Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    ötenazinin yasal olduğu ülkeler

    1 ziyaretçi

    ötenazinin yasal olduğu ülkeler bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Ötanazi

    Ötanazi (Yunanca: ευθανασία - ευ, eu, "iyi,güzel"; θάνατος, thanatos, "ölüm"), bir kişinin veya bir hayvanın yaşamını, yaşamlarının dayanılamayacak durumda olarak algılanması sebebiyle, acısız veya çok az acıtan bir ölümcül enjeksiyon yaparak, yüksek dozda ilaç vererek veya kişiyi yaşam destek ünitesinden ayırarak sonlandırmak. Ötanazi uygulaması bu üçü dışında farklı formlarda da olabilir; örneğin pasif ötanaziye kişinin tedavi edilebilecek ama ölümcül bir bulaşıcı hastalığının tedavi edilmeyerek kişinin, pasif olarak, ölümüne yol açılması dahildir. Ötanazinin farklı tipleri farklı yasal uygulamalara tabiidir. Pasif ötanazi genelde birçok ülkede, farklı koşullar altında yasalken, aktif ötanazi çoğu ülkede yasaktır. Genellikle ötanazi başlığı altında tartışılan hekim destekli intihar (physician assisted suicide) genel olarak yasa dışı olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri'nin Washington, Oregon, Montana ve Vermont eyaletlerinde yasaldır. Aktif ötanazi Türkiye'de yasal değildir. Yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, hastaya ötanazi uygulayan fail (hekim), tasarlayarak (taammüden) adam öldürme hükümlerine göre yargılanır ve ağırlaştırılmış müebbet (ömür boyu) hapis cezasıyla cezalandırılır. Bazı ülkelerde ötanazi yasal olmasa da, ötanazi faili cezaya çarptırılmaz.

    Etimolojisi ve anlamları[değiştir | kaynağı değiştir]

    Fransızca euthanasie veya İngilizce euthanasia "bir kimseyi acı çekmemesi amacıyla öldürme" sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Eski Yunanca ευθανασία(euthanasía) "hayırlı ölüm" sözcüğünden alıntıdır. Yunanca sözcük Eski Yunanca eû εῦ "iyi, hayırlı" ve Eski Yunanca thánatos θάνατος "ölüm" sözcüklerinin bileşiğidir.

    Hekim tarafından uygulanan ötanazi tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Antik Yunan ve daha sonra Antik Roma’da ölümcül hastalığa yakalanmış hastaların tedavi edilmemesi sıkça karşılaşılan bir durumdu; bu tip bir hastayı tedavi etmeye çalışmanın hekime ancak utanç ve başarısızlık kazandıracağı ve bu tip bir uygulamanın genel olarak yanlış bir uygulama olduğu kanısı yaygındı. Bununla birlikte, Hipokrat Yemini’nde açıkça belirtildiği gibi, hekimin hastaya, hasta arzu etse dahi ölümcül bir ilaç vermesi veya tavsiye etmesi yasaktır; hoş karşılanmaz (Edelstein, s.6). Bununla birlikte Antik Çağ’ın ünlü filozoflarının birçoğu, örneğin Eflatun, Aristo ve Zeno, kentin (polisin) kaynaklarını tüketen, tedavisi olmayan hastalıklara sahip hasta yetişkinlerin gönüllü olmasalar dahi öldürülmelerinin veya bakımsızlıktan ölmelerine yol açmanın (yani pasif olarak ölmelerini sağlamanın) uygun olduğunu iddia etmişlerdir (Carrick; Anagnastopoulos). Bununla birlikte kişinin kendi yaşamına son vermesi hakkındaki görüşleri daha değişkendir. Örneğin Aristo intiharı kınarken, Seneca kişilerin yaşamlarını istedikleri zaman sonlandırmaya hakları olduğunu belirtmiştir.

    Hristiyanlığın yükselişiyle birlikte ötanazi konusundaki olumlu görüşler azınlığı oluşturmaya başlamıştır, zira Hristiyanlığın temel ilkelerine göre ötanazi büyük bir suç olarak nitelendirilmiştir . Bununla birlikte ötanaziyi veya kişinin ölümü seçme hakkı olduğunu savunan önemli isimler de olmamış değildir. Yazar Michel de Montaigne farklı bir perspektifle, “bizi yaşamın ölümden daha kötü bir duruma düşürmesiyle”, “Tanrı’nın bize (kendimizi öldürme) izni” verdiğini ve “en gönüllü (biçimde gerçekleşen) ölümün en iyisi” olduğunu belirtmiştir (Montaigne, 1946 [1580], s. 338). İngiliz filozof ve yazar Francis Bacon ise, hekimlerin hastaların ölümünü kolaylaştıracak bilgiye ve yeteneğe sahip olmaları gerektiğini yazmıştır. Bunların dışında İngiliz yazar John Dryden ve Charles Blount aşk acısı, onur veya sefalet gibi şeyler nedeniyle intihar etmeyi savunmuşturlar (Ferngren). Bu konuda en çarpıcı isimlerden birisi ünlü filozof David Hume olmuştur. “İntihar Üzerine” isimli denemesinde kişinin sefil bir hayatı sırf yaratıcısını mutlu etmek için sürdürmeye çalışmasını öngören dini görüşe karşı çıkar ve kişilerin otonomilerine ve özgürlüklerine vurgu yapar. Ayrıca, Antik Çağ filozoflarına benzer şekilde topluma katkısı olmamasına rağmen toplumsal kaynaklardan yararlanan bireylerin yaşamlarını devam ettirmeye zorunlu olmadıklarını savunur. Ünlü Alman filozof “Nietzsche de Hume’nin, otonomi sahibi kişilerin, toplumsal faydalılıklarını ve hazlarını yok eden bir hastalığa sahiplerse ölümlerine karar verebilme hakkına sahip oldukları, görüşünü benimsemiştir” (Encyclopedia of Bioethics, p. 1425). Destekleyenlerin dışında Hume’nin görüşünü benimsemeyen birçok ünlü filozof da olmuştur. Immanuel Kant için ihtiharın hiçbir çeşidi kabul edilemezdir. Çünkü onun ahlak teorisi ihtiharı her koşulda ve şartta reddeder.

    Bunların dışında Darwinizmin 19. yüzyıldaki yükselişiyle birlikte, “kutsal yaşam” kavramı büyük bir darbe almış, hekim tarafından uygulanan ötanazinin savunucularının sayısı yükselmiştir. Ayrıca doğal seçilimin, suni olarak insan türü üzerine uygulanması ve öjenik tartışmaları açısından, ötanazinin ‘istenmeyen, doğal olarak kurtuluş şansı az olan’ belirli hasta grupları ve toplumsal gruplar üzerine uygulanması tartışması da Darwinizmin yükselişiyle belirgin bir seviyeye ulaşmıştır. Alman Ernst Haeckel, 1868’de Almanya’daki, fiziksel ve zihinsel olarak tedavi edilemeyecek bozukluklara sahip kişilerin acısız bir şekilde öldürülmeleri gerektiğini savunmuştur. Nazi Almanya’sında bu tip görüşler büyük bir yükseliş göstermiş fakat 2. Dünya Savaşı sonrasında kaybolmuştur. Dünya çapında devlet politikası olarak veya akademik anlamda bu tip bir ötanazi tartışması bugün yer almamaktadır.

    Bugün ötanazi taraftarları ve ötanazi karşıtları farklı argümanlarla ötanazi tartışmasına katkıda bulunmaktadırlar. Ötanazi dünya çapında kabul edilmiş, yasal bir uygulama olmamakla birlikte, bazı ülke ve eyaletlerde yasaldır ve uygulanmaktadır; Hollanda,[1] Belçika ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Teksas eyaleti örnek olarak verilebilir. Bununla birlikte, bu ülkelerde ötanazinin uygulanması için uyulması gereken belirli şartlar ve prosedürler vardır. Pasif ötanazi, aktif ötanaziye oranla, daha yaygın bir şekilde farklı ülkelerde uygulanmaktadır.

    Belçika'da 2014 ilkbaharında yürürlüğe giren yasa ile 18 yaş altındaki vatandaşlara ötanazi hakkı tanıyan ilk ülke Belçika oldu. Yasa, ilk kez 2016'da uygulandı.[2]

    Dinler açısından ötanazi[değiştir | kaynağı değiştir]

    İslam[değiştir | kaynağı değiştir]

    İslam’a göre, insan Allah tarafından yaratılmıştır ve hayat ona Allah tarafından bahşedilmiştir. Bu sebeple insanın kendi canı üzerine karar verebilme hakkı yoktur, bu hak ancak Allah’ındır. Buradan hareketle İslam dininde hem intihar hem de ötanazi benzeri uygulamalar yasaktır, katil olarak görülür. Ayrıca, hayatın uzamasını sağlayacak her türlü uygulamanın uygulanması da gereklidir ve bu tip uygulamaların, durum müsaitken uygulanmaması yani bireyin ölüme terk edilmesi de yasaktır. Bu kurallar toplumsal yararlılığını kaybetmiş topluluklar için de geçerlidir ve toplumsal yararlılığını yitirmiş veya buna hiç sahip olamamış insanların öldürülmesi veya bakımsızlıktan ölüme terk edilmesi katl ile eşdeğerdir. İnsanın Allah’tan ölümü dilemesi de İslam’da hoş karşılanmayan bir davranıştır.

    Musevilik[değiştir | kaynağı değiştir]

    Museviliğin ötanaziye bakış açısı, insana ve insan hayatına bakış açısı temellidir. Musevilikte insanın Tanrı tarafından yaratıldığı ve hayatın Tanrı tarafından insana bahşedildiğine inanılır ve bu kutsal metinlerde de açıkça belirtilmiştir (Yaratılış, 2:2-27). Buradan hareketle kişinin, sanki hayatı kendisi yaratmış veya hayata sahipmiş gibi davranması beklenilemez; Tanrı tarafından bahşedilen hayat yine Tanrı tarafından, Tanrı’nın dilediği anda kişiden alınacaktır, bu sebeple kişinin kendi hayatını veya bir başkasının hayatını alması meşru değildir(Yaratılış, 9:5-6). İnsanın tanrı suretinde yaratıldığı inancı Musevilikte de bulunmaktadır ve bu da hayatın ve insanın özel bir ‘kutsallığı’ barındırdığı fikrini desteklemekte, ötanaziye bu anlamda da karşı çıkmaktadır. Kişinin toplumsal yararı kalmasa ve hatta yoğun acı içinde olsa dahi, hayatını mümkün olduğu kadar uzatması şarttır. Toplumsal yararı kalmamış insanların veya ağır bozukluklarla doğmuş bebeklerin aktif olarak öldürülmesi veya bakımsızlık sebebiyle ölüme terk edilmesi de yasaktır.

    Hristiyanlık[değiştir | kaynağı değiştir]

    Hristiyanlık dini Musevilik kutsal metinlerini, kutsal metinleri içinde kabul ettiğinden insan ve insan hayatına dair akaid temelde büyük oranda benzerdir. Hristiyanlığın doğuşundan itibaren, kişinin kendi canına kıyması veya başkalarının canına kıyması kesinlikle yasak kılınmıştır. İnsanın tanrı suretinde yaratılmış olması inancı Hristiyanlıkta da mevcuttur ve insan, insan hayatı özel bir ‘kutsallığı’ içinde barındırır. Hristiyanlıkta da belirli bir toplumsal grubun, örneğin toplumsal yararlılığını kaybetmiş toplulukların, canına kıyılması meşru değildir. Çok erken dönemlerden itibaren (yaklaşık M.S. 2. yüzyıl) Hristiyanlık, intihar, çocuk ve bebeklerin katli (infantisit) ve benzeri eylemleri yasaklamıştır.

    Hristiyanlık tarihinin önemli isimlerinden Augustine intiharı yoğun bir şekilde eleştirmiş ve intiharı 10 Emir’den altıncısı olan “Öldürmeyeceksin” emrine karşı bir hareket olarak görmüştür. Nitekim Hristiyanlığın genel görüşü bu olmuş ve 325 yılında, Roma İmparatorluğu’nun resmî dininin Hristiyanlık olarak ilan edilmesiyle birlikte intihar katl ile aynı görülmüştür. İntihar edenlerin Hristiyan mezarlıklarına gömülmesine karşı çıkılırken, intihar edenlerin mal varlıklarına da el konulmaya başlanmıştır. Daha sonraları ünlü teolog ve filozof Thomas Aquinas da intiharı eleştirmiş ve kınamıştır. Bu sıralarda ortaya çıkan yaklaşım, bugün Katolik Kilisesi’nin intihar ve ötanaziye dair görüşlerinin temelini oluşturmaktadır.

    Protestanlıkta da durum pek farklı olmasa da zaman içinde değişim söz konusu olmuştur. Her ne kadar ilk dönem Protestanlığın önemli isimlerinin görüşleri Katolik Kilisesi’nin ve ilk Hristiyan yazarlarının görüşlerinden farklı olmasa da, son dönem ve çağdaş Prostestan din adamlarının ötanazi topluluklarında yer aldıkları ve ötanaziyi savundukları da görülmüştür. Bu tip din adamlarına Joseph Fletcher örnek olarak verilebilir

    Budizm[değiştir | kaynağı değiştir]

    Theravada Budizminde bir rahip ölümün avantajlarından veya hayatın sefaletlerine kıyasla ölüm sonrası yaşamın iyiliğinden intiharı özendirecek şekilde bahsederse aforoz edilebilir. Ayrıca tedavi edilemeyecek derecede hasta kişilere bakarken, bu kişilerin ölümünü hızlandıracak şekilde davranmak da yasaklanmıştır (Bhikkhu).

    Aktif ve pasif ötanazi[değiştir | kaynağı değiştir]

    Aktif ve pasif ötanazi, amaç ve son açısından aynı olmakla birlikte uygulanan prosedürün farklılığı açısından, farklı yasal durumlara sahip olmuşturlar. Yine de bu iki ötanazi türü arasında gerçekten bir farklılığın olup olmadığı, eğer biri diğerinden daha iyiyse bunun pasif ötanazi mi yoksa aktif ötanazi mi olduğu etik ve felsefî bağlamda tartışılan önemli bir meseledir. Bugün yasal olarak pasif ötanazi aktif ötanaziye oranla daha iyi karşılanmaktadır ve aktif ötanaziye oranla daha çok ülkede ve bölgede yasal olarak uygulanmasına izin verilmektedir. Bununla birlikte özellikle felsefe çevrelerinde pasif ötanazinin aktif ötanaziden, belki ancak yasal olarak daha iyi olabileceğine, pratikte büyük ihtimalle daha kötü olabileceğine dair yorumlar mevcuttur. Pasif ötanazinin, karşılaştırıldığında, aktif ötanaziden daha kötü olduğunu iddia eden ünlü isimlerden James Rachels “Active and Passive Euthanasia” isimli eserinde çeşitli örnekler sunarak, niçin ötanazi uygulanacak kişinin pasif ötanazi sonucu uzun süre acı çekerek ölmesinin, aktif ötanazi sonucu kısa ve acısız bir ölümle ölmesinden daha iyi olabileceği sorusunu sormakta ve bu noktadan hareketle çeşitli örnekler sunmaktadır(Rachels). Bununla birlikte pasif ötanazinin aktif ötanaziden daha uygun ve iyi olduğunu savunan çevreler sıklıkla eylem ve eylemsizlik doktrini (acts and omissions doctrine) ve benzeri doktrin ve argümanları ortaya koymaktadırlar. Yasal açıdansa pasif ötanazide, ötanazi uygulanacak kişiye karşı aktif bir öldürme eyleminin uygulanmadığı fakat bunun aktif ötanazide söz konusu olmadığı fikri baskındır.

    Doktor destekli intihar[değiştir | kaynağı değiştir]

    Sık sık ötanazi başlığı altında işlenen bir başka konu da hekim destekli intihardır (physician assisted suicide). Hekim destekli intiharda, ne tam olarak aktif ne de tam olarak pasif ötanazi mümkünken, durumun salt intihar olmadığı da ortaya atılmıştır. Kısaca, hekim destekli intiharda, kişinin isteği üzerine hekim kişinin kendisini öldürebilmesini mümkün kılacak ortamı hazırlar. Burada hekim kişiyi ne doğrudan öldürmekte ne de dolaylı olarak ölmesine sebep olmaktadır yani pasif ötanazideki gibi örneğin bakımsızlık veya yaşam destek ünitesinden ayrılması sonucu ölüm mevcut değildir. Hekim sadece kişinin intihar etmesi için uygun olacak koşulları ve durumu hazırlar, ve sonuçta kişiyi öldüren yine kişinin kendisidir.

    Konuyla ilgili birçok kişi hekim destekli intiharın ötanaziden daha farklı bir biçimde, intihar kavramına daha yakın olarak incelenmesinin daha yararlı olacağını savunmaktadır. Hekim destekli intihar Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington, Oregon, Montana ve Vermond eyaletlerinde yasaldır. Bunun dışında hekim destekli intiharın savunucuları genel olarak ötanazi savunucularından daha azdır ve hekim destekli intihar genel olarak dünya çapında yasa dışıdır.

    Ek okuma[değiştir | kaynağı değiştir]

    Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

    Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

    Yazı kaynağı : tr.wikipedia.org

    Ötenazi nedir, hangi ülkelerde yasal? İşte ötenazinin yasal olduğu ülkeler

    Ötanazi nedir, nasıl uygulanır, hangi ülkelerde yasal? İşte ötanazi türleri

    Ötanazi nedir, nasıl uygulanır, hangi ülkelerde yasal? İşte ötanazi türleri

    Ötanazi ya da ötenazi zaman zaman tartışma konusu oluyor. Zira, kişinin hayatını sona erdirme işleminin resmi olarak yapılması, yaşam hakkının ihlali olduğu, devletlerin yurttaşlarına ölmeyi teşvik ettiği yönünde eleştirilere neden oluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, ötanaziyi meşru görmese de bu konudaki kararlarına bakıldığında 'pasif ötanazi'nin yasal görülmesi eğiliminde olduğunu söylemek mümkün.

    ÖTANAZİ NE DEMEK?

    Bir kişinin veya bir hayvanın hayatını, yaşamlarının dayanılamayacak durumda olarak algılanması nedeniyle, acısız veya çok az acıtan bir ölümcül enjeksiyon yaparak, yüksek dozda ilaç vererek veya kişiyi yaşam destek ünitesinden ayırarak tıbbi olarak sonlandırma işlemine 'ötanazi' adı veriliyor.

    Ötanazi, Fransızca 'euthanasie' veya İngilizce 'euthanasia', 'bir kimseyi acı çekmemesi amacıyla öldürme' sözcüğünden geliyor. Bu kelimeler ise eski Yunanca'da 'euthanasia' yani 'hayırlı ölüm' ve 'thanatos' yani 'ölüm' sözcüklerinden esinlenmiş.

    ÖTANAZİ NASIL YAPILIR?

    Ötenazinin uygulanma işlemi en başta bir terapi ve detaylı araştırmayla başlar. Hasta olan kişinin, ölümü kendisinin istediğini söyleyerek beyan etmesi gerekir. Aynı zamanda ötenazi uygulanmasını isteyen hastalar, ölümü istemeyi sadece kendileri söylediklerinde gerçekleşebilir. Bunun tersi bir şekilde kişinin yakınları bu duruma karışamaz.

    Hasta kişinin canını acıtmadan, kendisine uygun şekilde ötanazi işleminin nasıl uygulanacağı, ötanazi işleminin evreleri, ötanazi işleminde kişinin neleri yaşayacağı tüm detaylarıyla bir uzman tarafından kişiye anlatılır. Bunun ardından kişi ötenazi işlemini kabul ederse işlem ancak o şekilde başlar.

    Ötenazi işlemi bir enjektör içinde bulunan özel ve oldukça güçlü olan karışım vücuda enjekte edilerek gerçekleştirilir. Bu işlemin ardından bu olayı hiçbir geri dönüşü olmaz. Hasta olan kişi ve yakınlarından bu işlem öncesinde en uygun şekilde anlatıp resmi şekilde yazılır. Ardından onaylanması için imzalanır ve bu belge saklanır.

    Ötenazi işlemine başlarken hasta derin bir şekilde uyutulur. Ardından asıl işlem olan enjeksiyon işlemi gerçekleştirilir. İşlemin hemen ardından kişinin nefesi kesilir fakat kişi bu sırada derin bir uykuda olduğu için hiçbir şekilde bu işlemi hissetmez. Bu şekilde acısız bir şekilde hayattan ayrılması sağlanır.

    ÖTANAZİ ÇEŞİTLERİ NELER?

    Ötanazi işlemi, 'pasif' ve 'aktif' olarak iki şekilde uygulanıyor.

    Pasif ötanazide, hasta olan kişiye uygulanan tedavinin kişiye yardımcı olmadığı durumda, hastanın hayatını uzatacak olan tedavi işlemleri durdurulur. Hastaya sadece hastalığın semptomlarına yönelik olarak tedavi verilir. Kişinin hastalığına karşı bir şey yapmayarak sadece acısını dindirerek ölümünün beklenir.

