce Rabbimizin bizlere bildirmiş olduğu şu ayet-i kerimeyi yeniden hatırlamamızda fayda vardır. Kuranda şöyle buyruluyor.

    اتْلُ مَا أُوحِیَ إِلَیْکَ مِنَ الْکِتَاب وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَی عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنکَرِ

    Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar.”[11]Ayrıca gece teheccüt namazıyla, gündüzleri kuşluk namazı, akşamları ebvabin namazı gibi nafile namazlarla Yüce Rabbimizin Rızasının altında olmaya gayret gösterelim.

    Ramazan ayı Kuran ayıdır. Kuran bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Allah-u Teala bu hususu bizlere şöyle bildirmektedir.

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذیَ أُنزلَ فِیهِ الْقُرْآنُ هُدًی لِّلنَّاس وَبَیِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَی وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنکُمُ الشَّهْرَ فَلْیَصُمْهُ

    “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun.”[12] Ramazan ayı üç ayların sonuncusudur. Nasıl ki, içinde Kuran indirilmeye başladığından dolayı Ramazan ayı on bir ayın sultanı olmuşsa,  nasıl ki, içinde Kuran indirilmeye başladığı gece Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı ise, Kuranın içinde bulunduğu insanlarda da durum böyledir. Kuran insanı Allahın ve kulların razı olacağı bir yaşantıya götürmektedir. Kuran insanı dünya ve ahiret mutluluğuna sevk etmektedir. Kuran bir hidayet kaynağı, inananlar için bir şifadır. Bu aylar Kuranı okumayı sıklaştırma ayımız olmalıdır. Bu aylar Kuranın mesajlarını hayatımıza aktarma ayları olmalıdır. Bu aylar Kuranı anlama ve kavrama ayları olmalıdır. Yüce Rabbim bu mübarek aylar hürmetine bizleri Kuran’ı okuyan, anlayan ve hayatına aktaranlardan eylesin.

    Bizden önce Dünya hayatını yaşayan ve bizlerden önce ahirete giden başta ana-babamız, akrabalarımız olmak üzere bütün Müslüman kardeşlerimizi de unutmamalıyız. Hayır dualarla, Kuran’dan okuyacağımız ayetlerin sevaplarını kendilerine aktarmak suretiyle onlarında ruhlarını şad edelim. Günahların affedilmesi için niyazda bulunalım.

    Bu aylar maddi imkânı olmayan kardeşlerimize yardımcı olmayı artırdığımız aylar olmalıdır. Yüce Rabbimiz sadaka verenleri şöyle müjdelemektedir.

    الَّذینَ یُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِی سَبیلِ اللّهِ ثُمَّ لاَ یُتْبعُونَ مَا أَنفَقُواُ مَنّاً وَلاَ أَذًی لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلاَ خَوْفٌ عَلَیْهِمْ وَلاَ هُمْ یَحْزَنُونَ

    “Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”[13] Sadakalarımızı daha sıklaştırmalı, maddi gücü olmayan kardeşlerimizin bu aylarda sıkıntılarına derman olmalıyız. Sadakalarımızdan başka hayır adı altında ne yapabiliyorsak üç aylarda bu faaliyetlerimizi daha da sıklaştırmalıyız.

    Bu aylarda Rabbimizi daha çok anmaya ve Sevgili Peygamberimize Salat-u Selamlar getirmeye özen gösterelim. Çünkü kalpler ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olmakta, Dualar ise salat-u selamlar ile makbul olmaktadır. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizlere salat-u selam hakkında şunları hatırlatmaktadır.

    إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِکَتَهُ یُصَلُّونَ عَلَی النَّبیِّ یَا أَیُّهَا الَّذینَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَیْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِیماً

    “Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin”[14]

    Ebedi hayatımızı dünyada yaşadığımız şu kısa hayatımız belirleyecektir. Allah’ın razı olacağı, emirlerin yerine getirildiği, yasaklarından kaçınıldığı ve insanlığa göndermiş olduğu son peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’e uyulduğu takdirde ebedi hayat olan ahiret hayatı Cennet olacaktır. Bu sebeple bu gün girmiş olduğumuz bu üç ayları olabildiğince iyi değerlendirmeliyiz. Unutmayalım ki, geçen senelerde bizimle olup da şu an aramızda bulunmayan nice insanlar var ve bir sene sonra üç aylara kavuşma imkânımız bizimde olmayabilir.

    Vaazımızda şu hususları sizlerle paylaşmaya çaba gösterdik.

     Üç önemli ay: Recep, Şaban, Ramazan

    Dört önemli gece: Regaib, Miraç, Beraat, Kadir

    Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Receple başlayan, Şaban’la devam eden ve nihayetinde Ramazanla son bulan ayların toplu adıdır.  

    Üç aylar mevsimi sanki manevi hayatımızı bakıma alacağımız yoğun bir zaman dilimi.

    Üç aylar ilahi rahmetin sağanak sağanak yağmaya başladığı zaman dilimi.

    Üç aylar Peygamberimizin hakkında duada bulunduğu zaman dilimi.

    Üç aylar içerisinde barındırdığı dört önemli gece ile affedilmek isteyenler için bulunmaz bir zaman dilimi.

    Üç aylar halini düzeltmek isteyenlere bir fırsat.

    Üç aylar rahmetin gazabı geçtiğinin bir sembolü.

    Üç aylar Yaratanın yarattığını unutmadığının tezahürü.

    Üç aylar Yaratanın yarattığı kullarına karşı gösterdiği sevginin sonucu.

    Yüce Rabbim Recebi ve Şaban’ı bizlere mübarek kılsın, bizleri Ramazana kavuştursun. Kendi rızasına uygun işler yapmayı, Habibine layıkıyla ümmet olmayı bizlere nasip etsin.

    30 Nisan Çarşamba itibariyle gireceğimiz Üç aylarınız ve cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

    Ahmet ÜNAL

    Uzman Vaiz

    Yazı kaynağı : www.guncelvaaz.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap