Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz

    1 ziyaretçi

    özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi

    Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi

    Uğur Mumcu yöneticilerin kişilikleri çoğu kez, siyasal düzenin niteliğine bağlıdır der.

    Cumhuriyetin ilk yıllarında emperyalizme karşı verilmiş bir bağımsızlık savaşının hamuru ile yoğrulmuş Cumhuriyet yöneticileri, sayıları çok da fazla olmayan hukukçu, ekonomist, mühendis, mimar, doktor, öğretmen ve aydın önderliğinde yıkılan bir imparatorluğun küllerinden, çağdaş Türkiye yaratıldı.

    Başarının anahtarı hiç kukusuz bu kişilerin sahip oldukları bağımsızlık bilinci, çağdaşlaşma ve aydınlanma istenci ve ulusal onurdu. O yılların siyasal düzeni bu değerler üzerine inşa edilmişti.

    Demokrat Parti iktidarı ile birlikte bu değerler bir bir yıkıldı. Siyasal düzenin niteliği giderek değişti. Bugün geldiğimiz noktada yöneticilerin ve medyada boy gösteren sözde aydınların çok büyük bir kısmında artık bağımsızlık bilincinin varlığından ve ulusal onura sahip olduklarından söz edilemez.

    Hangi kademede olursa olsunlar bu nitelikte olanlar öyle ya da böyle susturulmaktadır.

    ***
    Bundan 16 yıl önce karlı bir Ankara gününde Uğur Mumcu’da hunharca katledildi.

    Yılmadan, yorulmadan bağımsızlık bilincinden, ulusal onurdan, Atatürkçü Düşünce Sisteminden bahsediyor, ulusunu uyarıyor, aydınlatıyor, savaşıyordu.

    Yıllar öncesinden (25.8.1975, Sesleniş, Cumhuriyet Gazetesi) “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diye haykırıyor, günümüze sesleniyordu.

    Dağ gibi kara yağız delikanlıların, mum ışığında kitap okuyarak büyümeye çalışan çocukların, mimarların, mühendislerin, Hipokrat yemini etmiş doktorların, avukatların, işçilerin, fidan gibi genç kızların dövüldüğünü, dövüleceğini, işkence gördüğünü, göreceğini, hücrelere atıldığını, atılacağını, asıldığını, asılacağını, vurulduğunu, vurulacağını, ecelsiz öldüğünü, öldürüleceğini haykırıyordu.

    Çünkü onlar Mustafa Kemal’in armağanı olan bağımsızlık bilinci ve ulus olma onuruna sahiptiler. Yoksul halkının yüreğini kendi yüreklerinde taşıyarak katılmışlardı kavgaya. Diplomalarını mor binlikler getiren senet gibi kullanmamışlardı. Yaşamlarının en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi vermişlerdi topluma. Yabancı petrol şirketlerine karşı devleti savunmuşlardı. Ülkelerinin bağımsızlığını haykırmışlar, Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı açılan bayrağı dik tutmak istemişlerdi.

    Hem bunları vicdanın sustuğu, hukukun sustuğu, insanlığın sustuğu anlarda, başlarına gelecekleri bile bile esaretten, işkenceden, ölümden korkmadan yapmışlardı.

    Günümüz Türkiye sinde, bağımsızlık bilincinden bihaber, ulusal onurdan yoksun, emperyalizmin ahtapot kollarına teslim olmuş siyasal düzenin hakim güçleri emperyalist emirler doğrultusunda vurulan halkımın mezar taşlarına basa basa, sahte demokrasi ve özgürlük naraları atarak ‘bağımsız Türkiye’ diye haykıranları susturmaya, ezmeye, yok etmeye devam ediyor.