    Aktif ötenazide, bir sağlık çalışanının kişinin ölüm sürecine doğrudan şekilde katılmasıdır. Uzman bir doktorun gerekli prosedürlerin yerine getirilmesinin ardından kişi için belirlenen enjeksiyon uygulamasını gerçekleştirerek kişinin ölüm sürecine girmesini sağlanır.

    ÖTANAZİ İSLAM DİNİNE GÖRE CAİZ Mİ?

    Ötanazinin dinen caiz olmadığını belirten Diyanet İşleri Başkanlığı, konuyla ilgili olarak şu açıklamada bulundu:

    "Tıbbi verilere göre yaşama umudu kalmamış ve şiddetli acılar hisseden bir insanın hayatına bir başkanını eliyle son verilmesi olan ötanazi talepte bulunun kişi açısından intihar, bunu yapan açısından cinayettir. Allah'ın emanet ettiği cana haklı bir gerekçe olmadan kıymak asla caiz değildir. Çünkü bu hem Allah'ın koyduğu sınırları çiğnemek hem de onun takdirine karşı isyan anlamına gelir. Çekilen acılar müminin günahları için kefarettir. Üstelik hızla gelişen tıp alanında yeni tedavi imkanlarının bulunması da muhtemeldir."

    ÖTANAZİ TÜRKİYE'DE YASAL MI?

    Ötanazi Türkiye'de yasal değil. Yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, hastaya ötanazi uygulayan fail (hekim), tasarlayarak (taammüden) adam öldürme hükümlerine göre yargılanır ve ağırlaştırılmış müebbet (ömür boyu) hapis cezasıyla cezalandırılır. Bazı ülkelerde ötanazi yasal olmasa da, ötanazi faili cezaya çarptırılmaz.

    ÖTENAZİ HANGİ ÜLKELERDE YASAL?

    Dünyada ötanazinin yasal olduğu ülkeler; Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Kanada, Kolombiya, Avustralya, Yeni Zelanda, İspanya olarak biliniyor.

    Hollanda, dünyada ötanaziyi yasal hale getiren ilk ülke olmuştu. Hollanda ve Belçika'da 12 yaşından büyük çocuklar için bile uygulanıyor.

    İngiltere, ABD, Fransa, Almanya'da ise pasif ötanazi yasal olarak uygulanıyor.

    Yazı kaynağı : www.cumhuriyet.com.tr

    O ülke de ötenaziyi yasallaştırdı

    O ülke de ötenaziyi yasallaştırdı

    Ölümcül hasta olanların yasal yollardan tıbbi destekle hayatlarına son vermesi anlamına gelen ötenaziyi yasallaştıran ülkelere Avustralya da katıldı. Avustralya’nın Victoria eyaleti ülkede ötenaziyi yasallaştıran ilk eyalet oldu.

    Geçen yıl babasını kaybettikten sonra ötenaziyi desteklemeye başlayan Victoria eyaleti Başbakanı Daniel Andrews yasanın hem Avam Kamarası’nda hem de Senato’da kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, “Bugün bir reform günü, şefkat günü, ölümcül hasta olanlara kendi hayatlarını kontrol etme şansı verdiğimiz gün” dedi.

    Tartışmalı yasa Senato’dan 18 hayır oyuna karşı 22 evet oyuyla geçerken, Avam Kamarasında 47 meclis üyesi ötenaziyi destekledi, 37 üye ise hayır oyu verdi. Victoria eyaleti Sağlık Bakanı Jill Hennessy de Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Zafer! Şefkatli bir eyaletiz!” yazdı.

    Dünyada ötenazinin yasal olduğu ülkeler Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Kanada. Hollanda, dünyada ötanaziyi yasal hale getiren ilk ülke. Hollanda ve Belçika'da 12 yaşından büyük çocuklar için bile uygulanıyor. Ayrıca ABD’nin Washington, Oregon, Montana ve Vermond eyaletlerinde de aktif ötenazi uygulanabiliyor.

    Ülkemizde 1998 yılında yayınlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’nin “Ötenazi Yasağı” başlıklı 13. maddesine göre, ötenazi yasaklanmış durumda. Söz konusu maddede şöyle deniliyor: “Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahi, kimsenin hayatına son verilemez.”

    Odatv.com

    Yazı kaynağı : www.odatv4.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap