Bu sitede bulunan yazılar memnuniyetsizliğiniz halınde olursa bizimle iletişime geçiniz ve o yazıyı biz siliriz. saygılarımızla

    öldükten sonra dirilmeye ne denir

    1 ziyaretçi

    öldükten sonra dirilmeye ne denir bilgi90'dan bulabilirsiniz

    Ba's Nedir? İslam'da Yeniden Dirilme Nasıl Olacak? Ba's Yeniden Dirilme Hakkında Ayetler Ve Hadisler

    Ba's Nedir? İslam'da Yeniden Dirilme Nasıl Olacak? Ba's Yeniden Dirilme Hakkında Ayetler Ve Hadisler

     Kuran'ı Kerim'de dünya hayatının göz açıp kapayıncaya kadar geçeceğine dair birçok ayet vardır. Örneğin Müminun Suresinin 112. ayetinde, yeniden diriltilen insanlara yeryüzünde ne kadar kaldıkları sorulur. Onlar da cevaben bir gün ya da daha az kaldıklarını söyler.

     BA'S Nedir?

     Esma-i Hüsna'da yer alan 99 isimden biri olan Ba's kelimesinin sözlük anlamı göndermek, ulaştırmak ve yollamaktır. Dini kaynaklarda Bas*i Emvat şeklinde de geçem bu kelime aynı zamanda ölüleri diriltmek anlamına gelir.

     Birçok ayette her şeyi yoktan var eden Allah için ölüleri yeniden diriltmenin çok kolay olduğu yazılır. Kıyame Suresinin 4. ayetinde, ahiret gününü ve yeniden dirilmeyi yalanlayanlara istinaden, Allah'ın insanları parmak uçlarına kadar aynı yaratmaya muktedir olduğu bildirilir.

     İslam'da Yeniden Dirilme Nasıl Olacak?

     Kıyamet gününde dört büyük melekten biri olan İsrafil Sur borusuna iki kez üfleyecektir. Sura ilk üflendiğinde o anda dünyada yaşayan tüm insanlar ölecek, ikinci kez üflendiğinde ise tüm ölülere diriltilip Allah'ın huzurunda toplanacaktır. Kıyamet gününde dünya hayatından sorguya çekilmek üzere Allah'ın huzurunda toplanmaya haşr denir. O zamana kadar yaratılmış olan tüm insanların toplanacağı yere ise Arasat ya da mahşer adı verilir.

     Yevmü'l Bas, yeniden dirilme günü anlamına gelirken Yevmü't Fetih de tüm günahların ve sevapların açığa çıkacağı gün demektir. O gün insanlar cennete ya da cehenneme gönderileceği için kıyamet ve yeniden dirilme günü için ''Darü'l Karar'' ifadesi de kullanılır.

     Dünya hayatında Allah'ın emir ve yasaklarına uyan takva ehli kullar bir atın üstünde mahşer yerine gelecektir. Münkirler, müşrikler ve münafıklar ise kör, dilsiz ve sağır olarak haşrolacaktır. Kafirler için zaman çok ağır ve eziyetli geçecektir. Mümin kullar ise acı ve sıkıntıdan azade olacaktır.

     Buhari ve Müslim'in naklettiği birçok hadise göre, insanlar mahşerde beklerken güneş bulundukları yere iyice yaklaştırılacaktır. Müminler serin olan yerlerde gölgelenirken, Allah'ı, peygamberleri ve ahiret gününü yalanlayanlar güneşin yakıcı sıcağını hissedecektir. O an onlar için korku ve endişe had safhaya varacak ve herkes kendi derdine düşecektir.

     Cehenneme gidecek olanlara amel defterleri sol tarafından verilecektir. Onlara bu nedenle kitabı sol tarafından verilen manasındaki Ashab-ı Yesar ve Ashab-ı Şimal denir. Sonsuza kadar cennette kalacak olan kullara ise Ashab-ı Yemin ve Kitab-ı Meymene olarak adlandırılır.

     BA'S Yeniden Dirilme Hakkında Ayetler ve Hadisler

     1- İsra Suresi - 51

     Dediler ki, öldükten sonra bizi yeniden diriltecek olan kimdir? De ki: Sizi ilk kez yaratan olan Allah! Bunun üzerine alaycı bir şekilde sana şunu diyecekler. ''Bu dediğin ne zaman gerçekleşecek?'' De ki: ''Çok yakında.''

     2- Ankebut Suresi - 20

     De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da yaradılışın nasıl başladığına bakın. Allah, ahiret gününde de sizi böle yaratacaktır. Şüphesi Allah'a her şeye Kadir olandır.

     Hadisler:

     1- Kurak bir mevsim gelir de sonra her yer yine yemyeşil olur. İşte ahiret gününde de Allah insanları yeniden böyle diriltecektir.

     2- İnsanlar öldüğünde bir kemik hariç her parçası ölür. İnsanlar kıyamet gününde Acb'üz Zeneb adı verilen o kemikten diriltilecektir.

     Kaynak: Diyanet

    Yazı kaynağı : www.hurriyet.com.tr

    YENİDEN DİRİLME NEDİR? - Yeniden dirilme ne demek?

    YENİDEN DİRİLME NEDİR? - Yeniden dirilme ne demek?

    Öldükten sonra yeniden dirilmeye ne denir? Yeniden dirilme nedir, nasıl olacaktır? Kur’an’da geçen yeniden dirilme ayetleri.

    Öldükten sonra yeniden dirilmeye Ba’s" denir.

    YENİDEN DİRİLME NASIL OLACAK?

    Kıyametin kopmasından sonra İsrafil (a.s) sûra ikinci defa üfürecek ve bütün canlılar yeniden dirilecektir. Ehl-i sünnet inancına göre yeniden diriliş, beden ve ruh olarak gerçekleşecektir. İnsanı ilk olarak yaratan Allah’ın, ölüp toprak olduktan sonra ikinci kez yaratmaya da gücü yeter. Âyetleri inkâr edenlerin derilerine azap uygulanacağını bildiren âyetle,[1] mahşerde hesap sırasında insanın el, dil ve ayaklarının tanıklık yapacağını bildiren âyetler,[2] yeniden dirilişin ruh ve bedenle olacağını gösterir.

    YENİDEN DİRİLME AYETLERİ

    Kur’an’da yeniden dirilişle ilgili olarak şu deliller ileri sürülür:

    1. Bir şeyi yoktan var edenin, o şeyi ikinci defa var etmesi öncelikle mümkündür. Âyetlerde şöyle buyurulur: “Kendi yaratılışını unutup, bize bir örnek getirerek şöyle diyor: Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek? De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.” [3]

    “Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilme konusunda kuşkuda iseniz, (bilin ki) biz sizi topraktan, sonra nutfe (sperm) den, sonra alaka (embrio) dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki size (gücümüzü) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra olgunluk çağına erişmeniz için sizi (büyütürüz.). Bununla birlikte kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir şey bilmemek üzere, ömrünün en kötü çağına ulaştırılır. Sen yeryüzünü kupkuru ve susuz bir halde görürsün. Fakat biz onun üstüne suyu indirdiğimiz zaman, o harekete gelir, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.[4]

    2. Zor bir şeyi yaratan daha kolayını yaratabilir. Göklerin ve yerin yaratılması insanın yaratılmasından daha zordur.[5] Diğer yandan insanın ilk yaratılışı ikincisinden daha zordur.[6]

    3. Ölü bir durumda olan yeri canlandıran Allah, insanı da diriltebilir.[7]

    4. Bir şeyi zıddına çevirebilen, onu yeniden benzerine çevirebilir. Ateşi suyu bol yeşil ağaçtan çıkaran Allah, insanı da yeniden yaratabilir.[8]

    Hz. Peygamber’in çeşitli hadislerinde de yeniden dirilme konusunda bilgi verilmiştir. Bir hadiste şöyle buyurulur: “İnsanın kuyruk sokumu kemiği (acbü’z-zeneb) dışındaki her şeyi, ölümünden sonra çürüyüp yok olacaktır. Kıyamet günü yeniden diriltme bu çürümeyen parçadan olacaktır.” [9] Başka hadislerde kıyamet günü bütün insanların diriltileceği, kabirden ilk olarak Hz. Muhammed’in kalkacağı,[10] ve her kulun öldüğü hal üzere diriltileceği bildirilmiştir.[11]

    Dipnotlar:

    [1] Nisâ, 4/56. [2] Nûr, 24/24, 25. [3] Yâsîn, 36/78, 79. [4] Yaratılış aşamaları: Yukarıdaki âyette yer alan bu yaratılış aşamaları günümüz Anatomi bilimi ile de örtüşmektedir. Bu âyette cenin dönemi, “nutfe, alaka ve mudga” sırasına göre zikredilmiştir. 400-500. milyon erkek sperminden (nutfe), bir tanesinin, kadının yumurta hücresini aşılamasıyla, embrio (alaka) dönemi başlar ve kadının ovariumuna tutunarak, hücre bölünmesi yoluyla çoğalmaya başlar. Önce şekli belirsiz bir çiğnem et (mudga) halini alır, daha sonra organlar belirli hale gelince, yaklaşık dört aylık olunca ruh üflenir. Kan pıhtısı hükmünde olan embrio (alaka) dönemi yaklaşık bir buçuk- iki ay kadar sürer. Bu dönemde zarûret veya ihtiyaç durumunda ceninin düşürülmes caiz olur. Organların teşekkül etmesinden ruh üfleninceye kadar olan dönemde, sebepsiz yere ceninin düşürülmesi ise caiz olmayıp, “gurre (diyetin yirmide biri)” denilen  bir tazminat cezasını gerektirir. Ancak kadının frengi, kanser, felç ve ağır kalp rahatsızlığı gibi doğum yapmasını ya da hayatını riske sokan hastalıklar varsa, bunlar çocuğun aldırılması için bir özür sayılır. (bk. Hamdi Döndüren, Aile İlmihali, İst. 1995, s. 255-260). Âyette benzer gelişmenin kuru toprağa suyun inmesi ile, bitkiler âleminde de gerçekleştiği belirtilir. [5] Ahkâf, 46/33. [6] Rûm, 30/27. [7] Hac, 22/5-7. [8] Yâsîn, 36/80, 81. [9] Buhârî, Tefsîr, 39/3; Müslim, Fiten, 141, 142. [10] Buhârî, Tefsîr, 39/3; İbn Mâce, Cenâiz, 58. [11] Buhârî, Rikâk, 45; Müslim, Cennet, 55-59, 83.

    Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

    İslam ve İhsan

    Öldükten Sonra Dirilme

    Öldükten Sonra Dirilme İle İlgili Ayet ve Hadisler

    Yazı kaynağı : www.islamveihsan.com

    Ba's ne demektir? Öldükten sonra yeniden diriliş nasıl olacaktır? Yeniden dirilişi aklın kavraması, kalbin inanması için ne yapmalıyız?

    Ba's ne demektir? Öldükten sonra yeniden diriliş nasıl olacaktır? Yeniden dirilişi aklın kavraması, kalbin inanması için ne yapmalıyız?

    Değerli kardeşimiz,

    Ba’s, öldükten sonra tekrar diriliş, kabir âleminden mahşere çıkış demektir. Ba’s, bir başka doğumun adıdır. Kabir âlemindeki ruhların bir anda ceset giyerek ahiret âlemine doğuşları, haşir meydanına çıkışları.Bakara Sûresi’nde, insanoğluna, bir ilâhî sitem vardır:

    Biz, hepimiz, bütün bir beşeriyet bir ölü devre yaşadık. Bu devre, âdem babamız için “balçık” devresiydi. Topraktan süzülen bir sülaleye, kim bilir belki de bir ilâhî programa veya bir genetik yapıya, Cenab-ı Hakk’ın ruh vermesiyle ortaya çıkan bir diriliş, meleklerin nazarına sunulmuştu. Cansız toprak canlanmıştı. Bu olay, daha sonraki insanlarda bir kademe perdeli olarak sergilendi. Bir sebzeyi yiyen insanda, bir süre sonra beyaz kan dediğimiz insan tohumu teşekkül ediyor, ölüler diriliyor. Anne karnında dört ay yarı canlı olarak büyüyen ve bir bakıma ölü hükmünde olan insan bedeni, Âdem babamıza ruh verilmesinin bir başka misaline sahne oluyor ve o rahim karanlığında ruha kavuşuyor, hayatla aydınlanıyor.

    Ana rahminde ölülere hayat vermenin bir numunesini böylece sergileyen ilâhî kudret ve hikmet, nice cansızları cana kavuşturarak bitki yahut hayvan haline getiriyor ve o çocuğun annesine gıda yapıyordu. Böyle nice diriliş tecellileriyle beslenip büyüyen insanoğlu, belli bir yaşa gelince imtihan sırrı olarak, şeytanın hücumuna hedef oluyor ve kalbine diriliş hakkında şüpheler atılıyordu: “İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekmiş”, diye...Bu ve benzeri bütün şüphelerin cevapları, Kur’an-ı Kerim’de insana öğretiliyor ve insan, Kur’an’a tâbi olmakla şeytana uymak arasında bir imtihan geçiriyordu.

    Meryem sûresi 66-67. Âyetler:

    Etrafımızı saran varlıklar âleminden sadece üç varlığı, nutfeyi, çekirdeği ve yumurtayı şöyle bir düşünelim: Birincisinin kâinatla olan münasebetine rahim vasıta olmuş. Bu âlemin mahsûlleri annenin midesine akıyor, oradan da nutfenin imdadına koşuyor.

    Yumurtada böyle bir alışveriş yok. O, âlemden alacağını âdetâ depo etmiş. Kuş olup uçmak için tek arzusu, belli bir süre ve belli seviyede ısı. Çekirdekte ise durum daha farklı. O, bu âlemin bir parçası olan toprağa, doğrudan bırakıyor kendini. Kâinatla alışverişini böylece yapıyor. İnsan, yaratılma denince sadece baba sulbünden ana rahmine geçmeyi ve orada dokuz ay olgunlaştıktan sonra dünya yüzüne çıkmayı anlıyor. Ve kendisine ahirette yeniden ve bir anda yaratılacağı haber verildiğinde, bu gerçeği dar zihnine sığdıramıyor. Halbuki, nutfe, yumurta, çekirdek üçlüsüne bir bakabilse, bu dünyada bu farklı kanunları koyanın, mahşerde bir dördüncü tip yaratmayı da sergileyebileceğini hiç de akıldan uzak görmez. 

    Resulûllah Efendimizin (asm.) insanoğlunun beş şeyini hayretle karşıladığını ifade buyurduğu meşhur bir hadis-i şerifleri var. Bu beş şeyden birisini de şöyle ifade buyuruyor: 

    Gerçekten uyku ölümün bir çeşidi. Ayaklarımız yatakta uzanıyor ama yürüyemiyor. Kulaklarımız açık ama bize bir şey duyuramıyor. Rüya âlemiyle başka âlemlerle alâka kuruyoruz. Bu uyku hâdisesini Allah yaratıyor. Beşerin buna takati yetmez. His âlemimizi bu âlemden çekip bizi başka diyarlarda o gezdiriyor. 

    Uyanma bir başka harika. Onun da yaratıcısı Allah. Bizi o gaybi âlemlerden çekip, yeniden bu dünyanın işlerine, onun seslerine, onun renklerine o döndürüyor.

    İnsanoğlu her gün ölüp ertesi gün dirilmekle ömrünün günleri sayısınca, ölümün ve dirilişin numunelerini yaşıyor. İşte bu insanın, yeniden dirilmeyi, mahşere çıkmayı, hesap vermeyi inkâr etmesini, Resulûllah Efendimiz (asm.) hayretle karşılıyorlar. Şeytanın diriliş hakkındaki vesveselerinden uzak kalmak istiyorsak nefsimize şu mesajı sıkça tekrarlamalıyız: 

    İnsanın her gün yaşadığı bu ölüp dirilme hâdisesini, üzerinde yaşadığımız arz küremiz de her yıl yaşıyor.

    Bu büyük hâdiseyi Kur’an-ı Kerim şöylece nazarımıza veriyor: 

    Dirilişi Anlamak

    Nur Külliyatı'ndan Haşir Risalesinde, öldükten sonra dirilmenin kavranabilmesi konusunda şu anahtar cümle geçer:

    Haşir denilince, insanların yeniden yaratılmasıyla başlayan yeni ve ebedî bir hayat hatıra geliyor...

    Bilindiği gibi, İsm-i A’zam bütün esmâyı içine alıyor ve mahşer meydanında bütün İlâhî isimlerin tecellisini görmek mümkün değil. O halde bu ifadeyi “ba’s (diriliş), haşir, mizan, sırat, cennet ve cehennemin” bütünü olarak anlamamız gerekiyor.

    O yeni yaratılış ve o ikinci hayat bu dünya ile mukayese edildiğinde, dünyanın bütün saadetleri ve acıları o âlemdekilere göre “gölge” gibi zayıf kalıyor.

    Bu gölgeler de, yine esmâ tecellileriyle ortaya çıkarlar, ama bu tecelliler azamî derecede değildirler. Her ismin a’zam mertebesi ahirette tecelli edecektir.

    Kışın ölen bitkiler âleminin bahar mevsiminde yeniden yaratılmaları, haşirde bütün insanları birden diriltmesi yanında bir gölge gibi kalır. 

    Bu tecelliyi mahşerin dehşeti takip eder. Peygamberlerin bile nefislerini kurtarma derdine düştükleri bir “celâl tablosu” sergilenir. Dünyanın bütün korkutucu hadiseleri o dehşet yanında gölge gibi kalır.  

    Onu müteakiben, beşerin bu kadar karışık hesaplarının bir anda görülmesiyle Allah’ın Serü’l-Hisap olduğu  sergilenir. Dünyadaki her türlü sorgu ve muhakeme onun yanında yine gölge kadar zayıf kalırlar.

    Bu dünyada  bitkilerin yarı canlı, hayvanların ve insanların canlı oluşları, “taşıyla, toprağıyla hayattar olan cennetteki hayat” yanında yine gölge gibi kalırlar.

    Bu  dünyada, “topraktan belli bir zaman sonra çıkan rızıklar, o rızıkların yine kademeli olarak hazmedilmeleri, acıkma için belli bir sürenin geçmesi” cennetteki rızıklanma yanında yine gölge gibi kalırlar.

    Dünyanın nehirleri cennet nehirleri yanında, dünyanın köşkleri cennet köşkleri yanında, dünya bahçeleri cennet bahçeleri yanında gölge gibi zayıf düşerler.

    Örnekleri artırabiliriz.

    Öte yandan, dünyadaki ıstıraplar cehennem azabı yanında gölge gibi kalırken, dünyadaki ateşler de cehennem ateşine nispetle yine gölge kadar hafiftirler.

    Biz bu dünyada “gölgeler âleminde” yaşıyoruz. O “asıllar âleminin” kalbimizde kemaliyle yerleşmesi için,

    gerçeğinden hareketle,  önce bu dünyada tecelli eden isimleri küllî manada düşünmemiz, daha sonra bunların ahirette azamî derecede tecelli edeceklerine nazar etmemiz gerekiyor. Ancak böylece, “bu âlemde bu kadar harika icraatlar gösteren İlâhî isimlerin, ahiretteki  tecellilerinin akıl almaz derecede ileri olacaklarını” anlar ve haşrin ve ahiretin o tecellilerle çok kolayca yaratılacağını rahatlıkla kabul ederiz. Ahiret âlemini ve onun başlangıcı olan haşir hadisesini sadece kendi aklımızın muhakemesine bırakmaz, bu dünyadaki cemal ve celâl tecellilerinden o âlemdeki azamî  tecellilere kolayca intikal ederiz. 

    Yoksa, insan buradaki tecellileri bile küllî manada düşünmeden, sadece bazı numunelere bakılıp, ahiretin nasıl yaratılacağını anlamaya  kalkışırsa aklı o azamet karşısında bocalar, kalbi  de inanmakta zorlanabilir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet

    Yazı kaynağı : sorularlaislamiyet.com

    Yorumların yanıtı sitenin aşağı kısmında

    Ali : bilmiyorum, keşke arkadaşlar yorumlarda yanıt versinler.

    Yazının devamını okumak istermisiniz?
    Yorum yap