    ***

    Uğur Mumcu 34 yıl önce “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” derken 1977 yılında Orhan YAVUZ, 1978 de Bedri KALAFAKİOĞLU, Bedrettin CÖMERT, Doğan ÖZ, Necdet BULUT, 1979’da Abdi İPEKÇİ, Ümit DOĞANAY, Cavit Orhan TÜTENGİL, Cevat YURDAKUL, Talip ÖZTÜRK, 1980’de Nihat ERİM, Gün SAZAK, Ümit KAFTANCIOGLU, İlhan ERDOST, Kemal TÜRKER, 1990’da Muammer AKSOY, Turan DURSUN, Bahriye ÜÇOK, Çetin EMEÇ, 1991’de Adnan ERSÖZ, 1992’de Kemal KAYAHAN, 1993’de Uğur MUMCU, 1994’de Mehmet TOPAÇ, 1995’de Onat KUTLAR, 1996’da Metin GÖKTEPE, 1999’da Ahmet Taner KIŞLALI, 2001’de Gaffar OKKAN, 2002’de Necip HABLEMİTOĞLU, 2006’da Mustafa Yücel ÖZBİLGİN, 2007’de Hrant DİNK ve diğer faili meçhul kurbanlar nezdinde, uğrunda öldüğü halkının tekrar tekrar vurulacağına dikkat çekiyor.

    Ama çok önemli bir uyarı daha yapıyor: Unutma!

    ***

    Katledilişinin 16. yıldönümünde bugün (24 Ocak 2009) ülkemiz ulusal basınını oluşturan 20 gazetede (21. gazete olarak Cumhuriyet’i bunun dışında tuttum) yazısı yayınlanan 192 yazarın sadece bir tanesi köşesinde Uğur Mumcu’nun katledilişine değinmiş. Basınımızın bağımsızlık bilinci ve ulusal onurunu temsil eden Cumhuriyet Gazetesini ve diğer gazetelerde sayıları pek de çok olmayan yazarlarımızı tenzih ederek Uğur Mumcu’nun “Kişilikler çoğu kez siyasal düzenin niteliğine bağlıdır” uyarısına yeniden dikkat çekmek istiyorum. Unutmamak çok önemli! Pek çok şey unutturulmaya çalışılıyor.

    ***

    "Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

    Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi.. Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

    Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi..."

    Yazı kaynağı : blog.milliyet.com.tr

    Uğur Mumcu'nun katledilişinin üzerinden 28 yıl geçti: 'Korkmadan öldük ey halkım unutma bizi'

    Uğur Mumcu'nun katledilişinin üzerinden 28 yıl geçti: 'Korkmadan öldük ey halkım unutma bizi'

    İleri Haber

    Ankara’da 24 Ocak 1993 yılında evinin önündeki arabasına bomba yerleştirilerek katledilen usta gazeteci Uğur Mumcu'nun aramızdan ayrılışının üzerinden tam 28 yıl geçti.

    Türkiye 1990'lı yıllarda ardı arkası kesilmeyen aydın cinayetleriyle çalkalanıyordu. Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu da bu aydınlardan biriydi.

    Mumcu, yazıları nedeniyle birçok kez tehdit almış, hatta yaşamını yitirmesinden bir yıl önce "Beni öldürecekler” demişti. 

    Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te öldürüldü...

    Saldırıyı İBDA-C ve Hizbullah gibi terör örgütleri üstlendi.

    Aradan yıllar geçmesine karşın cinayet aydınlatılamadı. Dosya hâlâ faili meçhul...

    Uğur Mumcu'yu katledilişinin 28. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.

    *

    "Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.

    Korkmadan öldük ey halkım unutma bizi!..

    Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi.

    Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi..."

    Cumhuriyet, 25 Ağustos 1975

    Yazı kaynağı : ilerihaber.org

    Bir şehir mumyasıdır, alnımda rüzgâr şimdi.. on Tumblr

    JavaScript is not available.

    We’ve detected that JavaScript is disabled in this browser. Please enable JavaScript or switch to a supported browser to continue using twitter.com. You can see a list of supported browsers in our Help Center.

    Help Center

    Terms of Service Privacy Policy Cookie Policy Imprint Ads info © 2023 Twitter, Inc.

    Yazı kaynağı : twitter.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap